Sağlık Sistemlerinin COVID-19 Sürecinde Başarması Gereken Hedefler

0 331

Başarılı sağlık sistemlerinin hedefi, uyum sağlayabilme, öğrenebilme ve esnek olabilmektir. Bu üç ana konsept, zorlukların üstesinden gelebilme kapasitesini oluşturma ve geliştirmede temel etkenlerdir.

  • Esneklik, organizasyonun kolay bir şekilde işleyişini değiştirebilme yeteneğidir. İşleyiş ise; iş gücü istihdamı veya hizmet ulaştırma modelleridir.
  • Uyum sağlayabilme; bir organizasyonun belli durumlara uyum sağlayabilmesi veya belli bir amaç için daha iyi çalışabilmesi yeteneğidir.
  • Öğrenebilme; öğrenebilen bir organizasyon üyelerinin öğrenme süreçlerini teşvik edebilen ve sürekli olarak kendini değiştirebilen organizasyondur.

COVID 19 gibi bulaşıcı hastalıkların patlak vermesine etkili bir şekilde müdahale edebilmek için zorlukların üstesinden gelebilen sağlık sistemlerine, -uyumlu, bilinçli ve bütünleşik sistemlere - ihtiyacı vardır. Zorlukların üstesinden gelebilen sağlık sistemlerine yapılan yatırım küresel kamu yararı ve herkesin ortak çıkarı için yapılmış bir yardım olarak görülmelidir.

Kruk ve diğerleri (2015), zorlukların üstesinden gelme kapasitesine sahip bir sağlık sisteminin 5 ana unsurunu tanımlamıştır:

1. Zorlukların üstesinden gelebilme kapasitesine sahip sistemlerde farkındalık vardır:

Bu sistemler bilgiyi, risk ve müdahaleleri anlamak ve modellemek için kullanırlar.

2. Zorlukların üstesinden gelebilme kapasitesine sahip sistemlerde kapsamlılık vardır:

Ana sağlık hizmeti, iş gücü kapasitesi gibi birçok çeşitli kaynağı kullanarak geniş alana yayılmış zorlukları tespit edip, bunların üstüne gidebilirler.

3. Zorlukların üstesinden gelebilme kapasitesine sahip sistemler kendi kendilerini düzenler:

Tehlikeleri tespit edip, onları izole edebilir ve bunu yaparken hala temel sağlık hizmetlerini sunabilir ve gerektiğinde ek kaynaklar oluşturabilir.

4. Zorlukların üstesinden gelebilme kapasitesine sahip sistemler bütünleşik sistemlerdir:

Temel ortaklar, topluluklar ve kurumlar ile güçlü bağlar kurarlar.

5. Zorlukların üstesinden gelebilme kapasitesine sahip sistemler uyum sağlayabilen sistemlerdir:

Sadece kriz dönemlerinde değil, normal zamanlarda da demografik ihtiyaçlara göre, ülke içinde yer değiştiren insanlara ve hizmeti ulaştırma yöntemlerine göre kendilerini değiştirebilirler.

Tüm bunlar, zorlukların üstesinden gelebilme kapasitesine sahip sağlık sistemlerinin oluşturulması için ayrılmış sınırlı kaynakları nereye yatırmalı sorusunu gündeme getirmektedir. Unutulmamalıdır ki temel sağlık hizmeti, devletlerin ve toplumların karşılayabildiği maliyetlerde insanlara temel sağlık
hizmetlerini ulaştırmanın verimli ve tercih edilen yoludur (WHO 2008).

Bir ulusal sağlık sistemi; insanlarına, bir dizi kamu tarafından fonlanmış, temel, herkes tarafından ulaşılabilir ve adil sağlık hizmetleri sunan bir temel sağlık hizmeti üzerine kurulduğunda, daha verimli hale gelmektedir. Finansman mekanizmaları yoksul insanların üzerinde ağır bir yük bindirmeden sağlık hizmetine herkesin ulaşabilmesini sağlamalıdır. Bu ise kaliteli sağlık hizmetine ulaşmanın önündeki, direkt cepten ödeme, sağlık kuruluşuna ulaşmada kat edilen fiziksel mesafe ve harcanan zaman gibi sağlık hizmetine ulaşmayı engelleyen bariyerleri ortadan kaldıran etkili bir finansman modeli gerektiriyor ( ICN 2015a, s.9).

COVID 19 gibi bulaşıcı hastalıkların patlak vermesine etkili bir şekilde müdahale edebilmek için zorlukların üstesinden gelebilen sağlık sistemlerine, -uyumlu, bilinçli ve bütünleşik sistemlere ihtiyacı vardır. Zorlukların üstesinden gelebilen sağlık sistemlerine yapılan yatırım küresel kamu yararı ve herkesin ortak çıkarı için yapılmış bir yardım olarak görülmelidir.

Belli bir hastalığı hedef almak ya da hastalıkla ilgili proje hazırlamak gibi belli programlara veya planlara odaklanmak yerine, bir ülkeye yapılacak destekleyici yardım, o ülkenin vatandaşlarının ve sınırları dışında kalanların faydalanabileceği zorlukların üstesinden gelebilen sağlık sistemlerinin finanse edilmesine katkı yapacaktır. Küresel kamu yararı, hiç kimsenin muaf tutulmadığı ve bir kişinin yararlanması ile diğerlerinin yararlanmasının önüne geçilmediği yarardır. (Oxfam, 2015).

Daha fazla içerik

Zorlukların üstesinden gelebilme kapasitesini geliştirmeye dair CIPD’nin hazırladığı rehber, bireylerin zorlukların üstesinden gelebilme yeteneği geliştirebilmeleri için uygulayabilecekleri üç yaklaşımı tanımlamıştır.

Bireylerin Zorlukların Üstesinden Gelebilme Yeteneği Geliştirebilmeleri İçin Uygulayabilecekleri Yaklaşımlar

Bu yaklaşımlar, odaklandıkları yere,- bireyin kendi niteliklerine, sosyal çevresine ya da her ikisinin birleşimine- göre belli başlıklarda toplanabilirler:

1. Kişilik/Bireysel Nitelikler

Zorlukların üstesinden gelebilme yeteneği kişiye özeldir ve bireyin kişiliğinin bir parçasını oluşturan içsel bir yetenek olarak görülür. Ve bu kontrolün bireyde edindiği yeri (kişinin hayatı üzerindeki kontrolü), kişinin tahammül sınırını, duygularına dair farkındalığını ve bunları yönetimini, iyimserliğini, perspektifini, espri anlayışını, öz yeterliliğini ( kişinin becerilerine olan inancı), ve problem çözebilme yeteneğini içerebilir.

2. Çevre

Zorlukların üzerinden gelebilme yeteneği tamamen kişinin çevresi ile girdiği etkileşimlere bağlıdır. Yani ne kadar sosyal destek aldığı gibi, kişinin elinde olmayan faktörler, kişinin zorlukların üstesinden gelebilme yeteneğinin seviyesini belirler. Bireyin kişiliği ise konuyla alakalı gözükmemektedir.

3. Kişi-Çevre

Zorlukların üstesinden gelebilme yeteneği; bireyin kişiliğinin, ailesi, yakınları ve sosyal çevresi gibi çevresel etkileyenler ile kombine edilmesinin bir ürünüdür.

Küresel düzeyde pandemiye yol açan durumlarda, kişilerin bu süreçte zorlukların üstesinden gelebilmeleri için Robertson Cooper Modeli geliştirilmiştir. Bu model, COVID-19 sürecinde de kolaylıkla uygulanabilir.

Güven

Yetkinlik hissi, stresli durumlar ile mücadele etme etkinliği ve güçlü bir özgüven zorlukların üzerinden gelinebileceğinin hissedilmesinin özünde yer alır. Bireylerin ne aralıklarla pozitif ve negatif duygulara maruz kaldıkları da ayrıca önemlidir.

Amaç Sahibi olmak

Net bir amaç sahibi olma hissi, kişi için net olan değerlere sahip olmak, sahip oldukları istikamet ve yön kişilerin olumsuzluklar ile karşılaştıklarında mücadeleyi bırakmamalarını ve bunların üstesinden gelebilmelerini sağlamaktadır.

Sosyal destek

Zorluklarla tek başlarına mücadele etmek yerine diğer insanlar ile iyi ilişkiler kurmak ve yardım istemek kişilerin olumsuz durumlardan daha kolay kurtulmalarını sağlar.

Uyum sağlayabilmek

Kendi elimizde olmayan durumlara uyum sağlamak ve esnek olabilmek zorlukların üstesinden gelebilme yeteneğine sahip olmada olmazsa olmazdır. Zorlukların üstesinden gelebilen bireyler değişiklikler ile daha iyi başa çıkarlar ve durumdan etkilenmeden önceki hallerine daha çabuk dönerler.

Bütün ulusal ve uluslararası sağlık organizasyonlarının gelecek için açık bir strateji ve vizyon geliştirmeleri gereklidir.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.