Günümüz Obstetrisi Ve Doğumhane Stajına Genel Bir Bakış

0 1.169

Kendi adıma bir tarif verecek olsaydım doğumhane stajımın özeti kesinlikle şöyle olurdu; ‘’Hani eğlenmek için gittiğiniz lunaparkta arkadaşınızın sizi zorla soktuğu bir korku tüneli vardır ya veyahut sağlam kadrolu bir komedi filmi seti, hatta bir kıraathane gürültüsü ya da müzikal bile olabilir. Geçmek bilmeyen dakikaların ve ‘’Sıkıldım çıkmak istiyorum buradan!’’ demenizin kâr etmediği bir alandan bahsediyorum… Ah bir de ne yazık ki vajinal muayenelerden ötürü mahvolmuş midenizle hastane koridorlarında öylece gezerken, içerde kocasından başlayıp tüm erkek ırkına sayıp söven kadınların eşlerinin ‘’Bizim bebek ne oldu?’’ deyişleri.

Özleniyor mu?

Ne yalan söyleyeyim özleniyor. Hele de neşeli bir ekibe denk geldiyseniz. Bir de erkek meslektaşlarınızın başı dönüp doğum esnasında önünüze bayılıyorsa…

Doğumhane, ilk kez gelen birinin NST’deki fetal kalp sesleriyle ve doğurmak üzere olan kadınların çığlıkları ile irkileceği, kadınların doğum yapma zamanları belli olmadığı için bekleyen ekibin arasında gerekli gereksiz çeşit çeşit muhabbetlerin olabileceği, gece ve gündüzün birbirine karıştığı, mini mini bebekleri görünce de insana mesleki tatminlerin en yücesini yaşatan bir servistir. Gerçekten bebeklerin doğup da anneye verildiği ilk an insanın gözleri dolu dolu oluyor. ‘’Daha az önce sıvı içindeydin sen, nefes dahi almıyordun!’’ diyerek ona ilk kez dokunmuş olan biri olmanın tatlı bir şaşkınlığını yaşıyorsunuz.

Bu alanda henüz ilk zamanlarınızdaysanız sadece izleyici olarak kaldığınız bu olay size tam bir televizyon dizisi gibi geliyor. Öyle şaşırtıcı şeyler oluyor ki yok artık diyorsunuz, televizyonu kapatmak geliyor içinizden ama yan koltukta tüm aile fertleriniz diziye kenetlenmiş bile.

Sadece insan değil memeli canlı olarak düşünüldüğünde doğumun dakikada kim bilir kaç milyon canlı tarafından gerçekleştirildiği tartışılmaz. Her hali ile mucizevi olmakla birlikte “doğal” ya da “normal” yolla gerçekleşeni anlatılan acılı hikayeler nedeni ile çok sayıda dişinin deli deli korkulara sürüklendiği aşikâr. Ancak emin olun normal olanı kesinlikle dünyanın en muhteşem deneyimlerinden biri, en azından stajyerler için. 😊

Doğum da suyunuz gelmesine karşın sancınız başlamazsa orada biraz film kopuyor. Suni sancı denen bir durum vardır ki hiç sormayın. Saçlarını yolan mı ararsınız, kafasında erkek ırkını yok eden mi, yoksa karnını ittirerek bebeğin bir an önce çıkması için deliren mi… Can havliyle kolunuzu kapan anne adayı tarafından morartılan hatta koparılma eşiğine gelen bilekleriniz ise muhtemel tablolardan biri.

Bunların yanında doğumhanede kimsesiz kalan kadınlarımız da var. Saatlerce sancı çekmiş ama nazlanacağı tek bir kişi dahi olmadığından sesi çıkmayan kadınlarımız. Annelerimiz…

Hadi bakalım, ilk doğum yaptırtma deneyimimi duymaya hazır mısınız? Tabi ki inanın ilk başta neye değdiğimi, neye dokunduğumu ben de anlamadım… Açıklık ne kadar, bebek ne pozisyonda… İç anatomisini ezbere bilseniz de görmeden sadece dokulara tutunarak bir sonuca varmak hakikaten bence zor noktalardan biri. Ya da ben çok acemi olduğum için bana öyle geliyor. Dokunduğum o garip şeyin bebeğin saçı olduğunu anladığım an ki heyecanım ise tarifsiz. Olayın gidişatı benim için zor olsa da sonucunda hakkıyla göbek bağını kesip ilk nefesini aldırttım çok şükür. Böyle anlatınca yüzünüzde hafif bir gülümseme ile her şey ne kadar normalmiş gibi okuyorsunuz veya dinliyorsunuz değil mi? Ama değil işte. Normal doğum diyorlar. Yahu bunun neresi normal? Eğer gerçekten yetkili bir kişi olabilseydim, doğumhane kapılarına kesinlikle şunu asardım. “Gerçekten hayatı bu kadar seviyor musunuz?’’

Kadın Hastalıkları Ve Doğum dediğimizde ilk aklınıza gelen alanın doğumhane olduğunu bildiğimden sizi yormadan ilk oradan başladım. Lakin bu bilimin inanın büyük olan kısmı burası değil.

Servislerde durumlar biraz daha farklı. Çok da gülümsetici şeyler karşınıza çıkmıyor. Yani ben henüz şahit olmadım.

Daha 21 yaşında bir kadının over kanserinden ötürü -çocuğu dahi yokken- 2 overi, uterusu ve tubaları dahil her şeyinin alındığına şahit olduktan sonra biraz depresyona girme sebebiniz olabiliyor bu staj. Ya da ameliyathanede bu bölümdeyseniz değişik duygular arasında sıkışabiliyorsunuz. Mesela yan yana olan 2 ameliyat odasından birinde ikiz doğum gerçekleştiren bir anne çocukları için savaşırken yan odada bir kürtaj sahnesine maruz kalabiliyorsunuz. Ameliyathanenin soğukluğunun sadece çalışma ortamı ısısından kaynaklanmadığı konusunda artık hemfikiriz, değil mi? Yine de işimiz elbette ki insanları yargılamak değil.

Daha fazla içerik

Bazı kliniklerde riskli gebelerimizin yatışı mevcut. Bebeği için endişelenen, uykuları kaçan, kendi sağlığından önce onun sağlığını düşünen…

Bunlar arasında hamileliği boyunca madde kullanımına devam etmiş ve doğuştan uyuşturucu bağımlısı bir bebek dünyaya getirmiş anne adaylarımız da var. Bebeğin ilk nefes alışını, ağlayışını beklerken kriz geçirmesinin kısa süreli şokunu yaşıyorsunuz. Hatta bir tık ileriye daha gideyim. Aldırmak için geç kaldığı bebeğini elleriyle karnına vura vura öldürmeye çalışan annelerimiz de burada. Hayatta her şey zıddıyla makul diyoruz ya, keşke bazı durumların zıddı olmasa.

Klinikler her yönüyle bir tık daha sıkıntılı. Doğumhane öyle mi? Sonuç belli en azından. Tek düşündüren soru menarş yaşı. Onu da her kadın maşallah çok iyi biliyor. Hastanın yanında anamnez alırken eliniz ayağınız titriyor başlangıçta. Önce soruya sonra hastaya sonra tekrar soruya bakıyorsunuz. Gelmekte olan araçtan habersiz… Yahu bunu nasıl soracağım diye söylenirken verilen cevabın sizi iyice arafta bırakması ise daha büyük bir anksiyetenin habercisi.

Evli misiniz? Sorusuna evet/hayır diyorsa birey, olay bitiyor. Peki ya nişanlıysa? Kaçın… Demek isterdim. İnsanların cinsel hayatını sorgulamak nitekim işin zor noktalarından biri. E vajina, penis, rahim, testis demek/diyebilmek kulak ya da ağız demekten daha ayıp. Nitekim bu organlar vücudumuz üzerinde sadece ‘’utanılmak’’ üzere var.

Anamnezde sorulması gereken sorular;

  • Cinsel ilişki yaşadınız mı?
  • Şu an aktif cinsel hayatınız var mı?
  • Ortalama kaç partneriniz oldu?
  • Riskli ilişki yaşadınız mı?’’ gibi sorulardır.

Fakat bizim memleket de dahil olmak üzere bu sorular bazı kişiler için korkutucu, bazı coğrafyalar için ise uygunsuzdur. Stajyerler içinse ölüm.

Bir kadın olarak, tüm dünya benim ülkemdir.  Virginia Wolf

Anların, anıların ve anlatılacakların sonu gelmez. Şimdilik bu yazıma veda ediyorum.

Ek olarak; Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre,
  • Her gün 500 kadın düşük yaparken ölüyor.
  • Her yıl 500.000 kadın ise gebelik ve doğum komplikasyonları nedeniyle yaşamını yitiriyor.

Buna rağmen tüm bu riskleri göze alıp bu eylemi gerçekleştirebilen tüm kadınların önünde saygı ile eğilmek doğum yapmayan canlıların ve doğum yapmamış kadınların boynunun borcu.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.