Prekonsepsiyonel (Gebelik Öncesi) Bakımda Kanıta Dayalı Uygulamalar

0 1.466

Sağlıklı bir gebeliğin ve sağlıklı bir doğumun temelleri sağlıklı bir gebelik öncesi bakımla mümkündür. Bu bağlamda prekonsepsiyonel (gebelik öncesi) bakımın önemini vurgulamak gerekmektedir.

Prenatal bakımda oluşan büyük ilerlemelere rağmen doğum sonrası konjenital anomaliler, preterm doğum, düşük doğum ağırlıklı doğumlar ve maternal mortalitede beklenen düşüşlerin gözlenmemesi prenatal bakımın tek başına yeterli olmadığını düşündürmektedir (Korenbrot ve Bender 2002).

Prekonsepsiyonel Bakım Nedir?

Gebelik öncesi, annenin ve ileride doğacak olan bebeğinin sağlığını korumak için fiziksel, psikolojik ve sosyal yönden koruyucu ve geliştirici hizmetler bütünüdür.

Çocuk sahibi olmayı planlayan anne ve baba adayının fiziksel, genetik ve psikososyal yönden değerlendirilmesi, eğitim verilmesi ile gebelikte sorun teşkil edeceği varsayılan, tespit edilmiş fiziksel/ sağlık sorunlarının giderilmesi gibi bir dizi koruyucu sağlık hedeflerini içerir (Baysoy ve Özkan, 2012).

Gebelik pek çok fiziksel ve psikososyal değişimin bir arada olduğu bir dönemdir. Bu dönem sağlıklı bir kadın için dahi kimi zorluklara neden olabilmekteyken, çeşitli fiziksel ya da psikososyal sağlık sorunu olan kişiler için daha riskli hale gelebilmektedir. Prekonsepsiyonel bakım ile gebeliği planlanan kadının sağlık değerlendirmesi yapılarak mevcut sorunların tespiti ve gebelik öncesinde tedavisi mümkün olabilmektedir. Gebelik planlayan bir kadının prekonsepsiyonel bakım hizmeti kapsamında alacağı eğitimin tüm bunlardan kaçınmasında önemi büyüktür (Coşkun, 2012).

Prekonsepsiyonel bakımın faydalarını özetleyecek olursak;

  • Doğurganlığın bilinçli ve planlı olmasını destekler
  • Sağlıklı bir gebe adayı için temel teşkil eder
  • Anne- bebek ölümleri ve sakatlıklarını azaltmada yardımcıdır
  • Çeşitli sağlık sorunlarının gebelik öncesi tespit ve tedavisini sağlar
  • Zararlı davranış biçimleri ve alışkanlıklardan uzaklaşmayı teşvik eder
  • Riskleri (teratojen, radyasyon benzeri) azaltmada yol göstericidir.

Kanıta Dayalı Prekonsepsiyonel Bakım Girişimleri

Folik asit kullanımı

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 2006 önerilerinde tüm gebeler için standart doz olarak 60 mg demir+ 0,4 mg folik asit kullanımı belirtilmektedir. Prekonsepsiyonel dönemde folik asit kullanımı ve beslenmeye eklenmesi kontrol edilebilir önemli bir uygulamadır. Özellikle nöral tüp defektlerini önlemek adına gebelik öncesi dönemde başlayıp, gebeliğin ilk 2- 3 ayında da kullanımının yararı tespit edilmiştir (Başgöl ve Oskay, 2012).

Enfeksiyonlar ve aşılar

Daha fazla içerik

Yine gebelik sırasında geçirilmesi tehlike yaratabilecek enfeksiyonların prekonsepsiyonel dönemde aşı ile önleminin alınması, ayrıca enfeksiyon olduğu dönemde gebelik planlanmaması da önemli konulardandır. HIV, Hepatit gibi enfeksiyonların riskli grupta taramalarının yapılması ve bu konuda gebelik düşünmeyen bireylerde kondom kullanılması gerekliliği prekonsepsiyonel bakım eğitimlerinde belirtilmelidir (Lassi ve ark., 2014).

Gebelik öncesi ilaç kullanımı

Yine tartışılması gereken konulardandır, ilaç kullanımı zorunlu değilse kullanmaktan kaçınılmalı, gerekli ise FDA ilaç kullanımının gebelik üzerine risk sınıflandırması göz önünde bulundurulmalıdır.

Prekonsepsiyonel bakım beslenme ve obezite

Gebelik öncesi kadının beden kitle indeksini belirlemek ve gerektiğinde diyetisyen desteği önermek açısından önemlidir. Bu bağlamda gebelik öncesinde obez olan kadınlar preeklampsi, gestasyonel diyabet, sezaryen doğum ve fetal makrozomi için yüksek oranda risk taşımaktadırlar (Ekin ve ark., 2017).

Diyabet ve prekonsepsiyonel bakım

Diyabet teşhisi konulmuş kadınlarda gebelik düşünmeseler dahi eğitim verilmesi gerekmektedir. Çünkü bazen plansız gebelikler bazen de gebelik planlasa dahi önceden sağlık kuruluşuna gelip danışmanlık almama nedeniyle prekonsepsiyonel dönem kaçırılabilmektedir. Diyabetli anne bebeklerinde diyabetin tipi, kaç yıldır diyabetli olduğu ve glikozun kontrol edilebilirlik düzeyine göre çeşitli konjenital sorunlar meydana gelebilmektedir. Bunlardan en sık görülen makrozomik veya düşük doğum ağırlıklı bebektir (Demirpençe ve ark. 2014).

Epilepsi

Günümüzde tanı ve tedavisindeki ilerlemeler ile epilepsili kadınların normal bir gebelik geçirmesine ve komplikasyonsuz bir doğuma fırsat tanınabilmektedir. Bununla birlikte epileptik gebelerin kullandıkları anti epileptik ilaçların (AEİ) fetüs üzerine olan olası olumsuz etkileri mevcuttur. İlacın kesilmesi ile konvülsiyonun artabileceği ve yine bebeğin üzerinde olumsuz etkisi olabileceği gibi nedenler sıkı takip gerektiren riskli bir durumdur.

Epilepsili gebeliklerde; düşük, ölü doğum, erken doğum, intrauterin gelişme geriliği ve yenidoğanda uzun dönemde mental ve psikomotor risklerinde artış olduğu da çeşitli çalışmalarla ifade edilmiştir (Madazlı ve ark., 2004). Bu nedenle prekonsepsiyonel danışmanlık epilepsili gebe takibinde elzem olan bir konudur. Gebeliklerin önceden planlı olması ve bireylerin sağlık kurumuna başvurması gereklidir.

Sonuç olarak; toplumun genelinin (doğurgan yaş grubunda bulunan) doğum yapmayı planlasın ya da planlamasın prekonsepsiyonel bakım konusunda bilinçlendirilmesi ve prekonsepsiyonel danışmanlıktan haberdar olması önemli bir gerekliliktir. Aynı oranda sağlık çalışanlarının da prekonsepsiyonel bakımın önemini kavraması ve danışmanlık konusunda hazır bulunması bir o kadar gereklidir.

Sağlıklı bir gebelik ve sağlıklı bir doğumun temelleri ancak sağlıklı bir prekonsepsiyonel bakımla sağlanabilecektir. “Erken prenatal bakım geç olabilir” ifadesinde anlatıldığı üzere prenatal bakımın da öncesi prekonsepsiyonel bakım ve danışmanlık hizmeti sağlık düzeyini artırmada kuşkusuz önem taşımaktadır.

1. Başgöl Ş., Oskay Ü. (2012) Prekonsepsiyonel Dönemde ve Gebelikte Kanıt Temelli Yaklaşımlar. International Journal of Human Sciences , (9)2, 152-153.

2. Baysoy N.G. ve Özkan S. (2012). Gebelik Öncesi (Prekonsepsiyonel) Bakım: Halk Sağlığı Perspektifi. Gazi Med J 23, 77-90.

3. Coşkun A. (2012). Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği El Kitabı. Koç Üniversitesi Yayınları, Sanerc 3.

4. Demirpençe S., Demirpençe B. İ., Meşe T., Arslanoğlu S., Tavlı V., Çalkavur Ş., Olukman Ö., Firuzan A. R. (2014). Gebelik öncesi diyabeti olan ve gebelikte diyabeti gelişen anne bebeklerinde doğum sonrası komplikasyonlar ve doğuştan kalp hastalıklarının öngördürücüleri. Türk Ped, 49, 299-306.

5. Ekin A., Gezer C., Taner C. E., Solmaz U. Ve Özeren M. (2017), Gebelik Öncesi Vücut Kitle İndeksinin Perinatal Sonuçlara Etkisi. Bakırköy Tıp Dergisi/ Medical Journal of Bakırköy, 13,1, 20-25.

6. Korenbrot C., ve Bender C. (2002), Preconception Care: A Systematic Review. Maternal and Child Health Journal, 2, 75-88.

7. Lassi Z. S., Dean S. V., Mallick D., Bhutta Z. A. (2014), Preconception care: delivery strategies andpackages for care, Lassi et al. Reproductive Health, 11, 3-7.

8. Madazlı R., Öncül M., Albayrak M., Uludağ S., Eşkan E., Ocak V. (2004). Gebelik ve Epilepsi: Olgunun Değerlendirilmesi. Cerrahpaşa Tıp Dergisi, 35(3), 126-130.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.