Psikolog Ve Aile Danışmanı Sabina Ferhat İle Çocuklarla İletişim Röportajı

0 53

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

TRT Radyo-1’de yayınlanan TRT Antalya Radyosu’ndan Tayfun Yönlü’nün yaptığı sağlık röportajları serimize bugün Psikolog Ve Aile Danışmanı Sebina Ferhat ile devam ediyoruz. Konumuz: Çocuklarla İletişim

Tayfun Yönlü: Bizim çocuk bizi parmağında oynatıyor, istediğini alana kadar durmuyor, laftan anlamıyor gibi sözler söylediğiniz oluyor mu, sevgili dinleyenler? Öyleyse şimdi bize kulak verin. Çocuklarla doğru iletişim kurmayı belki de öğreneceğiz bu sohbet sırasında. Konuğumuz psikolog ve aile danışmanı Sayın Sabina Ferhat. Hoş geldiniz Sayın Ferhat.

Sabina Ferhat: Hoş bulduk. Merhaba.

Tayfun Yönlü: Nasılsınız?

Sabina Ferhat: İyiyim siz nasılsınız?

Tayfun Yönlü: Çok teşekkürler. Çocukların ailelerini tıpkı bir ayna gibi yansıttığını söylerler, onlar bizim yansımamızdır belki de bunun doğru olup olmadığının cevabını alarak sohbetimize isterseniz başlayalım. Bugün sizinle çocuklarımızla iletişimi konuşuyoruz çünkü.

Sabina Ferhat: Doğru olduğuna inandığım bir cümle ancak tamamen ailenin yansımasıdır başka hiçbir etken yoktur diyemeyiz.

Tayfun Yönlü: Çünkü çocuk aynı zamanda sosyal bir varlık olduğuna göre bir insan olduğuna göre bizden başka birileriyle de iletişim kuruyor doğru mu?

Sabina Ferhat: Aynen öyle, aile, geniş aileler, okul gibi birçok etkenden etkileniyorlar.

Tayfun Yönlü: Peki çocuklarla iletişim kurmanın bir yöntemi, bir formülü var mıdır? Yani genel geçer bir konu mudur? Şöyle mi davranmak ya da böyle mi davranmak, nasıl yapmalıyız, ne yapmalıyız?

Sabina Ferhat: Çocukla iletişim konusunu formülize etmeye çalıştığımız zaman aslında hataya düşüyoruz. Çünkü samimi bir yerden çıkıyor mesele. Çocukla samimi bir şekilde iletişim kurmamış oluyoruz. Şunu söylesem şöyle sonuç elde ederim çok didaktik bir yere gidiyor aslında. Niyetimizin bu olmaması birinci basamak olabilir. Niyetim çocukla anlaşmak, onu anlamaksa eğer formüle ihtiyacım yok. Samimi bir şekilde yanına gidip nasılsın, neye ihtiyacın var, bugün neler yaşadın diye sorduğunuzda en iyi formülden daha iyi bir sonuç elde edersiniz.

Tayfun Yönlü: Yani aslında onunla iletişim kurmak, onun üzerinde bir tahakküm kurmak ya da hakimiyet kurmaya çalışmak değil onunla iletişmek.

Sabina Ferhat: Evet niyetiniz buysa çocuk zaten size kapılarını açacaktır.

Tayfun Yönlü: O zaman ne yapmalıyız, nasıl yaklaşmalıyız çocuğumuza?

Sabina Ferhat: Öncelikle kendinizin niyetini fark edin. Eğer niyetiniz çocuğa bir şeyi dayatmak, sizin fikrinizi kabul ettirmek, sizin istediğiniz yola girmesini sağlamaksa bu iletişim değildir. Bu bir baskıdır. Bu niyetle gittiğinizde buna iletişim demiyoruz. Niyetiniz çocukla empati kurmak olabilir, kendinize böyle bir hedef koyabilirsiniz. Bugün çocuğumu anlamak üzere bir sohbet başlatacağım, diyebilirsiniz. Bununla ilgili pratikler yapabilirsiniz. Bazen kriz anlarında iletişim kurmak zordur ebeveyn içinde çocuk içinde. Tatlı olduğunuz, böyle uyku öncesi evre, yemekten sonra, oyun oynadığınız sıralarda tatlı tatlı iletişim denemeleri yapabilirsiniz. Anda kalmak çok önemli çocukla ilişkide, çocuklar anda kalır, ebeveynler zihinleri dolu bu aralar. Başka şeyler düşünüyorlar, hayatla ilgili gelen şeyler var zihinde…

Tayfun Yönlü: Bir sürü endişemiz var tabi doğru.

Sabina Ferhat: Evet, çocuk okulda sorun yaşıyorum diye geldiğinde aslında sadece orada ki bir sorunu anlatıyorken biz onun üniversitedeki hayatını düşünüp eyvah…

Tayfun Yönlü: Haha. Kesinlikle öyle oluyor.

Sabina Ferhat: …ne olacak diye düşünüyoruz. Dolayısıyla o an çocuğa yardımcı olamıyoruz. Çünkü çocuk anda biz anda değiliz, başka bir andayız. Dolayısıyla mümkün olduğunca bugüne, şimdiye odaklanarak nasılsın, neler yapıyorsun diye sormak, böyle başlamak…

Tayfun Yönlü: O zaman sanırım bizim her istediğimizi yapmalarını beklemek doğru olmasa gerek değil mi?

Sabina Ferhat: Kesinlikle öyle.

Tayfun Yönlü: Yani ben ders çalışmasını istiyorum bugün çocuğumun ama o çalışmıyor ya da işte yemeği hazırlarken, sofrayı kurarken veya bulaşıkları toplarken bana yardım etsin veya çamaşırları asarken benimle olsun, benimle assın, bütün bu beklentiler yanlış mı? Bunu nasıl sağlamalı ya da burada nasıl davranmalı? Yani biz çocuktan bir şey beklediğimizde onu yapmalarını mı ya da yapmamalarını beklemek? Burada nasıl davranmalıyız?

Sabina Ferhat: Biraz gerçekçi olmakta fayda var, çocuğun gelişim dönemlerini biliyor olmamız lazım. 3 yaşındaki bir çocuktan bulaşık makinesini boşaltmasını belki bekleyemezsiniz.

Ama masayı kurarken çatalı götürmesini bekleyebilirsiniz. 10 yaşındaki bir çocuktan ödev sorumluluğu edinmiş olmasını bekleyebilirsiniz gibi. Gelişimi önemli çocuğun, bunun yanında kendi çocuğunuzun kişilik yapısını biliyor olmanız lazım, mizacını bazı çocuklar örneğin hareketlidir. Ders sırasında, ödev yaparken bile hareket ederler. Ödevini tamamlıyorsa, öğreniyorsa bir sıkıntı yok, oturmasına gerek yok, bunun için zorlamaya gerek yok. Dolayısıyla aileler çocuğunu tanımadığı zaman genelgeçer kanıya göre çocuğa önerilerde bulunuyorlar, çocuk yapmadığında işte ısrar, kıyamet başlıyor. Gerek yok aslında bunu yaşamaya. Dolayısıyla çocuğu tanımak, gelişim dönemlerini bilmek ve ona göre adım atmak ama bunun yanında disiplin önemli, sınırlar önemli. Çocukların yapabileceği şeyler vardır, yapamayacağı şeyler vardır ve bu çerçevenin aile tarafından çizilmiş olması önemli. Sizin ailenizde ne kabul edilir ne kabul edilemez çocuğun biliyor olması lazım. Bu gibi basamaklar önemli.

Tayfun Yönlü: Günümüzde cep telefonu ve bilgisayarlar çocukların vaktinin çoğunu alan aletler ve ders çalışmanın yerine ikame olabiliyorlar yani çocuğun ders çalışmasını istediğimizde cep telefonu veya bilgisayarı tamamen yasaklamak veya ona bir saat ya da gün koymak doğru bir yaklaşım mıdır?

Sabina Ferhat: Teknoloji çağında olduğumuzu unutmamamız lazım, her şeyden önce teknoloji çağındayız ve bu çocukların teknolojiyi biliyor, tanıyor olması önemli bir durum. Ayrıca sosyal olarak da günümüzde teknoloji sosyal etken olarak karşımıza çıkıyor.

Tayfun Yönlü: Hiç tartışmasız doğru.

Sabina Ferhat: Kesinlikle, çocuk okula gittiği zaman akşam hangi yayını izlediğini, hangi oyunu oynadığını arkadaşlarıyla paylaşır ve bunun üzerine yeni bir oyun başlatırlar. Dolayısıyla bunları yapmayan çocuklar dışlanabiliyorlar. Bunları biliyor olmamız önemli çocuğu anlamak niyetimiz varsa eğer. Ama öbür taraftan gelişimsel olarak çocukları olumsuz etkileyen bir faktör teknoloji.

Tayfun Yönlü: Çünkü gerçek dünyadan soyutluyor belki oyun dünyasına çok dalanlar için.

Sabina Ferhat: Birçok faktör var yani fiziksel gelişiminden tutun ruhsal, zihinsele kadar. 0-2 yaş aralığında hiç vermemeyi öneriyoruz. Hiç tanışmasın bile. Beynin geliştiği bir dönem bu. İlerleyen yaşlarda omuz, oturuş, beden duruşu, gözler, ruhsal gelişim, sosyal beceriler gibi birçok alanda çocuğu olumsuz etkiliyor. Dolayısıyla tanışsın, elinde olsun ama belli sınırlarının mutlaka olması lazım. Sınırları da çocukla birlikte karar verebiliyorsunuz. Zararlarını, artılarını çocukla birlikte konuşup seni korumak için, senin gelişimini önemsediğim için haftada şu kadar kullanalım diyorum sen ne dersin, çocuk tabi kendi fikrini söyleyecektir. Oradan da demokratik bir yolla orta yolu bulmak.

Tayfun Yönlü: Biraz pazarlık usulüyle.

Sabina Ferhat: Biraz pazarlık usulüyle hem çocuğa güç vermiş olursunuz kendi ile ilgili.

Tayfun Yönlü: Ama dikte etmek değil, değil mi? Yani beraber karar vermek ya da en azından beraber karar verdiğinizi hissettirmek yani fikrini almak.

Sabina Ferhat: Evet, kesinlikle öyle. Burada yine samimi olmak gerekiyor. Niyetim gerçekten çocukla anlaşma yapmak olmalı, bak şimdi ben nasıl anlaşma yapacağım niyetiyle girmiyorum sohbete. Çocuğa da biraz güç veriyorum. Biraz sen de karar verebilirsin kendinle ilgili, sonuçta bu senin gelişimini etkiliyor.

Tayfun Yönlü: Ya da farkına varmasını sağlayabiliriz bu yöntemle belki de.

Sabina Ferhat: Evet, aynen öyle. Bu şekilde yaklaşılabilir.

Tayfun Yönlü: Peki hangi yaş aralığını çocuk olarak kabul edeceğiz? Yani çocukluğun sınırı neresi, ergenlik ne zaman başlıyor, biraz değişiyor mu bu?

Sabina Ferhat: 12-13 yaş civarını bilim çocukluğun bitip ergenliğin başlaması olarak kabul ediyor. Ondan sonra da ergenlik devam ediyor. Ama bana sorarsanız çocukluk sizin içinizdeki çocukla teması kestiğiniz yerde bitiyor aslında. O çocuk hep içimizde var ama siz onu duymamayı, anlamamayı seçtiğinizde çocukluğunuz biter. Bu aslında çocukla iletişimimize çok yansıyan bir mesele. Çocuk karşımızdaki ve ben içimdeki çocukla onun yanına gittiğimde daha kolay iletişim kuruyoruz. Belki de biraz bunu fark etmemiz gerekiyor.

Tayfun Yönlü: Sohbetimizin sonuna geldik, son bir şey sormak istiyorum size? Çocuğumuzla iletişim kurarken en yapmamamız gereken şey nedir? En büyük yanlış…

Sabina Ferhat: Birçok yanlış var. Suçlamak, eleştirmek, ben doğruyum, benim kararlarım geçer, bu beden diliyle gittiğinizde çocuğun karşısına o kendisini size kapatır. Sadece söylediklerine odaklanırsanız yine çok büyük bir yanlış olur. İletişimin sadece %7’si kelimelerden oluşur. Kalan %93’ü jest, mimik, beden dili. Bunları görmezden geldiğinizde iletişim kuramazsınız çocukla. Dolayısıyla biraz çocuğunuzu izleyin, birazcık ne anlatıyor, bedeni ne diyor, neyi anlatırken sesi heyecanlı çıkıyor, bunları bir fark etmek gerekiyor diye düşünüyorum.

Tayfun Yönlü: Yani ona önem vermek, onu önemsemek, ona vakit ayırmaktan söz ediyoruz.

Sabina Ferhat: Evet ve bunu samimi bir niyetle yapmak. Ben çocuğumu etkileyeceğim niyetiyle değil de anlayacağım niyetiyle sohbeti başlatmak.

Tayfun Yönlü: Çok güzel bir sohbetti. Çok teşekkür ederiz.

Sabina Ferhat: Ben teşekkür ederim.

Tayfun Yönlü: Sevgili dinleyenler bugün konuğumuz psikolog ve aile danışmanı Sayın Sabina Ferhat’tı. Kendisiyle çocuklarımızla iletişim kurma konusunda güzel bir sohbet gerçekleştirdik. Kendisine bir kez daha gönülden teşekkür ediyorum.

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.