Çocuklarda HIV’in Neden Olduğu AIDS Hakkında Bilinmesi Gerekenler

0 126

Öncelikle herkese merhaba,

Bu yazımda henüz bebeklik döneminde belirtileri görülebilen, sekonder immun yetmezlikler arasında yer alan HIV virüs etkeninin neden olduğu AIDS hastalığı ile ilgili bilgilerimi paylaşmak istedim.

Henüz kesin tedavisinin olmaması, bulaşının toplum sağlığını tehdit etmesi, kırılgan gruplar arasında yer alan çocuklar üzerinde fizyolojik ve psikolojik etkilerinin olması sebebiyle özellikle bu bilgilerin hastanın hastanede yatışı sırasında hastanın ve ailesinin bakımını üstlenecek sağlık profesyonelleri için faydalı olduğuna inanıyorum.

Seri halinde yayınlayacağım yazılarımın ilkinde AIDS’e ilişkin genel bilgiler, fizyopatolojisi, klinik belirti ve bulguları, tedavi yöntemleri yer alırken ikinci yazımda ise tedavi ve bakım yönetiminden bahsedeceğim.

Kazanılmış İmmun Yetmezlik Sendromu (AIDS) Nedir?

Retrovirüs grubunda yer alan, HIV etkeninin neden olduğu enfeksiyon sonucunda hücresel ve humoral bağışıklık sisteminin bozulması ve fırsatçı enfeksiyonların artması ile karakterize olan hastalıktır.

Virüs 56 derece bir ısıda 30 dakika ya da %2’lik çamaşır suyunda veya %1’lik glutaralaldehitte kolaylıkla inaktive olurken, iyonize radyasyona ve ultraviyole ışığına dirençlidir.

Kişi virüsle enfekte olduktan sonra virüs hayat boyu kişinin vücudunda kalır. Virüsle enfekte olan kişilerin ancak bir kısmında AIDS tablosu açığa çıkar. Virüs vücut dışında havada ve suda uzun süre yaşayamaz.

Bulaş yolları incelendiğinde; Seksüel ilişki, paranteral yol, plesenta yolu ile ve doğum anında bulaş gösterebilmektedir. Virüs sağlam deri ve mukozalardan geçemezken, AIDS hastalarının bütün vücut sıvılarında kan, semen, serebrospinal sıvı, kan, anne sütü, tükürük, gözyaşı, idrar, servikal ve vajinal sekresyonlarında virüs bulunmaktadır.

AIDS ile enfekte olan annelerin bebeklerine bulaştırma oranı %90 olarak saptanmıştır. Emzirme sırasında anneden bebeğe bulaş olabilir fakat bebek HIV(+) olarak saptanmışsa emzirmeye devam edilmesi önerilir.

Çocuklar virüsü etkeniyle cerrahi, sünnet, organ transplantasyonu, kan ve kan ürünleri, kontamine malzeme kullanımı, piercing, dövme işlemi sırasında da karşılaşabilirler.

HIV virüsünün inkübasyon süresi belirsiz olup birkaç aydan 6 yıla kadar etkisini gösterebilir.

AIDS Fizyopatolojisi Nasıldır?

En önemli hedef organ ya da doku lenfoid sistem yardımcı T hücreleri, CD4T hücreleri, monositler ve santral sinir sistemi hücreleridir. T hücre fonksiyonunun azalması ile hücresel immunitede yetersizlik ortaya çıkar. Vücuda girebilecek mikroorganizma antijenlerine karşı antikor oluşumu güçleşir.

Genellikle çocuklar hücresel ve humoral bağışıklığın etkilenmesi sonucu bakteriyal, viral ve fungal ve bakteriyal enfeksiyonlara karşı savunmasız kalır. HIV(+) olan çocuklarda ölüm sebepleri genellikle pnömoni, tüberküloz gibi sebeplerdir.

AIDS Klinik Belirti Ve Bulguları Nelerdir?

AIDS hastası çocuklarda belirtiler spesifik değildir. Erken semptomatik belirtiler; nedeni açıklanamayan ateş, halsizlik, büyüme gelişme geriliği, lenfadenopati, hepatomegali, splenomegali, kronik diyare görülebilir.

Geç semptomatik dönemde; Lenfositik intertisyel pnömoni, tekrarlayan fırsatçı enfeksiyonlar, konvülsiyonlar, bilinç değişiklikleri, ileri düzeyde immun yetmezlik gelişir.

Çocuklarda genellikle 2 yıl içinde kalıcı sorunlar görülebilir. Sıklıkla pnömoni, bakteriyal enfeksiyon, ensafalopati, kandidal özofajit, sitomegalovirüs, ciddi herpes simpleks ve pulmoner kandida olarak sınıflandırılabilir.

AIDS ‘in Gelişim Evreleri

Akut Faz

Enfeksiyonu izleyen ilk birkaç gün de lenf nodlarındaki aktive lenfositlerde hızlı bir virüs çoğalması olur. Hastalarda grip benzeri belirtiler görülebilir. CD4+ hücre sayısında düşme olur. Bu dönemde ateş, kırgınlık, farenjit, diyare, makülopapüler döküntüler ve meningoensefalit görülür.

Asemptomatik Faz

Enfeksiyondan sonra 3.-4.aylarda zaman zaman virüslere ait parçaların kana karışması olarak tanımlanan vireminin olduğu evredir. Bu fazda CD4+ hücre sayısı sabit bir hızla düşer. Yorgunluk, hafif kilo kaybı, kandidiazis, jeneralize lap görülür.

Semptomatik Faz Ve AIDS

Hastalığın son dönemidir. Virüs miktarı vücutta artış gösterirken CD4+ hücre sayısı 200 ml’nin altına düşer. Bu fazda jeneralize lap, oral lezyonlar, trombositopeni, bazal hücreli karsinom, latent tüberkülozun reaktivasyonu gözlenir.

AIDS Tanısı Nasıl Koyulur?

Dünya Sağlık Örgütü gelişmekte olan ülkeler için majör olarak kilo kaybı, kronik ishal, uzun süre devam eden hipertermi ve minör olarak ise lenfadenopati, tekrarlayan enfeksiyonlar tanı kriterlerini belirtmiştir.

On sekiz aydan büyük çocuklarda ELISA, HIV-PCR, HIV-RNA testleri yapılmaktadır. Ayrıca tam kan sayımı ve idrar testleri de yapılmaktadır.

Laboratuar bulguları arasında göze çarpanlar nötropeni, trombositopeni, CD4 T lenfosit sayısı 200/uL‘den düşüktür. CD4 oranı %15’ ten azdır.

Doğumdan sonraki 48 saat içinde serolojik testlerle yenidoğanlara tanı koyulabilir. Sonucu negatif olanlarda 1-2 ay sonra tekrar test yapılmalıdır.

Daha fazla içerik

HIV-1 p24 testi akut HIV sendrom tanısında ve antikor cevabı oluşmadan erken enfeksiyon saptanması için, kalitatif PCR testi erken hastalık tanısında ve risk altındaki yenidoğanlarda, kantitatif viral yük tayini ise anneden bebeğe geçişin anlaşılması ve enfeksiyonu tayininde kullanılır.

Ayrıca CD4+T lenfosit tayininde hastanın immun sistem hasarı saptanırken, virüs saptamada HIV antijeni, DNA ve RNA saptama yöntemidir. Bunun yanı sıra kantitatif plazma HIV-RNA testinde antiretroviral tedavinin takibinde ve hastalığın evrelendirilmesinde kullanılır.

AIDS Nasıl Tedavi Edilir?

AIDS ‘in bilinen bir tedavisi yoktur.

Uygulanan tedavideki amaç antiretroviral ilaçlar kullanarak virüslerin çoğalmasını yavaşlatmak, immun sistemi korumak, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmaktır.

Bunun yanında enfeksiyonların önlenmesi ve tedavi edilmesi, beslenmeyi desteklemek, semptomları yönetmek önem arz etmektedir.

Antiretroviral ilaç sınıflaması şu şekildedir;

  1. Nükleosid Revers Transkriptaz

RNA’nın DNA ‘ya dönüşümünü sağlayan viral revers transkriptazın etkisini inhibe eder. Zidovudine, Didanosine, stavudine, lamivudine, abacavir bu ilaçlara örnektir.

  1. Nükleosid Olmayan Revers Transkriptaz İnhibitörleri

Viral revers transkriptazı bağlar ve RNA’dan DNA’ya dönüşümü bozar. Nevirapine, delavirdine, efafirenz bu ilaçlara örnektir.

  1. Protease İnhibitörleri

Virüslerin büyümesi ve şekillenmesi için gerekli olan protease enziminin fonksiyonlarını sınırlandırır. Bu ilaçlar indinavir, nelfinavir, saquinavir, ritonavir, amprenavirdir.

Tedavi yaşam boyu devam eder. Hastalığın progresini ve tedaviye yanıtı belirlemek için laboratuvar bulguları özellikle CD4 lenfosit sayımı, viral miktar izlenmelidir.

Pediatrik dönemde uygulanan profilaksiler

  1. Pneumocystis Carinii Pnömonisi (PCP)

Bir ayını doldurmuş HIV(+) her çocuk eğer CD4+ lenfosit sayısı ve yüzdesi yaşına uygun olması gereken en az sayı ve yüzdenin altında ise PCP profilaksisi almalıdır.

  1. İntravenöz İmmunglobülin Uygulanması

4-6 haftadan 12 aya kadar ya da 2 HIV testi negatif gelene kadar bakteriyal enfeksiyonların önlenmesi için 2 yaşın altındaki çocuklara uygulanmalıdır.

  1. Aşı Uygulamaları
Kızamık aşısı

HIV ile enfekte semptomatik ancak ağır immun yetmezliği olmayan çocuklara ve HIV ile enfekte asemptomatik çocuklara kızamık aşısı yapılması önerilmektedir. Çocuk 12 aylık olduğunda önerilmektedir. İlk doz ile ikinci doz arasında en az 28 gün olmalıdır. Ağır immun yetmezliği HIV ile enfekte olan hastalara kızamık aşısı yapılmamalıdır.

Suçiçeği aşısı

HIV ile enfekte asemptomatik veya hafif semptomlu CD4+ sayısı %15 ‘ten fazla olan hastalara suçiçeği aşısı uygulanabilir.

İnaktif İnfluenza aşısı

HIV ile enfekte 6 aylık veya daha büyük çocuk ve adölesanlara her yıl inaktif influenza aşısı yapılmalıdır. Fakat canlı influenza aşısı kontraendikedir. HIV ile endike çocuk ile yaşayan aileninde aşılanması önemlidir.

BCG aşısı

HIV ile enfekte hastalara yapılması kontraendikedir. Ancak Dünya Sağlık Örgütü tüberküloz insidansının yüksek olduğu yerlerde yaşayan enfekte asemptomatik çocuklara BCG aşısının yapılmasını önermektedir.

Konjuge ve Polisakkarid Pnömokok aşısı

Yaşa ve aşıya spesifik öneriler doğrultusunda yapılmalıdır.

Alparslan Ö, Yıldırım F, Altun Yılmaz E, Çocuklarda İmmun Sistemi Hastalıkları Ve Hemşirelik Bakımı, Zeynep Conk, Zümrüt Başbakkal, Hatice Bal Yılmaz, Bahire Bolışık, Pediatri Hemşireliği, 2.baskı, Ankara, Akademisyen Kitabevi, 2018,532-534

Ergün S, Ak B, Pediatri Hemşireliği Akıl Notları, Hicran Çavuşoğlu, Enfeksiyon Hastalıkları Ve Hemşirelik Bakımı, Güneş Tıp Kitabevleri, 2018, 69-70

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.