Ruhsal Sıkıntı Durumundan Ve Bunalımdan Nasıl Kurtulabiliriz?

0 90

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Ruhsal sıkıntı birçok sebeple meydana gelebilir. Daha çok sevilmeyen, istenmeyen bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır.

Örneğin; gün boyu enerjimiz yerinde ve kendimizi iyi hissediyoruzdur ancak akşam olup 16 yaşında ergen çocuğumuz eve gelip, o günkü akşam yemeğini beğenmeyebilir. Bu konuda kısa bir tartışma yaşanması o günkü bütün enerjimizi yok edip, kara bulutların üzerimize çökmesine neden olabilir.

Bu örnekler uzar uzar gider…

Bunun gibi durumlarda yaşanılan olayın içerisinden en yüksek kazançla ve ruhsal iyi oluşluğumuzu devam ettirerek çıkabilmek mümkün:

Ruhsal iyi oluşluğunuzu geliştirebileceğimiz öneriler;

  • Öncelikle olaylara çok yönlü bakmak genellikle çözümdür. Yukarıdaki örnekten hareketle eğer yapılan yemeğin beğenilmeme durumu söz konusuysa kendimizi onure edecek düşüncelere yönelmemiz yarar sağlar. “Ben çok kötü yemek yapıyorum!”, “kimseyi memmun edemiyorum!” yerine “benimle bir ilgisi yok, o zaten bu yemeği sevmiyordu”, “gelmeden önce bir şey atıştırmış olmalı, karnı tok muhtemelen” şeklindeki yaklaşımlar etkili olacaktır.
  • Tartışma hala devam ediyorsa iki taraflı olacak şekilde ilginin farklı yöne kaydırılması yararlı olacaktır. Yani her söylenilenin önemle üzerinde durulması bu durumun devam etmesine neden olarak can sıkmaya devam edecektir.
  • Eğer yaşanılan bu durumun sebebi net olarak ortaya konmamışsa, bunu belirlemeye yönelik girişimde bulunmamız gerekmektedir. Yaşanılan durumun nedeni belirlendiği zaman doğrudan nedene yönelmemiz doğru yolda olduğumuzun kanıtıdır.
  • Unutmamamız gereken önemli bir nokta ise ruhsal problemler, can sıkıcı durumlar çoğunlukla iletişim eksikliği veya yetersizliğinden kaynaklanmaktadır. Karşımızdaki kişinin istekleri, talepleri ve onun kırılma noktalarını kestirebilirsek, buna uygun davrandığımız noktada kör düğüm olsa dahi bütün bağlar kendiliğinden çözülecektir.
  • Evren düşünceler üzerine kuruludur. İyi düşünce olarak adlandırdığımız pozitif düşünme hem kendimiz hem de iletişime geçtiğimiz diğer insanlar için ilaç niteliğindedir. Eğer kendimiz iyi olur, iyi hissedersek bunu karşımızdaki insana da aktararak, güzel ve iyi duyguların kartopu şeklinde çığ haline dönüşmesine, kötü duyguların da evrende küçülerek yok olmasına fırsat vermiş oluruz.
  • Kıyaslama ruhsal sıkıntıların başını çeken sebeplerdendir. Her ne sebeple olursa olsun kendimizi veya çevremizdeki bireyleri, diğer bireylerle karşılaştırmamız sonunda üzülmemize sebep olmaktadır. Burada önemle üzerinde durmamız gereken nokta hangi konum hangi durum olursa olsun dünya üzerinde kimsenin mevcut şartlara eşit olanaklar veya zorluklar göğüsleyerek gelmediğidir. Bu düşünceyle yüzleştiğimiz zaman kıyaslama alışkanlığımızdan kolayca kurtulabiliriz.

Yaşam şartları bu tablonun neresinde?

Seslendiğinizi duyar gibiyim.

Ruhsal problemlerden konuşup, yaşam koşullarına değinmesek olmazdı. Hepimizin bildiği gibi artık ekmek aslanın kuyruğunun ucunda. Bu uyarıdan hareketle yaşamak ve yaşam kalitemizi yükseltebilmek için çok, hayır hayır daha çok çalışmamız gerekmekte. Evet burası işin belki en kolay kısmı. Çalışmayı çoğu zaman kabul ediyoruz ancak çalışacak olan kişinin kendimiz, kendi bedenimiz, kendi beynimiz olduğunu çoğu zaman belleğimizden uçup gidiyor. Bu kapsamda kendi gücümüzün neye yetip neye yetemeyeceğini belirlemek bir nebze olsun rahatlamamıza katkı sağlayabilir.

İşsizlik ruhsal sıkıntı riskini daha da artırıyor ancak işin olması durumunun da bundan pek aşağı kalır yanı yok hani. Özellikle çalışan kişilerde umutsuzluk, değersizlik gibi durumlar bunu tetiklemektedir.

Peki nereden öğreniliyor bu durumlar diye soracak olursanız, bu duyguların tamamı iş yerlerinde ortaya çıkmaktadır. Öncelikle karşılanamayan gereksinimler ve yetersiz iş gücü istihdamı kişilere verilen görevlerin kat kat artmasına ve bunun sonucu olarak da tükenmişlik duygusuna yol açmaktadır. Tükenmişlik durumu değersizlik, iş yapmama ya da iş yapmada isteksizliğe neden olmaktadır. Bu kısır döngüye bir halka daha eklenerek devam etmekte…

Yaşam koşullarımızın iyi olması, daha iyiye gitmesi tabii ki istenilen bir durumdur, hatta herkesin hayalidir. Bunu kabul ediyorum ancak yaşam koşullarımızın iyi olmasından daha fazla önemli olan, ihmal ettiğimiz ise ruh sağlığımızdır.

Gelin gücümüzü kaybettiğimiz zaman ünlü bir düşünürün şu sözünü hatırlayalım;

Basit bir ruh mutluluk ile övünür felaketle de yere serilir.

Epicuros

 

Ne kadar güçlü olduğumuzu karşılaştığımız zorluklara yönelik vermiş olduğumuz mücadelelerimizle bu ateşe su serperek söndürelim.

Kimin için mi?
Kendimiz ve kendi sağlığımız için.

Çünkü ne zaman biz mücadeleyi bırakırsak, düşmanımız bize karşı savaşını kazanmaya devam edecek. Aksi durumda biz kazanmaya, mücadele ettiğimiz problemler ise küçülerek, kaybetmeye ve yok olmaya mahkum olacaktır.

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.