Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Kadın Üreme Sağlığını Nasıl Etkiliyor?

0

Herkese merhabalar.

Uzman hemşire olma yolunda ilerlerken yazmaya alanımla ilgili en temel konulardan biriyle başlamak istedim. Sizler için hazırlamış olduğum ilk içeriğime hoş geldiniz.

Öncelikle bu konuda temel kavramları incelemek istiyorum.

Cinsiyet: Bireyin kadın ya da erkek olarak gösterdiği genetik, fizyolojik ve biyolojik özellikler olarak tanımlanmaktadır.

Toplumsal Cinsiyet: Açık bir ifadeyle toplumsal cinsiyet, toplumun kadın ve erkeği nasıl gördüğü, nasıl algıladığı, düşündüğü ve kadın ve erkeğin nasıl davranması gerektiğini belirlediği bir kavramdır.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği: Olanaklardan yararlanma, fırsatları değerlendirme, kaynakların ayrılması ve kullanımında, hizmetleri elde etmede bireylere cinsiyeti nedeniyle ayrımcılık yapılmaması olarak tanımlanmaktadır.

Kadın Sağlığı: Genel sağlık tanımı kapsamında kadınların fiziksel, ruhsal, emosyonel , spiritüel , kültürel ve sosyal yönden tam bir iyilik halinde olmalarıdır.

Üreme Sağlığı: Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından; “Üreme sistemi, işlevleri ve süreci ile ilgili hastalık ve sakatlığın olmayışı değil, tüm bunlara ilişkin fiziksel,  zihinsel ve sosyal yönden tam bir iyilik hali ,bireylerin tatmin edici ve güvenli bir cinsel yaşamlarının olması, üreme yeteneğine sahip olmaları, üreme yeteneklerini kullanmada karar verme özgürlüğüne sahip olmaları” olarak tanımlanmaktadır.

Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin en belirgin yansımalarını sağlık alanında görmekteyiz. Özellikle kadın sağlığında toplumsal cinsiyet ayrımcılığının görüldüğü en önemli alan üreme sağlığı hizmetleridir.

Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliğinin Kadın Üreme Sağlığına Etkisi üzerine yapılmış bir çalışmada ise aşağıdaki gibi bir yapı ortaya konmuştur.

Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliğinin en fazla;

  • düşük öğrenimli,
  • yoksul,
  • iş hayatına katılamayan,
  • kötü koşullarda çalışan ve
  • toplumsal baskı altındaki kadınlarda görülmektedir.

Bu kadınlar aşağıdaki sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalmaktadır.

  • Sağlık hizmetlerine erişememe
  • Üreme sağlığı hizmetlerini alamama
  • İstenmeyen gebelikler
  • Ergen gebelikler
  • Sağlıksız koşullarda düşükler
  • Cinsel yolla bulaşan hastalıklar
  • Hastalık tanısında gecikme ve
  • Kadına yönelik şiddet

Bu maruz kalınan durumlar da kadınlarda hastalık, engellilik ve ölüme sebebiyet vermektedir.

Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin neden olduğu başlıca sorunlardan biri kadına yönelik şiddettir. Şiddet fiziksel olmasının yanı sıra psikolojik, cinsel, sosyal ve ekonomik yönden de olabilir. Gebelikte görülen şiddet üreme sağlığını olumsuz etkilemektedir. Bu olay nedeniyle anne ve bebek sakatlıkları, ölümleri gözlemlenmektedir.

Hindistan gibi pek çok ülkede günümüz teknolojisinin etik dışı kullanımı ile gebelikte cinsiyetin belirlenmesi ve kız gebeliklerin sonlandırılması sık karşılaşılan bir durumdur. Türkiye’de bu durum daha çok doğum sonrası bebeğin cinsiyeti kız ise istenmemesi, hor görülmesi, ihmal edilmesi, erkek çocuğa göre sütten daha erken kesilmesi gibi durumlara neden olmaktadır.

Kadınların cinselliğinin denetlenmesinin aracı haline getirilen kızlık zarı (bekaret) muayenesi kadının kendi bedeni üzerindeki söz hakkını ortadan kaldırmakta, kadında fiziksel ve ruhsal sorunlara neden olmaktadır. Yapılan bir çalışmada kızlık zarına ilişkin, kadınların “kaybedilirse yaşanmayacak kadar” önemli olduğunu vurgulamış olmaları da yaratılan baskının kadınlar üzerinde oluşturduğu yıkımı göstermektedir.

Toplumun yüklemiş olduğu rollere baktığımızda kadınlarda cinsel yaşam evlilikle bağdaştırılmıştır ve bunun bir sonucu olarak da bekar kadınların üreme sağlığına ilişkin riskler ortaya çıkmıştır. Bekar kadınların çoğunluğunu ergen (adölesan) yaş grubu oluşturmaktadır. Toplum baskısı ve bilgi eksikliği sebebiyle acil durumlar dışında sağlık kurumlarına başvurmamakta, daha çok eczane, özel doktor veya uygun olmayan kaynaklara başvurarak çözmeye çalışmaktadırlar. Ayrıca evli kadınların da eğitim düzeyi düşük ve ekonomik olarak eşlerine bağlılarsa üreme sağlığı hizmetlerine ulaşmada zorluk çektikleri görülmektedir.

Yüksek riskli cinsel davranış, bilgi eksikliği ve hizmete ulaşmada karşılaşılan sorunlar sonucunda; cinsel yolla bulaşan hastalıklar, istenmeyen gebelikler, adölesan gebelikler ve sağlıksız düşükler meydana gelmektedir.

Üreme hakları ve cinsel haklar; kadın, erkek, genç ve yaşlı bütün insanları kapsayan bir temel insan hakkıdır. Üreme Hakları ve Cinsel Haklar Bildirgesi”12 maddeden oluşmaktadır. Mutlaka okuyunuz.

Özetlemek gerekirse;

Tüm kadınların üreme sağlığı hizmetlerine kolayca erişimi sağlanmalı ve desteklenmelidir.

“SAĞLIKLI KADINLAR → SAĞLIKLI BEBEKLER → SAĞLIKLI TOPLUM”

Sezen Aksu’dan Ünzile şarkısını dinleyerek toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin bir kadının hayatını ne kadar etkileyebileceğini görebilirsiniz. Bu yazı sonrası bu şarkı çok anlamlı olacaktır.

Şimşek, H. (2011). Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliğinin Kadın Üreme Sağlığına Etkisi: Türkiye Örneği. Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi, 25(2), 119-126. Erişim Adresi: https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/53528
Eryılmaz,S.(2020).Toplumsal Cinsiyet Rolü Ve Kadın Sağlığı.Kırşehir Ahi Evran Üniveristesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Dergisi,1(1),5-13.Erişim Adresi: https://sbdergi.ahievran.edu.tr/makaleler/uuzgar_tammetin.pdf
Beji,K,N.(2016).Kadın Sağlığına Genel Bakış.Hemşire ve Ebelere Yönelik Kadın Sağlığı ve Hastalıkları(genişletilmiş 2.baskı) (s.5-49). İstanbul:Nobel Tıp Kitabevleri.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.