Toplumsal Dilde Cinsiyet Ve Küfür

0 7.622

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Toplumsal cinsiyet, bir kişiye toplum tarafından yüklenen cinsiyettir.

Bu bir erkeğin ergenlik çağını geçtikten sonra etek giymesine toplum tarafından uygulanan yaptırım gibidir. En güçlü aktarım ise kuşkusuz kullandığımız dildir.

  • Kız gibi gülme,
  • Kız gibi ağlama,
  • Erkek Fatma,
  • Erkek güzeli,
  • Kariyer kadını,
  • Çalışan kadın gibi…

Tarihsel açıdan toplumsal cinsiyete bakıldığında en dikkat çeken konu; makyaj yapmak ya da daha genel bir ifadeyle, süslenmektir. Buradan şöyle bir soru doğmaktadır.

Neden erkekler değil de kadınlar süslenir ya da neden makyaj yaparlar?

Mantıklı bir tezle şöyle açıklanmaktadır.

Varoluştan günümüze kadar bedensel olarak erkekler kadınlardan güçlüdür. Günümüz bilgi çağına gelinceye dek geçen çağlarda her zaman beden gücü ön plana çıkmıştır. Bu nedenle kadınların korunması için güçlü bir erkeğin himayesine girmesi gerekmektedir. Erkeğin de kadını seçmesi için bazı farklılıkları araması gayet normaldir. Bu nedenle kadınlar süslenmeye ve de makyaj yapmaya başlamışlardır. Fakat bunun günümüze kadar gelmesi nasıl açıklanır, inanın bilemiyorum.

Pek çok küfür, hakaret, algı ve oluşturulan tabu; özellikle ataerkil toplumlar içerisinde erkeğe yüklenen ‘’hüküm, hükümdar’’ rollerinden kaynaklanmaktadır. Bu öyle bir algıdır ki bahsi geçen erkek gerek himayesindeki tüm insanlara gerekse de hayatındaki kadın/kadınlara her anlamda hükmetme yetkinliğine sahip olduğunu aklı erdiği zamandan itibaren öğrenmiş ve bu gücü koşulsuz şartsız kullanabilme hakkının olduğunu fark etmiştir. İnsanlık, yüzyıllar boyu kadının rollerini pasif bırakmış, onu insanların hem sosyal hem de özel yaşamlarında kullanılan ve taşınan bir eşya gibi zaman zaman gerekli zaman zamansa bir yük olarak görülmesine sebep olmuştur. Bu nedenledir ki hükmeden erkek yapısı onun ne istediğine veya ne hissettiğine önem vermeye gerek duymamıştır. Kadın, doğduğunda bir ‘’mal’’ olarak fiyatlandırılabilmiş, sahip olduğu fizyolojik ve biyolojik bedeninden ötürü de yetişkinlik döneminde de fiyata tabi tutulabilmiştir. Günümüzde ise halen daha kadın bedeni finansal bir kaynak olarak görünmekten kendini alamamıştır.

Tüm bu unsurlar kadını rezil bir canlı olarak göstermeye alışmış zihniyetlerce hakaret etmek veya aşağılamak için kullanılan küfür gibi kötü sözler öbeğine dâhil edilmekte bir sorun teşkil etmemiştir.

 ‘’Küfreden ilk insan aynı zamanda medeniyetin kurucusudur.’’  Sigmund Freud

Küfür her şeyden önce bir iç dökme eylemi. Bunda hemfikir olabiliriz.

Peki ya, duygu ve düşüncelerimizi neden kötü anlatımlarla ya da bilinçaltımıza işlenen tabularımızla ifade ediyoruz?

Böyle bir medeniyet unsuru olabilir mi?

Kelime anlamınca ‘’örtmek, gizlemek’’ olan küfür; cinsiyetin, cinsel ilişkilerin, dışkıların tabu olarak görülmediği, tüm canlıların eşit ve tüm tercihlerinde özgür olmaları halinde üretilmesi en güç söz öbeği olarak kabul edilebilir. Sigmund Freud’a göre ise bu önerme: ‘’İki insan imgelerinin birbirine yaklaşması onların kendi içinde ruhsallıkla nedenselliğin sınırında beliren huzursuzluk olarak adlandırılan iç sıkıntı, baş dönmesi ve bulantı arasında durumu ortaya koyar.’’ şeklinde açıklanmıştır.

Konunun uzmanı ve “Swearing Is Good For You” (Küfür Etmek İyi Gelir) adlı kitabın yazarı Dr. Emma Byrne “Küfrü tam anlamıyla tanımlamak çok, çok zor.” diyor. Bazı yerlerde insanlar bazı organlarla hakarete uğrar, bazılarında hayvan adlarıyla, bazılarında hastalıklarla, bazılarında ise bedensel işlevlerle. Ancak küfürde tek bir önemli unsur vardır: “İstediğiniz duygusal etkiyi elde etmek için, belirli bir toplumdaki tabularla oynamalısınız.”

Tabularınız, tabularımız…

Sıklıkla kadın ve kadın bedeninin aşağılanmasına yönelik kelime gruplarından oluşmaktadır. Tabi bildiğiniz üzere bu aşağılama genellikle erkeklik organı ile sağlanmaktadır. Türkçede küfrün en temel unsurunu ise kadınlar ya da eşcinseller. Kullanılan küfürlerin neredeyse tamamında kadınlara saldırılmakta, erkeklereyse hemen hemen hiç dokunulmamaktadır. Daha da kötü olanı ise, erkeklere saldırmak için yine kadınlar kullanılmakta. Tabiri yerindeyse, erkeğe halel getirilecek tek bir kötü söz dahi yok.

Ataerkil bir toplumda normlara göre “Kadınlar ağırbaşlı, itaatkâr ve evcil olmalı, erkeklerse girişken, koruyucu ve dışa dönük olmalıdır.”. Bu nedenle “itaatkâr” olmayan kadınlar ve mesela “koruyucu” olmayan erkekler a-normal kabul ediliyor ve “düzeltilerek” normatif yapıya uygun davranmaları bekleniyor. Yani hepimizin içinde bizden gizli serpilip büyüyen cinsiyetçi eğilimlerimiz var.  Hatta bunu açığa çıkarmak için sıklıkla anlatılan bir örneği sizinle paylaşmak istiyorum: ‘’Bir adam oğlunun elinden tutmuş onu okula götürmektedir. Birdenbire hızla gelen bir kamyon çocuğa çarpar, apar topar hastaneye yetiştirirler. Fakat onu gören doktor hemen: “Hayır! Ben bu çocuğu ameliyat edemem, çünkü o benim öz oğlum” der.

Peki, nasıl olabilir böyle bir şey?

Elbette zor değil. Doktor kadındır, ayrıca çocuğun annesidir.’’.

Zihnimizdeki cinsiyet rollerine ilişkin kalıp yargılar ilk anda bunu görmemize izin vermiyorsa, kabul edelim ki cinsiyetler arasında ciddi bir ayrımcılık politikası söz konusu ve bu ayrımcılık tüm cinsiyetçi eğilimlerin başı. Günümüzde halen daha çok ciddi bir sorun olan cinsiyetçilik, ayrımcılık kapsamında değerlendirilmesi gereken bir toplumsal olgudur ve en az etnik ayrımcılık ya da ırkçılık kadar tehlikeli.

Evrende küfreden tek canlı insanlar da değil.

Dr. Emma Byrne, şempanzelerin koruyucu ailelere alındığı ve bir hanedeki ailenin parçası haline geçirildiği müthiş deneyler olduğunu anlatıyor. Dr. Byrne ABD’li primat uzmanları Deborah ve Roger Foots’un şempanzelerin yanında sadece işaret diliyle konuştuklarını ve onlara birçok şey öğrettiklerini anlatıyor. Vahşi yaşamda şempanzeler genelde dışkılarıyla iletişim kuruyorlar. Ancak Foots ailesi, birlikte yaşadıkları evde tuvalet eğitimi verdikleri şempanzelere bunu yasaklayıp, sıkı bir tabu haline getirdiler.

Dr. Byrne “Bunu yaptıklarında şempanzeler ‘bağırsak hareketleri ya da pislik’ için kullandıkları işareti kullanmaya başladılar” diyor ve ekliyor: “Şempanzeler bu işareti öfkelendiklerinde kullanıyorlardı, kızdıkları diğer şempanzelere ‘pis maymun’ işareti yapıyorlardı ve bu onların kullanabilecekleri en kötü hakaretti.” Dahası bu şempanzeler birbirlerine kaka şakaları da yapıyordu. Dr. Byrne “Roger ve Deborah Foots, şempanzeleri bu işareti o kadar sert yaptığını gördü ki, dişleri birbirine vuruyordu” diyor.

Hayvanlar da insanlarla benzer duygulara sahiptir.

Mesela fil kalın derisinin altında hassas bir kalp taşır. Zevk düşkünü iguanalar, mizah duygusu olan atlar, âşık balinalar, yas tutan susamurları, acı çekmekte olan eşekler, kızgın babun maymunları, duygusal balıklar da vardır. Ama ne yazık ki birbirine öfkelenip ‘’İnsan’’ diye bir hakarette bulunduklarını zannetmiyorum.

Ama insanoğlu öyle mi?

Peki ya, Türk insanı?

İnsanın kendini süper, en üstün vs. olarak görmesinin sonucu ortaya çıkan, “Hayvan” ya da “Köpek” sözcüklerinin (bildiğim kadarıyla) sadece Türkçede küfür olarak kullanılmasına ne diyorsunuz?

Enteresan bir bilgi daha…

Türkçede ayılığın sembolü olan “Ayı” sözcüğü İsveççe‘de gücün sembolü, kutsal sayılabilecek bir hayvan. (Türkçedeki “Aslan” gibi.) ve İsveç’te en yaygın soyad: Björn Björnsonn. Björn ayı demek, Björn Björnsonn; Ayıoğluayı. Hayvanlar âlemindeki dostlarımızla bildiğimizden çok daha fazla ortak yönümüz var. Fakat bizden daha medeni oldukları farklılıklarımız da oldukça fazla.

Şiddet bazen sadece bir şakayla başlar.

Kullandığımız cinsiyetçi dil düşüncelerimizi şekillendirir ve düşünme şeklimiz eylemlerimizi etkiler. İnsanları toplumda görünmez yapan, reddeden, değersizleştiren tüm kalıpların farkına varıldığı ve tüketildiği günlere kadar sevgiyle kal değerli okur. Unutma! Değerlisin, gerçek değerini elinden bırakma.

1. coe.int/tr/web/human-rights-channel/stop-sexism Erişim: 31.08.2021

2. cumhuriyet.com.tr/haber/melissa-mohrdan-kufur-etmenin-kisa-tarihi-325713 Erişim: 31.08.2021

3. medium.com/t%C3%BCrkiye/i%CC%87lk-k%C3%BCf%C3%BCr-eden-i%CC%87nsan-d44830e13eca Erişim: 30.08.2021

4. entdergi.com/dilde-cinsiyetcilik-toplumsal-normlari-sekillendiriyor/ Erişim: 05.09.2021

5. bbc.com/turkce/haberler-dunya-56993663 Erişim: 30.08.2021
tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2012-99-1179 Erişim: 04.09.2021

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.