Uyku Sorunları Psikolojik Rahatsızlıkların Belirtisi Olabilir Mi?

0 3.558

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Merhaba değerli okuyucular;

Bu yazımda sizlerle birlikte vaktimizin önemli bir kısmını dolduran uyku davranışımızı ve uyku ile ilgi yaşadığımız sorunların altında yatan nedenlerin ruh sağlığımıza etkisini ele almak istiyorum.

Diğer önemli bir sorumu sormak istiyorum.

Bu sorulara verdiğiniz cevaplar olumsuzsa yalnız olmadığınızı söylemek isterim. Gelişmiş ülkelerdeki yetişkinlerin üçte ikisi 8 saatlik gece uykusunu bir şekilde alamamaktadır.

Uyku ile ilgili birçok düşünce mevcuttur. Bazıları için uyku en büyük ihtiyaçken bazıları uykuyu vakit kaybı olarak görmektedir.

Bu düşünceler bizi ‘Neden uyuruz?’ sorusunun cevabını bulmaya davet etmektedir. Uzun yıllar bu soru gizemini korumuştur. Bilim insanları neden uyuduğumuz konusunda bize tutarlı ya da tam bir cevap verememişler. Hayatımızın üç temel dürtüsünün -yemek, içmek ve üremek-işlevlerini uzun yıllardır bilmemize rağmen canlılar aleminde ortak olan dördüncü temel biyolojik dürtü – uyku dürtüsü-binlerce yıl boyunca bilimin elinden kurtulmayı başarmıştır.

Uyku hiç şüphesiz insan davranışları arasında en kafa karıştırıcı olanıdır. Uyku davranışına hangi açıdan bakarsanız bakın biyolojik olarak saçma görünecektir. Uyurken beslenemezsiniz, sosyalleşemezsiniz, bir eş bulup çiftleşemez ve hatta olası tehlikelere karşı kendinizi koruyamazsınız. Bunlara rağmen uyku davranışı varlığını sürdürmeye devam etmiştir. Bugüne dek incelenen bütün türler uyur. Bu basit olgu, uykunun gezegenimizdeki hayatla evrimleştiğini kanıtlamaktadır.

Sorumuza dönecek olursak, “Neden uyuruz?” sorusuna verilecek tek bir cevap bulunamamaktadır. Bedenimizde uykunun en iyi şekilde güçlendirmediği tek bir önemli organ ya da beynimizde uykudan olumlu etkilenmeyen tek bir süreç yoktur. Uyku beynin öğrenme, ezberleme, mantıklı kararlar alma ve seçimler yapma becerilerimizin de aralarında olduğu pek çok fonksiyonu zenginleştirmektedir. Ruh sağlığımıza da nazikçe hizmet eden uyku, duygusal beyin devrelerimizi yeniden ayarlayarak ertesi günün zorlukları karşısında doğru kararlar alabilmemizi sağlamaktadır.

Kaliteli bir uykunun vücudumuza yararları ne kadar çoksa uyku problemlerinin de vücudumuza hem psikolojik hem de fizyolojik birçok zararı bulunmaktadır.

“Uyku bozuklukları başlı başına bir hastalık olarak görülebileceği gibi başka bir fizyolojik ya da ruhsal hastalığın bir belirtisi olarak ortaya çıkabilmektedir.”

Ruhsal bozuklukların çoğunda görülen yakınmaların başında, uykunun nicelik ve niteliğindeki değişmeler gelir. Uykuyu başlatma ve sürdürme güçlüğü, kötü uyku kalitesi en sık karşılaşılan sorunlardır . Ruhsal bozukluklarda uyku örüntüsü sağlıklılardan farklı olmakla birlikte, herhangi bir bozukluk için ayırt edici bir özellik gösterilememiştir. Uyku sorunları ruhsal bozukluğu olan kişilerde yaşam kalitesini düşürmekte ve tedavi yanıtını olumsuz etkilemektedir.

Depresif Bozukluklar ve Uyku

Ruhsal bozukluklarda uyku değişkenleri en çok depresif bozukluğu olan hastalarda araştırılmıştır. Uyku ve depresif bozuklukların ilişkisi karmaşık ve güçlüdür, depresyon uyku sorunlarına yol açabileceği gibi, uyku sorunları da depresyona neden olabilmekte ya da eşlik edebilmektedir. Depresyonda uykudan erken uyanma, tekrar uyuma güçlüğü ve kâbus görme olabildiği gibi bazı depresyon hastaları ise aşırı uyumaktadırlar. Özetle, depresyonun uyku ve bozuklukları ile ilişkisi pek çok çalışmada gösterilmiştir. Depresyonda uyku ile ilişkili öznel yakınmaların yanı sıra uyku yapısıyla ilgili nesnel değişimler dikkat çekmektedir ve hastalık tanısında, yinelemeleri öngörmede ve tedavide uyku değişkenlerinin önem taşıdığı bilinmektedir. Kötü uyku kalitesi depresyonda yineleme, depreşme ve özkıyım davranışı ile yakından ilişkilidir. Bu nedenle depresif hastalarda uyku sorunları dikkatle ele alınmalı ve tedavi edilmelidir.

Bipolar Bozukluk ve Uyku

Bipolar bozukluğun (BPB) hem manik hem depresif döneminde uykunun nicelik ve niteliği ile ilgili değişiklikler sıklıkla görülür. DSM 5’te majör depresyon dönemi için “neredeyse her gün uykusuzluk çekme ya da aşırı uyuma”, mâni ya da hipomani dönemi için ise “uyku gereksiniminde azalma” temel tanı ölçütlerindendir.

Uyku bozukluklarından insomnia ile manik dönemde, hipersomnia ile ise depresif dönemde daha sık karşılaşılır. Gece sık uyanma, uyku kalitesinde düşme, toplam uyku süresinde azalma ya da artma, gündüz aşırı uykululuk ve kâbus sıklıkla bildirilen yakınmalardandır.

Anksiyete Bozuklukları ve Uyku

Anksiyete bozukluklarında uyku sorunları, özellikle uykuyu başlatma ve sürdürme güçlüğü sıklıkla görülür. Uyku sorunları anksiyete bozuklukları ile görülebilir, anksiyetenin nedeni ya da sonucu olarak ortaya çıkabilir.

Uyku yoksunluğu anksiyete bulgularına yol açmakta, anksiyete bozukluklarında da bireyin içinde bulunduğu gerginlik, uykunun başlangıcında beklenen gevşemeye engel olmaktadır. Yapılan çalışmalarda insomniası olan hastaların %24-36’sında, hipersomniası olan hastaların ise %27-42’sinde anksiyete bozukluğu görüldüğü bildirilmiştir.

Sonuç olarak uyku davranışı vücudumuzun hem psikolojik hem de fizyolojik olarak iyilik halini sürdürebilmesi için oldukça önemlidir. Yazımda belirtmiş olduğum uyku sorunları ve yol açtığı ruhsal hastalıklar arasındaki ilişki bilgilendirme amaçlıdır.

Kendinizde bu tip sorunlar olduğunu düşünüyorsanız mutlaka bir uzmana başvurmayı ve uykunuzu ihmal etmemeniz gerektiğini aklınızdan lütfen çıkarmayın.

Necla Keskin, L. T. (2018). Ruhsal Bozukluklarda Uyku. Arşiv Kaynak Tarama Dergisi, 27-38.

Pıçak, D. (2010). Birinci Basamakta Uyku Bozukluklarına Yaklaşım Ve Öneriler. S. 12-22.

Walker, M. (2017). Uyumak. M. Walker İçinde, Niçin Uyuruz (S. 15-25). Pegasus Yayıncılık.

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.