Türkiye’de Azınlıklar Sağlık Hizmetini Nasıl Alıyor?

0 2.645

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Ülkelerin sağlık sistemi gelişmişlik düzeylerinin ve kalkınma yollarının en kritik anahtarlarından biridir. Bunun farkında olan ülkeler buna göre sağlık politikalarını iyileştirmek ve iyi bütçeler ayırmakta. Bizim gibi gelişmekte olan ülkelerin uluslararası yenilikleri takip ederek sağlığın evrensel olduğu gerçeğiyle kendi ülkesindeki tüm kitlelere ulaşmayı hedeflenmelidir.

Dünyanın henüz yeni yeni atlattığı ve hala mücadele ettiği Covid-19 salgını gösterdi ki; sağlık herkes için sağlık değil. Aşıya hala ulaşamayan dezavantajlı ülkeler, tedarik edilemeyen dozlar, pahalılıkları birbirinden farklı olan aşılar…

Tüm bunlar medeniyetimizin devasa bilim gücünün yanında devasa ayrımcılık yönünü de ortaya koymakta. Sağlık hizmetinde kalite bir yana eşitliği sağlamak hala günümüz dünyası için bir sorun konusu. Ne var ki son salgın bunu aleni bir şekilde göz önüne sermesi de yeterli olmadı.  Çünkü dünyada dezavantajlılar sadece fakir ülkeler değil, aynı zamanda azınlıklardır.  Azınlıklar salgından önce de ve sonra da etkin ve yeterli sağlık hizmeti alamayan gruplardı. Bu gruplara baktığımızda; Etnik/Irk Azınlık Grupları, Göçmenler ve Cinsel Azınlıklar şeklinde kategorize edebiliriz.

Peki, azınlıklar sağlık hizmeti alırken ne gibi sorunlarla karşılaşıyor? diye sorduğumuzda ise bu sorunun çok boyutlu cevapları mevcut.

En temelde ve zor olanlardan biri dil engelinden kaynaklı iletişim sorunu, sağlığı etkili yürütmedeki çevresel engeller ve sağlık hizmeti sunan kişilerin azınlık gruba bakış açısı gibi sorunlardan bahsedilebilir. Ancak tüm bu sorunları bilimsel ve geniş bir perspektifte ele almak nesnellik açısından önemli. Bu nedenle bu konuda yapılacak bilimsel çalışmalar sorun analizini kolay kılacaktır. Özellikle göçmen sorunun giderek arttığı ve göçmenlere bakış açısının medyatik ögeyle farklılaştığı bu dönemde mülteci olmak, mülteci çocuk olmak ve o kişilerin sağlığa erişebilirliği gibi konular güncelliğini korumakta. Burada kontrolsüz göçmen gibi politik konulara girmeyeceğim. En azından başlığın vermek istediği mesaj bu değil. Tüm dünya genelinde var olan azınlık ve sağlık hizmeti genelinde yazıyorum. Bu konunun resmi rakamlarla 5 milyon 506 bin 304 sayıda göçmen bulunduran bir ülke için zaten önemli olduğunu söyleyebiliriz.  Ancak bu durumdan da çok daha ilginç bir gerçek var ki o da azınlık grupları içerisinde göçmenlerle ilgili çalışmaların Etnik/Irk ve Cinsel Azınlıklara göre çok daha iyi durumda olması. Örneğin çeşitli kaynakların belirttiği sayıya göre ülkemizde 12-15 milyon Kürt etniğinde vatandaşımız var. Bu da Etnik/Irk Azınlık kategorisinde dikkate değer bir sayı. Tüm Kürt etnikli vatandaşların içinde illaki Türkçe bilmeyenlerin olabileceğini de düşündüğümüzde akıllara bir soru daha geliyor: Sadece birkaç yıldır ciddi anlamda ülkemizde bulunan göçmenler için hastanelerde profesyonel tercümanlar bulunurken modern devletimiz ve bununla birlikte modern hastanelerimiz kurulduğundan beri uzun yıllardır birlikte yaşadığımız Kürt etniğindeki vatandaşlarımız için neden yok? Eğer mesele bunu bir sorun olarak görmemekse, ya karşılaştığımız vakalar ne olacak?  Uzun süreli hastane yatışları, anlaşılmamış tetkikler, iyi alınamamış anamnezler… Bugün hala bu sorunlar mevcut ve biz bunu amatörce etrafımızda tercüme olabilecek kişilerle halletmeye çalışıyoruz. Sadece Kürt etniğine sahip olan azınlıklar değil, diğer az sayıda bulunan ülkenin vatandaşı olup Türkçe konuşmakta zorlanan farklı etnik kökenler için de bu geçerli.

İlişkili Diğer İçerikler

Ülkemizde bir tabu olan cinsellik ve farklı yönelimlerinden kaynaklı cinsel azınlıklarla ilgili yapılan çalışmalar bile Etnik/Irk Azınlık konusuna istinaden daha fazla. Burada etnik farklılık çalışmalarının cinsel kimlik yönelimleri çalışmalarından daha fazla tabu olduğu sonucu elbette abartılı olabilir. Zira bu konuda ölçek ve araştırmanın zahmetliliği gibi kısıtlılıklarımız var. Yine de bu konunun üzerinde durulmaya ihtiyacı olduğu aşikâr. En azından bilimsel verilerle ülkemizde yaşayan tüm etnik azınlıkların sağlık hizmeti kalitesini ortaya koyan bir araştırma şart. Çünkü bu ülkemiz için her anlamda yararlı olacaktır. Böylelikle eksikler tespit edilip etkin sağlık hizmeti için engel teşkil edilen konular hızlıca giderilerek uzamış işlemlerden kaynaklı sağlık ekonomisinin iyileşmesini, ulusal sağlık hizmetinin gelişmesini ve uluslararası etkin, adil bir prestijin de sunmasını sağlayacaktır.

2019 yılında Halk sağlığı sorunu olarak genel azınlık olma ve sağlık hizmeti olarak yapılan bir araştırmada şu ifadelere yer verilmekte: “İlk olarak, bu bireyler azınlık olma durumunun oluşturduğu etkiyle depresyon, stres ve anksiyete gibi sağlık sorunları yaşayabilmektedir. İkinci olarak, sağlık çalışanlarının tutumları ve yasal mevzuatlardaki yetersizlikler nedeniyle bu grupların sağlık hizmetlerine erişimlerinin önünde de birçok engel bulunmaktadır. Bu iki durum nedeniyle, azınlık ve etnik grupları sağlık açısından dezavantajlı gruplardandır. Bu yüzden azınlık ve etnik grupların sağlığının korunması ve geliştirilmesinde etkili bir halk sağlığı yaklaşımı önem oluşturmaktadır.

Ve ardından Sosyal-çevresel faktörler bazında Halk Sağlığı yaklaşımı için sunulan öneriler bunlar;

  • Fiziksel çevrenin iyileştirilmesi
  • Sosyal ve ekonomik koşulları ele almak
  • Uygun ve etkili sağlık ve sosyal hizmetlere erişimin iyileştirilmesi
  • Sağlıklı yaşam tarzları benimseme konusundaki engellerin azaltılması
  • Tüm halk sağlığı girişimleri azınlık etnik gruplarla da ilgili olmalıdır.
  • Azınlık gruplarının ihtiyaçları, nüfusun geri kalanıyla aynı anda karşılanmalıdır.
  • Ana girişimler, azınlık etnik grupların ihtiyaçlarını karşılayacak değişiklikleri içermelidir.
  • Bu önlemlerin alınabilmesi için azınlık sağlık uzmanlarının halk sağlığı girişimlerini geliştiren ekiplerin ayrılmaz bir üyesi olması sağlanmalıdır.
  • Tüm halk sağlığı politikaları ve planları, azınlık etnik grupların ihtiyaçlarının tam olarak nasıl karşılanacağını tam olarak detaylandırmalıdır.
  • Azınlık sağlığının halk sağlığı, tıp, hemşirelik, sosyal hizmet, eczacılık bilimi ve biyolojik ve sosyal bilimler gibi sağlıkla ilgili diğer disiplinlerdeki eğitim programlarının merkezi bir özelliği olması önemlidir.

Son olarak; biz sağlık çalışanları görevimize başlamadan önce bir and içtik. Öğrendiğimiz etik değerler çerçevesinde her koşulda sağlığın en önemli koruyucusu ve savunucusu olacağımızı söyledik. Yarınları aydınlık ve güzel yapacak olan tek şey vicdanımızın rehberini gözetmiş olmamızdır. Yeryüzünde doğru ve iyi olanın yanında olduğumuz kadar yer kaplayacağız ve ancak o kadar iz bırakacağız iyileşmeyi umman gözlerde. Önce bizi koruyan sonra bizim koruyabildiğimiz ütopik olmayan o ideal dünyaya…

Soner, G., & Avci, İ. A. (2019). Azınlıklar ve Etnik Gruplarda Halk Sağlığı Yaklaşımı. 4. Uluslararası Sağlık ve Spor Bilimlerinde Yenilikçi Yaklaşımlar Sempozyumu, 31-33.

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.