Sosyal Medyadaki Linç Kültürü Psikolojimizi Nasıl Etkiliyor?

0 5.284

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Fikirlerimiz, kıyafetlerimiz, yediklerimiz, karakterimiz, hobilerimiz, eğitimimiz, bilgi düzeyimiz…

Günümüzde insanlar sosyal medya aracılığı ile birbiri hakkındaki birçok bilgiye kolayca erişim sağlamakta. Kimi kendi hayat görüşü ve zevkine uygun olmayan unsurlara sağlıklı eleştiriler yaparken kimi çok acımasız olabiliyor. Hatta bir gün bir durumu savunan birini ertesi gün bir topluluğa uymuş ve savunduğu durumun zıttı davranışta bulunurken görebiliyoruz. Her geçen gün artan ve bazı insanları intihara kadar sürükleyebilen bu acımasız yorumlara verilen bir isim var “Linç Kültürü”.

Peki Linç Kültürü insanları nasıl etkiliyor?

Haydi hep birlikte inceleyelim.

18 yaşında sosyal medyada linç edildiği için dayanamayıp intihar eden Brandy Vela’yı eminim çoğunuz duymuştur. Özellikle son yıllarda yaşanan teknolojik gelişmeler ve üretilen sosyal medya uygulamaları sayesinde insanlar yüzlerce bilgiye erişim sağlamakta. Çocukken ebeveynlerimizden hepimizin en az bir kez duyduğu bir cümle vardı “Beş parmağın beşi bir değildir.” Doğal olarak bu kadar profilin içerisinde birbirine zıt yapıda olan yüz binlerce insan var ve insanlar birbirlerinin yaşamlarına eleştiride bulunuyorlar.

Ancak eminim son yıllarda hepimizin fark ettiği bir durum var: linç düzeyinde eleştiri grupları.

Şişman-çöp gibi, aşırı çalışıyor-tembel, estetikli-fazla doğal, zengin-fakir, sakin-çok hareketli, fazla sağlıklı besleniyor-fazla sağlıksız derken insanların yaptığı her eylem eleştirilir duruma geldi. Ve bu eleştirilerin dozu ve şiddeti her geçen gün arttı. Öyle ki artık bu durum “Linç Kültürü” olarak kavramsallaştırıldı ve bir tür psikolojik şiddet olarak görülmeye başlandı.

Linç, bir topluluğun gerçekleştirdiği eylemdir.

Freud, bireylerin kitle oluşturmasının ancak onları ortak bir noktada buluşturan bir bağla mümkün olduğunu söyler. Zaten toplumların karakteristik özellikleri de bu bağ üzerinden oluşmaktadır. Kolektif bir ruh oluşturulması ve devam ettirilmesi için “öteki”ne ihtiyaç vardır. Topluluğa yönelik aykırı bir durum oluşursa bu kolektif ruh bütün problemlerin kaynağı olarak ötekini sorumlu tutar, böylece linç gerçekleştirilir. Buna göre toplumsal normlara uymayan, grubun kültürel yapısına, ideolojisine, hayat görüşüne uygunsuz davranışta bulunan kişiye uygulanan linç, kişilerce bir tür cezalandırma yöntemidir. Linç edilen kişinin ne yaptığı önemli değildir. Önemli olan “ders vermektir”. Linç topluluğunun içindeki bireyler grup içinde anonimleştikleri için yaptıklarının doğru veya yanlış olduğunu düşünmezler. Yapılan linç eylemi sonucu bu grubun içinde yer alan bireyler adaletin yerini bulduğu gerekçesi ile linç kültürünü meşrulaştırılmaktadır.

Yukarda da bahsettiğimiz gibi sosyal medyanın bu kadar yaygın kullanımı birçok bilgiye kolay erişim sağlamıştır. Ancak bunun yanında toplumun güzellik algısı, kişilerden beklenen bilgi birikimi, hobiler hatta günlük yaşam aktivitelerine kadar birçok şeye de kurallar ve belirli standartlar gelmesine neden olmuştur.

Belirli kitaplar, belirli müzikler, belirli hobiler, belirli gezilecek yerler…

Özellikle kadınlar üzerinden oluşturulan güzellik algısı… Sosyal medyada güzel olanın övülerek yüceltildiğini, toplumun güzellik standardına uymayan kişilerin ötekileştirildiğini söylemek yanlış olmayacaktır.

Bir kişiye, nesne ya da duruma düşman olmanın üç temel sebebi vardır. Bunlar;

  • Kalıp yargı,
  • Ön yargı ve
  • Ayrımcılıktır.

Bir topluma ait bireyin bir özelliğinin o topluma mal edilmesine kalıp yargı denir. Yani aynı toplulukta bulunan iki insandan biri olumsuz bir davranış sergilediği zaman, aynı davranışı diğerinin de sergileyeceği düşünülür. Kalıp yargılar, ön yargının bir parçasıdır.

Kalıp yargıya bir duygu eşlik ederse buna ön yargı denir. Ön yargı, bir duruma karşı takınılan olumsuz tavır şeklinde tanımlanabilir. Ayrımcılık ise pozitif ve negatif olarak iki kategoriye ayrılır. Linç kültürü ise negatif türde bir ayrımcılıktır.

O Zaman Artık Gelelim Bu Linç Kültürü Bireylerin Ruhsal Durumlarını Nasıl Etkiliyor?

Topluluk tarafından yoğun eleştiri ve hakarete maruz kalan linç mağduru, aynı düşünce etrafında birleşen diğer kullanıcıların da görüşlerini nefret dolu eleştiriler yaparak paylaşması sonucu daha yoğun bir baskıya maruz kalmaktadır.

Eleştirilerin şiddeti ve süresine bağlı olarak linçlenen bireyde aşağılık duygusu oluşmaya başlar. Birey toplumdan çekilmeye, kendini soyutlamaya ve küçük görmeye başlar. Neden “onlar gibi” olmadığını sorgular. Kendini uyumsuz olarak nitelendirir. Bu da sosyal fobi, anksiyete bozukluğu, majör depresyon gibi birçok psikiyatrik probleme kapı aralar.

Bu kadar kolay mı dediğinizi duyar gibiyim ancak bireyin hayatının nasıl olduğuna ilişkin inancı, kendini algılama şekli, gerçek hayatının nasıl olduğundan daha önemlidir. Sosyal ilgi, daha iyi bir gelecek kurmak için harcadığımız çabanın bütününe denir ve sosyal ilgi azaldıkça aşağılık duygusu ve yabancılaşmanın dozu artar. İnsan sosyal bir varlıktır ve bu sosyallikten uzaklaşmak birçok problemin oluşmasına neden olabilir. Bunun en ağır örneklerinden biri yazımın başında belirttiğim henüz 18 yaşında olan Brandy Vela… Toplumsal güzellik algısına uymadığı için fazla kiloları sürekli sosyal medyada alay konusu oldu, linçlendi, uzun bir süre direndi ama en sonunda dayanamadı ve intihar etti.

Özetle sosyal medyada yapılan her “yorum” birinde derin yaralar açılmasına neden olabilir. Yapılan ağır eleştiriler ve nefret söylemleri çok kötü sonuçlar doğurabilir. Söylemlerimize ve davranışlarımıza dikkat ettiğimiz takdirde sosyal medya faydalı bir hale gelebilir. Bu yazıyı okuduktan sonra herkesi birkaç dakika düşünmeye ve empati kurmaya davet ediyorum.

Brandy Vela’nın yerinde olsanız ne kadar direnebilirdiniz?

Sağlıcakla kalın…

Okur, Atiyenur (2020) Güzellik Algısı Üzerinden Sosyal Medyada Linç Kavramı: Armine Harutyunyan Örneği. Abant Kültürel Araştırmalar Dergisi, 5(10): 119-140.

Yavuz, Can. Çocuk Hakları Savunuculuğunda Sosyal Medya Kullanımının Yarattığı Sorunlar, İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi.

Ankara Üniversitesi Açık Ders Sitemi. Kişilik Kuramları: Alfred Adler ve Bireysel Psikoloji.

Turan, Hatice. Sosyal Medya’da Şiddet: Sağduyunun Yitiminde Başkalık Ve Kendilik Deneyimleri, Marmara İletişim Dergisi, 2017;27-S.121-133

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.