Koronavirüs (COVID-19) Salgınında Sağlık Kurumlarında Kriz Yönetimi Nasıl Olmalıdır?

0 520

Koronavirüs Pandemisinde Sağlık Kurumlarında Kriz Yönetimi Uygulamaları

Ülkemizde, sağlık alanında görünür tedbirlerin organize edilmesi için koronavirüs testinin pozitif çıktığı bir vaka ortaya çıkması beklenilmiştir. İlk vaka görülene kadar Bakanlık tarafından yapılan açıklamalar, koronavirüsün Türkiye’ye gelip gelmediği üzerine odaklanmış, açıklama ve bilgilendirmeler koronavirüs “var-yok” sınırlılığında sürdürülmüştür.

Bu sürenin arka planında ise, koruyucu hizmetlerin yaygınlaştırılması ile tüm vatandaşların hem sağlıkları hem de bilgilenmeleri bakımından güçlendirilmesine yönelik çalışmalar yapılması, koronavirüsün Türkiye’ye gelmesi öncesinde ve sonrasında sağlık kurumlarında nasıl bir organizasyona gidileceği, acil eylem planlarının ne şekilde hayata geçirileceği, gerekli tıbbi malzemelerin tespiti ve sağlanması vs. konularında hazırlık ve planlama çalışmaları yürütülmüş olması, sağlık emekçilerine yönelik de gerekli eğitim süreçlerinin başlatılmış olması; sağlık alanında örgütlü emek-meslek örgütleri ve sendikalarla bir araya gelinerek bu sürecin nasıl yürütüleceğinin birlikte planlanması gerekiyordu.

Ne yazık ki, bu konuda yapılmış hazırlıkların bu düzeyde olmadığını, vakanın ülkemizde görüldüğü ilk sıralarda yetersizlikler olduğu aşikârdır. Bu yetersizlikleri, sağlık kurumlarında karşı karşıya olduğumuz sorunlar kapsamında yaşanmaktadır. Koronavirüsün Çin’in Vuhan kentinde çıktığı ilk sıralarda acil eylem planı hazırlanmalı ve buna yönelik tedbirler alınmalıydı. Ne yazık ki bu kapsamda tedbirler daha önceden alınmış olsaydı, an hafif vakayla ülkemiz atlatabilirdi.

Hastanelerimizde koronavirüsün çıktığı zaman acil eylem planına geçilmemiştir. Hastane olağanüstü eylem planları devreye geçirilerek tatbikatlar yapılmamıştır. Acil eylem planlarının nasıl olacağına ilişkin çalışanlar bilgilendirilmemiş, dahası sağlık emekçilerinin acil durum çalışma planlarının hazırlanması için görüş ve önerileri, sağlık durumları, ailevi ve özel koşulları çalışanlarca birlikte değerlendirilmemiş ve planlanmamıştır. Hastane idarecileri büyük oranda acil eylem planları konusunda donanımsız olduğu görülmekteydi.

Koronavirüsün Türkiye’de ilk ortaya çıktığı zamanlarda;

  • Olağanüstü dönem uyarısı olmasına rağmen tüm sağlık hizmetleri olağan koşullarda yürütülmekteydi. Poliklinikler normal bir dönemdeymiş gibi hizmet vermekteydi. Şu anki süreçte poliklinik hizmetlerinde kısıtlamaya gidilmiştir ve acil olmayan ameliyat durumları ertelenmiştir.
  • Sağlık çalışanları salgın dönemlerinde nasıl hizmet verileceğine dair teorik ve uygulamalı olarak desteklenmemişti. Sağlık emekçilerine Covid-19’la ilgili bilimsel ve güncel rehberlerle bilgilendirme yapılmalı, şüpheli vakalara yaklaşım ve karantinaya alınan hastaya yaklaşımını da içerecek şekilde yeterli eğitimler verilmelidir. Bu konuda hala eksiklikler devam etmektedir.
  • Çalışma ortamından kaynaklanan riskleri en aza indirmek için gerekli tüm önleyici ve koruyucu önlemlerin alınması, bu kapsamda da tüm sağlık emekçilerine uygun kalitede, nitelikte ve sayıda kişisel koruyucu ekipmanın (maske, eldiven, gözlük, önlük, el dezenfektanı vb.) sağlanması, Dünya Sağlık Örgütü rehberleri,  6331 sayılı yasa ve mevzuat gereği yönetsel sorumluluk ve zorunluluktur. Ancak, hastanelerde sağlık emekçilerine yeterli sayıda ve kesintisiz olarak verilmesi gereken koruyucu ekipman tedarikinde, özellikle üniversite hastanelerinde sıkıntı yaşanmaktadır. Bazı poliklinik hizmeti sağlayan alanlarda sağlık çalışanları yeteli ekipman ve maske verilememektedir. Covid hastası ile birebir temas olmadığı içim N95-FFP2 veya N99-FFP3 maskeleri kullanılması gerekirken bu maske tipi verilmeyip sağlık çalışanlarının hayatını riske sokmaktadır. Yüz kalkanı yerine ergonomik olmayan koruyucu gözlükler ya da nem bariyerleri önlükler yerine su geçiren tek kullanımlık önlük verilmektedir. Bu taleplerin İşçi Sağlığı ve Güvenliği Kurullarına iletilmesine rağmen çözüm oluşturulamamaktadır. Her ne kadar vakanın ilk çıktığı zaman göre maske ve diğer koruyucu ekipmanlar arttırılmış olsa da henüz tedarik açısından yeterli bulunmamaktadır.
  • El dezenfektanı temininde de sorunlar yaşanmaktaydı. El dezenfektanlarının “idareli” kullanılması gerektiği konusunda sıkça kurum içi uyarılar yapılmaktaydı. Gelinen bu süreçte el dezenfektanları ortak alanlarda hastalarında erişebileceği alanlarda kullanım sıkılığı arttırılmıştır.
  • Sağlık kurumları için alınacak önlemler içerisinde havalandırma önemli bir yer tutmaktadır. Sağlık kurumlarının havalandırma sistemleri saatte 10 değişim olacak şekilde planlanmalıdır.
  • Ağız ve diş sağlığı merkezlerinde de hem risk yüksektir, hem de koruyucu malzeme sorunu vardır. Ağız ve diş sağlığı merkezilerindeki hizmetlerin zorunlu haller dışında ara verilmekteydi. Gelinen bu süreçte zorunlu haller dışında hasta alımı yasaklanmıştır.
  • Şüpheli hastanın geldiği durumda hastanelerde hastayla temas halindeki tüm sağlık emekçileri teste tabi tutulmalıdır. Şimdi gelinen bu süreçte sağlık çalışanlarına test yapılıp, karantina altına alınmaktadır.
  • Acillere başvuran şüpheli vakalar konusunda triaj uygulaması hassas bir şekilde yapılmalı diğer hasta ve yakınları için izolasyon sağlanmalıdır. Şimdi gelinen bu süreçte şüpheli hastalar için ayrı bir alan oluşturulmuştur.
  • Hastanelerde ortak kullanım alanları konusunda da alınmış bir önlem bulunmamaktadır. Tuvaletler, yemekhaneler, ofislerde hiç bir şey yokmuş gibi günlük rutin yaşam devam etmektedir. Ortak kullanım alanlarında rahatça koronavirüs bulaşabilir. Ortak kullanım alanlarının hijyeni ve dezenfekte edilmesi uygulaması en hassas şekilde yürütülmelidir. Gelinen bu süreçte ortak alanlarda 1 metre mesafesi uygulanıp, yemekhane hizmetlerinde belirli saatlerde ve kapasitelerde iki kişi olacak şekilde düzenleme yapılmıştır.
  • Sağlık emekçilerinin büyük çoğunluğu sivil kıyafetlerinin üstüne önlük giymekte işi bittiğinde önlüğü çıkarıp, sivil kıyafetle  evine gitmekte, ya da kullandığı önlüğü evine götürüp yıkamaktadır. Kriz atlatılana kadar sağlık personeli kıyafetleri hastanelerin sağlayacağı çamaşırhanelerde yıkanmalıdır. Gelinen bu süreçte, sağlık çalışanlarının kesinlikle hastanede kullandığı kıyafetle dışarı çıkması yasaklanmıştır.
  • Sağlık emekçilerinin karantina uygulamalarına maruz kalması durumlarında, beslenme ve barınma koşullarının düzenlenmesi ile ilgili planlar yapılmalıdır. Gelinen bu süreçte düzenleme yapılıp, çalışanlara Sağlık Bakanlığının belirlediği otellerde kalma imkânı sunulmaktadır.
  • Artan iş yükünü ve sağlık hizmetlerinde yaşanan olağanüstü durumu dikkate alarak, güncel çalışma planlanması yapılmalı, sağlık emekçilerinin sayısı artırılmalı, fazla mesailer kaldırılmalı, 24 saat nöbetli çalışma uygulamasından vazgeçilmeli, nöbetler yedekli çalışma sistemine göre yeniden düzenlenmeli, çalışma süreleri maruziyetinin en aza indirecek seviyelere çekilmeli, mesai düzenlemeleri yeniden yapılmalıdır. Gelinen bu süreçte, atamalar yapılmaya başlanmış olup, sağlık çalışanlarına üç ay boyunca tavandan ek ödeme sistemine geçişmiştir.
  • Sağlık emekçilerinin izinleri ve çalışma koşulları ile ilgili gerekli tedbirler acilen alınmalıdır. Sağlık Bakanlığının son yazısında açıklanan izinlerin kaldırılması ve diğer kamu kurumlarında çalışanların yararlandığı izinlerden yararlanamayacak olması uygulaması derhal sonlandırılmalıdır.
  • Yurtdışından gelenler ile vaka temaslıların tümü kayıt altına alınmalı 14 gün süreyle karantinaya alınmalı ve izlenmelidir. Gelinen bu süreçte karantina süreci uygulanıp takibi sağlanmaktadır.
  • Başlarda pandemi hastaneleri belirlenmemişti. Gelinen bu süreçte pandemi hastaneleri belirlenmiş olup, 1000 yatak kapasiteli covid hastalarına özel bir hastane kurulmaktadır.
  • COVID-19 (koronavirüs) nedeniyle zorlu bir dönemden geçiyoruz. Dünya genelinde tüm endüstrilerin ve iş dünyası salgınla ilgili alınan önlemlerle mücadele verilmektedir. Bu global problemde endüstri açısından değerlendirildiğinde, sağlık sektöründen en merkez konumda yer almaktadır.

Her endüstrinin karşılaştığı endişelere (örneğin; çalışanların sağlığı ve güvenliği, tedarik zincirinin bozulması) ek olarak sağlık endüstrisi, hastalığın yayılmasını önlemeye ve etkilenenlere sağlık hizmeti vermeye çalışırken benzersiz zorluklarla karşılaşabilmektedir.

Aşağıda, sağlık kurumlarının koronavirüsten nasıl etkilendiği (ve etkilenmesinin muhtemel olduğunu) ve sağlık kurumlarında sağlanması gereken bir takım öneriler yer almaktadır:

  • Sağlıklı kalmak: Sağlık kurumları için önemli olan, iş gücü ve hastalarının koronavirüs tarafından enfekte olmasını engellemek. Koronavirüsü bilmeden yaydığı ve tüm hasta popülasyonuna bulaştığı iyi niyetli ve özenli bir sağlık hizmeti sunucusunu veya tek bir hastanın başkalarını enfekte etme riskini düşünün (acil bekleme odasında veya yatak katında). Bu senaryolar, herhangi bir sağlık kuruluşunun misyonuna (iyileşme ve zarar vermemek) doğrudan zorluklar getirir ve gerçekleşmesi halinde herhangi bir kuruluş için anlamlı bir finansal ve itibar riski oluşturabilir. Bu konuda daha sıkı tedbirler alınmalı ve sağlık çalışanları daha sık kontrolleri sağlanmalıdır.
  • Zorlu dönem için destek: Sağlık sektöründeki misyon odaklı kuruluşlar için en öncelikli endişe olmasa da sağlık kuruluşunun ekonomisi üzerindeki genel etkinin olumsuz olması muhtemel. Çok kısa vadede, insanlar hastaneye gitmekten kaçınacaklardır (az sayıda seçmeli cerrahi ve tanı prosedürü). Orta vadede COVID-19’un genel ekonomi üzerindeki etkisinin negatif olduğu tahmin ediliyor. Sağlık hizmeti tipik olarak ekonomik durgunluklara dayanıklı olsa da bu durgunluktan hiç etkilenmeyeceği anlamına gelmiyor.

Bu dönemde sağlık kuruluşları daha düşük hasta hacimleri, daha az tercih edilir bir gelir çeşitliliği ve yatırım portföylerindeki olumsuz geri dönüşler nedeniyle zorlanabilirler. Sağlık kuruluşları ve yatırımcılar bu dinamiklere yanıt olarak ne yapmalıdır? En uygun aksiyonları zaman gösterecek, ancak şimdiden bazı perspektifler ortaya çıkmaya başladığı görülmektedir. Buna yönelik planlama yapılması gerekmektedir.

  • İş birliklerinin güçlendirilmesi: Sağlıktaki değer zincirinde, ortaklıklar ve iş birlikleri (sağlayıcılar, ödeme yapanlar, üçüncü taraf satıcılar) ihtiyacı hiç bu kadar önemli olmamıştı. Uyumlu stratejiler ve daha geniş koordinasyonun sağlanmasıyla, kuruluşların daha çevik ve etkili bir şekilde yanıt vermesi sağlanacaktır.
  • Etkililiğin artırılması: Sağlık kuruluşları sürdürülebilirlikleri için olumsuz etkilenecek mali sonuçlarını iyileştirme çabalarını iki katına çıkarmalıdır. Bu çabalar; maliyetleri azaltma, sağlık hizmetlerini daha geniş popülasyonlara yayma, hizmet çeşitliliğini arttırma, ölçek verimlilikleri yaratma (örn. birleşme ve satın alma veya yaratıcı ortaklıklar yoluyla) ve sağlık bakım değerini artırmak için yeni yetenekler bünyesine katma fırsatlarını değerlendirmelidir.
  • Sağlık hizmetlerinde inovasyon gelişimi: Kriz dönemlerinde, sağlık yatırımcıları inovasyonu teşvik etmeye ve geleneksel çalışma yöntemlerine geçmeye çalışmalıdır. Yaşanan bu pandemi krizi tüm dünyaya toplumsal ve kişisel sağlığın, sağlık hizmetlerinin ve etkin sağlık hizmetleri yönetiminin, teşhis ve tedavi teknolojilerinin önemini net bir şekilde göstermiştir.

Bu alanlara kamu ve özel sektör tarafından inovasyonların destekleneceği ve yatırımların ciddi artış göstereceği kaçınılmaz olmalıdır. Ülkemizde ve Dünya geneline baktığımızda, sağlık teknolojisi alanında oldukça gelişim sağlamıştır. Covid-19 pandemi sürecinde ortaya çıkan aplikasyon uygulamaları, termal kamera sistemleri, tele tıp gibi uygulamalar bu süreçte yaygınlaşmıştır.

Daha fazla içerik

COVID-19 salgınının global ekonomik büyümeyi ciddi şekilde aşağı çekmesi bekleniyor. Etkin bir kriz yönetimi gerektiren bu ortamda sağlık kuruluşları ve yöneticiler, salgının stratejik hedeflerin tutturulması ve tüketici talebinin karşılanması üzerinde yarattığı etkilerin üstesinden gelinmeye çalışılmaktadır.

Çalışma şekillerinin değişmesi, seyahat kısıtlamaları, tüketici harcamalarının azalması, yatırımların ertelenmesi, finansal piyasalarda oluşan belirsizlik COVID-19’un ortaya çıkardığı temel ekonomik sorunları oluşturuyor. Çalışan sağlığı, şeffaf iletişim, harcama kontrolü, tedarik zinciri işlevselliği ve önleyici aksiyonlar olmak üzere sağlık hizmetleri sunumunda odaklanmaları gereken ve kriz döneminde daha iyi sonuçlar elde etmelerini destekleyecek 4 temel alan bulunuyor.

Kriz Döneminde Atılması Gereken 4 Temel Adım

1. Çalışan sağlığı ve mutluluğu birinci öncelik

Sağlık kurumlarının en önemli varlığı çalışanları ve en büyük sorumluluğu çalışanlarına ve hastalara karşı taşıyorlar. Sağlık kuruluşlarının, hastaları için en yüksek katma değeri yaratabilmelerinin yolu çalışanlarına, sağlıklı bir ortamı sağlamalarından geçiyor. Bu süreçte özellikle iç iletişimin zamanında ve doğru şekilde yürütülmesi ve çalışan destek programlarının hayata geçirilmesi ve aynı zamanda sağlık ve güvenlik gereksinimlerinin arttırılmasına önem verilmesi gerekmektedir. Ne yazık ki ülkemizde çalışan sağlığı ve güvenliğine yönelik cezai yaptırım uygulamaya geçse de, hala uygulamalarda aksaklık yaşanmaktadır.

2. Hızlı, net, şeffaf iletişim

İletişimin açık ve hızlı olması ve şeffaf bir şekilde yürütülmesi gerekmektedir. Ülkemizde başlarda şeffaf bir vaka analizi verileri yansıtılmış olmasa da, şimdiki süreçte şeffaflık esastır. Özellikle kriz dönemlerinde hasta ve çalışan iletişimin doğru şekilde yürütülmesi hayati önem taşımaktadır. Bu süreçte çalışanlara psikolojik destek sağlanmalı ve hasta ile iletişimine dikkat edilmesi gerekmektedir.

Sağlık çalışanlarına gerek bireysel, gerekte ailede yer alan bireylere yönelik psikolojik destek hizmeti sağlanması gerekmektedir.

3. Harcamaların kontrollü olması ve bütçe açıkları için karşılık ayrılması

Öncelikle krizin bütçeler ve iş planları üzerindeki etkisinin belirlenmesi gerekmektedir. Finansal performansın nasıl etkileneceğinin anlaşılması ve uzun vadeli etkilerin değerlendirmesi amacıyla finansal planların farklı senaryolarda stres testinden geçirilmesi önem taşıyor. Önceki bütçe varsayımları ve iş planlarının geçerli olamayacağı durumlarda esnekliğin korunmasına yönelik adımlar atılmalı ve planlar yeniden şekillendirilmelidir.

4. Tedarik zinciri

COVID-19 krizi süresince salgından ciddi seviyede etkilenen ülkelerde faaliyet gösteren sağlık hizmetlerinin tedarik zincirlerinde aksama yaşaması ve üretim taahhütlerini yerine getiremediği görülmektedir. Ülke olarak bu tedarik ve üretim sürecinde güçlü bir rol oynadık. Bu süreçte ihtiyaç olarak ülkelere tıbbi malzeme desteği sağlanarak tedarik zinciri yönetiminde başarılı bir yol izlediği görülmektedir.

Sonuç olarak, Dünya Sağlık Örgütünün protokolleri titizlikle uygulanmalı, sürecin en etkili şekilde yönetilmesi için tüm sağlık meslek örgütleri ile işbirliği içerisinde olunmalıdır. Son 15 günlük yapılan bu kriz yönetimi Türkiye’de vakanın ilk çıktığı sıralarda uygulanmış olsaydı şu an sağlık hizmetleri sistemi çok daha iyi bir durumda olabilirdi. Ülkemizde diğer ülkelere oranla, sağlık hizmetleri sisteminde daha başarılı bir sonuç sergilediğimizde yadsınamaz. Sağlık hizmeti alt yapımızın, hastane kapasitemizin ve yoğun bakım sayılarımızın fazla olması bu süreçte avantaj sağlamıştır. Sağlık hizmetleri ekonomisinin, ülkemizde güçlü konumda olması ve sosyal güvenlik hizmetleri kapsamında, hastalarımıza destek sağlaması, diğer ülkelere oranla daha başarılı konumda yer almaktadır. Ülkemizde yapılan test sayıları, iyileşen hasta sayısı açısından bakıldığında da bu süreci en iyi yöneten ülkeler arasında yer aldığı görülmektedir.

https://www.ey.com Erişim Tarihi: 28.05.2020

https://covid19bilgi.saglik.gov.tr/tr/ Erişim Tarihi: 28.05.2020

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.