Sevginin Gücünü Keşfetmiş Şizofreni Tanılı Özel Bir Bireyle Röportaj

0 6.400

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Şizofreni yaygın olarak gençlik yıllarında başlayan henüz etiyolojisi tam olarak bilinmeyen ve büyük ölçüde yeti yıkımına yol açan bir toplum sağlığı sorunudur.

Şizofreni; düşünce ve algı bozuklukları, motor bozukluklar, bilişsel bozulmalar, bir işi başlayıp sonlandıramama, çevreye ilgisizlik , iletişimde bozulmaları kapsayan bulgu ve belirtiler ile kendisini gösteren bir toplum sağlığı sorunudur. Dünya da yaygın olarak görülmektedir.

Gelin sizlerle şizofreni tanısına sahip özel bir insan olan M. Bey ile yaptığım röportajı paylaşmak istiyorum.

Rabia Seçgin:  Merhaba M. Bey, röportaj davetimi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederim. Öncelikle kendinizi kısaca tanıtabilir misiniz?

M. Bey: Merhaba Rabia, röportajını kabul ettiğim için ben çok mutluyum. Kendimden kısaca bahsetmem gerekirse ben Lüleburgaz doğumluyum. Genelde babamın mesleğinden dolayı hep farklı şehirlerde ; Amasya’da, Konya gibi şehirlerde bulundum. Sürekli gezdik sayılır. Ailemle çok fazla şehir gezdim. Ben sağlık sektöründe okuyorum. Sağlık sektörünü isteyerek bilerekten seçtim. İnsanlara yardımcı olmayı çok seviyorum. Ve onun haricinde kendimden başka bahsedecek olursam. Hayvanları çok seven bir insanım ve bir tane de kedim var. Kısaca bu şekilde kendimden bahsedeceklerim.

Rabia Seçgin: Sizinle daha önceki konuşmalarımızda psikiyatrik tanılarınız olduğunu dile getirmiştiniz. Bunların neler olduğunu ve tanılarınızı ne zaman aldığınızı söyler misiniz?

M. Bey: Bu tanılarım şöyle… Konulması çok çok zor oldu. Doktorlar çok şey karıştırdı. Bipolar bozuklukla şizofreni arasında kalınıldı. Hatta çok değerli bir hocamız Prof. Dr. bir hocamız bende şizoafektif bozukluk olduğunu söylemişti. Bipolar bozukluk ve şizofreni arasındaki bir rahatsızlık olduğunu belirtmişti.  Tam teşhis olarak da Ankara da teşhisim konuldu. Durumum kötüleşince teşhisim Ankara’daki 8 Kasım’da konuldu şizofreni olaraktan ve teşhisi konulduktan sonra tedavisi de başlandı.

Rabia Seçgin: Tanılarınızı aldığınızda neler hissettiniz, tedavi süreciniz nasıl ilerledi?

M. Bey: İlk başta çok şaşırdım. Şöyle bir tanıydı. Bende ve ailemde yoktu. Normalde şizofreni hastalığı genetik geçişli oluyormuş. Bende yanlış teşhis ve tedaviden dolayı DEHB (Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu) teşhisinden dolayı çıkan bir rahatsızlık olduğu söylendi. Oradaki ilaçların yan etkisi olarak çıkmış bir rahatsızlık yani geçici şizofreni olduğu söylendi. Tedavi sürecim yüksek doz antipsikotiklerle ilk başta ilerledi. İlk başta çok fazla uyku ve çok fazla yemek yeme ihtiyacı oluştu ve kilo aldım. Bu süre zarfında ve çevremle iletişimim ilk başlarda bu hastalığa yakalandığımda çok fazla yoktu ve herkesten kaçan, kendi içine izole edilmiş bir insan olarak kaçarak yaşadım. Ve çoğu arkadaşımla, çoğu kişilerle iletişimimi kopardım. Çoğu kişide beni bu rahatsızlıktan dolayı dışladı. Bilmeyen insanlar çok kötü bir şekilde dışladı.

Rabia Seçgin: Peki hangi ilaç tedavileri kullanıyorsunuz?

M. Bey:  Sadece bir tane antipsikolotik olanzapin içerikli bir ilaç kullanıyorum. Ve bu ilaç gerçekten çok çok iyi geldi bana. İlk başlarda 20 mg ile başlandı. En yüksek dozuyla. Ki o zamanlar çok çok ileri bir düzeydeydi. Kendimde birden fazla, 5 tane falan sanrı vardı ve ondan sonra onlar zamanla geçti. Üç haftalık bir süre zarfı sonrasında düzeldim.

Rabia Seçgin: M. Bey hayatta sizi motive eden en büyük etmen ve size destek veren sizi değerli hissettiren kişi/nesne nedir?

M. Bey: Anne ve ablam var ve de en yakın arkadaşlarımdan 7 senelik arkadaşım var. Biliyorsun ki ben eşcinsel bir bireyim. O arkadaşım var en büyük dostum, en büyük destekçim o var yani. Onun haricinde beni hayatta en büyük motive eden şey insanlara yardımcı olabilme arzusu bu nedenle sağlık sektöründe okuyorum. Mesleğimi gizlemeyeceğim sizinle, seninle aynı bölümde okuyorum. Hemşirelik okuyorum ve hemşire olacağım. Ama farklı olaraktan ameliyathane hemşiresi olacağım. Ve hani bundan sonraki yaşamımda da insanlara yardımcı olabilmek istiyorum.

Rabia Seçgin: Şizofreni kapsamında kaç sanrınız olduğunu dile getirerek bu sanrıların her birini kısaca tasvir edebilir misiniz?

M. Bey: Bir tane sarışın küt saçlı bir bayan vardı. Bu bayan genelde çok eleştirici bir yaklaşımda kahkahalar atardı ve bir azcıkta historonik böyle histerik bir karakterdi. Gerçekten çok yalnız kaldığımda ortaya çıkan bir karakterdi. Bana bazı anlamlarda eleştirilerde bulunurdu. Onun kafamdaki konuşan biri olduğunu, gerçek olmadığının farkındaydım ama gerçekmiş gibiydi. Bazen gösterirdi kendini. İlk başlarda ben bunu gerçek bir kişi gibi de sandım. Ama daha sonrasında hayal olduğunu anladım. Bu rahatsızlığı, bu sanrıları uzun bir süre gizledim. Taa ki hayatımda şeytan dediğim ses gelene kadar, o benim hayatımı zorlaştıran ses gelene kadar. Hayatımı zorlaştıran sanrı olaraktan duyduğum ses geldiğinde hayatım gerçekten tüm kafamdaki konuşan karakterler birbirinden gerçekten çok çok bağımsız bir şekilde hareket ederekten hayatımı zorlaştırmaya başlamıştı.

Rabia Seçgin: Peki M. Bey, ülkemizde sizler gibi özel insanlara sizce yeteri kadar olumlu bir tavır sergileniyor mu? Eğer cevabınız hayır ise farkındalığı artırmak adına ne tür girişimlerde bulunulmalı?

M. Bey: Ülkemizde benim gibi insanlara maalesef yeteri kadar özveri ve olumlu tavır sergilenmiyor. Dışlanarak ötekileştiriliyor ve bir kenara bir köşeye atılabiliyor ki ben bunu arkadaşlarımda da gördüm. Çoğu arkadaşım benim bu özel durumumu kabul edemedi. Ve beni aralarına sokmak istemediler. Ondan dolayı arkadaşlarım tarafından da dışlandım, ötekileştirildim ve böyle durumlar yaşadım. Ailemde de aynı şekilde oldu. Bu tür girişimler nasıl olabilir? Bunun çok olağan bir durum olduğu konusunda insanlar bilinçlendirilebilir. Herkesin başına gelebilecek bir durum olduğu konusunda bilinçlendirilebilir. Ve her insanın başına hayatının bir sürecinde gelebileceği… Bendeki sonradan olan bir şizofreni olduğundan dolayı, genetik olmayan bir şizofreni olduğundan dolayı her insanın başına gelebilecek bir bozukluk aslında. Bendekinin yanlış tedaviden dolayı olması gibi. Bu nedenle insanlar bilinçlendirilebilir, bilgilendirilebilir. Ve bu insanlar şizofreni hastaları diğer insanlara zarar vermeyen insanlar. Daha çok kendilerine zararları var. Ondan dolayı insanlar zararlı olarak görebiliyorlar bu rahatsızlığa sahip kişileri. Hatta ben yurtta kalırken oda arkadaşım beni en vahim durumdayken yalnız bırakmıştı ve başka bir odaya geçmişti. Ben 4 gün boyunca yalnız kalmıştım. Sanrılarla birlikte. En son gücüm takatim tükendiği zaman odadan çıkıp hastaneye doğru gidebildim ancak. O zaman ilaçları alabildim. Çok zor günler yaşadım gerçekten ve yardımcı olan hiç kimse olmamıştı. O zamanlar ben senden de yardım istememiştim, seninle iletişimimiz yoktu o zamanlar ki yardım edebileceğini düşünüyorum ben bu konuda. Sen öyle bir insan değilsin çünkü. Sen daha bilinçli bir insansın diğer insanlara göre. Aç bir şekilde susuz bir şekilde 4-5, 4,5 gün boyunca gücüm takatim kalmayıncaya dek o odanın içinde kaldım. Ve gerçekten hiçbir insan yardımı olmadan çıkarak hastaneye o şekilde gidebildim.

Rabia Seçgin: Bu güzel röportaj için çok teşekkür ediyorum M. Bey. Son olarak tüm insanlara buradan vermek istediğiniz ve sizler gibi özel insanlara vermek istediğiniz mesajı alabilir miyiz?

M. Bey: Sevgili Rabia, bu güzel röportaj için ben çok teşekkür ederim. Gerçekten hislerime tercüman olabileceğini düşünüyorum. Diğer insanlara bende bunun bir cesaretlendirici olacağını düşünüyorum. Çünkü bu insanlar kendilerini toplumdan hastalıklarını gizleyerek yaşayabiliyorlar. Ben açık bir şekilde yaşayabilen bir insanım. Onun haricinde tüm insanlara vermek istediğim mesaj psikotik bozukluklara sahip insanlar şizofreni olabilir. Ondan sonra şizoafektif bozukluk olabilir. Bu rahatsızlığa sahip insanlar diğer insanlara göre düşük bir kategoride değil. Bu insanlar yalnızca biraz yardımla, birazcık sevgiyle, şefkatle onun haricinde tedaviyle düzelebilecek ve topluma kazandırılabilecek insanlar. Bu insanlar diğer insanlardan birazcık yardımla ki biliyorsunuzdur Akıl Oyunları diye bir filmde var oradaki adam bir ağda şizofreni rahatsızlığına sahip bir insan. Bu insanlara yardım edildiğinde çok güzel yerlere ulaşabilecek insanlar. Gerçekten dışlanmak, sevgisizleştirilmek insanların yapabileceği en kötü şey. Sevgisizlik en kötü hastalık. Bu çağımızın en kötü hastalığı olmaya devam ettiği sürece hiçbir hastalığın düzelebileceğini düşünmüyorum. Ki bende sevgiyle, aşkla düzelmiş bir insanım. Cinsel kimliğimden dolayı ötekileştirilsem de sevgisizlik gerçekten çağımızın hastalığı. Sevgi gerçekten en büyük ilaç diyebilirim. Teşekkür ederim bu özel röportaj için.

Kocal, Y., Karakuş, G., Set, D, Şizofreni: Etyoloji, Klinik Özellikler Ve Tedavi (Schizophrenia: Etiology, Clinical Features And Treatment), Arşiv Kaynak Tarama Dergisi . Archives Medical Review Journal 2017;26(2):252

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.