Stres Mekanizmasını Şemaları İle Daha İyi Anlayalım

0 2.329

Acil servis, ortopedi, genel cerrahi gibi alanlarda gördüğümüz tedavi ettiğimiz travma, yanık veya yaralanmalardaki izlenecek tedavi yolunu biliyoruz.

Peki ya vücudumuzun bu olaylar gerçekleşirken izlediği yolu biliyor muyuz?

Gelin hep beraber bu alarm reaksiyonunu takip edelim.

Bireyde bir dizi tepki yaratan çevresel uyarılara stresör; bireyin bu tür uyarıcılara karşı gösterdiği tepki ise stres olarak ifade edilmiştir. Bedenin stresöre cevabı Hans Selye tarafından ‘genel adaptasyon sendromu (GAS)‘ olarak adlandırılır. GAS, özellikle sinir sistemi ve endokrin sistemi ile ilgilidir.

Bir stres faktörü/travma oluştuğunda ilk olarak hipotalamus uyarılır ve kortikotropin salgılatıcı faktör (CRF) salgılanır.

Hipotalamus, sempatik sinir sistemini ve komşu yapısı olan hipofizi uyararak çeşitli hormonların salgılanmasını da sağlar. Sempatik sinir sisteminin uyarılmasıyla sempatik sinir liflerinden norepinefrin, adrenal bezlerin medulla kısmından hem norepinefrin hem de epinefrin salgılanır.

Daha fazla içerik

Norepinefrin periferal damarlarda vazokonstriksiyon yaparak kan basıncını yükseltir, cilt soğur ve soluklaşır. Gastrointestinal sistemi inhibe eder.

Epinefrin, norepinefrin ile etkileri hemen hemen aynıdır; ancak epinefrin daha çok kardiyak sistem üzerinde etkilidir. Epinefrinin Beta-1 sempatik etkisiyle kalpte beta-1 reseptörlerinin uyarılması sonucu kalp atım hızı ve kalbin kasılma gücünü arttırır. Beta-2 sempatik etkisiyle beta-2 reseptörlerini uyararak bronkodilatasyon yapar. Alfa sempatik etkisiyle de alfa reseptörlerinin uyarılması sonucu periferik vazokonstriksiyonda kan basıncı yükselir.  Ayrıca karaciğerdeki glikojenin glikoza dönüşmesini sağlayarak kan şekerini artırır.                      

Periferik vazokonstrüksiyon nedeniyle böbreğe giden kan akımı azalır ve böbrek jungstaglomeruler hücrelerinden ‘renin’ salgılanır. Renin, plazmada bulunan ve karaciğerde yapılan bir glikoprotein olan anjiotensinojen ile etkileşerek anjiotensin I’e dönüşür . Anjiotensin I de akciğerde anjiotensin II’ye dönüşür. Anjiotensin II vazokonstriksiyon yapar; ADH ve aldosteron salınımını uyarır.

Hipotalamusun uyarısıyla hipofiz ön lobundan ACTH ve arka lobundan ADH salınır. ADH, suyun geri emilimini sağlar ve buna bağlı olarak kan hacmi artar. ACTH ise adrenal bezlerin korteks kısmını etkileyerek aldosteron ve glukokortikoidlerin salgılanmasını sağlar. Aldosteron böbreklerde sodyum ve suyu tutar, idrar miktarı azalır. Sodyum miktarının artmasıyla plazma osmolaritesi yükseleceğinden hipotalamus etkilenerek arka hipofizden ADH salınır. Glukokortikoidler protein ve yağlara etki ederek glikoneogenezise ve kan glikoz düzeyinde artmaya yol açar.

Özetle nöroendokrin sistem sodyum ve su tutulumuyla kan hacmini arttırır; kalp atım sayısını arttırır buna bağlı doku perfüzyonu sağlanır. Ayrıca kan glikoz seviyesini yükselterek enerji ihtiyacını dengeleyecek tepkiler meydana getirir. Böylelikle tüm sistemlerin birbirine etki ettiği, birbiriyle çalıştığı bir dizi olaylar meydana gelir. Homeostasis sağlanmaya çalışılır.

A Pelin Arıbal Kocatürk, (2000), Strese Cevap, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Mecmuası Cilt 53, Sayı 1 , 2000 49-56

Fethiye Erdil Nalan Özhan Elbaş, Cerrahi Hastalıkları Hemşireliği Kitabı, , Bölüm 2 Sayfa 9-12

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.