Yetişkinlerin Çocukluktan Gelen Prangaları: İlişki Bağımlılığı

0 4.276

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Dizilerden, filmlerden, şarkılardan, çevreden duyduğumuz hatta belki de bizzat kendimizin söylediği o meşhur cümleler…

“Ben onsuz yaşayamam.”

“Onsuz hayatın anlamı yok.”

“Benim ondan önce bir hayatım yokmuş.”

Onsuz yaşayabilirsiniz, onsuz hayatın anlamı var, ondan önce de hayatınız vardı.

Bağlılık mı, bağımlılık mı?

Bu sorunun cevabını bulunca tüm taşlar yerine oturacak.

Klişe olacak ama biraz çocukluğunuza inmeye ne dersiniz?

Haydi başlayalım.

Konuya ‘Bağımlı kişilik nedir?’ bunun tanımını yaparak başlamak istiyorum.

Bağımlı kişilik, karşısındaki bireye ya da nesneye karşı aşırı güven duyan, bu nesne ya da bireyden aşırı ilgi bekleyen, beklentileri karşılanmadığında yoğun ümitsizlik, karamsarlık duygusuyla beraber öfke patlamaları gösterebilen genelde özgüven eksikliğiyle beraber kendini beğenmeme, sevmeme gibi özellikler taşıyan kişilik yapısıdır.

Bağımlı kişiliğe sahip bireyler;

  • Tek başlarına karar verme,
  • Yalnız kalabilme,
  • Yeni bir işe başlayabilme,
  • Başkalarının haksız ve yanlış davranışlarına karşı tepki gösterebilme,
  • Sorumluluk alabilme gibi davranışlardan kaçınırlar.

Eleştiriye, terk edilmeye, onay görmemeye, ayrılmaya karşı aşırı hassastırlar.

Kişi kendine göstermediği sevgi, bağlılık ve kendine duymadığı güveni nasıl başkasına karşı bu kadar yoğun hissedebilir?

Aslında bu sorunun cevabı bireyin çocukluk dönemi ve ebeveyn ilişkileri incelendiğinde oldukça net bir şekilde ortaya çıkıyor. Bebek ile bakım veren ebeveyn arasındaki ilişki çocuğun gelişim evrelerine göre şekillendirilmezse çocuklarda bağımlı kişilik yapısı oluşmaya başlıyor.

Normalde bebeklik çağında ebeveyn ve çocuğu arasında normal olan bağımlı ilişki örüntüsü çocuğun kendine yetebilme özellikleri ortaya çıktıkça azalır ve en sonunda yok olur. Ancak bu bağımlılık örüntüsü sürdürüldüğünde ve anne çocuğun temel ihtiyaçlarını karşılamaya devam ettikçe, çocuğun hayatına dair sorumluluk almasına izin vermedikçe, çocuğun problem çözücü, özgüven ve sorumluluk sahibi bir birey olmasını engeller. Çocuk, bu özellikleri kazanamadığında yetişkinlik döneminde kendini sadece ebeveynlerine değil çevresinde ona ilgi gösteren herkese teslim edecek bir karaktere bürünür. Bununla beraber ebeveynlerin kendi içlerinde tutarsız olması, istismar, ebeveynlerin aşırı kontrolcü ve otoriter olması da çocuklarda şiddetli kaygı ve özgüvensizliğe bağlı bağımlı kişilik yapısı oluşmasına neden olabilir.

Peki İlişki Bağımlılığı Nedir?

Bağımlılık aslında bir çeşit yetersizlik duygusudur.

Fiziksel ve zihinsel olarak yeterli olsa bile, kişinin yetersiz hissetmesi ve kendini yetersiz görmesidir. İlişki bağımlılığında tıpkı çocukluktaki gibi kişide kendinden ödün vermeze, yanlış bir karar verirse, özgüvenli davranırsa terk edileceği endişesi oluşur ve ilişkiye zarar gelecek kaygısı ile karşısındaki bireyi kısıtlama, aşırı kıskanma, sürekli sorgulama gibi davranışlar görülür. Karşı tarafın yoğun ilgisi azaldığı anda bireyde çok yoğun bir anksiyete durumu oluşur.

Ebeveynleri ile çocukluk döneminden itibaren güven bağları sağlam olmayan çocuklar yetişkinlikte sosyal hayattan kopuk sadece partnerine bağımlı biri haline gelirler. Bunun nedeni ise benlik sevgisini tamamlamaya ihtiyaç duymalarıdır. Bu kişiler partneri ile tartışma ya da ayrılık yaşadığında, acısını çok daha fazla yaşarlar. Yoksunluk hissederler. Kişilerde kaygı bozukluğu, öfke kontrol bozukluğu ve depresyon oluşabilir hatta bireyler intiharı bile düşünebilirler.

“Orada mı?

Hala benimle mi?

Beni görüyor mu?

Beni seviyor mu?

Ben onun hayatında önemli miyim?” vb soruların cevaplarını sürekli alamadığı zaman bağımlı kişi rahatsız olur ve ciddi vakalarda işini gücünü yapamayacak hale gelir.

“O” insan olmadan, haber alamadığı müddetçe gün içerisindeki fonksiyonelliğini ve dikkatini kaybeder. İlişkilerinde bağımlılık gösteren kişinin tek odak noktası bağımlılık geliştirilen nesneye ulaşmaktır. İlişkinin içerisindeki bağımlılık tam olarak budur. O kişi aslında artık bağımlı olduğunuz bir “nesneye” dönüşmüştür.

Bir kişi diğerine çok fazla ilgi gösterirse önce karşı tarafın çok hoşuna gider ama bu taşlar yerine oturana kadardır. Bağımlı kişi sevgisini karşı tarafa fazlaca ilgi göstererek, değerli hissettirerek göstermeye çalışır. Bu yakınlık çabasının karşı taraftan da verilmediğini fark ettiğinde anksiyöz hisseder ve ilgiyi arttırmaya çalışır. Bu anksiyöz anda ise diğer taraf partnerini nasıl sakinleştireceğini bilemeyebilir. Dolayısıyla sorumluluk duygusuna eşlik eden bir suçluluk duygusu deneyimler ve bu duygudan uzaklaşmak için ilişkiden uzaklaşmaya çalışır.

Bu döngüde, ilişki bağımlılığında istismara çok açık ve güvensiz bir alan bırakılmış olur. Bağımlı ilişki örüntülerine sahip olan kişiyi, bağımlı olunan kişi kullanabilir. Kişi kendi varlığını, prensiplerini ve sorumluluklarını yok saydığı için karşı tarafın söylediği her şeyin olması gerektiğini düşünür, sorgulayamaz. Burada aşırı kaybetme korkusu, terkedilme veya yalnız kalma korkusu vardır. Bu korkular o kadar yoğundur ki kişi buradan kendisini alamadığı için mutlaka karşı tarafın söylediği her şey gerçekleştirilmelidir diye düşünür.

Peki İlişki Bağımlılığından Nasıl Kurtulabiliriz?

Her bağımlılık türünde olduğu gibi bu konuda da çözüm için birinci basamak kabullenmek. Birey ilişkilerde bağımlı bir tutum sergilediğini kabul etmeli ve problemin kaynağının partneri değil kendisi olduğunu görebilmeli. Bağımlı kişi kaygılarının ve bu durumun üstesinden tek başına gelemeyebilir, bu konuda profesyonel bir yardım almak kesinlikle çok iyi bir karar olacaktır. Birey kaynakları, problemleri farkına vardıkça daha sağlıklı ilişkiler kuracak ve doğru ile yanlışı deneyimleyerek ayırt etme becerisi kazanacaktır.

Sorunlar bu raddeye gelmeden ebeveynlerin çocuk yetiştirme konusunda bilinçlenmesi ise sorunu kökten çözmeye yardımcı olacaktır.

Sağlıcakla kalın…

Yakın, D. (2014). Bağımlı Kişilik Örüntüsü ve Terapötik İş birliği: Şema Odaklı Bilişsel Davranışçı Terapi Uygulaması . AYNA Klinik Psikoloji Dergisi , 1 (2) , 1-13 . DOI: 10.31682/ayna.470585

Güçlü O., Erkıran M., Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Tanısı Alan Çocukların Ebeveynlerinde Kişilik Bozuklukları, Klinik Psikiyatri 2005;8:18-23.

Erkan E., Bağımlılık Kişilik Özellikleri İle Ebeveyn Duygusal Erişebilirliği Ve Helikopter Ebeveyn Tutumu İlişkisinde Kişilerarası İlişki Boyutlarının Aracı Rolü, Ankara, 2019, Yüksek Lisans Tezi.

Tanhan F., Mukba G., Spann-Fischer İlişki Bağımlılığı Ölçeği’nin Türkçe’ye Uyarlama Çalışmasına İlişkin Psikometrik Bir Analiz, Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, Sayı 36 (Temmuz 2014/II), ss. 179-189

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.