Tıbbi Bir Bitki Olarak GÜL – Sultan II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi Gözlemlerim

2 51

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Merhabalar,

Bu yazımı Darüşşifa Müzesi ile ilgili gözlemlerimi anlatabilmek için kaleme aldım. Önceki yazılarda darüşşifadaki ruh ve sinir hastaları için uygulanılan musikiyle tedaviden ve öneminden bahsetmiştim. Daha sonraki yazılarımda Darüşşifadaki döneme damga vurmuş kadın cerraha, ünlü hekime ve tıbbi uygulamalarına değinmiştik.

Bu yazımda da çok manidar ve çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmış bir bitkiden ve tıpta kullanım alanlarından bahsedeceğim.

Son yolculuğumuza başlayalım o halde ne dersiniz?

Geçmişten Günümüze Tıbbi Bir Bitki Olarak Gül

Gül, tarih boyunca çok önemli bir bitki olagelmiştir.

Grek mitolojisinde Afrodit’in, Roma mitolojisinde Venüs’ün sembolüdür.

Girit duvar fresklerinde gül sembolleri kullanılmıştır.

Roma’da, Neron döneminde gül çılgınlığı yaşanmıştır; Neron’un gül yaprakları üzerinde uyuduğu, soylulara verdiği ziyafetlerde yerleri, koltukları, sofrayı gül yapraklarıyla donattığı bilinmektedir.

Çin saray kütüphanesinde, yalnız gülle ilgili 60 kitap bulunduğu tespit edilmiştir.

Gülün İslamiyetteki yeri ise apayrıdır. İslam dininde gül Hz. Muhammed’in sembolüdür. Cami, türbe gibi dinî mekânların gül suyuyla yıkanması, mevlidlerde gül suyu ikram edilmesi, Türk-İslâm sanatlarında gül sembollerine fazlaca yer verilmesi, tasavvuf edebiyatında gülden sıkça bahsedilmesi bu inancın yansımalarıdır.

Gül, ilahî ve beşerî güzelliğin yansıdığı nadide bir çiçektir ve bu yönüyle çiçeklerin sultanıdır. O yüzden ‘Gül’ deyip geçmeyeceğiz. Kendisi küçük anlamı büyük: Şairlerin şiirlerini süsleyen, hükümdarların ve kralların baş tacı sayılan, mitolojilelere ev sahipliği yapan, Peygamberi hatırlatan, sevgiyi anımsatan çiçekler içinde en güzel kokuya sahip olan bir bitkidir. Gül…

Gül Bitkisinin Tıpla İlişki

Geçmişten günümüze insanlar yüzyıllar boyunca hastalıklara karşı elde ettikleri bitkiler ile çare bulmaya çalışmışlardır. Hastalıkları, bitkiler ile tedavi etme yöntemleri oldukça başarılı sonuçlar vermiştir. Bundan dolayı bitkilerin tedavide kullanımı günümüze kadar devam etmiştir. Geleneksel tedavi yöntemlerinde kullanılan doğal ilaçların en önemli kaynağı bitkilerdir. Şifa verici, tedavi edici bitkiler arasında ise gül ilk sıralarda gelmektedir.

Osmanlı Döneminde nörolojik ve psikiyatrik hastalıkların, gül bahçeleri içerisine yapılmış pansiyon tipindeki evlerde musiki dinleterek tedavi edildiği ifade edilmektedir. Tıp ilmini ve tedavi sanatını İslâm medeniyetinden alan Osmanlı hekimleri de yazdıkları tıp kitaplarının çoğunda gül ve gülden yapılan ilaçlardan bahsetmişlerdir. Osmanlı tıbbında gül genellikle “gül suyu”, “gül macunu”, “gül yağı” ve “gül şurubu” şeklinde kullanılmıştır. Darüşşifadaki kullanımları genellikle gül macunu ve gül şurubu formatındadır.

Gül Macunu

İlişkili Diğer İçerikler

Gül macunu ile gül şurubunun mideyi ve karaciğeri koruyucu özelliklere sahip olduğu düşünülürmüş. Mideye iyi gelmesi ve sindirimi kolaylaştırması dolayısıyla, yemeği fazla kaçıranlara ikram etmek üzere, ziyafet sofralarının kenarında elinde gül macunu tutan görevliler beklermiş.

Ne kadar da ince düşünülmüş değil mi?

Hayret etmemek elde değil doğrusu…

Gül Suyu

Gül suyu formuna geldiğimizde boğaz ve bademcik iltihaplarını gidermede, diş ağrılarında, cilt bakımında, kırışıklık ve siyah noktaların giderilmesinde, traş sonrası tahrişi önlemede, göz hastalıklarında antiseptik ve bağırsak bozukluklarında laksatif olarak tercih edilirmiş. Ünlü hekim İbn-i Sînâ’nın “El-Kanun Fi’t-Tıbb” isimli eserinde, serinletici ve ferahlatıcı etkisi dolayısıyla gül suyunun ateşlenmelerde kullanılmasını tavsiye etmişlerdir.

Ayrıca darüşşifada gül suyu kalbe ve ruha iyi geldiği düşünülür ve akıl hastalıklarının tedavisinde de kullanılırmış. Bu yüzden “güllabici” ismi verilen hasta bakıcılar tarafından ve sinir hastalarına günde iki defa gül suyu serpilirmiş.

Gül Yağı

Son olarak Osmanlı hekimlerinin “mübarek yağ”, “iksir gibi faydalı yağ” diye tanımladığı gül yağından bahsedip yazımı noktalamak istiyorum. Gerçekten de mübarek bir yağ. Zira darüşşifada fazlasıyla kullanılırmış: baş, kulak, karın ve göğüs ağrısını giderme, kalbi güçlendirme, cilt bakımı, uçuk, egzama, hassas ve kuru ciltlerin nemlendirilmesi, anksiyete ve depresyon gibi stresle ilişkili hastalıkları tedavi etmede ruhsal rahatlık sağladığı, özellikle doğum öncesi kullanıldığında, doğumun kolay geçmesine yardımcı olduğu, doğumdan itibaren gülyağı kullanan annenin çocuğunun kokuları ayırt etmede, kullanmayanlara göre daha iyi olduğu düşünülür ve kullanılmaya özen gösterilirmiş.

İçinde gül bekletilen zeytinyağı ile hazırlanan pomatların da kaşıntıya iyi geldiği kabul edilirmiş.

İbn-i Sînâ, bakın gül yağına nasıl dikkat çekiyor: “Gül yağı beynin iltihaplanmasının başlangıcında ve sonrasında etkilidir, beynin gücünü çoğaltır ve anlayış gücünü artırır, belleği güçlendirir, onun rahatlatma etkisi vardır. Bundan dolayı Galenos’a göre gül yağı soğuk vücutları ısıtır ve sıcak vücutları soğutur, normale döndürür, bize göre sıcak bedenleri soğutma kabiliyeti daha fazladır”  diyerek gül yağının faydalarını belirtmiştir.

Gül yağı ve gül suyu ile ilgili hayvanlar üzerinde yapılan klinik çalışmalarda; anti-bakteriyel, anti-HIV, anti-kanserojenik, laksatif, anti-diyabetik, analjezik, hipnotik, antikolvülsan, anti-depresan, bronkodilatatör, laksatif, anksiyolitik, anti-oksidan, anti-inflamatuvar, anti-spazmotik, konjuktivit, kuru göz, katarakt gibi göz hastalıklarının tedavisinde ve yara iyileştirici özelliklerinin olduğu da kanıtlanmıştır.

Demiştik ya bir gül deyip geçmeyeceğiz. Antik çağlardan beri hem görsel olarak hem lezzet verici olarak hem de tedavi edici olarak ruha, göze ve sağlığa yararlı olan gül, bu özelliklerinden dolayı değerli bir bitki olduğunu vurgulamıştık. Bitkilerin sultanı gerçekten de. Osmanlı darüşşifasında da bu faydalarına binaen birçok alanda kullanmış olduklarını gördük.

Dileriz Türkiye’de bulunan bu nadide çiçeğin sağlık alanında daha geniş kapsamda kullanılması, tedavi edici özelliklerinin tespit edilmesi amacıyla randomize kontrollü çalışmaların yapılması, Sağlık Merkezlerinde integratif bir tedavi yöntemi olarak kullanılmasına önem gösterilir.

Evet, sizlerle Edirne Darüşşifasında kısa bir yolculuğa çıkmış olduk.

Bu kısa serimizde o dönemde uygulanmış çeşitli tıbbi uygulamalardan ve özellikle Türk usulü çiçek aşısından bahsetmeye çalıştık. Darüşşifadaki sağlık çalışanlarının hastalara olan yaklaşımlarından gerek fiziksel gerek psikolojik olarak bizlere bir emsal teşkil ettiğini vurgulamış olduk. 17.yy’da bir kadının tek başına cerrahlık yapan ve yetenekleri doğrultusunda ününü Osmanlı döneminin her şehrine yayan uzman isimden, ilk kadın cerrahtan Cerrahe Küpeli Saliha Hatun’dan bahsetmeye çalıştık.

Sonuç olarak şunu görüyoruz ki 500 yıl önce insana verilen değer dikkate şayan. O dönem Batı’da ruh ve sinir hastaları aşağılanırken, hor görülürken Darüşşifa’da musikiyle, güzel kokularla, suyla terapi var. Avrupa’da skolastik düşünce hakimken, bilime gözünü kapatmışken Darüşşifa’da mahrem ameliyatları hekimlerin becerileri ölçüsünde yapmak var. Ücretsiz tedavi, ücretsiz yatak, ücretsiz bakım var. Darüşşifanın yan tarafındaki imarethanede yoksulları doyurmak var. Hastalar iyileşip taburcu olmadan üç gün önce caminin yanındaki tabhanelerde misafir edilmesi, ortama alıştırılması ve öyle gönderilmesi zihniyeti var. O dönemde insana verilen değer, hastaya gösterilen ilgi ve alaka burdan belli. Günümüzde, tarih tekerrür eder sözünü olumlu anlamda bu noktaya yöneltirsek tıpta, hasta üzerinde ve ‘insan’ üzerinde gayet tabii etki edeceğini düşünüyorum.

İşe ne ile mi başlamalıyız?

‘İnsana’ değer vererek tabii. Değer gören bir insan yaşadığı dönemi, medeniyeti ve toplumu değerli kılar. Değerli işler yapabilme azmi, şevki, heyecanı ve cesareti hisseder. Adından söz ettirecek, dünyaya ününü duyuracak, başka milletlere her anlamda tıp, kültür, spor, edebiyat gibi alanlarda emsal teşkil edecek millet ortaya çıkar.

Sağlıkla ve kültürle kalın…

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

2 Yorum Yapıldı
  1. Beyzanur diyor

    Yazılarını okudum, çok güzeller. Böyle güzel paylaşımların için teşekkürler 🌺

  2. Beyza diyor

    Beğenmenize çok sevindim ☺️ 🌸

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.