Tüm İnsanları Bir Küp Şekere Sığdırabilir Miyiz?

0 1.867

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Siz bu sorunun cevabını düşünürken ben cevap vereyim.

– Tabiki de evet! 🙂 Sığdırabiliriz.

Aslında hayatımızda hiçbir yere gerçek manada dokunmadığımızı duymuş olabilirsiniz. Evrenimiz ve tabiki de vücudumuz birer boşluktan ibaret. Hücrelerimiz, atomlarımız hatta atom altı parçacıkları bile boşluk barındırmaktadır. Dünyadaki tüm insanların boşlukları yok edilseydi hepimiz sadece bir küp şeker kadar kalırdık! Elbette geriye bizden pek bir şey kalmazdı.

Bunu mu neden mi anlattım?

İçinde yaşadığımız hayatı biraz olsun anlamlandırmak için küçük bir mola vermeniz için…

Birkaç farklı yönden hayatı sorgulamanın zamanını geldi ve bu hem mental sağlığımız için hem de toplum sağlığımız için son derece gerekli. Yüzde 99,9’u boşluk olan bir canlı olarak fazlasıyla karmaşığız ve hala mekanizmasını tam olarak beynimizle yaşamı daha da karmaşıklaştırıyoruz.

Artık daha derinlere yolculuğa hazırsanız boşluklardan sonsuzluk yargısına doğru adım atalım…

Sonsuzluk nedir desem herkesin aklına uçsuz bucaksız sayılar veya başı ve sonu olmayan çizgiler gelebilir.

Peki sonsuzluğun sonunun olmadığını bilebilir miyiz?

Belki de biz sonlu olan bir şeyin sonunu göremeyecek kadar küçük canlılarız. En az bir küp şeker kadar küçük! 🙂

Bu konu hakkında detaylı araştırmaların yapıldığı ve farklı disiplinlerden bilim insanların düşüncelerini paylaştığı bir belgeselle karşılaştığımda uzun bir zaman etkisinden çıkamadım. Çünkü yapılan araştırmalara göre madde düzeyinde her şeyin sonlu olduğu kanıtlandı.

Pürüzsüz bir metal topu elimizde tuttuğumuzu hayal edelim. Sonsuz pürüzsüzlükte harika bir top… Ama atomaltı parçacıklarına indiğimizde her bağlantı noktasının birer sonu olduğunu ve minik pikseller halinde bir arada durduğu kanıtlandı! Hiçbir şey sonsuz bir şekilde akıp gitmiyor aksine minik parçalara bölünmüş boşluklardan var oluyoruz.

İkinci bir örnek ise hava almayan bir kutunun içine elma koyup milyarlarca yıl gözlemleme imkânı bulursak ve parçacıkların dönüşebileceği tüm varyasyonlarını geçirmesine izin verirsek en sonunda tekrardan sağlam bir elmayı kutunun içinde buluruz. Çünkü parçacıkların bozunma sayıları ne kadar büyük ve çok olursa olsun bir sonu var! Çürümüş bir elma füzyona dönüşse dahi en sonunda tekrardan sağlam bir elmaya döner.

Bunları okurken kendinizi gerçekten de bir simülasyonun içine atılmış gibi hissediyor olabilirsiniz. 🙂 Bazen oturup ne kadar merak uyandırıcı ve harika bir yerde var olduğumuzu unutabiliyoruz. Sormayı, okumayı ve merak duygumuzu toplumsal olarak arttırmalıyız. Bunun için öncelikle kendi bedenimizi, yapımızı inceleyerek ve bunları anlayabileceğimiz düzeyde öğrenerek başlayabiliriz. Bir küp şeker kadar olsak dahi koca bir gezegeni yöneten eşsiz canlılarız.

Kafanızı soru işaretleri ile doldurup sizi evrenimizi, hayatı veya kendimizi sorgulamak için biraz olsun meraklandırdı isem bu yazı amacına ulaşmış demektir.

Sonsuzluk için daha fazlasını öğrenmek isterseniz linkten Netflix belgeseline ulaşabilirsiniz.

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.