Sağlık Alanında Sahte Bilim İle Plasebo İlişkisi

0 12.494

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Ölüm sessizliğini bozan tek şey ailelerin ağlama sesleriydi..

Toronto’da bir hastanede 50 çocuk tek bir koğuşta ölümü bekliyordu. Çoğu diyabetik bir komadaydı, diğerleri yarı baygındı. 1922 yılında, ölüm fermanı olan şeker hastalığının pençesindeki çocuklar için yolun sonu gelmişti. Aileler cenaze işlerini ayarlamış evlatlarının son nefesini vermesini göz yaşları içinde bekliyordu.

Frederick Banting ve ekibi 1920 yılından beri üzerinde çalıştıkları mucizevi bir ilacı da yanlarına alarak ölüm koğuşunu ziyaret ettiler. Amaçları örnek büyüklüğünü genişleterek ilacın etkinliğini istatistiksel olarak da ispatlamaktı. Yatak yatak gezerek, enjeksiyona başladılar ve tam bitirmek üzereyken ilacı ilk alan çocuklar uyanmaya başladı. Birer birer tüm çocuklar ölüm uykularından uyandı ve sadece yarım saat önce ölüm sessizliğine sahip hastane koğuşu sevinç çığlıkları ve çocuk kahkahaları ile doldu.

Günümüzden 100 yıl önce yaşanmış olan bu mucize öyküsü, bilimsel metot kullanılarak tasarlanan klinik deneylerin ne kadar başarılı olabileceğine dair binlerce örnekten sadece bir tanesidir.

Önlerindeki binlerce örneğe ve ispata rağmen insanlar, bilgi çağı olan 21. yüzyılda dahi bilimin ortaya koyduğu ispatlanmış tedavileri reddederek, tedaviyi sahte bilimde ve şarlatanlarda aramaya devam etmektedirler.

Pek çoğu tarih öncesi dinlere ve mitlere dayanan sahte bilim gücünü insanların önyargılarından ve cehaletlerinden alır. Genelde toplumda var olan dini inanışlarla harmanlanan sahte bilim pek çok formda karşımıza çıkabilir. İyileştirme gücüne sahip kristaller, mucizevi bitki karışımları, büyücüler, falcılar, biyoenerji ve reiki benzeri Uzakdoğu kültürü ile soslanmış çeşitli pratikler ve holistik su gibi inanışlar sahte bilimin kaleleridir.

Hatırı sayılır sayıda kişiden yukarıdaki sahte bilim örneklerinin işe yaradığı iddiası gelir ve mucizeleri yaşayan “arkadaşımın arkadaşları”nın ardı arkası kesilmez. Kristaller sayesinde migren ağrılarından kurtulanlar, bebeği daha az ağlayanlar, biyoenerjiden sonra kendini hafif hissedenler vb. hikayeler sıklıkla internette de karşımıza çıkar ve gerçekten hikayelerin kahramanları anlattıkları bizzat tecrübe etmişlerdir.

Bilimsel metodun temel ilkelerinden “Korelasyon, nedensellik değildir” ilkesi sahte bilim inancına sahip insanların düştüğü yanılgıyı başarılı bir şekilde açıklamaktadır. Yukarıda bahsedilen hikayelerdeki başlıca sanık kristallerin ve ritüellerin arkasına gizlenen plasebo etkisidir.

Plasebo etkisi, herhangi bir iyileştirme etkisi olmayan bir tedavinin veya bir olgunun kişi sağlığına olumlu etki etmesi olarak tanımlanabilir. Herhangi bir tedavi edici etkisi olmayan plasebonun baş ağrısı ve mide bulantısı gibi kişi algısına bağlı semptomları hafiflettiği veya tamamen ortadan kaldırdığı gerçeği yadsınamaz. Psikologların üzerinde yıllardır çalıştığı plasebo etkisi beş farklı başlıkta incelenebilir:

A) Yanlış Anlaşılan Prognoz

Hasta plasebo olsa da olmasa da iyileşir. Örneğin odasına tuz lambası koyulduysa iyileşme sebebini tuzun mucizevi gücüne bağlayabilir.

B) Plasebo Etkisi veya Sahte Tedavi Etkisi

Hasta sahte bir tedavi alır ve tedavinin kendine iyi geleceği inancı iyileşmeyi hızlandırır. REM periyodu ve uyku kalitesi değişmediği halde insomnia hastalarının tütsü yakılan odada kendilerini daha dinlenmiş hissetmeleri bu etkiye iyi bir örnektir.

C) No-sebo Etkisi

Hasta bilimsel tedavinin işe yaramayacağına ve sadece sahte tedavinin kendine iyi geleceğine inanmıştır. Bu durum bilimsel tedavinin etkinliğini azaltırken plasebo etkisini devam ettirir.

Migren ağrısı çeken bir hasta kristal bir kolye taktığı için atakların daha hafif geçtiğini hisseder ancak hastalığın tedavisinde herhangi bir ilerleme kaydedilmez.

D) Yan Etkisiz Tedavi

Bilimsel tedavi, sahte tedavi ile değiştirilir. Hasta ilaçlardan dolayı yan etki görmezken tedavide herhangi bir ilerleme de kaydedilmez. Sıra dışı durumlarda hekimlerin başvurabileceği bir yöntemdir. Örneğin, ağrı kesicilere alerjisi olan bir hastaya büyük kırmızı bir hap verilir ve yeni bir ağrı kesici olduğu söylenir. Aslında şekerden ibaret olan hap sayesinde hastanın ağrıları azalır.

E) Enterferans

Bilimsel tedavi, sahte tedavi ile verilir. Sahte tedavi bilimsel tedavinin etkilerini azaltabilir, ek olarak yan etkileri de azaltabilir (arttırabilir de!). Bu durumda etkisi olmadığı halde sahte tedavi yardımcı oluyormuş gibi görülür. Bilim adamları çalışmalarda sahte bilim etkilerini görebilmek ve en iyi gerçek tedaviyi hastaya uygulayabilmek için deneyleri klinik istatistikçiler eşliğinde hazırlarlar. “Alternatif Tıp” uzmanları ise sahte bilim etkilerini gizleyebilmek için mümkün olduğunca istatistik vb. bilim dallarından kaçarlar.

Plasebo etkisi, henüz fizyolojik olarak açıklanamadığı için, sahte bilim uzmanları için bulunmaz bir nimettir. Ekonomik kazanç sağladıkları ve hastaların sağlıklarıyla kumar oynadıkları iş modelleri hiçbir zaman ölüm koğuşlarını sevinç çığlıklarıyla dolduramayacaktır. İlk bakışta zararsız gibi görülen sahte bilim pratikleri aslında görünenden çok daha fazla zarara yol açmaktadır.

Sosyal medya veya diğer mecralardaki reklamlara inanan hastalar %100 doğal olduklarına inandıkları karışımları satın almakta ve tedavilerini bu bitkisel karışımlarla sürdürmeye çalışmaktadır. İçerisine iddia edilen etkiyi ortaya çıkarmak için sıklıkla etken madde eklenen bu karışımlar hasta sağlığını ciddi şekilde tehdit etmektedir. Ülkemizde çok görülmese de yurtdışında holistik su ile tedavi olmaya çalışan kişiler sıklıkla çocuklarına ve sevdiklerine zarar vermektedirler. Sahte bilime olan inanç zamanla radikalleşmekte zararsız kristallerden, bilimi yanlışlamaya çalışan bir tarikata doğru evrilmektedir.

Bilimi meslek edinmiş profesyoneller olarak sahte bilim karşısındaki tutumumuz sarsılmaz ve kesin olmalıdır. Hiçbir otoriteden çekinmeden insanları bilinçlendirmek ve onları sahte bilimden uzak tutmak asli görevlerimiz arasında yer almalıdır.

Özellikle tıp alanında çalışan profesyoneller çalışmalarında sahte bilim etkilerini göz önüne almalı, hasta hakkında bilgi toplanırken, eğer kullanmışlarsa, bitkisel ilaçların muhteviyatını mutlaka öğrenmelidir. Hastalar çoğu zaman çekinerek bitkisel tedavilere yöneldiklerini söylemek istemezler ancak hekim ısrarcı olmalıdır.

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.