Duyulmayan Çığlık: Sağlık Alanında Mobbingin Gerçek Yüzü

16 1.643

Bugün öyle heyecanlıyım ki; yıllardır beklediğim an geldi. Hemşirelik fakültesinden mezun olduğumdan bugüne kadar sürekli ilk iş günümün hayalini kurdum. Üniversite eğitimim sırasında öğrendiğim tüm bilgileri alanda kullanacağım, hastalara bakım vereceğim, insanlığa büyük bir fayda ile dokunacağım. Çok isteyerek kazandığım hemşirelik mesleğini tıpkı bir sanatçı gibi icra edeceğim. Aileme söz verdim, dedemin karşılaştığı hemşireler gibi insanlara kesinlikle kötü davranmayacağım. Mesleğimi bilimsel çerçevede her zaman ileriye taşıyacağım ve hep kendimi geliştireceğim. Aklımda tüm bu düşüncelerle sağlık bakım hizmetleri müdürünün karşısındayım işte. En sevdiğim ve kendimi geliştirmek istediğim kadın doğum ya da çocuk bölümlerde çalışmak istediğimi belirteceğim. Sağlık bakım hizmetleri müdürüm hoş geldin, hayırlı olsun dedi. Yanında sonradan müdür yardımcısı olduğunu öğrendiğim kişiler vardı ve gerçekten çok sempatiklerdi. Sarışın olan müdür yardımcısı nörolojide hemşire açığı var yeni gelen hemşire arkadaşımızı oraya verelim dedi. Bir an ben kadın doğum ya da çocukta çalışmak istiyorum diyecektim sustum. Nörolojide çalışayım baya komplike bir yer deneyim kazandıktan sonra çocuğa ya da kadın doğuma geçmem kolay olur dedim kendi kendime. Ben aslında kadın doğumda ya da çocukta deneyimli bir hemşire olmak istiyordum. İlk günden yanlış anlaşılmak istemezdim. Daha sonra sorumlu hemşiremle tanıştırıldım. Ooh mis gibi formalarım, başlıyorum.

Mesleğimin ilk gününde bunları yaşayan bir hemşire olarak umudumu hiç kaybetmedim. Aslında ilk yıllarda bir şeyler ters gidiyordu farkındaydım. Ne zaman işimi tam yapmaya kalksam, hastalara bakım versem mesai arkadaşlarım tarafından eleştiriliyordum. Bu işi de bizim üzerimize bırakacaksın. Ne gerek var şimdi hastaya eğitim veriyorsun. Hasta ve hasta yakınlarını tepemize çıkaracaksın gibi diyaloglara maruz kalıyordum. Ben tüm inancımla yaptığım işleri ve nasıl değişimler olabileceğini arkadaşlarıma anlatmaya devam ettim. Aynı zamanda da İngilizceye çalışıyordum. Yüksek lisansımı yaparsam kendimi daha çok geliştiririm diye düşündüm. Teorik anlamda bir sürü kuram, hemşirelik tarihi, bilimsel araştırmalar öğrendim. Alanda ise ne olacak şimdi yüksek lisans yapacaksın da ne gerek var kendini yoruyorsun gibi konuşmalara maruz kaldım. Ben hala daha çok çalışırsam, her şeyi daha çok bilimsel çerçevede yaparsam bir şeylerin değişeceğine inanıyordum.

Yüksek lisansı bitirdiğim yıllarda şehir değişikliği nedeniyle başka bir ilde çalışmaya başladım.  Daha ilk gün inanamamıştım yaklaşımlara, bilimsel konuşan insanlarla sonunda yolum kesişmişti. Yüksek lisansımdan, yapmak istediklerimden bahsedebiliyordum, artık her şey değişecekti inanıyordum. Bilimsel çalışmalar yapabiliyordum artık ve kadın doğum alanında çalışıyordum. Gebelere dokunmak, onlara masaj yapmak,  müzik eşliğinde yapılan doğum dansları…mesleğimin doruk noktasında gibi hissediyordum. Sonra bir gün bir şey oldu,  etrafımdaki arkadaşlarım sanki o eski arkadaşlarım değildi,  kimse yüzüme bakmıyordu, samimi olduğum birkaç kişi imalı laflar etmeye başlamıştı. Her geçen gün yalnızlaştığımı hissediyordum. Bir gün sorumlum yanına çağırdı ve dediki senin yaptığın işler kıskanılıyor, bu yaşlarda böyle işler yapınca kıskanabiliyor insanlar gel seni başka yerde görevlendirelim. Bak gör daha mutlu olacaksın. Kıskanılmak, genç yaşta olmak anlam veremedim konuşmalara. Merdivenlerden inerken gözyaşlarım sel oldu ve vedalaştım çok sevdiği alanımla.

Ve sonra çocuk bölümünde çalışmaya başladım. Çocuklara dokunmak yeniden mesleğime tutunmamı sağladı. Yıllar dört elle daha çok çalışarak ve daha ne yapabilirimi düşünerek geçti.  Bilimsel gerçeklerden vazgeçemezdim. Pediatri alanında daha çok bilgi öğrenmek ve alana yansıtmak için doktora eğitimine başladım.  Bir anda çevremdekiler değişmeye başladı. İlk önce en yakınlarım terk etmeye başladı, bana sorulmadan çalışma alanımda değişiklikler yapıldı. En çok nöbeti ben tutuyordum, doktora derslerime bir sıkıntı olmasın diye bir şey demedim. Torpilimin olmadığı diğer arkadaşlarımın torpili olduğu söylentisi dolaşıyordu. Ailemle ilgili dedikodular çıkarılmaya başlandı ve ben günden güne güçsüzleşiyordum.  Sanki içimde bir çığlık vardı kimseye duyuramadığım,  adını koyamadığım. Herkes organize olmuş gibiydi, doktora dersine gidiyordum telefon trafiğinden derslere yeterince zaman ayıramıyordum her nöbet çıkışında nöbetle ilgili sorunlar sorumlu hemşirem tarafından dile getiriliyordu. Diğer arkadaşlarımda aynı durumlarla karşılaşıyordu fakat kimse onların yaptıklarını görmüyordu.

Bir gün karşıma bir makale çıktı. Aman Allah’ım burda beni anlatıyor dedim. Makale mobbing diye bir kavramdan bahsediyordu. Tabiki daha önce mobbing kavramını duymuştum. Örneklerle anlatılınca bir anda kendimi buldum bilimin tam ortasında. Son zamanlarda artık hiçbir şeyin değişmeyeceğine inanmaya başlamıştım, işe gitmek istemiyordum. Sanki içimdeki tüm enerji çekilmişti. Kendimi değersiz hissediyordum. Hiç bir şey beni heyecanlandırmıyordu. Öfke nöbetlerimin, anksiyete krizlerimin ardı arkası kesilmiyordu. Yoğun bir şekilde değersizlik duygusu hissediyorum. Psikiyatri doktoruna gittiğimde doktorun yazdığı ilaçlarla tedavime başladım. Çalıştığım hastanenin önünden dahi geçerken nefes alamıyordum. Psikolog ile başladığım psikoterapi çalışmalarında şu an her şeyin daha çok farkındayım. İyileşme sürecindeyim. Şu anda hala psikoterapi alıyorum. Fotoğraflara baktığımda hiçbir şey eskisi gibi olmayacakmış gibi geliyor.

Hikayemde tamamen kurgusal olarak bir Hemşire hanımın başına gelme olasılığı olan mobbingten bahsetmek istedim. Mobbing mesleğimize ve insanlığa karşı işlenmiş en kötü suçlardan biridir. Meslektaşlarım bazen farkına varıyor başına gelenleri bazen de farkına varmadan iş işten geçiyor.

Bu yazıyı yazdığım sırada bir haber okudum bir beyin cerrahı asistanın mobbing yüzünden hayallerinde vazgeçişinin haberiydi. Hissettiği değersizlik duygusundan, hayallerinden vazgeçişinden ve iyileşme sürecinden bahsediyordu.

Ve bir an dedim ki kim bilir ben bu yazıyı yazıp bitirene kadar mobbing yüzünden sağlık camiasında kimlerin canı yanacak. İçimde tarif edemediğim bir sıkıntı oldu. Haberini okuduğum beyin cerrahı asistanı şöyle diyordu umarım yazdıklarım birilerine yalnız olmadıklarını hissettirebilmiştir.

Her meslektaşım ilk önce insan olduğu için değerlidir. Mobbing kavramını birçok bilimsel makalede genel olarak çalışanların kişiliğine, mesleki yeterliliğine yönelik saldırılarla işyerinde mağduru küçük düşürmeye,  imajını zedelemeye ve sosyal olarak damgalamaya yönelik davranışları içerir.

Bu olumsuz davranışlar kişiye, kurum yöneticisi, üstleri, aynı pozisyondaki çalışma arkadaşları veya astları tarafından yapılabilir. Bireyin mobbinge maruz kaldığını ifade edebilmemiz için işyerinde bu olumsuz davranışlara uzun bir süreden beri (en az 6 ay) ve sık sık (en az hafta da bir) maruz kalıyor olması önemlidir. Bu nedenle, kurumlarda yaşanan her anlaşmazlık veya çatışmayı mobbing olarak değerlendirmek de uygun değildir.

Mobbing suçu aşağıda belirtilen davranışlar olarak karşımıza çıkabilir.

  • Dedikodu; bireyin itibarını yok etmeyi amaçlayan sistemli davranışlar,
  • Alay; kişinin saç modeli, giyim tarzı, karakteri ve fiziksel görünümü (kekemelik, şaşılık, obezite vb.) ile dalga geçme,
  • Çalışanın tecrit edilmesi; çalışanın iftira, alay ya da kasıtlı olarak tecrit edilmesi,
  • Önemli bilgilerin saklanması; bir işin yerine getirilmesi için önemli bilgilerin o pozisyonda çalışan kişiden saklanarak, kişide stres yaratmaya çalışmak böylece çalışanın hata yapma, yanlış karar vermesine neden olmak,
  • İdari ve operasyonel önlemler; bu durum çoğunlukla yöneticiler tarafından kullanılır. Çalışanın kısa aralıklarla başka departmanlara gönderilerek, niteliğine uygun olmayan işlerin verilmesi,
  • Aşırı iş yükü; çalışana gereksiz ve anlamsız görevlerin verilmesi veya çalışanın yetenek ve becerilerine uygun olmayan yeni görevlerin atanması,
  • Aşırı eleştiri; aşırı ve sürekli eleştiriler yaparak çalışanın yeteneklerinden şüphe etmesine, özgüveninin azalmasına neden olmak,
  • Cinsel taciz

Mobbinge Karşı Neler Yapabiliriz?

İlk olarak farkındalık çok önemli, meslektaşlarıma önerim ilk olarak yaşadıklarının farkına varmalılar. Mobbinge maruz kalmadan önce kişisel olarak kendilerini geliştirmeliler. Farkındalık ve stresle baş etme eğitimlerinin faydalı olabileceğini düşünüyorum. Özlük ve yasal haklarının savunuculuğunu yaparak ve yasal haklarını çok iyi bilerek mesleklerini icra etmeliler.

Daha fazla içerik

Nasıl bir Kulak Burun Boğaz uzmanı farklı alanlarda çalışamıyorsa bizimde meslek örgütlerimiz bu durumun netleşmesi için alanda çalışan arkadaşlarımıza destek olmalı. Liyakat ve realitenin gereği olarak huzurlu bir iş ortamında çalışmak her insanın hakkıdır. Her yönetici mobbingi önleyecek önlemler almalıdır. Korkutularak, baskıcı şekilde yapılan yönetimlerden vazgeçilmelidir.

Sessiz Çığlığım;

Heyecanlarım, umutlarım

Gözyaşlarımla aktı gitti ruhumdan

Şimdi gözlerim yollarda

Kendimi bekliyorum

Görür görmez sarılacağım

Şefkatle saracağım

Tekrar başlayabileceğini anlatacağım

Sonra bir kahve ısmarlayacağım

Ve bir 24 nöbetinden yine inanarak çıkacağız….

 

Mobbing mağdurlarına sevgilerimle….

Çarıkçı, İ. H. & Yavuz, H. (2009). Çalışanlarda Mobbing (Psikolojik Şiddet) Algısı: Sağlık Sektörü Çalışanları Üzerine Bir Araştırma . Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi(10) , 47-62 . Retrieved From https://dergipark.org.tr/en/pub/sbe/issue/23194/247750

Şahin, B. & Dündar, T. (2011). Sağlık Sektöründe Etik İklim Ve Yıldırma (Mobbıng) Davranışları Arasındaki İlişkinin İncelenmesi. Ankara Üniversitesi Sbf Dergisi , 66 (01) , 129-159 . Doı: 10.1501/Sbfder_0000002198

http://www.dilekekici.com/bilgi/saglik-alaninda-mobbing-psikolojik-siddet/ Erişim Tarihi: 03.01.2022

16 Yorumlar
  1. Özlem diyor

    Tebrikler ablacım yine harikalar yaratmışsin ne güzel anlatmissin

  2. Neşe Özcan diyor

    Tebrik ediyorum çok güzel bir yazı olmuş.

  3. Tuğba diyor

    Canım ablam kalbinin tüm güzelliğini bu satırlarda tekrar okudum gördüm ve anladım.Umarım ışığınla insanların ışığı olmaya devam edersin.

  4. Pınar diyor

    Çok tesekkur ederim💐💐

  5. Mehtap diyor

    Sağlıkta ve her alanda mobinge hayır! Sizinde yazdığınız gibi tüm çalışanların huzurlu bir ortamda çalışmaya hakkı vardır

  6. Hatice diyor

    Tebrik ediyorum arkadaşım sesimiz olmuşsun ve çok güzel ifade etmişsin, akademik hayatında başarılarının devamını diliyorum.

  7. Pınar diyor

    Teşekkür ederim💐💐💐

  8. Elvan diyor

    Sen tanıdığım mükemmel bir hemşire kardeş sorumlu anne ve arkadaşsın yüreğine emeğine sağlık 💐🍀

  9. Pınar diyor

    Çok tesekkur ederim❤❤💐💐

  10. Cengiz diyor

    Eline yüreğine saglik😊 gerçekten sessiz çığlık.

  11. Pınar diyor

    Tesekkur ederim💐💐

  12. Zeynep diyor

    Yaziniz saglik profesyonellerinin sesi olsun. Yureginize saglik

  13. Pınar diyor

    Çok tesekkur ederim💐💐💐

  14. Burak diyor

    Genel bir sorunu çok güzel özetlemişsin. Maalesef böyle insanlar her meslek alanında her zaman vardı ve bu gidişle olacak… Eline ve sözlerine sağlık

  15. Derya diyor

    Çalışma hayatında bi cok insanın maruz kaldığı, zamanla malesef kabullenip duyarsizlastigi bi durumu oldukça güzel bir dille anlatmissiniz. Her alanda, her şartta mucadele etmek, vazgeçmemek, inancını kaybetmemek gerekir. Yazınızda belirttiğiniz karakterdeki kişiler vazgeçmek nedir bilmezler çünkü. Hergun yine ve yeniden başlar mücadeleleri. Yazınızın sessiz çığlıkların duyulması ve toplumsal farkındalığın arttırılması için ışık olmasını dilerim.Yureginize ve kaleminize sağlık.

  16. Pınar diyor

    Çok tesekkur ederim❤❤

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.