COVID-19 Tanısı Alan Hasta ve Ailesine Yönelik Psikososyal Hemşirelik Yaklaşımı Nasıl Olmalıdır?

1 183

Covid-19, tüm dünyanın başlıca stres faktörü haline geldi.

Bu süreçte hasta olma, hastaneye yatma ve hasta yakını olma gibi durumlar hep gündemde olan durumlardı. Ağır hastalarımız hastanede kaldılar. Bu süreçte aileleri, hastasını ziyaret edemedi, refakatçi olarak yanında kalamadılar.

Kronik hastalığı olmayan covid-19’u rahat atlatabilecek bazı bireyler ise evde bu süreci tamamladı. Evde oldukları süreçte de hastalar aileme bulaştırırsam korkusunu ve stresini yaşadı.

Aileler ise çevremizdeki insanlar ya bizi soyutlarsa ya durumumuz kötüye giderse korkusu yaşadılar. Aynı zamanda, özellikle medya ve diğer iletişim araçlarının pandemi süreci ile ilgili verdiği üzücü ve olumsuz haberleri ile stres, korku ve kaygı düzeyleri biraz daha arttı.

Bu durum karşısında verilen tepkiler kişiden kişiye değişmekle birlikte gerek hastada gerek ailede farklı psikososyal sorunlara neden olduğu görülmektedir. Bu duruma verilen tepki kişinin dayanıklılığına, medyada salgınla ilgili görüntü ve haberleri yorumlama biçimine, gelecek ve dünya ile ilgili bakış açısına bağlı olarak yaşanan psikososyal dayanıklılık düzeyi ile değişiklik göstermektedir.

Bu durumundan en fazla etkilenen covid-19 tanılı hastalar oldu. Tanı alan kişilerin bağışıklık sisteminin düşmesine ve fizyolojik olarak hastalığı gereğinden daha zor şekilde atlatmalarına neden oldu.

Covid-19 salgının bireylerin fiziksel sağlığı üzerine olan etkileri kadar ruh sağlığı üzerine olan etkilerini de göz önünde bulundurmak gerekir. Kişinin ve ailesinin ruh sağlığı yerinde olursa, fiziksel hastalıkların yükünden daha rahat kurtulmasına destek olacağını biliyoruz.

Covid-19, ilk olarak fiziksel olarak belirtileri ortaya çıktığı anda korku yaşatmaya başlar. Bu durumda birey covid-19 hastası durumuna düşmemek için inkâr edip saklayabilir ve bilinçsizce çevresindeki insanları riske atabilir. Diğer taraftan kişi hastalığı hak ettiğini düşünerek suçluluk ve utanç duygusu da hissedebilir. Zamanla durumunun kötüleştiğini görüp hastaneye gittiğinde daha önce hiç karşılaşmadığı bir tablo ile karşılaşır. Ve stres ve kaygı düzeyi artmaya başlar. Hasta kendisini yalnız hisseder ve izolasyon gerektiği için ailesi ile görüşemez. Bu durumda suçluluk duygusu ve öfke hissedebilir. İşte bu süreçte hastanın her daim hem fiziksel bakımını hem de psikososyal desteğini hemşire yapar.

Hastalara Yönelik Psikososyal Hemşirelik Yaklaşımı Nasıl Olmalıdır?

İlk amaç, Covid-19 sebebiyle hastanın duygu ve düşüncelerini paylaşmasını sağlayarak rahatlatmak ve krizden önceki duruma geri getirebilmektir.

Bunun için hastanın destek kaynaklarını araştırıp onlara ulaşması sağlanmalıdır. En önemli destek faktörü olan ailesi ile elektronik araçlarla iletişime geçmesini sağlamak hastaya güven verecektir.

Bireyin üç aşamada değerlendirmesi yapılmalıdır.

Fiziksel olarak, “hastalarda uyku ve beslenme problemi görülüyor mu?”

Daha fazla içerik

Duygusal olarak, “hastada en çok hangi duygular yaşanmaktadır?”

Sosyal olarak,” bireyin krizle baş edebilmesi için kendisine destek verecek olan kişiler ile ilişkileri nasıl?

Sorularının cevapları aranmalıdır. Bu sorular hastayı daha iyi tanımamıza yardım eder ve böylece tedavi sürecini hasta ile daha başarılı sürdürebiliriz.

Hastayla öncelikle güvene dayalı bir ilişki kurmalıyız ve hastaya empatik yaklaşımla yaklaşmalıyız.

Hastanın durumunu fark ve kabul etmesi sağlanmalıdır. Çünkü bulaşıcı hastalıklar ile yapılan bir çalışmada, hastalığı fark etme ve kabul etmenin hastanın iyilik halini arttırdığı ve belirtilerini gerilettiği görülmüştür.

Peki, Hemşireler Aile Üyeleri İçin Ne Yapmalı?

Aile üyeleri, yalnızca hastalık tehdidi ile değil, aynı zamanda hastalık süreci, hastasını kaybetme korkusu ya da kaybının yüküyle de karşı karşıya kalır.

Hastasının yanında olamama, ya da covid-19 tanısı alıp evde karantinayı tamamlayan hastanın yakını olan kişilerde tehdit algısı gibi stres tepkileri ortaya çıkar.

Pandemi sürecinde maruz kalınan olumsuz durumlar, kişide beslenme, kötü alışkanlıklar kazanma gibi olumsuz durumlara sebep olabilir. İşte bu süreçte hasta yargılanmadan duygularının aktarılması sağlanmalı ve hissettiği duyguların normal olduğu anlatılmalıdır. Bu süreçte kazandığı olumsuzluklardan bir an önce uzaklaşması için girişimlerde bulunulmalıdır.

Aile üyelerine, dürüst bir şekilde anlaşılır ve zamanında bilgi verilmelidir.

Aileler genellikle hastayla ilgili umut olduğunu hissetmek ve gidişatının iyi olduğunu bilmek ister. Bu nedenle hep bir arayış içinde olurlar. Buna son vermek için hasta yakınları gerekli zamanda uygun şekilde bilgilendirilmelidir.

Aile üyelerine yalnız olmadıkları ve hemşirelerin her açıdan yanlarında olacakları güveni verilmelidir.

Aktaş, Y. Baysan Arabacı,L.(2016). Yoğun bakımda hasta ve ailesiyle iletişim.39-43

Türkiye Psikiyatri Derneği(2020) Covid-19 tedavisinde önleyici, koruyucu ve tedavi edici psikiyatrik hizmetler. 25.05.2020

1 yorum
  1. Safura diyor

    Akademik bir yazı için ideal

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.