Torasik Travmalar ve Sonrasında Gelişen Komplikasyonlar Nelerdir?

0 293

Torasik travma; göğüs kafesi ve içindeki her türlü organın künt ya da delici travmalar sonucu yaralanmasını tanımlayan bir kavramdır. Travma sonucu oluşan komplikasyonlar elektif vakalar sonucu oluşan komplikasyonlardan daha sık ve uğraştırıcıdır. Tüm travmaların %25-50’sini oluşturmakla birlikte en sık ölüm nedenlerinden biridir.

Toraks travmaları künt ve penetran travmalar olmak üzere ki gruptur.

Penetran travmalar; kesici delici alet yaralanmaları, ateşli silah yaralanması, araç içi trafik kazaları vb.

Künt travmalar; genelde araç içi ve dışı trafik kazaları, yüksekten düşmeye bağlı travmalar ve künt cisimlere çarpma ya da maruz kalma şeklinde olmaktadır.

Son yıllarda girişimsel uygulamaların artması nedeniyle; iyatrojenik toraks travmaları da künt ve penetran travmalardan sonra önemli bir grubu oluşturmaktadır. Travmaların %70’ini künt, %30’unu penetran travmalar oluşturmaktadır.

Toraks travmalarında komplikasyonların artmasının birçok nedeni olabilir:

  • Travma yaygınlığı ve ilişkili diğer organ lezyonlarının yüksek önceliği,
  • Travmanın yaygınlığı nedeni ve ağrı nedeni ile hastanın erken mobilizasyonunun engellenmesi, öksürük yeteneğinin azalması buna sekonder atelektazi (alveollerin elastikiyetini kaybetmesi) , sepsis gibi sorunların gelişmesi,
  • Göğüs duvarında doku kaybı olan yaralanma, kesici delici alet yaralanması ya da steril koşullarda uygulanmayan tüp torakostomi ve torasentez işlemleri sonucu plevral boşluğun kontaminasyonu,
  • Torakotomiden kaçınılan hastalarda tüp torakostomi ile drenajın yeterli ve etkin olmaması,
  • Travmatize akciğer ve plevral boşluktaki kan, enfeksiyona ve sepsise zemin hazırlamaktadır,
  • Postperatif komplikasyonların sıklığı ve şiddeti, postperatif bakımla direkt ilişkilidir.

Torasik Travma Komplikasyonları Nelerdir?

Atelektazi

Atelektazi toraks travmalarından sonra en sık görülen komplikasyondur. Trakebronşiyal sekresyonların yeterince atılamaması sonucu oluşur.  Etiyolojisi;  toraks travması sonrasında broşiyal mukus miktarı ve kıvamının artması soncu mukus tıkaçları oluşması, atropin-skopolamin, antihistaminikler balgam kıvamını artırır, yüksek konsantrasyonda sürekli nemlendirilmeden verilen oksijen ve anestezik gazlar mukozaları kurutur iritasyona sebep olarak atelektaziye zemin hazırlar, göğüs duvarı yaralanması sonucu elektif öksürük refleksinin bozulması, abdominal diastansiyon, frenik sinir paralizisine bağlı diyafragma elevasyonu, sedasyon ve narkotikler solunum mekaniğini bozarak atelektaziye sebep olabilir. Önlemek için; sekresyonla aktif mücadele etmek, hastanın ağrısını kesmek ve etkili öksürmesini sağlamak, solunum fizyoterapisi, nebulizasyon, bronkodilatörler, nazotrekeal aspirasyon ve gereğinde fiberobtik bronkoskobi ile sekresyonların temizlenmesi atelektaziyi önemek için yapılabilir.

Erişkin Zorlu Solunum Sendromu (ARDS)

PA (post anteriör) grafide konsolidasyon (alveolerin madde ya da sıvıyla dolması), progressif hipoksemi, hiperkarbi( kandaki CO2 seviyesinin artması), pulmoner arteriövenöz şant, kan gaz bariyerinin bozulması sonucu artmış alveolokapiller membran geçirgenliği ile karakterize özgü tanısal bulguları olan şiddetli travma sonrası oluşan solunum yetmezliğidir.  Belirtiler erken travmalardan 24-48 saat sonra oluşabildiği gibi bazen 2 hafta- 2 ay gibi bir periyodda da ortaya çıkar.  ARDS tedavisi; sıvı ve kan replasmanı, predispozan faktörlerin düzenlenmesi, enerji ihtiyacının karşılanması, oksijenizasyonun sağlanması, komplikasyonların önlenmeye çalışılması, gün içinde aralıklı prone pozisyonu verilmesi ana tedavi ilkeleridir.

Daha fazla içerik

Enfeksiyon

Posttravmatik enfeksiyonlar; pnömoni, sternal yara enfeksiyonları, kostakondral enfeksyonlar,  göğüs duvarındaki açık yara enfeksiyonları, sepsis ve trakebronşiyal ağacın kolonizasyonu şeklindedir. En ciddi olanları pnömoni, solunum yetmezliği ve kapalı hemotorakslara bağlı ciddi ampiyemlerdir. Bu nedenle elektif öksürük sağlanması, solunum fizyoterapisi, sekresyonlarla aktif mücadele, sıvı replasmanı tedavinin ana çervecesidir.

Ampiyem

Postrravmatik hastalarda genelde pnömotoraksın ve hemotoraksın tedavisinin etkin yapılmaması sonucu oluşur. Ampiyem oluşmasında etkili olan faktörler; hemotoraks, bakteriyel kontaminasyon, akciğer travmasının şiddeti, hastanın immün durumudur. Genelde sorumlu olan mikroorganizmalar stafilokoklar ya da streptekoklardır.

Bronkoplevral fistül (BPF)

Bronkoplevral fistül (BPF) trakeobronşiyal ağaçla plevra boşluk arasında bir bağlantı olmasıdır. BPF torasik cerrahi sonrası gelişebilecek en kötü komplikasyondur. Mortalite oranı %20-70’tir. BPF’ler enfeksiyöz, malign, travma, iyatrojenik ve idiopatik nedenlere bağlı olarakta gelişebilir. Uzamış hava kaçağı ya da BPF akciğer ve bronş yaralanmalarından sonra nadir görülen bir durumdur.

Bronş stenozu (darlık)

Kısmi bronşiyal yırtıklar, eğer yüksek oranda şüphelenilmiyorsa ilk başvuru sırasında fark edilmeyebilirler.  Akciğer distali ventile olmaya devam eder.  Fakat uzun dönem sonra granülasyon dokusu nedeni ile bronşial stenoz oluşabilir. Stenozun oluşması ile distal akciğer kapanır ve atelektazi den akciğer absesi, bronşektazi ve haraplanmış akciğere kadar giden süreç başlar. Bu aşamadan sonra tekrar eden enfeksiyonları önlemek için rezeksiyondan başka çare yoktur.

Şilotoraks

Şilotoraks künt ya da penetran travmalar sonucunda şilöz içeriğin toraks boşluğunda toplanmasıdır. Nadir bir komplikasyon olmasına rağmen en çok torasik vertebranın hiperekstansiyonu ile olan travmalarda duktus torasikusun kopma ya da yırtılması ile şeklinde görülürken; kesici delici alet yaralanmaları sonucu da oluşabilir. İlk anda fark edilmeyebilir ve travmadan 2 gün-6 hafta sonra ağır yağlı yemekler sonrasında sekrete olan şilöz mayinin toraksta toplanmasıyla fark edilir.

Diyafragma yaralanmaları

Künt ya da penetran travmalar sonucu diyafragma da laserasyon olabilir. Karaciğer olması nedeni ile sağda diyafragma hernileri daha az görülür. Tanı PA grafi ve Toraks BT ile bazen şüphe edilirse VATS ile eksplorasyon sırasında konulabilir. Abdominal organların travmaya eşlik ettiği akut dönemde laparotomi, geç dönemde tanı konulan olgularda ise torakotomi tercih edilir. Özellikle birden fazla organın travmatize olduğu iki boşluğu da ilgilendiren travmalarda torakoabdominal yol tercih edilebilir.

Yrd.  Doc. Dr. Y. Altemur Karamustafaoğlu, Prof. Dr. Yener Yörük Trakya Üniversitesi tıp fakültes, göğüs cerrahisi anabilim dalı, Edirne, Türkiye, torasik-travma-komplikasyonları https://www.toraks.org.tr/site/community/downloads/720 Erişim Tarihi: 31.01.2021 Saat: 15:15

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.