Saçkıran Hastalığına Bir De Bu Açıdan Bakalım: Hastalığa Sahip Bireyle Röportaj

0 1.892

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Halk arasında saçkıran olarak bilinen Alopesi Areata, çoğunlukla kafa derisinde, sakallarda, kaşlarda veya kirpiklerde görülen, yuvarlak yamalar şeklinde oluşan, iz bırakmayan, ani saç dökülmesi ile karakterize bir hastalıktır. Henüz nedeni tam olarak bilinmemekte fakat hastalığın başlangıcında otoimmün sebepli saç folikülü yıkımının ve genetik etkenlerin yanında stres gibi çevresel sorunların rol aldığı düşünülmektedir. Alopesi üniversalis ise vücuttaki tüm kılların döküldüğü alopesi türüdür.

Bu tür hastalıklar radikal fiziksel değişimlere neden olduğundan dolayı bireylerin kendini damgalanmış hissetmesine, yoğun duygusal stres yaşamasına ve benlik saygısının düşmesine yol açtığı düşünülmektedir. Aynı zamanda bu bireylerin kaçınmacı türde ilişki kurdukları ve sosyal desteğe yoğun ihtiyaç duydukları düşünülmektedir.

Kader Yemen: Merhaba M. Bey röportaj yapmayı kabul ettiğiniz için öncelikle teşekkür ederim. Biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?

M.B: Rica ederim, röportajın bu hastalığa sahip bireylere faydalı olmasını diliyorum. Adım M.B. 26 yaşındayım. Doğma büyüme İstanbulluyum ama aslen Mardinliyim. Bankacılık ve sigortacılık mezunuyum aynı zamanda açıktan işletme okumaktayım. Futbol basketbol oynamayı ve izlemeyi çok seviyorum. Aynı zamanda gezmeyi, kitap okumayı seviyorum. Yeni insanlarla tanışmayı seviyorum çünkü benim için yeni heyecan, yeni hikayeler demek. Müziği ayrı bir seviyorum, müzik hayatım diyebilirim. En büyük hayalim bir müzik grubun gitaristi olmak. Şu anda da gitar kursuna gidiyorum, umarım bu hayalim bir gün gerçek olur.

Kader Yemen: Peki M. Bey, hastalığınızın belirtileri nelerdi?

M.B: Lise dönemindeyken saçımın bir kısmında su şişesi kapağı büyüklüğünde dökülme oldu daha sonra zamanla bu dökülme yayıldı ve kafamın arka kısmındaki saçlar tamamen döküldü. Üniversiteye geçtiğim zaman ise aynı durum devam etti fakat bu sefer saçlarımın tamamı hızlı bir şekilde döküldü aynı zamanda kirpik ve kaşlarım da dökülmeye başladı.

Kader Yemen: Biraz tanı alma sürecinizden ve kullandığınız tedavilerden de bahsedebilir misiniz?

M.B: Lisede saçımın arka kısmı komple dökülünce doktora gittim, o kısma kortizol iğneleri uygulandı 2 sene boyunca. Daha sonra üniversitede saçımın tamamı, kaş ve kirpiklerim döküldüğünde hap şeklinde ilaç kullanmaya başladım, bu ilaçları da 3 yıl kadar kullandım. Bu haplardan sonra saçlarım çıkmaya başladı ama ilacı bırakınca tekrar dökülüyordu, ben de ilaca bağlı kalmamak için ilacı bıraktım.

Kader Yemen: M. bey biliyorsunuz ki bu hastalık otoimmün olup genetik geçişli olabileceği düşünülüyor, ailenizde alopesi hastalığına sahip ya da otoimmün hastalığı olan birisi var mıydı?

M.B: Hayır ailemde böyle bir hastalığı olan yok. otoimmün hastası olan ya da kronik hastalığı olan biri de bildiğim kadarıyla yok.

Kader Yemen: Hastalığınız genetik gözükmüyor peki en büyük çevresel etken olan stres faktörünün hayatınızdaki etkisi nasıldı? Stresli olaylar yaşar mıydınız?

M.B: Evet. Genel olarak çok baskıcı bir ailem vardı, yaptığım her şeye karışırlardı, saç şeklime bile. Babam hep çalışmamı isterdi. Lisedeyken çay ocağında işe girmiştim, sabah 6’da kalkıp işe giderdim öğlen eve gelip üstümü değiştirip okula gidiyordum. Patronum, bir şeyi yanlış yaptığımda veya yapmayı unuttuğumda çok kızardı, bazen sinirden tepsiyi fırlattığı olurdu. Ben de bir şey diyemezdim ne de olsa benden yaşça büyüktü, içime atardım cevap veremezdim.

Kader Yemen: Hastalık sizi ve yaşamınızı nasıl etkiledi M. Bey? Hastalık öncesi ve sonrası nasıl biriydiniz, hayatınız nasıldı?

M.B: Hastalıktan önce daha açık biriydim, dışadönüktüm. Sınıfta parmak kaldırıp derse katılırdım, soru sorardım. Arkadaşlarımla basketbol futbol oynardık. Genelde sporla uğraşırdım. Aktif bir sosyal yaşamım vardı kısacası. Hastalıktan sonra ise içime kapanmaya başladım, kalabalıktan kaçıyordum. Sınıfta parmak kaldırmaya çekiniyordum, derse aktif katılamıyordum. sınıfta kendimi gizlemeye çalışıyordum.

‘İnsanların BAKIŞLARI beni rahatsız ediyordu çünkü o bakışlar bana sanki farklı veya ilginç biriymişim gibi hissettiriyordu.’

Kendimi ifade etmekte çok zorlanıyordum. Genel olarak depresif bir ruh hali içerisindeydim. Aile içi sorunlar vardı bazen anlaşamıyorduk, evde sıkılıyordum. Kendimi motive etmek ve stres atmak için futbol ve basketbol oynamaya gidiyordum. Spor ve müzik her zaman motivasyon kaynağım olmuştur… Ama üniversitede daha da kötü oldum. Saçlarım, kirpiklerim ve kaşlarım tamamen dökülmüştü aynı zamanda ilaçlar yüzünden sivilcelerim de çıkmıştı özgüvenimi daha çok kaybetmiştim…

‘İnsanların bakışından rahatsız olduğum için hep şapka takardım, duygusal biri olduğum için alınırdım o bakışlara…’

Üniversiteden sonra bayan giyim işine girmek istedim, burada özgüvenimi geri kazanacağımı düşündüm ve öyle de oldu. İşe başladıktan sonra insanların bana karşı olumlu geri dönüşleri sayesinde özgüvenimi geri kazandım. İnsanların beni sevdiğini görmek ve beni sempatik bulmaları kendime güvenimi arttırdı. Ondan sonra yavaş yavaş kalabalık ortamlara girmeye ve gitmediğim yerleri gezmeye başladım.

Şu an daha özgüvenli ve girişken birisiyim ve gayet mutluyum, eksikliklerimin farkındayım ama hala kendimi geliştirmeye çalışıyorum…

Kader Yemen: M. bey, bu hastalığa sahip olan bireylere ne söylemek isterdiniz? Özgüvenlerini güçlendirmek için tavsiyeleriniz nelerdir?

M.B: Pozitif olmaya çalışmak için çabalasınlar, kendilerini mutlu edecek şeyler yapsınlar. Mental açıdan kendilerini güçlendirsinler, olumsuzlukları aşmak zor olsa da çabalamak gerekiyor. ‘ben çirkinim, kimse benimle konuşmaz, bana bakmaz, beni sevmezler’ tarzında önyargıları olan varsa bunu bir kenara bırakmalı çünkü önümüze koyduğumuz en büyük engel bu oluyor. Her insan bu durumları farklı şekillerde aşabilir. Yeter ki aşmak için çaba göstersinler, o engeli bir kere aşınca gerisi kendiliğinden geliyor. Süreç benim için de çok zor geçti fakat değişmek için bir adım atmaya cesaret ettim ve şu an bu halimle çok mutluyum.

Bu yazımı bir sözle bitirmek istiyorum.

‘BİR YERDE HERKES BİRBİRİNE BENZİYORSA; ORADA KİMSE YOK DEMEKTİR.’

– Michel Foucault.

Her insanın parmak izlerinin bile çok farklı olması, hepimizin özel ve farklı bir birey olduğunun kanıtıdır. Farklılıklara farklı gözle bakmayı bırakıp, her insanı farklı oluşuyla sevip saygı duyalım…

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.