Sağlıklı Beslenmenin Takıntılı Hali: Ortoreksiya Nervoza

0 3.741

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Sizce sağlıklı beslenmek bir obsesyona (takıntıya) dönüşebilir mi?

Gelin sizlerle yeme bozukluklarından biri olan ve sağlıklı beslenme takıntısı hastalığı olan Ortoreksiya Nervoza‘yı bilimsel açıdan ele alalım.
Ne zaman ortaya çıkmış, takıntı neleri kapsar, nasıl tedavi edilir ve ardından ortoreksiya nevroza geçirmiş genç bir kadının ağzından yazılmış deneyimleri inceleyelim.

Ortoreksiya ilk kez 1997 yılında Bratman ve Knight tarafından sağlıklı beslenme obsesyonunu (takıntısı) tanımlamak adına kullanılmış bir kavramdır.

Ortoreksik kişiler zamanının çoğunu sağlıklı beslenme konusuna harcarlar. Kendilerine bu konuda belirledikleri ve asla geri adım atmadıkları kuralları vardır.

Ortoreksik kişiler besinlerin içeriğinin yanı sıra, pişirme tekniğine de özen göstermektedirler. Ayrıca dışarıdan yemek yememe vb. obsesyonları (takıntıları) ortoreksik kişilerin sosyal ilişki kurma düzeylerininde düşmesine neden olabilmektedir.

Yapılan bilimsel araştırmalar sonucunda kadınlarda, adölesanlarda, sağlık profesyonellerinde (hekim, hemşire, diyetisyen gibi) ve sağlık bölümlerinde okumakta olan öğrencilerde ortoreksiya görülme sıklığının daha fazla olduğu saptanmıştır.

Ortoreksik bireylerde beslenme alışkanlıkları nedeniyle;

  • Malnütrisyon (Yetersiz besin alımı)
  • Osteoporoz (Kemik erimesi)
  • Menstruasyon siklüsünün bozulması (Adet düzensizlikleri)
  • Hipotansiyon (Kan basıncında düşme),
  • Kalp hastalıkları açığa çıkabilecek sağlık sorunlarının başında gelmektedir.

Ortoreksiya nevroza hastaları sağlık profesyonellerince (psikiyatrist, diyetisyen) multidisipliner bir şekilde tedavi edilebilmektedir.

Şimdi Ortoreksiya Nervoza’yı deneyimlemiş bir genç kadının ağzından inceleyelim;

‘Hayatım boyunca sağlıklı beslenmeye önem veren bir bireydim. Evet, bu alışkanlık çok güzel bir alışkanlık ancak her şeyin fazlası zarar sözündeki gibi sağlıklı beslenmeyi aşırı abarttığınız, takıntı haline getirdiğinizde bu alışkanlığınız kabusa dönüşebiliyor. Sağlıklı beslenmemin takıntı halini alması ilk kez 17-18 yaşlarımdayken oluşmaya başlamıştı. İlk başlarda aldığım her ambalajlı besinin arkasında bulunan içerik kısmını okuyordum. Ardından ambalajlı ürünleri tükettiğimde kendimi aşırı suçlu hissetmeye başlamıştım. Sanki vücudumu zehirliyor gibiydim. Gün geçtikçe ambalajlı ürün tüketimimi sıfıra indirgerken aynı zamanda da bir kafede, bir restoranda yemek yerken zihnimde ’Acaba bu yemeği yaparken hangi yağ kullanıldı? Yemeği pişirirken hangi işlemlerden geçti? İçine sağlıksız hangi besini koymuş olabilir?’ gibi birçok soru dolaşmaya başlamıştı. Bir müddet sonra bir restoranda, kafede bir şey yiyip içemez hale gelmiştim. Arkadaşlarım yemeğe davet ettiklerinde, kafeye davet ettiklerinde onlara eşlik edemiyordum ya da dışarıdan yemek söylediklerinde. Böylece sosyal hayatımda azalmaya başlamıştı. Yiyeceklerimi kendim hazırlıyordum yalnızca. İçerisinde ne olduğundan emin olduğum için. Zaman geçtikçe kendi yaptığım yemeklerde sağlıksız gelmeye başlamıştı. Bir süre sonra menüm şu şekle bürünmüştü: ‘Yalnızca suda haşlanmış patlıcan ve ev yapımı yoğurt. Yalnızca sebzeler doğranarak hazırlanmış salata. Sıfır yağ ve tuz. ’’Yalnızca yiyecekleri haşlamaya iznim vardı sanki. Ya da çiğ tüketmeye.

Peki bu izni kim veriyordu?
Beni kim kısıtlıyordu?

Kendi zihnim. Zihnim beni yönetmeye başlamıştı. Ne kadar garip değil mi? Zihninize söz geçiremiyorsunuz ve sizi yönetiyor. İlerleyen zamanlarda takıntım nedeniyle delirmeye başladığımı düşünmeye başlamıştım. Her gün öğünlerimde ne yersem sağlıklı beslenirim, öğünlerimi daha çok nasıl sağlıklı hale getirebilir mi düşünüyorken buluyordum kendimi. Yemek hazırlamak, düşünmek, yemek bir işkenceydi. Artık çiğ sebzelerden salata yemek istemiyorum yalnızca diye ağladığım birçok an hatırlıyorum. Çikolata yemek istediğim. Dondurma yemek istediğim. Dışarıda arkadaşlarım yemek yerken onlara eşlik etmek istediğim birçok an hatırlıyorum… Daha sonraları bu takıntımı tam olarak aşamamış olsam da psikiyatrik tedavi ile fazlasıyla hafifletmiştim. Şu an 21 yaşındayım çikolatada yiyorum, dondurmada… Evet hala ambalajlı ürün tüketmek hoşuma gitmiyor dahi olsa. Takıntım olmadığını biliyorum. Zaman zaman dışarıdan da yemek yiyiyorum artık. Arkadaşlarımla kafeye de gidiyorum, restoran tada. Hala sağlıklı besleniyorum evet ancak takıntı yapmadan.’’

Hayatta her şeyi ölçülü yaşamayı öğrenmek ne kadar önemli aslında. Bazı anlar geliyor hayatta en çok kendimiz kendimize zarar veriyoruz. Zihnimizin bize zarar vermesine izin vermemeliyiz. Kendimize katı kurallar koymamalıyız, kendimizi sevmeye çalışmalıyız, zarar vermeden…

Arslantaş, H., Adana, F., Öğüt, S., Ayakdaş, D., Korkmaz, A., Hemşirelik Öğrencilerinin Yeme Davranışları ve Ortoreksiya Nervoza (Sağlıklı Beslenme Takıntısı) İlişkisi: Kesitsel Bir Çalışma, Psikiyatri Hemşireliği Dergisi 2017;8(3):137–138

Gezer, C., Kabaran ,S., Beslenme ve Diyetetik Bölümü Kız Öğrencileri Arasında Görülen Ortoreksiya Nervoza Riski, S.D.Ü Sağlık Bilimleri Dergisi Cilt 4 / Sayı 1 / 2013; 14-15

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.