Farkına Varılmadan Yaşanılan / Yaşatılan Kavramlar: Kültürel Şok ve Kültürel Ağrı

0 198

Bu yazımda kültürel ağrı ve kültürel şok olmak üzere bu iki kavramın ne olduğundan, verilebilecek örneklerden bahsetmeye çalışacağım. Ama bu kavramlara başlamadan evvel ‘’kültürlerarası hemşirelik’’ ifadesine değinmek istiyorum. Kültürlerarası hemşirelik ilk olarak 1950’lili yılların ortalarında hemşire Madeleine Leininger tarafından ortaya konulan bir uzmanlık alanıdır. Biz sağlık çalışanlarının hangi klinikte yer alırsak alalım farklı kültüre, farklı dine, farklı dile sahip hastalarımız aracılılığıyla yaşadığımız, öğrendiğimiz bilgiler, deneyimler toplamıdır bir nevi kültürlerarası hemşirelik kavramı.

Kliniklerde hasta bakımı, hasta tedavisi yaparken belki bazen yoğunluktan gözümüzden kaçan belki de bazen hastadan veri toplamayı gerek duymadığımız bir kavram var.

Bu kavram: Kültür.

Kültür, toplumların kendilerine ait olan ve gelecek kuşaklara aktardığı her türlü maddi ve manevi şeydir. İşte bu kavram hastalarımıza bakım verirken biz hemşirelerin işini aslında çok kolaylaştıracak bir niteliğe sahiptir. Çünkü ilgilendiğimiz hastanın sahip olduğu kültürde yaptığı uygulamalar, inançları hakkında elimizde verilerin olması aslında hep söylenen bütüncül bakım vermemizi sağlayacaktır. Burayı biraz daha açarak ifade edersek eğer örneğin, hastanın ya da yakınlarının uygulamaktan mutluluk duyduğu, kendine vazife olarak gördüğü ritüellerin daha hasta ile ilk karşılaşmamızda farkında olur isek yeri geldiğinde ne biz ne hasta ne de hasta yakını herhangi bir sorun yaşamamammış oluruz. Tam da burada artık kültürel şok ve kültürel ağrı kavramlarını açıklamaya başlayabilirim.

Kültürel şok; hemşirelerin ya da sağlık çalışanlarının farklı kültürden bireylere bakım verdiği sırada bireyin kültürü hakkında çok az ya da hiç bilgiye sahip olmadığı anlarda hastanın durumuna yönelik ortaya koyduğu tepkidir. Kültürel şoka örnek verirsek şunları söyleyebiliriz:

Daha fazla içerik
  • Kan naklini reddeden Yehova şahidi,
  • Solunum yetmezliğine rağmen solunum cihazını reddeden Amiş,
  • Ameliyata girerken kolundaki bileziği çıkarmak istemeyen Şih,
  • Terminal dönemde hastanede kendini reenkarnasyona (ruh göçü, ruhun sürekli olarak tekrar bedenlendiğine inanılması ) hazırlayan Budist.

Bunlar gibi farklı kültüre mensup kişilerin sahip olduğu inanışlara örnekler vermek mümkündür. Hemşire eğer hastanın kültürüne ait verileri toplar ve yaptığı uygulamalarda buna dikkat ederse kültürel şok gibi bir durum yaşanmayacaktır. Aksi taktirde kültürel şok yaşanıp hastanın kendisini sağlığına kavuşturacağına inandığı sağlık çalışanlarına duyduğu güven belki de sarsılmış olacaktır. Örneğin, ülkemizde Şafi mezhebine mensup olan kişilerde, karşı cinsiyette olan birinin kendi vücutlarına temas etmesiyle abdestlerinin bozulduğuna yönelik inanış mevcuttur. Bu inanışa sahip bir hastamız olduğunu ancak hemşire olarak bunu bilmeyip hasta uyurken onu rahatsız etmemek adına direkt nabzını saymak için elimizi hastanın bileğine koyduğumuzda hasta abdestinin bozulduğunu söyleyip tepki verecektir. İşte burada hemşirenin yaşadığı durum kültürel şok kavramını örneklendirmektedir. Oysaki hemşire bu durumun farkında olsaydı tedbirli olacak ve ona göre davranacaktı.

Ağrı kelimesi kişinin sadece vücudunda fiziksel olarak hissettiği bir tepki değildir. Kişiler sahip oldukları kültüre, inanışlarına yönelik de tanıdığı ya da tanımadığı kişiler tarafından da bazen ağrı deneyimleyebilmektedir. Kültürel ağrı, sadece hastanelerde değil bizlerin günlük yaşamda belki de farkında bile olmadan karşımızdaki kişi ya da kişilere yaşattığımız bir durumdur. Örneğin ‚‘‘ ne kadar iğrenç şeyler yiyor‘‘, ‘‘ bizde böyle yapılır, yenilir, düşünülür vb.‘‘ cümleler kurduğumuzda işte tam da karşımızdakine kültürel ağrı yaşatmış oluyoruz. Bu satırları okurken ister istemez şöyle bir geçmişe dalıp düşündüğümüzde ben de şu kişi/kişilere şu konuda bunu söylemiştim diyor muyuz acaba? Ya da bunu yaşayan kendimiz de olabilirdik, olabiliriz. Ne karşımızdakine yaşatmamak ne de kendimize başka birinin bunu yapmasına izin vermemek adına bilinçli, duyarlı olmamız gerekiyor. Çünkü hiç kimsenin başka birine sırf sahip olduğu kültürüne, inanışlarına yönelik böyle bir yargılamaya gitmemesi gerekiyor. Hastalarımıza bakım verirken hep söyleriz ya da aklımızın bir köşesinden geçer illaki, ‚‘‘her insan biriciktir‘‘ işte bu ilkeden de yola çıkarak o biricik, özel olarak gördüğümüz kişilerin kültürleri hakkında bakış açımızı genişletmek durumundayız.

Bu konuda bizim için bir fırsat olduğunu düşündüğüm ‚‘‘Kültürlerarası Hemşirelik Derneği‘‘ vardır. Yukarıda bahsettiğim kültürlerarası hemşirelik kavramındaki bakış açımızı genişletecek, farklılıklara açık olmamızı sağlayacak olan yolu derneğin çalışmaları, yayınları aydınlatacaktır diye düşünüyorum.

Kimseye kültürel ağrı yaşatmadığımız ve kültürel şok yaşamadığımız sağlıklı günlere ulaşabilmek dileğiyle.

Akademikakil.com- (2020,Temmuz 24).Siz hiç kültürel ağrı yaşadınız mı?akademikakil.com.06.06.2021 tarihinde erişim adresi: https://www.akademikakil.com/siz-hic-kulturel-agri-yasadiniz-mi/gulbutanriverdi/

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.