Sağlığınızın Üzerine Düşündüğünüz Kadar Sağlık Etiğinizin Üzerine Düşünüyor Musunuz?

0 1.052

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Etik; süper ego tarafından davranışların yönlendirilmesi hususunda yön gösterici olarak belirlenen olgular topluluğundan bir tanesidir.

Yazılı olmayan kurallardan meydana geldiği varsayılır.

İlginç olan şey ise, birçok psikiyatri uzmanının etiği süper egoların yarattığına inanmasıdır. Yani insanoğlunun; ‘’Kötü bir şeyi ben yapıp sadece ben bilsem bile bu ayıptır.’’ diyebilmesidir.

Bir kesim psikiyatri uzmanları ise; etik denen hadisenin zaten var olduğunu kabul edip, süper egolar tarafından şekillendirildiğini veya geliştirildiğini kabul eder. Bu durumda etiğin temelini şöyle özetleyebiliriz;

“I can’t. I could, but I won’t.”

Türkçesiyle; “Yapamam. Yapabilirim, ama yapmayacağım.”

Tarasoff Olayı

Sağlık Etiği derslerinde tartışılması klasikleşmiş bir vaka örneğidir. Olay kısaca şöyle gerçekleşmektedir.

Poddlar adlı adam, 27 Ekim 1969 tarihinde, sevdiği ancak bu sevgisine karşılık bulamadığı Tarasoff’u öldürür.

Olayın kahramanları Poddlar ve Tarasoff, Kaliforniya Üniversitesi’nde öğrencidirler. Olaydan bir yıl önce bu kişiler, bir dans kursunda tanışırlar ve Tarasoff bir yeni yıl partisinde Poddlar’ı öper. Bu öpücükten sonra, Poddlar, Tarasof ile ciddi bir ilişki yaşadıklarına inanır.

Daha sonra, Tarasoff Poddlar’a onunla ilgilenmediğini ve başka erkek arkadaşının olduğunu söyler. Bu sözler üzerine Poddlar depresyona girer, çalışmaları ile sağlığını önemsememeye ve kendi kendine konuşmaya başlar.

Bir arkadaşına Tarasoff’un odasını bombalayacağını anlatır. Poddlar bir süre sonra arkadaşları tarafından ikna edilerek öğrenci sağlık merkezine gitmeye başlar.

Dokuzuncu görüşmesinde, Poddlar, psikolojik danışmana Tarasoff’u yaz tatilinden sonra öldüreceğini söyler.

Bu arada hastaya paranoid şizofreni tanısı konulur, ama ilaç başlanıldı mı ya da herhangi bir terapötik önlem alındı mı bilinmiyor. -En azından ben böyle bir bilgi edinmedim.

Psikolojik danışman, kampüs polisine haber verir, Poddlar tutuklanır ve polis olayı soruşturmaya başlar. Soruşturma sonrasında polis Poddlar’ın, kızı öldürmeyeceğine ikna olur ve Tarasoff’tan uzak duracağına ilişkin söz alır.

Sağlık merkezi bakanı, Poddlar’ın tedavi görmesi ve hastanede yatması için ikna edilmesini ister. İkna çabalarından sonra Poddlar, psikolojik danışmayı terk eder. Bir süre sonra da Poddlar, Tarasoff’un evinde onu bıçakla öldürür, ardından polise haber vererek teslim olur. Daha sonra 1974 ve 1976 yıllarında iki kez duruşma yapılır. Duruşma sonunda verilen kararda, danışan ile hem sorgulayan polisler hem de psikolojik danışman suçlu bulunur.

Bu vakada çakışan kavramlar şüphesiz hasta-hekim gizliliği ve 3. şahısların güvenliğidir.

Vakadan da anlaşılacağı üzere hekim gerekli gördüğünde 3. şahısları korumak için gizlilik ilkesini bozmalıdır.

Tehdit, psikiyatrik hasta olsun olmasın, kendi başına suçtur. Zarar verilmek istenen kişi polis aracılığı ile bilgilendirilmelidir.

Doktor da tehdit eden-polis-tehdit edilen şebekesini doğru işletmelidir. Çünkü bu çemberden sorumludur. Yani bu durum sadece güvenlik kuvvetlerine değil, riskli şahıslara da iletilmelidir. Tabi bu gereklilik ne yazık ki bu vakadan sonra ortaya atılmıştır.

Bu olayı ilk okuduğumda kafamda şu sorular oluştu;
  • Hasta, polise doktor raporuyla sevk edildikten sonra polisler tarafında neden önlem almayıp serbest bırakıldı?
  • Hastayı rapora rağmen karakoldan serbest bıraktıysalar neden kızı öldürdükten sonra Poodlar’a tekrar hasta muamelesi yaptılar? (Bu arada mahkeme Poddlar’a hapis cezası vermemiş, sınır dışı etmek kaydıyla serbest bırakmıştır.)

Bu olayda tartışmaya açık pek çok nokta bulabiliriz. Günümüz psikiyatri uygulamalarında eşine rastlanabilecek bir vaka olması açısından yararlı bir vaka olarak da görebiliriz. Fakat apaçık tehdit altında olan ‘Tarasoff’a yazık olmuş’ demekten sanıyorum ki geri kalamayacağız.

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.