Onkolojide Psikolojik Sorunlar, YAS Süreci ve Psiko-Onkoloji

1 1.350

Bilindiği özere kanser, insanların yaşamını büyük ölçüde etkileyen ve yaşam kalitesini düşüren bir hastalıktır. Ölüme sebep olan bir hastalık olduğu için strese ve karamsarlığa neden olan bu hastalığın erken teşhisinde sağ kalım oranı yüksektir. Türkiye’de her yıl 300.000 kişiye kanser tanısı konmaktadır.

Kanser hastalarında yüksek oranda psikiyatrik komorbiditeye sahiptirler. Psiko-sosyal komplikasyonlar genellikle uyum bozuklukları, depresyon, anksiyete, azalan yaşam memnuniyeti ya da özgüven kaybıdır.

Kanser ciddi ve kronik bir hastalık olmanın ötesinde; korku, umutsuzluk, suçluluk, çaresizlik, terk edilme ve ölüm duygusunu çağrıştıran bir hastalık olarak algılanır.

Bu nedenle kanser bir yıkım gibi algılanır ve kişinin ruhsal dengesinde bozulmaya neden olur aynı zamanda kanser, tıbbi- fiziksel bir hastalık olmasının yanında, ruhsal ve psiko-sosyal açıdan birçok sorunu da kapsayan bir olgudur.

Kanserde karşılaşılan sosyal sorunlar;

Aile bireyleri ve arkadaşlar kendi alışkanlıkları ve hastaya karşı nasıl davranacakları hakkındaki belirsizlik yaşayabilir, hasta ile yakın olmaktan kaçınabilirler, bu da sosyal izolasyona neden olmaktadır, hasta, ailede ve toplumdaki rol ve sorumluluklarını yerine getiremeyebilir, işe gidememe, buna bağlı sosyal konumunda ve maddi kazançta kayba uğrayabilirler, hastalarda beden imajında ve benlik saygısında değişim, yorgunluk, aktivite intoleransı, immobilite gibi nedenler; sosyal izolasyon da anksiyete ve depresyonu artırabilmektedir.

Psikolojik sorunlar;

‘Kanser’ kelimesi bile olumsuzluğu çağrıştıran bir kelimedir.

Kanser bir yıkım gibi algılanır ve kişinin psikolojik krize girmesine neden olur. Kriz; sağlıklı yaşamdan, hastalık ve ölüm tehdidine uyuma uzanan bir süreçtir. İnsanlar, kanser tanısı karşısında birçok farklı tepkiler gösterirler. Kanser hastaları tanı, tedavi, nüks ve terminal dönemlerde çeşitli ve değişik duygusal, ruhsal, davranışsal tepkiler gösterirler. Tanıyı takiben şok hali, inanamama, inkâr, kızgınlık, depresif duygu durum, uyku, iştah ve günlük faaliyetlerde bozulma gelişir. Kanser tanısına normal yanıt, endişe, gerginlik, kaybedilen sağlık için keder ve üzüntüden hastalığın önemini yadsıma, bu süreci savaş gibi algılama ya da kabullenmeye kadar değişir.

Kanser hastalarının çoğu Kübler Ross‘un 5 aşamalı yas evresini yaşamaktadır.

İnkâr

Kanser tanısı konan hastada ilk evre inkâr evresidir hastalığı kabul etmez kendisinin sağlıklı olduğunu ona herhangi bir şeyin olamayacağını düşünür ve insanlara, doktorlara karşı öfke duyar. Kişi, kendi bedenine yabancılaşır ve kendi bedenine güvenmez.

Kısa bir süreliğine kişinin iç dünyası karışıktır. Bu durum birkaç saatten birkaç gün ya da haftaya kadar uzayabilir. İnkâr katlanılması güç olan gerçeği bilinç dışında tutma, benlik bütünlüğünü koruma çabasıdır.

Öfke

İnkâr evresi bitince hastalığın belirtilerine karşı öfke duymaya başlar. Tedaviyi reddeder. Bu aşamada, temel tepki biçimi kaygıdır. Kaygıyı yok etmek için hasta inkâr, bastırma, karşıt duruş gibi tepkileri de bu aşamada görülen reaksiyonlardandır.

Pazarlık

Daha fazla içerik

Bu evrede hasta kişi Allah ile pazarlık eder ve iyileşmesi karşılığında iyi şeyler yapacağına dair.

Depresyon

Depresyon evresinde bir önceki evreden sonuç alamayan hasta bireyde umutsuzluk, karamsarlık ve depresyon hali görülür. Bu evrede psikiyatri ile görüşme sağlanabilir.

Kabullenme

YAS ın son aşaması olan bu evrede hasta kişi depresyon sürecinden bir nebze olsun çıkmış; hastalığı ve tedaviyi kabullenmiştir ilaç veya kemoterapi tedavisi bu süreden sonra daha kolaylıkla yürütülebilir. Hasta yeni durumuna uyum sağlamaya çalışır. Yaşamında artık eskiye döndüremeyeceği değişiklikler olmuştur. Ölüme bu kadar yaklaştıktan sonra yaşama bakış açısını sorgulayabilir. Bu noktada, bundan sonra yaşamı nasıl değerlendirmek gerektiği sorusu, bu hastaların en önemli sorularından biridir. Hastanın gerçeği kabul edip, enerjisini ve ruhsal gücünü yeni yaşamına yöneltir. Uyum dönemdir. Kişi yeni kimliğini ve hastalığını benimsemeye başlar.

Kanserde Psikiyatrik Bozukluklar

Kanser tanısı alan kişilerdeki psikiyatrik bozukluklar ‘hastalığın şiddetine’ ‘türüne’ bağlıdır. Yapılan çalışmalarda, kanser hastalarının %47’sinde tanı konacak düzeyde ruhsal bozukluk bildirilmiştir.

En sık görülen psikiyatrik bozukluklar depresyon, anksiyete ve kaygı bozukluğudur.

Kanserli hastalarda ortaya çıkan psikiyatrik bozukluklar;

Uyum bozuklukları, Depresif sendromlar, Anksiyete bozuklukları, Organik beyin sendromları (deliryum, demans ve diğer organik psikiyatrik sendromlar), Ağrılı sendromlara eşlik eden psikiyatrik sendromlar, İştahsızlık, bulantı-kusma (kemoterapiye bağlı).

Araştırmalara göre; psikiyatrik rahatsızlıkların görülme oranı ise %13 şiddetli depresyon, %68 depresif uyum bozukluğu, %8 organik mental bozukluk, %8 kişilik bozukluğu, %4’ünün kaygı bozukluğu olduğu şeklindedir.

Ekonomik güçlükler, gelecek kaygısı, rol değişiklikleri, bedensel sağlığını yitirme, bakım sorunu ve ölüm korkusu kanserli hastalarda depresyon ve anksiyete ye sebep olmaktadır.

Kanserli hastalarda sıkça görülen depresyon, tedaviye uyumu bozarak hastanede kalış süresini ve tedavi masraflarını artırmakta, hastalığın seyrini olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Özellikle terminal dönemdeki hastalarda majör depresyon varlığı yüksek orandadır. Buna ilaveten mental bozukluklarda artmıştır. Ciddi sorunlar teşkil eden deliryum kanser hastalarında da önemli bir boyuttadır. Deliryum, kanserli hastalarında, terminal dönem hastalarında çok sık görülen, sıklıkla gözden kaçan bir durumdur. Bir çalışmada hastaların %46,9’unda deliryum geliştiği, ancak bunların sadece %43’ünün tanısının konulabildiği gözlenmiştir. Deliryum tedavi edilmediğinde kalıcı unutkanlık gibi kognitif belirtilere neden olmaktadır.

Veriler göz önüne alındığında, kanser hastalarında görülen psikiyatrik sorunların göz ardı edilemeyecek düzeyde olduğunu ve bu sorunların hastalığın seyrini ve yaşam kalitesini olumsuz etkilediği görülmektedir. Kanserin tedavisinin yapılması ve hastaların yaşam kalitelerinin artırılmasının yeterli olmadığı, psiko-sosyal sorunlarının çözümlenerek hayat kalitelerinin yükseltilebilmesi için onkoloji psikiyatri ile multidisipliner bir yaklaşımın gerekliliği ve önemi ortaya çıkmaktadır. Kanser tedavisi, onkolog, psikiyatrist, psikolog, sosyal hizmet uzmanı, hemşire, diyetisyeni içeren multidisipliner bir yaklaşımı gerektirmektedir.

Peki Psiko-onkolojinin ilgi alanları nelerdir?

  • Kanserin ve tedavi programlarının hastalar, yakınları ve tedavi ekibi üzerindeki psikolojik etkilerini araştırmak ve psikolojik destek sunmak,
  • Psikolojik ve davranışsal etmenlerin, kanser riski ve seyrindeki etkilerini araştırmak ve bu alanda tanı ve tedavi konusunda araştırmalar yapmak,
  • Kanser olgusunun ya da tedavi yöntemlerine ilişkin ortaya çıkan psikolojik reaksiyonların çözümlenmesi, hasta-aile-tedavi ekibinde ortaya çıkabilecek iletişim sorunlarının çözümlenmesini sağlamak,
  • Öyküsünde psikiyatrik yönden riskli olan bilgilerin önceden belirlenip izlenmesi, akut tedavi döneminin dışında izlenme ve kontrol döneminde, psikiyatrik bakımın sağlanması ve uzun dönemde ortaya çıkabilecek ruhsal sorunların çözülmesini sağlamak olarak sıralanabilir.

Ülger. (E).2014. Kâtip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim Ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Kliniği. Tıp Fakültesi Dergisi.Cilt 28, Sayı 2, (Ağustos) 2014, 85 – 92. İzmir.

Öğrencisi olduğum Prof.Dr. Nesrin AŞTI’nin Ders Notlarından Faydalanılmıştır.

1 yorum
  1. Merve diyor

    Çok güzel anlatılmış

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.