Toplumun Kanamaya Devam Eden Yarası Kadına Yönelik Şiddette Hemşirenin Rol Ve Sorumlulukları

0 129

Kadına yönelik şiddet, Birleşmiş Milletler Genel Meclisi tarafından, 1993 yılında kabul edilen “Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması Bildirgesi’nde; ister kamusal isterse özel yaşamda meydana gelsin, cinsiyete dayalı olarak gerçekleşen, kadınlarda fiziksel, cinsel, psikolojik herhangi bir zarar ve üzüntü sonucunu doğuran veya bu sonucu doğurmaya yönelik her türlü davranış, tehdit, baskı veya özgürlüğün keyfi olarak engellenmesidir” şeklinde tanımlanmıştır (CEDAW 1993). Şiddet kullanımı toplumun benimsediği ve meşru gördüğü bir amaç için gündeme geldiğinde, o davranışın şiddet olarak algılanıp tanımlanması da güç olmaktadır (Şahin, Beyazova 2001, Ayaz ve Yaman Efe 2010).

Türkiye’de aile içi yaşanan sorunlar mahrem kabul edildiğinden birçok evlerin duvarlarını aşamamıştır. Şiddete maruz kalan kadın uğradığı şiddeti başkalarını anlatmaktan çeşitli sebeplerle çekinmekte, durumun başkaları tarafından bilinmesini istememektedir. Şiddetin açığa vurulması halinde “kol kırılır, yen içinde kalır” anlayışıyla aile birliğinin devam etmesi kadına sessiz kalması söylenir veya kadın suçlanır (Vatandaş 2003).

Kadına yönelik şiddet; dünyanın her ülkesinde ve her sosyoekonomik düzeyde, sınıf, gelir, ırk, kültür ve farklı dini inançlarda yaygın olarak görülür. Kadının fiziksel, ruhsal ve sosyal sağlığını olumsuz etkilediği için önemli halk sağlığı sorunlarından biridir. Fiziksel veya cinsel şiddet yaşanması sonucu oluşan yaralanmalar şiddetin kadın sağlığına doğrudan etkisini göstermektedir. Şiddetin çok çeşitli boyutları ve sonuçları vardır. Kadınlar evden işyerine, hamilelikten hapishanelere ve kadın yaşamının her alanına uzanan bir yelpazede cinsel istismardan işkenceye pek çok farklı şiddet türü ile karşı karşıya kalmaktadır. Kadına yönelik şiddet tiplerini; duygusal, sözlü, ekonomik, cinsel ve fiziksel şiddet oluşturmaktadır ve en acımasız yüzünü cinsel şiddet olarak göstermektedir. Sağlık personelleri personelleri olarak biz hemşireler şiddeti tanımlamada, kadın ve çevresi ile iletişimde bulunmada anahtar rolündeyiz. Görünümde fiziksel nedeni olmayan kronik yorgunluklar, verilen açıklamaya uymayan yaralanmalar, aşırı bir nezaket gösteren yine aynı şekilde kontrolü aşırı şekilde elinde bulunduran ya da kadının yanında ayrılmayan bir eş gibi psikolojik belirtiler şiddete maruz kalan kadını bize tanımlayabilir.

Şiddet mağduru kadınlar yaşadıkları sıkıntılar nedeniyle toplumdan izole bir yaşam sürerler. Destek alma ihtiyacı hissettiklerinde ilk başvurdukları kişiler sağlık personeli olur. Bu nedenle başta hemşireler olmak üzere sağlık memurları şiddet mağduru kadınları iyi tanımalıdırlar. Hemşire şiddeti ve bulgularını değerlendirerek, şiddet mağduru kadının baş etme becerilerini güçlendirebilir, benlik saygısını arttırabilir, ruhsal yardım alması için yönlendirebilir ve sosyal destek kaynaklarını tanımasına yardımcı olabilir. Kadın sağlığı hemşiresinin en önemli rolleri arasında kadın hakları savunuculuğu, toplumsal cinsiyet ayrımcılığının önlenmesi yer alır. Sadece fiziki rahatsızlık açısından değil, psikososyal açıdan da bütüncül ve kapsamlı bir bakım verilmelidir.

Daha fazla içerik

Hemşirelik girişimleri birincil, ikincil ve üçüncül koruma basamaklarını kullanarak temel sağlık hizmetleri doğrultusunda yapılmalıdır. Hemşire birincil korumada sağlık eğitimleri vermeli, öfke kontrolünü sağlamaya yönelik danışmanlık yapmalı, oluşabilecek kriz durumlarını önleyebilmek için destek sistemlerini düzenlemelidir. İkincil korumada erken müdahale etmeli ve şiddetin durdurulması için girişimlerde bulunmalı, üçüncül korumada şiddete uğrayan kişiye ve aileye danışmanlık yaparak rehabilitasyon sürecini hızlandırmalıdır.

Yazımın sonlarına doğru geldiğimde şunu belirtmek isterim ki aktarmak istediğim üzere biz hemşirelere kadına yönelik şiddet konusunda birçok sorumluluk düşmektedir. Gözlemleme yeteneğimiz, hasta savunuculuğumuz, gerekli mercilerle irtibat halinde olmamız, yasal düzenlemeler ile hareket etmemiz, danışmanlık ve bakım verici rollerimiz olmazsa olmazlarımızdandır.

  • Şiddetin tüm boyutlarının ortadan kaldırılması için hem erkeklere hem de kadınlara eğitim verilmesi gerekmektedir.
  • Şiddete maruz kalan kadına benlik algısının güçlendirilmesi, bağımsızlığının sağlanması, yasal haklarının aktarılması, ekonomik özgürlüğünün sağlanması ve çevresi ile gerekirse devlet koruması konularında danışmanlık verilmesi ve gerekli kurumlarla irtibat halinde olunması gerekmektedir.
  • Hasta ve hasta yakınından bilgi alırken güvenli bir ortam sağlanıp beden diline özellikle mimiklere dikkat edilmelidir.
  • Sağlıklı bir toplum için rutin taramalara önem verilmelidir.

KADINLAR VARSA AİLELER VARDIR. AİLELER SAĞLIKLI İSE TOPLUMLAR DA SAĞLIKLIDIR. BU ZİNCİRİN PARÇALANMAMASI ADINA HEPİMİZİN BİRLİK İÇİNDE AYRIŞTIRICI OLMAYIP YAPICI OLMASI GEREKMEKTEDİR.

Coşkun, A ve Özdilek, R(2012), Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği: Sağlığa Yansıması ve Kadın Sağlığı Hemşiresinin Rolü, Hemşirelikte Eğitim ve Araştırma, 9(3), 30-39

Bahadır Yılmaz, E ve Öz F(2019), Şiddete Maruz Kalan Kadınlara Yönelik Güçlendirme Programı ve Hemşirelik, Koç Üniversitesi Hemşirelikte Eğitim ve Araştırma Dergisi, 16(4), 338-342

Yazıcı, S ve Mamuk J (2010), Sağlık Çalışanlarının Kadına yönelik Şiddete Yaklaşımları, Bakırköy Tıp Dergisi, 6(2), 73-77

Ataman, H, Aba Y, A, Ergün G(2017), Kadın Sağlığında Adli Hemşirelik Uygulamaları, Sürekli Tıp Eğitimi Dergisi, 26(6), 256-260• Güngörmüş, Z ve Karaday G(2014), Kadınların Evrensel Sorunu: Şiddet, Erciyes Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dergisi, 2(2), 53-61

Dağcı, S ve Ören B(2019), Cinsiyet Eşitsizliği, Kadına Yönelik Şiddet ve Sağlık Çalışanlarının Yaklaşımı, Zeynep Kâmil Tıp Bülteni, 50(4), 236-240

Özcan, Ş ve Kırca, N(2017), Çözülemeyen Sorun: Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet ve Hemşirenin Rolü, Balıkesir Sağlık Bilimleri Dergisi, 6(2), 87-96

Yıldız, T(2011), Kadına Yönelik Şiddet ve Tanılamada Acil Hemşiresinin Rolü, Anadolu Hemşirelik ve Sağlık Bilimleri Dergisi, 14(3), 59-66

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.