Hemşire Kardeşim, Senin EDERİN Ne?

4 3.742

Bu başlık eminim çoğu hemşireyi kızdıracaktır. Kızmadan önce bu yazıyı okumanızı rica ediyorum. Başlığa bakarak bana kızacak ve klavye delikanlılığı yapacaksanız linç edilmeye hazırım. Gelin beni linç edin 😊

Bir malın fiyatı ve bir hizmetin ise ücreti olur.

Hemşirelik mesleği hizmet sektöründe konumlandığı için hemşirelere belirli bir saat karşılığında bir ücret ödenir. Bunu ülkemizde maaş olarak alıyoruz. Gelişmiş ülkelerin çoğunda bu ücret saat başıdır. Bu ücret birçok değişkenden etkilenir. Örneğin; çalışılan birim, eğitim seviyesi, deneyim yılı, özellikli yetki belgesi vs.

Bu yazımda bahsetmek istediğim bir hemşirenin ücretinin neye göre belirlendiği değil. Bu başka yazıların konusu olabilir. Ben bu yazımda bir hemşirenin EDERi hakkında konuşmak istiyorum.

Eder; bir şeyin o kişi bağlamında değerini gösterir.

TDK ederi, fiyat ile aynı kefeye koymuş. Fakat fiyat kelimesi tam anlamı ile ederi karşılamamaktadır. Ben edindiğim deneyim ile öyle algılıyorum. Zaten ekonomi işi bir algılama ve algılatma işidir.

Bu tarz kelimelerin birbiri yerine kullanılması bazen farklı sonuçlar doğurabiliyor. Örneğin aynı şeyi maliyet ve harcanan kelimelerinde de görebiliyoruz. Buna da bir örnek vermek istiyorum. Yönetici olarak bir kişiyi işe alırsınız, zamanla o işi yapamadığını görürsünüz fakat önerilerinizi dikkate almadığı halde işten çıkarmazsınız. Çıkarmadığınız gibi ona yatırım yapmaya başlarsınız, eğitimlere vs. gönderirsiniz. Fakat yinede olmaz. Yine de yönetemedi, yapamadı demesinler diye BATIK MALİYETE saplanırsınız. Aslında orada kaybettiğiniz şey sadece ona maaş, eğitime gönderdiğiniz paralar değildir. Bu harcanandır. Maliyet ise, onun orada olması ile ziye kaybettirdiği fırsatlar, imkanlar ve zamandır. Bunun değerini hesaplayamadığımız için genenlikle hesaplanabilen yerlere odaklanıyoruz. Bunu bir hemşire düzeyinde konuşmak belki kolay olabilir fakat kritik öneme sahip bir kişi veya pozisyon için böyle olmayacaktır. Yani iyi bir ceo ile kötü bir ceo’nun maliyeti çok farklıdır. Biri artı da olabilirken biri ise ekside olacaktır. Hatta şirketiniz için hayati bir maliyet söz konusudur. Batabilir.

Eder kelimesinde ortak bir frekans yakalamak amaçlı biraz daha açmak istiyorum. Hemşirelik mesleğini icra edenlerin büyük bir bölümü kadın olduğu için, kadın davranışı üzerinden gözlemlerimi aktaracağım.

Kadınlar, çanta alırken kılı kırk yararlar. Örneğin sokakta gezinirken gördüğü bir çantayı iyice incelerler. İncelemekle kalmazlar, ona bir değer biçerler. Satıcı çantanın fiyatını söyler fakat kadın onu bağlamında çantanın o fiyat etmediğini ve ederinin daha düşük olduğu için o çantayı almaktan vazgeçer.

Bunu çoğu kararlarımızda görebilirsiniz. İnsanlar ne kadar rasyonel olduklarını söylüyorlarsa da rasyonel olmayan kararlar verirler. Bu kararlar ise çoğu zaman duygulardan ve algılardan etkilenir. Önemli olan bu duyguları ve algıları yönetmektir.

Bu yapıya dayalı bir şekilde kapitalizmin içerisinde deneyim ekonomisi adlı bir ekonomi oluştu. Ve kapitalizm insan faktörü üzerine kurgulu olduğu için krizleri yeni kırımlar yaratmakta. Bu aynı şekilde mesleklerde de olmaktadır.

Hemşireler özel sektörde haftalık 40 – 48 saat iş saati ile 2000 TL – 4000 arası bir ücretle çalışmaktadırlar. Bu devlette 3500 TL – 4500 TL arası değişmektedir. Bu konuda daha önce yazdığım bir yazıyı okumanız için aşağıya iliştiriyorum.

Bu hemşirelere biçilen ücret aynı zamanda ederidir. Çünkü onu kabul ediyoruz. O ücrete çalışıyoruz. Burada gördüğünüz gibi aynı saat çalışan hemşire olarak özel sektörde ederimiz düşük, devlette biraz daha yüksek. Bu farkı göz ardı edersek neredeyse ederimizin düşük seviyelerde olduğunu görüyoruz.

Bu sosyal hayatta şu cümleler ile karşımıza çıkıyor.

  • Bu maaşa hemşirelik mi yapacaksın, git garson ol. En azından nöbetin yok. Riskin yok.
  • Bu çalışmaya o maaş az değil mi? Asgari ücretli bile aynı maaşı alıyor.
  • Bu maaş okumaya değer mi?
  • Aldığın ücret yıprandığına değiyor mu?

Bu söylemler artabilir, artırılabilir.

Şuana kadar neredeyse hiçbir hemşirenin benim ederim budur. Ben bu maaşın altında çalışmam. Ben kendimi şöyle geliştirdim, böyle işler yaptım, size böyle değer katarım gibi bir söyleme rastlamadım. Rastlarsak da çok nadir olacaktır.

O ücreti kabul ediyorsak EDERmizini o hale getiriyoruzdur. Biz oyuzdur.

Bu pazarlığa oturmak gibidir.

  • Kaça olur abi?
  • Kaçtan aşağı olmaz?

Ya satıcının istediği olur ya alıcının..

Daha fazla içerik

Piyasada sizin gibi eğitim görmüş, aynı belgeleri almış kişi çok ise ücretiniz ve ederiniz de düşer. Düşürülür.

Hemşirelerin EDERi farklılaşarak farklı hale gelir.

Yine ülkemizde 200.000 hemşire çalışan, 75.000 lisans okuyan, 7000 civarı yüksek lisans ve 2000 civarı ise doktora yapan hemşire mevcut. Sağlık meslek liselerine konusuna girmiyorum bile..

Değer üretmek ve değeri bir inanç sistemi gibi sistemin içine ritüel olarak yedirme sorunlarını acilen aşmalıyız. Sadece bakıma odaklanan, hastane içinde iş arayamaya çalışan ve bu odakta eğitim verilen yapıların çok hızlı değiştirilmesi gerekir. Yoksa elinde belgesi olan ama günümüzün akışı içerisinde vasıfsız bir hemşire yapısı ile baş başa kalırız.

Biz, bu ülkede aynı tip hemşire yapısı olduğu için buraya istesem ‘Bir kamyon HEMŞİRE yığarım’ sözlerini hastane yöneticilerinden duyduk. Benzerleri şuan hastane koridorlarında yankılanıyordur.

Bu durumdan kurtulmanın yolu hemşireler olarak emeğinizin değerini önce kendimizin biçmesidir.

Siz, bu değeri kendinize vermezseniz kimse o değeri size vermeyecektir. Bu öğrencilik yıllarından başlar.

Hocanız size değer vermiyorsa, başından savıyorsa, piyasanın size değer vermesini bekleyebilir misiniz?

Bu konuda en büyük eksiklerimizden biri ise hemşirelik eğitim müfredatımız içinde ekonomi, iktisat, işletme gibi derslerin olmaması.. Belki içinde olmasına bile gerek yok. Bunu farklı eğitim yöntemleri ile müfredata dikey ve yatay konumlandırabiliriz. Direkt bu dersleri fetiş bir şekilde koymak anlamlı olmayacaktır. Bu kültürü farklı yöntemler ile oluşturabiliriz.

Dünya Üniversiteler Kongresi’ne gittiğimde oturumda Texas’lı bir akademisyene bir soru sorulmuştu. Aklımdan çıkmayan bir soruydu. Sanırım buraya tam uyuyor.

Sorunu kapitalist bir sistemin içerisinde sosyalist düşünce şekli ve yöntemleri ile çözebilir miyiz?

Düşünün..

Size soruyorum çözebilir miyiz?

Yorumlara bu konuda düşüncelerinizi bırakabilirsiniz.

İsterseniz takipleşebilir ve DM ile iletişime geçebiliriz.

Bu arada yazılarımda hep olumsuz şeylerden bahsettiğimi söyleyenler var. Sizlere burada çok güzel tospenbe hayaller çizebilir ve yaşatabilirim. Burada amacım gerçekten sizlere var olan durumu kendi kişisel gözlemlerimle ve deneyimlerim ile aktarmak. Bu söylediklerimin doğru olduğunu zaten yaşayarak deneyimliyor veya deneyimleyeceksinizdir. Bu nedenle halı altına süpürme işlemi size kalsın. Bunu da buraya not düşeyim.


Sağlık Asistanı Profesyonel platformu ile sizlere ihtiyacınız olan eğitimi daha kaliteli ulaştırmak adına aşağıdaki anketimizi oluşturduk. Anket 12 kısa sorudan oluşmakta ve yaklaşık 45 – 60 saniye sürmektedir. 

Hemşirelik mesleğine ve bizlere katkı sağlamak için burada ve aşağıda bulunan anketimizi doldurmanızı rica ederiz.

ANKETE BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.

Dijital Hemşire : https://www.instagram.com/dijitalhemsire

Sağlık Asistanı : https://www.instagram.com/saglikasistanitr/

Sağlık Asistanı Profesyonel : https://www.instagram.com/saglikasistanitrpro/

4 Yorumlar
  1. Merve diyor

    Ederimizi kabul etmek zorunda kalıyoruz! Kim ister ki bu kadar zorlu bir işi bu ücrete yapmak? Hem de okuyup çabaladığın onca yıl da cabası… Ama işe(para) ihtiyacımız var ve piyasadaki hiçbir özel hastanenin bize 8 bin 10 bin vermeyeceği kesin. Kabul etmiyorsun verdikleri asgari ücreti peki ne mi oluyor? Tabii ki işsiz kalıyorsun! Ne yapılabilir ? Elden ne gelir ?????

  2. Net diyor

    Hala 18 yaşında lise mezunu gencin bu mesleği yapabildiği ortamda bilinçlenme hak arama kendinin farkına varma gibi durumlar çok ütopik.Ancak binbir zahmetle ezilip horlanarak karin doyurma evresini aşmak zor.Kisa yoldan hazır meslek ataması var.Ama sonrası zor.

  3. Dilek hemsire diyor

    Güzel kardeşim hemsirelik mesleginin fiyatı değil vicdanı olur eğer hemşireler işini yapmazsa kaybedececegin kolun bacağın belkide hayatın olur.Biz sağlık emekçileri sizler kadar kapitalist olamadik insanların canlarına fiyat bicemedik Ha birde diğer meslek grupları atom parcalıyodu dimi…

  4. Dilek hemsire diyor

    Yıl 1992 erzincan depremi oluyor devlet hastanesinde ve bir kadın dogum yapıyor, doğum hemşiresine yalvarıyor beni bu çaresizlikle bırakma diye dogum hemşiresi doğuma devam ediyor hastanenin duvarı üzerlerine çöküyor hemsirenin bir bacağı sakat kalıyor Bunun gibi binlerce hikayesi vardır bu mesleğin söyleyin şimdi hemşirenin ederi nedir..

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.