Yaşlılar Yalnızlığı Nasıl Yaşıyor?

0 855

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yaşlılık, sadece yaş alma ile sınırlandırılabilecek fizyolojik bir değişim değildir. Yaşlılık fiziksel, psikolojik ve sosyal yönleri ile bir bütündür.

İnsan yaş aldıkça sosyal hayattan, toplumdan geri çekilebilir. Çünkü yaşlılık döneminde rol kaybı, yakınların kaybı, emeklilikten dolayı iş arkadaşlarından ayrılma, kronik hastalıklar gibi sebepler eski ilişkilerin sürdürülmesini zorlaştırmakta ve sosyal bağlar zayıflamaktadır. Bunlar ile yaşanan birçok değişiklik ve kayıpların artması yalnızlığa zemin hazırlar.

Yaşlılıkta yeni sosyal ilişkilerin kurulduğu ortamlar azaldığından sosyal ağlar kurulamamakta ve sosyal izolasyon riski artmaktadır. Sosyal izolasyon, tek başına yaşamak ve toplum üyelerinden uzakta ikamet etmek; diğer insanlardan fiziksel olarak ayrı bulunmaktır.

Sosyal izolasyon ve yalnızlık birleşince ortaya çeşitli sosyal-psikolojik sorunlar ortaya çıkmaktadır. Uzun süren yalnızlık bir bireyin ruhsal olarak iyi olma duygusunu tehlikeye atabilir ve özkıyım riskini artırabilir.

Rol Kaybı

Yaşlılıkta sosyal izolasyonun, yalnızlığın en önemli nedenlerinden biri “Rol kaybı” diyebiliriz.

Çünkü birey yaş aldıkça;

  • Sosyal rollerini, (aile reisi, eve ekmek getiren kişi konumundan ailenin sırtına yük konumuna gelebilir)
  • Mesleğinin prestijini,
  • Sosyal statüyü kaybedebilir. Yaşlı bireyler geçmişteki statülerine, konumlarına bakarak “nerden nereye “diye düşündükleri için yeni sosyal ilişkilerden kaçınabilir ve bu durum yaşlı bireylerin sosyal ilişkilerini engelleyerek sosyal izolasyona ve yalnızlığa neden olabilir.

Peki, huzurevlerinde yalnızlık nasıl yaşanıyor?

Huzurevleri, yaşlı bireylerin korunmasını ve bakımının sağlanmasını amaçlayan kurumlardır. Bunun yanı sıra huzurevlerinin sosyal izolasyonu engelleyen sosyal kontrol mekanizmaları olarak işlev görmesi beklenmektedir.

Huzurevinde yaşayan bireyler birbirleri ile etkileşime girme imkânı yakalamaktadır. Beraber çok zaman geçirmeleri, fiziksel yakınlığın olması ve ortak kullanım alanlarından dolayı huzurevinde kalan bireyler de zorunlu etkileşim alanları doğar ve bu durum sosyal ilişkileri meydana getirir. Her ne kadar zorunlu etkileşimden dolayı sosyal ilişkiler meydana gelse de yapılan bir çalışmada, yaşlının huzurevine ilk yerleştiği dönemde sıkça gerçekleşen aile ziyaretleri zamanla azalmakta; ailenin yaşlıyla olan bağları zayıflamakta, hizmet sağlayıcılar acil bir durumda bile yaşlı yakınını bulmakta oldukça zorlanmaktadır. Bu yüzden yaşlı birey kuruma bırakıldıktan sonra düzenli aralıklarla ziyaret edilip, sık sık telefon ile görüşme sağlanarak yalnızlık düzeyi azaltılabilir.

Ve son olarak yapılan bir çalışmadaki huzurevi sakinlerinin yalnızlık ile ilgili sözleri aşağıda görebilirsiniz. İfadelerde yalnızlığın ne kadar içselleştirildiğini görebilirsiniz.

  • Yalnızlık Allah’a mahsustur. Yalnız kaldım. Dedim huzurevine gideyim.
  • Oo nasıl hemi de yalnızım burda yalnız kalıyorum mesela da böyleyim. Ama şorda arkadaşlarla sohbete daldı mı vakit geçiyo unutuyok, arkadaş olmazsa zor, zor kızım. İnkâr edenin gözüne dursun.
  • Benim buraya gelme sebebim evlenmek için. Evim de var; tarlam da var, param da var.
  • Yalnızlık cenabı Allah’a mahsus. Onun için kimseye yük olmam ne kardeşime ne komşuya ne şuna ne buna…Bir hayat arkadaşı bulsam gene (huzurevinden) gidecem.
  • … öyle insanlar var ki Allah’ın selamını bile vermeye çekiniyosun. Her şeye alınıyorlar. Bi de bu psikojik diil de sıkıntıdan dolayı oluyo.

Levent, T. A. Ş., & Şaldırdak, G. A. (2021). Huzurevinde Kalan Yaşlıların Sosyal İzolasyon Deneyimleri. İstanbul University Journal Of Sociology, 9-10.

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.