Bir Sağlık Profesyoneli (Adayı) Olarak Başarılı Olmanın İp Uçları

4 1.325

Merhaba sevgili dostlar,

Baştan söyleyeyim bu yazı (çok) uzun.

Neden uzun oldu? Çünkü kısa anlatınca zaten biliyorduk diyorsunuz. En azından bu uzun yazıma size farklı bir bakış açısı sunmak amacıyla yazdım.

Bu yazıda kariyerin için gerekli olan genel prensip düzeyinde önerimlerimi sana sunacağım. Hepsini uyguluyorum ve hayatım boyunca faydasını çok fazla gördüm. Umarım sizlerde bu faydayı görürsünüz.

Dediğim gibi uzun bir yazı. Bu nedenle okumadan vazgeçebilirsin. İstersen bozuşmadan okumak istemezsen burada yolları ayıralım. 🙂

Burada KARAR VERME üzerine ara sıcak bir giriş yapacağım.

Momentum konusuna daha önce lise döneminizdeki fizik derslerinizden aşinasınızdır. Bu konuya farklı yönden bakmak gerektiğini düşünüyorum.

Bu konuyu ‘ne işim var momentum ile ilgili bilgiye’ diye kestirip atabilirsiniz. Bunu diyenler bu sayfayı kapatıp Youtube’da komik kedi videoları izleyebilirler. 🙂

Image result for momentum konusu
Biraz hatırlatalım..

Related image

Sonsuza kadar bakabilirsiniz..

Bu yazı anlarınız ve tercihlerinizin üzerine kurgulandı.

MOMENTUM önce bir ‘MOMENT‘i yani bir ‘AN‘ı işaret eder . Sonra ise HAREKETİ..

Hareketin en önemli özelliği YÖNÜdür.

Bir kamyon otoyolda dümdüz giderken sorun yoktur. Ama direksiyonu kırıp bariyerlere yönelirse sorun başladı demektir.

Hareketin yönü seçimi işaret eder. Yani tercihi işaret eder.

İnsanlar ANları ve TERCİHleri ile var olur.

Anlarınız ve tercihleriniz sizler ve çevreniz için önemlidir.

Şuan ki mesleğine yönelmeniz bile bir anınızda yaptığınız tercihinize bağlı olarak gelişmedi mi? İşte hayatınız da, kariyeriniz de böyle anlarda yaptığınız tercihlerinize bağlı..

Birçok kişi bana kariyerleri ile ilgili yazıyor. Çoğunu cevaplamaya çalışıyorum. Fakat sadece yön arayışı içinde olanlara tercihlerinde etkili olmak çok büyük sorumluluk yüklüyor. Bu durumdan dolayı kişiyi tanımadığım, yani potansiyel enerjisini bilmediği için çok fazla yönlendirici olmak istemiyorum.

Bu yazı ile bana yazan, yazmayı düşünen, yada kendi kendine yön vermek isteyen kişilere yönelik bir fikir aşılamak istiyorum.

Bunu basamaklı bir şekilde yazmak ifade etmek istiyorum. Çünkü momentum mantığını bu düşünce biçiminin içine gömmek bu olgunun daha net anlaşılmasını sağlayacaktır.

Hadi başlayalım.

1. Zamanı Verimli Değerlendir

Zamanınızı boş şeylere harcamayın. Zamanınız değerli. Aslında zamanınız hayatınızdır. Hayatınızı boşa harcarsınız. Ben her etkileşim kurduğum şeye bu buna değiyor mu düşüncesi ile yaklaşıyorum. Türkiye’de günlük ortalama internet kullanım ortalaması 7 saat. Büyük bir çoğunluğu sosyal medyada geçiyor. Günlük ne kadar sosyal medyaya takılacağım sorusunun cevabı 15 dk. Aslında bu ne yaptığınızla ilgili bir süre. Oradan kaliteli içeriklerle besleniyorsanız bu artabilir. Ben sadece bildirim geldi diye girdim, birine bakıp çıkacağım gibi yaklaşımlarla girip saatlerce kalıyorsanız kayıptasınızdır.

Öğrenciyken hep boş günümün olmasını isterdim. Öğrencilik bitti iş hayatına atıldım. İş hayatına girince daha fazla bir şeyler ile meşgul olunca öğrencilik yıllarımın aslında boş zamanlarımdan ibaret olduğunu gördüm. Bunun nedenini ise daha sonra anladım. Nedeni özünde zaman ve enerji yönetimini bilmediğimden kaynaklanıyordu. Bu arada iyi bir öğrenci olduğumu düşünüyorum. Yani günde ortalama 2 makale okuyan ve tasarım yapan ve üniversiteyi birincilikle bitirmiş biriydim. 

Tabi.. Mezun olalı 6 buçuk yıl geçmiş. Zaman ve enerji yönetimi konusunda hayat bize deneyim kazandırdı. Onları uygulayarak hayatıma devam ediyorum. Amacım hayata değer ve anlam katacak bir üretimin içinde olmak ve akış içerisinde mutlu olmak..

Zaman göreceli bir kavram. Herkes farklı anlamlar yüklediği için herkes için farklı bir hıza sahip. Yine de 24 saatlik bir zaman dilimine sahibiz. Ve ne kadar hızlı da geçse yavaş da geçse geri dönüşü yok. Yani 10 dakika önce yaşadığınız bir ana hiç bir şekilde dönemezsiniz. Zamanda yolculuk vs yapılabilir belki ama şu anlık sizin bağlamınıza uygun değil. Bazen hayatımda zihinsel zaman yolculuğu yapıyor ve zaman genişlemesini kullanıyorum. Bu konulara ayrı bir mecrada veya  ayrı bir ortamda tekrar değiniriz.

Bende sedef hastalığı var. Sanırım 18 yıldır benimle.. Sedef hastalığının iyi yönlerini de gördüm kötü yönlerini de. Bazen bir hastalık çok öğretici olabiliyor. Göğsümün tam ortasında (sternumun ve iki meme ucunun ortasında) yaklaşık 2 santimetrekare çapında bir sedefim var. Enerji ve zaman yönetimini yapabildiğim zamanlarda kızarıklık hiç yok. Fakat o dengeyi hayatımda kaybettiğimde kızarıklık başlıyor. Yani vücudum bana bir şeyler yolunda değil. Düzel diye uyarı  veriyor. Öğrenci iken böyle olduğu anlarda okula filan gitmezdim. Kendime zaman ayırırdım. Kredi Yurtlar Kurumu öğrenci yurdunda kaldığım için gece gündüz kendime zaman ayırırdım. Düzenlemeyi önce zihinsel olarak yapardım. Özünde enerjimi ve zaman yönetimimi tekrar kontrol altına almam bir haftayı bulurdu. Ve sonra sedefimde düzelmeler başlardı.

Evlenmeden önce eşime dediğim tek şey vardı. Bu hayatta bir saniye bile benden kaynaklanmayan nedenlerle mutsuz olmak istemiyorum demiştim. Çünkü o bir saniyeyi geri getirecek bir şey de yoktu. Nasıl geri getirilebilirdi ki? Getirilemiyorsa o anı yaşama otonomisi bize verilmeliydi.

Zaman ve enerji yönetimini hayatımın odağına aldım. Bunu etkileşim yaklaşımı ile bağdaştırdığım da kaliteli önceliklendirmeler yapmaya başladım.

Yani kişisel zaman dilimimizde elimizdeki enerji ile belirli bir etkileşim kurabiliriz.

O zaman etkileşim kuracağım şeyler neler olacak?

Bunu belirlemek çok zor. Hele ki insanı bu kadar fazla etkileşime maruz bırakan teknoloji ile bu mümkün müydü? Çoğumuz şimdi telefonumuzun günlük kullanım süresine baktığımızda bunun cevabını alacaktır.

Çok fazla dışsal şeylerle etkileşiyoruz. Hatta o kadar çok etkileşiyoruz ki kendimizle etkileşmeye zaman bulamıyoruz. Çünkü modern yaşam anlayışı kişiyi kendisi ile etkileşime kapattı ve kişiyi kendinden uzaklaştırdı. Bu nedenle eve geldiğinizde hemen televizyonu açıyoruz ve yolda bir yere giderken bile hemen kulaklığı takarak sınırsız bir müzik dünyasına dalıyoruz. Bunu bilinçli de yapmıyoruz. Farkında değiliz ve değişiyoruz.

Çünkü insanın kendi ile baş başa kalması kişiye kendi hakkında bilgisi yok ise ızdırap verir. Canını acıtır. Bu nedenle hep birilerini stolkluyoruz. Onların duvarlarında geziyoruz. Kendimiz üzerine o gün için düşünmemeye çalışıyoruz.

Bu kısır döngüden kurtulduğunuzda hayatınız çok iyi olacak emin olun. Öncelikle bir iç rahatlaması gelecek ve sonra kendinizi yapmanız gerekenlere daha odak bir şekilde yönlendirebileceksiniz.

2. Günde Ortalama 200-250 Sayfa Okuyun

Okumak okumak okumak..

En kolay ve ucuz bilgi ve deneyim emme eylemi. Sınırsız bir içerik deryasındayız. Bu nedenle tüketemeyeceğiniz içerik gittikçe alanınızda her gün artmaktadır. Bu nedenle seçerek bilinçli okumalar sizin fark yaratmanızı sağlayacaktır.

Ayrıca farklı alanlardan da okumalar yapın. Kendi alanınıza çok fazla gömüldüğünüzde her şeyi kendi alanınızın bakış açısıyla irdelemek size bazı konularda çözümsüzlük sunabilir.

Yakın bir zamanda sosyal ağlardan ve bireysel görüşmelerimde ‘kitap okuyamıyorum, nasıl kitap okurum’ gibi söylemlere maruz kalıyorum. buradaki önerilerimin her zaman geçerli olduğunu unutmayın.

Ülkemizde kitap okuma konusunda büyük bir sorun olduğunu biliyoruz. Hatta kitap okuma boş zamanları değerlendirme faaliyeti olarak görülüyor. Bu düşünce kalıbı ile ülkemizde kitap okuma oranını ne yazık ki arttıramayız. Bu nedenle kalabalıktan sıyrılma adına bireysel olarak kendimizi farklı kılmak amaçlı çözümler bulabiliriz.

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki; kitap okumak bir kültürdür. Bu kültüre sahip olmanız için bir sürece ihtiyacınız var. Bu nedenle kısa sürede değişiklik ve alışkanlık kazanmayı beklemeyin. Sabırlı olmasını bilin.

Günümüzde sabırlı olmak adına bir kaç kelam etmek isterim.

Bence günümüzün en büyük sorunu bu. Çünkü günümüzde dikkatinizi o kadar dağıtıcı değişken var ki onları kontrol etmek diğer bir değişle sabırla yaptığınız işi sürdürmek çok zor. Bu konuda yapılması gereken sabır eşiğinizi yükseltmek olmalıdır. Bunun için yazının devamında taktiklerimiz var.

Burada vereceğim her öneriyi hayatımda uyguluyorum. Çok fazla verim aldığımı söyleyebilirim. Günde yaklaşık ortalama 6-7 saat okuma yapıyorum. Çok fazla gelmiş olabilir. Hayatımı o kadar optimize ettim ki her yeri okuma alanına çevirdim. Tuvaletler dahil..

Çünkü okumanın en düşük maliyetle DENEYİM EMME alanı olduğunu gördüm.

Maddelere geçmeden önce sizin kitap okumanız için iki teoriden bahsetmek istiyorum. Bu teori kendi kendine öğrenme yaklaşımının üzerine temellenmiştir. Yani öncelikle hayatınız üzerine bireysel söz sahibi olmanız gerekmektedir. Diğer bir değişle odağınızın içeride olması gerekir. Odağınız dışarıdaysa zaten okuma durumunuzu engelleyen bahaneler üretme potansiyeliniz yüksektir. Kitap okuma alanında odağı dışarıda olan birinin söyleyecekleri şunlar olabiliyor: ‘Kitaplar ilgimi çekmiyor, sevdiğim kitabı bulamadım, kitaplar çok uzun, kitap okumaya zamanım yok vs’ Böyle söyleyen birinin ne yaparsa yapsın önce odağını içeriye alması gerekir. Yoksa ne yaparsanız yapın odağı dışarıda olduğu için kitap okumaya başlaması zordur. Başlasa bile sürdürmesi imkansızdır. Ancak dışarıdan ödül mekenizması vs gibi uyarılarla bu yapılabilir.

1. Kitap Okumak İçin Motivasyonum Yok

Bunu diyen çok fazla kişi var. Bu motivasyon kavramı üzerine çok fazla çalışılıyor. Bence de değerli bir alan. Bunu kitap okumaya uyarlarsak karşımıza HEDEF – DEĞER – BEKLENTİ ÜÇGENİ’nin çıktığını görürüz. Bu üçgen der ki;

Motivasyonu anlamada merkezi olan iki önemli kavram bulunmaktadır. Bunlar;

  • Bir hedefin öznel değeri
  • Bu hedefe başarılı bir şekilde ulaşma beklentileridir.

Bu üçgene göre kitap okumaya motivasyonunuz yoksa ya kitap okumaya değer vermiyorsunuzdur ya da kitap okumaktan gelecek bir beklentiniz yoktur. Bu nedenle motivasyonunuz oluşmamaktadır. Motivasyonunuz oluşmadığı için amaca yönelik davranışınız oluşmaz. Ve öğrenme/performans ortaya çıkmaz. Burada çözüm olarak kitap okumaya verdiğiniz değerleri ve kitap okumaktan beklediğiniz beklentileri bir kağıda yazmanızı istiyorum. Yazdığınızda zaten elle tutulur bir nedeniniz yoksa kitap okumayacağınıza garanti verebilirim. Çünkü yetişkinler ihtiyacı olan şeyi öğrenmeye meyillidirler. Bu diğer bir değişle bekletiniz var ise yapacağınız anlamına gelir. Lisans eğitimini neden aldınız çünkü iş bulma beklentiniz vardı. bu kadar net.

Benim için kitap okumanın değeri yüksek ve beklentilerimi her seferinde kitap okuyarak karşıladığım için kitap okumanın değeri o oranda artıyor. Bu ikisi bende kitap okumaya karşı motivasyon yaratıyor. Bu motivasyon ise dikkat dağınıklığına izin vermiyor. Bazı günler o kadar kitap okumaya daldığım oluyor ki sabahladığım çok olmuştur.

Şimdi ise bir diğer teoriye bakalım.

2. Kitap Okumak İstiyorum Fakat Çevre/Ortam Uygun Değil

Bu odağı dışta olan arkadaşlardan en fazla duyduğum bahane diyebilirim. Aslında bunu duyunca üzülüyorum. Neden mi? Çünkü bu hayatın akışına bırakmış ve kontrolün kendisinde olmadığını düşünen, genellikle her seferde dış mihrakları suçlayan bir kişilik yapısı içinde hep bir arayışta olan kişiyi canlandırıyor gözümde. Kişi bu durumun farkında olmadığı için de çıkış bulamadığı için genellikle depresif takılarak etrafına olumsuz enerji saçmaktadır.

Burada kitap okumayan, okuyamayan sağlık profesyonelleri (adayları) için birçok senaryo çizebiliriz.

Birinci teoride bahsettiğimiz bireysel olarak kitap okumanın değerinin kişide bir şekilde olduğunu varsayalım. Ve kişi kitap okumak için çabalıyor. Hadi, bunu gözümüzde canlandıralım.

Bir sağlık profesyoneli (adayı) kitap okumak için her fırsatı kolluyor (etkinliği yüksek) ve kitap okumayı da geleceği için değerli görüyor. Bu sağlık profesyonelini (adayını) çevresi desteklemez ise muhalif/meydan okuyan duygusunu harekete geçirerek daha fazla çabalamaya çalışır. Aslında öğrenci ‘Size göstereceğim, kitap okuyarak kendimi nasıl geliştireceğim vs’ bu duygu onu daha fazla motive olmasını sağlar. Aslında bu kişinin yapması gereken çevresinin kontrolünün kendisinde olduğunun farkına varmasıdır. Odağı içeri alarak burada ciddi kararlar verdiğinde kişi bu zor durumdan aniden motive alana kayabiliyor. Motive olduğu akış alanına girmesi ile zaten önündeki engeller aşılıyor.

Burada günümüzde kitap okumak için çevresel engelleyici bir durum çok fazla göremiyorum. Tabi bazı rektörlerin, dekanların eğitimli insanları itip, kaktığı bir dünyada yaşıyoruz. Cahilliğin ön plana çıkarıldığı bir ortamda bu engelleyici gibi görünebilir. Burada yapmanız gereken kendinize bireysel bir gelişim koridoru açmanızdır. Çünkü değişimi ancak bireysel değişerek başlatabilirsiniz.

Şimdi diğer maddelere devam edelim..

3. Yanınızda Her Zaman Kitap Taşıyın

Bu madde çok önemli. Bu kadar basit olan bir madde kitap okuma alışkanlığı konusunda çok fazla etkili olabiliyor.

Ben her zaman yanımda bir kitap taşırım. Fiziksel kitabım yoksa ya tabletim vardır ya da telefonum. Onların sayesinde dijital ortamda tükettiğim okuma materyalinin haddi hesabı yok. Mesela bugünümü anlatayım. Yani bu yazıyı yazdığım günü..

Sabah telefonum ile işe gelirken 3 makale okudum. Gün içinde yoğunluktan dolayı 1 makale daha okuyabildim. Bugün biraz yoğundu.. 🙂 Eve giderken ise 3 makale daha okudum. Bu aslında çok basit. Fiziksel bir ortamda okuma materyaliniz var ise PDF formatında her zaman yanınızda taşıyabilirsiniz.

Kitap okuma alışkanlığı kazanmak isterseniz önce bir kitabınız olsun 🙂 Ve onu okumasanız da yanınızda taşıyın. Çünkü illa biri kitabı görüp konusunu vs soracaktır. Okumadım demeye bir yerden sonra yüzünüz olmayacağından kendinizi okumaya zorlayabilirsiniz.

4. Kitaba Verecek Param Yok / Kitaba Verilen Paraya Üzülüyorum

Bu madde için ne diyeyim bilmiyorum. Abicim, ablacım sen hiç 20 liranı aylık kitaba veremeyecek durumda mısın? Böyle durumdaysan git belediyelerin ücretsiz kütüphanelerine, oradan kitap edin. Hadi üniversitede okuyan öğrencilere diyecek bir sözüm yok. Kütüphaneleriniz var.. Oradan edinin. Sağlık profesyonelleri (adayları) için ise hastanenizde kütüphane oluşmasını sağlayın. Bu konuda bir proje başlatın. Bir üniversitenin kütüphanesi ile yönetiminizin işbirliği yapmasını sağlayın. İsteyince çözüm bulunur. Daha da olmuyorsa ayda bir bardak StarBucks kahvesi içmeyin. Ona vereceğiniz para ile bir kişinin 40-50 yıllık deneyimini emin..

5. Nereden Başlayacağımı Bilmiyorum

Bu konuda en önemli önerim. İlgi alanındaki kitaplardan başla olacaktır. Ben kolay kolay roman okuyamıyorum. Önemsiz gördüğümden değil, daha fazla verimlilik, üretkenlik, eğitim, yönetim, reklamcılık, teoriler, felsefe vs vs tarzda okuyorum. Çünkü bunları günlük ve akademik hayatımın içerisinde kullanabiliyorum.

Kuranı Kerim’in ilk ayeti de ‘OKU’.

Şunu oku, bunu oku demiyor değil mi?

O zaman sizde ne görürseniz ve vaktiniz yere yetiyorsa onu okuyun.

6. Kitap Okurken Notlar Alın

Diğer bir önemli madde.

Her zaman bir not defteriniz olsun. Çünkü fikrin ne zaman geleceği belli olmuyor.

Kitap üzerine notlar alın. Notlarınızı yorumlarınız ile süsleyin. Oradaki ifadelere katılıyorsanız neden katıldığınızı, katılmıyorsanız neden katılmadığınızı yazın. Bunlar zamanla birikerek sizi farklı bir yapıya sürükleyecektir.

Ben not alırken son zamanlarda güzel bir uygulamaya geçtim. Size onu anlatayım. Bengü adında Bağcılar Eğitim Araştırma Hastanesi’nde çalışan hemşire arkadaşım ile konuşurken, elinde eskilerde kullandığım 4 farklı renge sahip kalemi elinde gördüm.  Aşağıda görselini görebilirsiniz. Kalemi zorla kendime hediye ettirdim 🙂 Az renk olması sayesinde her renge bir anlam verdim.

Kırmızı Renk: Takılmadığım ifadeler

Mavi Renk: Katıldığım ifadeler

Siyah Renk: Kararsız kaldığım ifadeler

Yeşil (fosforlu) Renk ise: ‘Ya bu adam ne demek istemiş’ yani anlam çıkaramadığım ifadeleri temsil ediyor.

Çok kullanışlı bir sistem. İkinci kez üzerinden geçtiğim güzel kitapların üzerine bu sistemde dönmek çok daha verimli oluyor.

7. Günlük Kitap Okuma Süresi Tanımlayın ve Her Gün Uyun

Kimse size kitap okumak için fırsat vermeyecek. Bunu bilin. Siz kendinize kitap okuma zamanı yaratabilirsiniz. Bunu gününüzün vazgeçilmezi ve prensibi olarak belirleyin. Diğer bir değişle boş zamanlarınızda kitap okumayın. Kitap okumak için zaman ayırın.

Türkiye’de internette günlük ortalama 7 saat 15 dakika geçiren bir kişi bence günlük en az yarım saatini hatta bir saatini kitap okumaya ayırabilir. Burada bahaneleri kabul etmiyorum.

Bu yazımı bir söz ve bir filmden kesit ile bitireceğim.

Söz Alvin Tofler’e ait. Diyor ki; “21. YÜZYIL CAHİLLERİ, OKUMA YAZMA BİLMEYENLER DEĞİL, YANLIŞ ÖĞRENDİKLERİNİ UNUTAMAYAN, YENİDEN ÖĞRENMEYE, DEĞİŞİME VE DÖNÜŞÜME AÇIK OLMAYANLAR OLACAKTIR!”

Ne kadar net değil mi?

İşte burada üniversite bitirmiş 21. yüzyıl cahillerinden bahsediyor.

Film ise 1989 yılında çekilmiş ve başrolünde Robin Williams’ın oynadığı ‘Ölü Ozanlar Derneği’ filmidir.

Bir sahnesinde Robin Williams (filmdeki adı John Keating) ile öğrencisi arasında şöyle bir diyalog geçer.

Keating: Kitap okuyor musunuz Bay Anderson?

Öğrenci: Okumuyorum, eksikliğini de hissetmiyorum!

Keating: Ama biz hissediyoruz!

Biz kitap okumamanızın eksikliğini hissediyoruz arkadaşlar.. Ve bunun yarattığı sorunları derinden yaşıyoruz. Bu eksikliği hissedip tamamlamaya çalışmazsanız hissetmeye de devam edeceğiz.

İngiliz bir bürokratın bir sözü var. Aklıma gelmişken burada değinmek istiyorum.

İngiliz büreorat; ‘Türkiye’nin geleceği parlaktır. Ama bugünü hiç parlamayacaktır’ der. Sağlık camiasının durumunu da buna benzetiyorum. Geleceğimiz parlak ama bugünümüz ne yazık ki parlak değil.

3. Kaliteli Not Tutun

Her şeyi yapar ve bunu yapmazsanız başarısızlığınıza zemin hazırlamış olursunuz.

Yazmazsanız unutursunuz. Kendi kelimeleriniz ile yazdığınız her şeyi daha iyi hatırlar ve ilerde diğer öğrendiklerinizle birleşmelerini sağlayabilirsiniz.

Unutmayın, yaratıcılık en az iki şeyin birleşiminde oluşur. Sizin de notlarınız birikerek katma değerli yaratım anlarınızın oluşmasını sağlayabilir.

Ayrıca notlarınızı düzenli aralıklarla okuyun ve düzenleyin. Bu bilişsel yükünüzü azaltır. Ve sizi rahatlatır. Böylelikle daha sade ve berrak düşünürsünüz.

Ben hayatımda sadece bir mobil uygulamaya para veriyorum. O da bir not alma uygulaması. İşte bu kadar önemli bir yapı. Netflix, Spotify vs vs birçok uygulamaya para veriyor olabilirsiniz. Ona vereceğiniz paranın 7’de 1’ine ayda çok iyi bir geleceğin kapasını arayabilirsiniz.

Peki, Nasıl Verimli Not Alacağım?

Verimli not almak ile ilgili büyük bir sorun var.  Öğrencilerimin not almayı erken aşamalarda öğrenmelerini çok önemserim. Bunun öneminin geç fark edilmesi büyük bir pişmanlık sebebi olabilmektedir.

Öncelikle çok uzun zamandır not tuttuğumu belirtmek isterim. Bana şöyle not tut, böyle not tut diyen hiç olmadı. Deneme yanılma ile öğrendim. İyi bir not tutucu olduğumu düşünüyorum.

Öncelikle not tutmak ile ilgili iki kelam edelim.

Tabi ilk tanımı yapmak için bakılması gereken yer TDK.

not tutmak (TDK’ya göre)
biri söz söylerken başkası onun söylediklerini yazmak
Kitaplardan birinin kenarına bir not yazmışsın.” – R. N. Güntekin

Peki not tutmamızın ana amacı nedir sorusunun cevabını çoğu zaman unutmamak olarak veririz. Aslında doğru fakat not tutarken ana amacımız ÖĞRENMEK’tir.

Öğrenme yeteneğinin insanın en büyük özelliği olduğunu düşünüyorum. Öğrenerek en büyük iç güdümüz olan hayatta kalma eylemini sağlamış oluruz. Not almak; bu kadar önemli bir olgunun üzerine temellenmiş bir durumdur.

Unutma olayına geldiğimizde ise; anlık değişen algımız ve dikkatimiz nedeniyle gün içinde maruz kaldığımız bazı şeyleri hafızada tutma güçlükleri yaşarız. Bu durumda not almamız için gerekli bir neden olarak görülebilir. Çünkü beyin; genellikle önemli olarak algıladığımız ve dikkatimizi yoğunlaştırdığımız bilgileri hafızaya alma gibi bir özelliğe sahiptir.

Aynı zamanda öğrenmeler aniden oluşan bir durum değildir. Öğrenme bir süreçtir. Bu süreçte belirli öğrenme olgularını tekrar etmek gerekebilmektedir. Bunun için ise soyut durumları tekrar etmek amaçlı not almamız gerekmektedir.

Gün içinde birçok enformasyon alışverişi yaparız. Not aldığımız konu ile ilgili bilgileri hatırlamamız daha kolaydır. Bu hatırlamanın not alma işlemi ile %60’lara çıktığı belirtiliyor.

Nelerden Not Alabilir?

Okuduklarımızdan

Örneğin; kitaplarımı okurken önemli gördüğüm yerlerin altını çizer, yanlarına notlar alırım. Online ortamda bir PDF dosyası okurken ise renklerle bölümün altını çizer, yanına dijital not etlerim. Teknolojinin gelişmesi ile birlikte birçok not alma web ve mobil uygulamaları bulunmaktadır. Dijital ortamlardan not alma ile ilgili ayrı bir yazı yazabilirim. Fakat ilk defa not almaya başlayacak biriyseniz kesinlikle not defteri öneririm. Çünkü dijital alışkanlıklar bazen not ile ilgili sürekliliğinizi bozabiliyor. Şarjınızın bitmesi vs gibi etkenler sizi ihtiyacınız olduğunda not almamanıza neden olduğunda not almaya karşı olumsuz etkileyebilir.

Hangi durumda olursa olsun, okuduğunuz ne ise bir şekilde önemli gördüğünüz yerlerin altınız çizmeli, yanına o an size düşündürdüğü ile ilgili notlar almalısınız.

Dinlediklerimizden

İyi bir dinleyici olmak çok zordur. İyi bir dinleyiciyseniz not almak kendi düşüncelerinizin toparlamasına fırsat verir. Bu fırsat ise aldığınız küçük notlar ile akıcı bir konuşma yapmanızı sağlayabilir. Çoğu zaman not almadığımızda ve bir konu hakkında konuşma yapma durumu ile karşılaştığımızda odaklanma sorunu yaşarız.

Dinlerken not almak amaçlı kısa cümleleriniz ile notlar almalı ve anahtar kelimeler belirlemelisiniz. Karşıdaki kişinin konuşma hızı ile yazma hızınız arasındaki fark bunu yapmanızı sağlayacaktır. Hatta ses kaydı yapabilir, sonra onu tekrar dinlerken notlar alabilirsiniz. Lisans dönemimde ve önemli olduğunu düşündüğüm konuşmalarda çok ses kaydı yapmışlığım vardır. Bu ses kayıtlarını her bir dinleyişimde ayrı bir katkısını görüyorum. Eminim sizde bu faydayı görebilirsiniz.

Gözlemlerimizden

Gözlem yeteneği edinmek çok önemlidir. Bunun ayrı bir konu olduğunu belirtmek isterim. 3 öğrencinin klinik uygulamada aynı serviste gözlem yapmalarını istediğimizde ve bunu yazılı hale getirdiklerinde herbirinin çok farklı gözlem yeteneklerinin olduklarını görebiliyoruz. Gözlemlerimiz ile ilgili algıda seçicilik gibi önemli bir olguyu bilmek gerekmektedir. Bulunduğumuz yerde neyi, ne şekilde gözlemlemek gerektiğini bilmek gereklidir. Bu bilgi öğrencide beklentilerimize yönelik gözlem yapmalarını sağlayacaktır.

Gözlem yaparken not alma işlemi her şey için yapılmamalıdır. Sadece çok ilginç ve önemli olduğunu düşündüğünüz durumlar ile ilgili notlar almalısınız. Yine teknoloji sayesinde gözlemlediğiniz şeyin resmini çekebilir ve altına not alabilirsiniz. Bu dijital not alma teknolojilerinin kullanımı için çok uygun. Ve hayatımda fotoğraf çekerek not alma işlemi belki not alma eyleminin %20’sini oluşturuyor. Teknolojiyi yeri ve zamanında kullanmak işinizi çok kolaylaştırır.

Daha fazla içerik
Düşüncelerimizden

Belki not alırken en soyut olgumuz düşüncelerimizden notlar almaktır. Bunu manuel veya dijital ortamda yapın gibi bir öneri vermeyeceğim. Ne zaman düşüncelerinizden not alma ihtiyacı duyduğunuzda en yakın not alma aracına notlarınızı alabilirsiniz. Benim genellikle düşüncelerim ile ilgili bir rutinim bulunmamaktadır. Aklıma bir düşünce gelmişse ve tuvalette olsam dahi o düşünceyi nota aldığıma emin olmadan not almayı bitirmiyorum. Düşüncelerimiz en umulmadık yerlerde gelebilmektedir. Bu duş alırken, tuvalette, yolculuk esnasında, uyurken vs. O eylemi kesip not almanızı öneririm. Çünkü daha sonra alırım dediğiniz bir düşünceyi unutabiliyorsunuz. Ve sonrası pişmanlık..

Şimdi Gelelim Not Almanın Faydalarına;

1. Aktif olmanızı sağlar.

Nerde olursanız olun (ders, toplantı, seminer vs) edilgen bir durumdan sizi kurtarıp, aktif rol alan biri konumuna getirir.

2. Dikkatinizi Toplar.

Aktif bir not alıcı olduğunuzda ister isteme dikkatinizi o yöne yöneltmek zorunda kalırsınız. Dikkat sürenizi uzun tutmak öğrenmenizi kolaylaştırır.

3. Unutmamanızı sağlar.

Belirtiğimiz gibi beyin genellikle onun için önemli olan bilgileri tutar. Her bilgiyi önemli olarak görmeyebilir. Bu durumda ileride notlarınızı tekrar gözden geçirmek unutmanızı engeller.

4. Zaman kazanmanızı sağlar.

Not almak öğrenme eylemini kolaylaştırdığı için zaman kazanmanızı sağlar. Not almadan yapılan bir öğrenme uzun süre isteyecektir. Bu sürenin maliyeti ise pahalı olacaktır. Ayrıca düzenli aldığınız notlar sizin notlarınız arasında kaybolmanızı engelleyerek de zaman kazandırır.

5. Düşüncelerinizin yapılanmasını sağlar.

Sistematik alınan notlar birleştirildiğinde o konu hakkında sistematik bir düşünme olgusunu geliştirir. Bu düşünme olgusu ise sizin kendinizi daha iyi ifade etmenizi sağlar. Ayrıca daha sonra öğrenilecek bilgiler için sağlam zemin hazırlar.

6. Özgüveninizin artmasını sağlar.

Not alarak kendinizdeki olumlu değişimleri gördüğünüzde kendinize karşı bakışınız değişecektir. Bu olumlu değişme özgüveninizin gelişmesini sağlar. Bu özgüven ile daha fazla öğrenmeye istekli ve açık biri haline gelebilirsiniz. Bu duruma bir örnek vermek istersek; bir kongrede bir konuşmadan sonra soru cevap faslı olur. Burada iyi bir dinleyici olup, not tutmuşsak ve notlarımız dahilinde bir anlaşılır, açık ve net bir soru sorabiliriz. İlerde aynı durumlarda daha sık bu soru sorma faaliyetinde bulunarak özgüvenimizin geliştiğiniz fark ederiz.

7. Yaratıcı fikirlerin oluşmasını sağlar.

Aralıklı olarak notlarınıza baktığınızda ve ilgili notları birbiri ile ilişkilendirdiğinizde yeni düşünce örüntülerinizin oluştuğunu göreceksiniz. Bu yaratıcılığınızı artıracaktır.

Şimdi size bir not alma tekniği olan Cornell Tekniği’nden bahsetmek istiyorum.

Tüm not defterlerimiz Cornell Tekniği’ne uygun olmasa bile bu teknikteki bazı yerleri akılda tutmak kendi not defterinize not alırken faydalı olacaktır. Ayrıca Cornell Tekniği’ne göre not defterleride bulunmaktadır. Temin ederek sistematik not almayı öğrenebilirsiniz. Ben ise aşağıda sizler için bir tane çizdim.

tek sayfa a4 kağıdı olarak buradan çıktı alabilirsiniz. 

veya aşağıda yer alan boş tasarımı kullanabilirsiniz.

Aşağıda gördüğünüz Cornell Not Alma Tekniği’ni uygulamanız için gereken tekniğe özel bir not sayfasıdır. Bu not sayfasında gördüğünüz bölümleri nasıl kullanmanız gerektiğini açıklayalım.

Başlık Bölümü

Bu bölüm görüldüğü üzere notun konusunu, notun alındığı tarihi, dinlediğiniz kişinin adını vs yazabileceğiniz bir yerdir.

Anahtar Kelimeler Bölümü

Not almak istediğiniz konu ile ilgili o konuyu anımsatıcı anahtar kelimelerin yazıldığı bir bölümdür.

Dinlediğimiz, gördüğümüz, okuduğumuz veya düşündüğümüz herşeyi bir kaç kelime ile ifade etmek, konunun ne ile ilgili olduğu hakkında bize fikir verir. Aynı zamanda farklı zamanlarda aldığınız aynı anahtar kelimeleri içeren notları birleştirebilirsiniz.

Detaylı Açıklama Bölümü

Not tutma etkinliğimizde en fazla kullanacağımız alan buradır. Buraya grafikler, istatistikler, önemli ifadeler ve diğer notları yazabilirsiniz. Madde halinde yazmak size kolaylık sağlayacaktır.

Özet Bölümü

Not alma etkinliğinin en önemli yerlerinden biridir. Çünkü anahtar kelimeler ve genel not alma bölümünün bitmesi ile genel çıkarımlar yapacağımız ve kısa cümleler ile özetleyebileceğimiz alan burasıdır. Bazen çok uzun notlar alabiliriz. Bu notların özet bölümlerine bakarak notun hangi konuda olduğu ve önemli yerlerini hızlıca öğrenebilir ve zaman kazanabilirsiniz.

Yukarıda yer alan tasarımı bilgisayarına kaydedip, çıktı alarak not alma denemeleri yapabilirsiniz.

Not alma kağıdının PDF formatını buradan indirebilirsiniz. 

Yakında not alma sayfasının doldudurulmuş halini ayrı bir yazı olarak paylaşacağım.

Buraya kadar okumuşsanız not tutmayı çok önemsediğinizi anlıyorum. Umarım yazımız faydalı olmuştur. Katkılarınızı yorumlar bölümünden bizimle paylaşabilirsiniz.

Son olarak size not tutma ile ilgili kısa kısa tüyolar vereceğim.

  • Devamlı yanınızda bir not defteriniz olsun.
  • Önemli anları not alın.
  • Kısaltmalar kullanın.
  • Kendi cümlelerinizi kurun.
  • Önemli noktaları notlarınızda şekil içine alın.
  • Daha iyi not almak amaçlı soru sorun.
  • Notları aralıklı gözden geçirin, ilgili notları sınıflandırın.
  • Düzenli notlar almaya çalışın

4. Öğrenmeye Açık Olun

Artık hayat boyu öğrenen bireyler olmaları bir lüks değil, mecburiyettir. Bu hayat boyu öğrenen olmak kanımca ailede kazanılan bir yapı fakat eğitim ile de geliştirebilir. Sağlık profesyonelerinin (adaylarının) büyük bir bölümünün hayat boyu öğrenen olmadığı görüyorum. Bu özelliklerinin olmamalarından dolayı hayatlarında sorunlar yaşadıklarına şahit oluyorum.

Bu yazımın devamında ‘Sağlık profesyonelleri (adayları) nasıl bir hayat boyu öğrenen olur?’ sorusunun cevabını veriyorum. Bu konuda tez yazdım. YÖK TEZ’den açık erişimlidir. Okuyabilirsiniz. Ayrıca doktorada tez konum da bu alanla ilgili olduğu için bu maddeleri içtenlikle yazdığımı belirtmek isterim.

Maddeler çok basit gelebilir, fakat yapmak zordur.

Benden demesi..

1. Öğreneceğiniz konuyu veya alanı anlamlı dilimlere ayırın, dilimler üzerinden ilerleyerek öğrenin

Öğrenme kesmesi adlı bir kavram vardır. Bu kavram büyük konuları küçük parçalara ayırarak öğrenmenin yararlı olduğunu söyler. Yani öğrenmeniz gereken bir konu veya alan olsun diyelim. Bu genel çerçevede sağlık iletişimi olsun. Bunun bir çok alt dilimleri vardır. Bunlarda birisi sağlık okuryazarlığıdır. Sonra bunu da dilimlemek gerekir. Çünkü sağlık okuryazarlığı ise çok geniş literatüre sahiptir. Burada ise sadece e-sağlık okuryazarlık konusunu ele almanız gerekir. Bu konuyu bile kendi içinde hasta profillerine veya kullanılan mecraya göre ayırabilirsiniz. Burada sindirebileceğinizi düşündüğünüz yere kadar gidebilirsiniz.

Bunu karmaşık ve anlaşılması zor konularda yapabilirsiniz.

Kendi hayatımdan bir örnek vermek istiyorum.

Ben şimdi Tıp Eğitimi alanında tez yazıyorum. Zor bir konu seçtim. Bilinçli ve istikrarlı çalışmam gerekli. İlk yaptığım şey, tüm yapının / konularının yani hizmet ettiği Tıp ve Hemşirelik Eğitimi çerçevesinin benim tez bağlamımda içindekiler bölümünü oluşturdum. Bu bile yaklaşık 4-5 sayfa sürdü. Şimdi ise sırayla başlık başlık çalışıyorum ve onların üzerine yeni şeyler koymaya zorluyorum kendimi. Bu şekilde kendimi organize ederek, akış içinde tutuyorum. Bu kendimi bir bütün içerisinde nerede olduğumu görmemi sağladığı gibi, yılıp yarıda bırakmamı da engelliyor.

2. İlgili içeriği her yönüyle araştırın

Bir konu üzerinde çalışırken öncelikle o konu ile ilgili temel kaynaklara ulaşmaya çalışırım. Sırf o konudan oluşan bir klasörüm oluşur. Temel bilgileri aldıktan sonra öğrenme deneyimlerini geliştirmek ve daha iyi bir bakış açısı sağlamak için podcast’leri, sesli kitapları ve çalışma alanlarıyla ilgili e-kitaplara ulaşmaya çalışırım. Bunu yapmak o alanda bütünü görmemi sağlamakla beraber temel bilgilerin daha iyi pekişmesine neden olmaktadır.

Bu maddiyi önemsiyorum. Çünkü diğer insanlarla konuşurken, o konuya farklı yaklaşımlar getirecek düşüncelerim genellikle buradaki araştırmalarım sonucu oluşmuş oluyor.

3. O konu ile ilgilenen insanlarla tartışın

Benim en fazla yaptığım maddelerden biri.

Kendinize ilgilendiğiniz ve öğrenmek istediğiniz konu ile ilgili en az bir araştırma arkadaşı bulun. Bu arkadaşlara tartışma forumlarından ve sosyal ağlardan bulabilirsiniz.

Çalıştığınız, okuduğunuz birimlerde düşünce kulüpleri kurun. Bu formal bir yapı halinde olmak zorunda değil. 3-5 arkadaş ayda bir kere bir araya gelip belirlediğiniz konularda tartışma ortamı yaratabilirsiniz.

Araştırma arkadaşlarınızla ne öğrendiğinizi tartışırken, öğrendiğiniz kavramları sağlamlaştırmanın ve konular hakkında farklı bakış açıları kazanmanın harika bir yolu olduğunu göreceksiniz.

4. Basitleştirin ve öğretin

Eski deyiş der ki; “Öğretmek iki kere öğrenmektir.”

İlgilendiğiniz ve öğrenmeye çalıştığınız tüm konuları basitleştirin. Basitleştirdiğiniz konuyu başkalarına anlatmanın ve öğretmenin (hatta bunu yapıyor gibi yapmanın) daha iyi bir şekilde sizi geliştirdiğini göreceksiniz. Benim en fazla yaptığım şey budur. Öğrenci veya çalışan bir kişi görürsem affetmem. 🙂 İhtiyacı olan bir konuyu konuşmasından analiz edip, hemen ona uygun bir kurguda ayak üzeride olsa bir şeyler anlatırım. Bunu yaparken de kendime içten içe refleksiyon yaparım.

5. İstikrar ve tekrarlama

Çoğu kişinin bir konu üzerinde uzun süre çalışamadığını ve hatta çoğu zaman ise belirli programlara uyamadıklarını gözlemliyorum.

Burada bir anahtar nokta vereyim..

İstikrar anahtardır. Çoğu kapıyı açar. 

Öğrenme programlarınıza düzenli olarak devam etmek öğrenmenizi tutarlı ve daha etkili hale getirir.

Bunu yapamadığınızda ise konudan koparsınız. Soğursunuz. Konuya yeniden ısınmak için daha fazla enerji harcayacağınızı bileceğiniz için başlamamak ve konuyu rafa kaldırmanız muhtemeldir.

6. Doğru zamanı bulun

Bazı insanlar sabahları daha iyi çalışır. Bazıları ise günün en geç saatlerinde en iyi çalışmalarını yapacaklardır.

Demek istediğim: her birimiz farklı bir saatte çalışıyoruz, bu yüzden çalışmamız için günün doğru zamanını bulmak önemlidir. Size uygun olan zamanı bulmak için farklı zamanlarda öğrenme denemeleri yapabilirsiniz.

Bu konuda ben günün her saati çalışırım. Fakat gece 23:00’den sabah 05:00’e kadar zaman diliminde çok daha iyi çalıştığımı görüyorum. Arada balkona çıkıp çıkıp oturuyorum. Bunun benim herkesin uyuduğu bir zaman diliminde farklı hisler hissetmemden kaynaklandığını düşünmekteyim. Buradaki en büyük sorun ise sabah işe gitme durumum. Hiç uyumadan işe gittiğim çok oluyor. Sabah adamı değilim ya da şimdilik hayat tarzım ona uygun değil. 🙂

7. Yardım isteyin

Kendinizi çalıştığınız konuda sıkışmış hissederseniz veya çalışırken çalışmanın bir şey anlam ifade etmediğini düşünüyorsanız o alanda size yardım edebilecek kişilerden yardım isteyebilirsiniz.

Yardım istemek kötü bir durumda olduğunuzu düşündürmesin. Ben hiç öyle düşünmedim. Düşünmeyeceğim..

Konuyla ilgili bilgili bir meslek sahibi bularak veya dijital ortamda yardım ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz.

Bazı şeyleri başkalarıyla konuşmak, kavraması zor olabilecek kavramları netleştirmek için harika bir yoldur.

8. Gerçek dünya uygulayın

İster yürüttüğünüz bir proje, ister örnek olay incelemesi, ister iş yerinde öğrendiğiniz şeyleri uygulama konusunda olsun, öğrendiklerinizi gerçek dünya senaryolarına uygulayarak öğrenmenizi pekiştirmeniz gerekir. Öğrendiklerinizi uygulamaya koymak, sadece teori bilmenin ve ezberlemenin yerine gerçekten öğrendiğinizden emin olmanın kanıtlanmış bir yoludur.

9. Hatalardan uzak durmayın

Birçoğumuz, hata yapma korkusuyla ilgili yeni şeyler denemekten tereddüt ederiz.

Hatalar öğrenme sürecinin doğal bir parçasıdır.

Örneğin, temel sağlık derslerinde maket üzerinde enjeksiyon yaparken hata yapmanıza fırsat veririz. Bunun nedeni ise hataların iyi bir öğretmen olmasıdır. Burada hatadan ders çıkarma becerisi çok önemlidir. Bunu yaparken çoğu zaman refleksiyon tekniğini kendize uygulamanız gerekir. Bu bir beceridir. Öğrenebilir..

10. Not alın

Bu çok basit, klasik ve çok gerçekçi bir öneridir.

Not almak ve gözden geçirmek, gözden kaçırılmaması gereken öğrenmenin iki temel bileşenidir.

Önemli kavramları sizin için anlamlı olacak şekilde not alın.

Bazı insanlar renkli kalemler ile not alırken, bazıları ise maddeleme ve imli listeleri tercih etmektedirler. Görsel öğrenmeyi sevenler ise öğrenmelerini sağlamak için haritalar ve grafikler çizerek kalıcı öğrenme sağlarlar.

Ben bu konuda çok iyi olduğumu düşünüyorum. Çok fazla not defterim bulunmakta ve her zaman yanımda taşımaktayım.

Hayat boyu öğrenen biri olmak için bu maddelerin bir çoğunu hayatında uyguluyor olması gerekmektedir. Bunu yap(a)mayanların gelecekte yerinin olmayacağı kanısındayım. Şuan bunu görmeye başladık.

BENİ BEN YAPAN ŞEYLER

Bu yazıyı buraya kadar okuduysanız BONUS olarak BENİ BEN YAPAN ŞEYLERi okumanızı tavsiye ederim.

Çok uzun zamandır kendimi nasıl geliştirdiğim ile ilgili sorular alıyorum. Bu soruları tek tek cevaplamak artık dayanılmaz bir noktaya geldiği için bu soruların cevabını bu yazımın devamında elimden geldiğince vermeye çalışacağım. Okunmaya değer olduğunu okuyunca anlayacaksınız. 

Öncelikle bu ara bağlığa ne koymam gerektiğini uzun süre düşündüm. Burada gelişimimi sağlayan şeyler beni bugünlere getirdiği için yazının başlığını ‘Beni Ben Yapan Şeyler..’ olarak koymayı uygun buldum.

Ara bir dipnot geçmem gerekecek bir konu var. Çoğu yazılarımda yazıların sonuna ‘iki nokta – .. ‘ koyduğumu fark edenleriniz vardır. Bu iki noktanın benim için bir anlamı var. İki nokta; nokta gibi bir konuyu veya yazıyı bitirmez, üç nokta gibi sonsuza kadar da devam ettirmez.

Benim için yolda olmayı ve değişimi ifade eder. 

Öncelikle bugünlere gelmemde en büyük etkenleri kullandığım ve faydalandığım ürünler bazında listeleyeceğim. Ürünler ile ilgili marka vermemde sorun olduğunu düşünmüyorum. Reklam kaygımız yok. Reklam veren olursa çok daha güzel işler çıkarabiliriz 🙂

1. Akıllı Telefonum 

Belki beni ben yapan şeylerden en önemlisidir. İlk Nokia 2100’la başladığım yola ilk aldığım akıllı telefon olan General Mobile ile devam ettim sonradan bende işe yararlık anlamında Iphone’u (Iphone 7) tercih ettim (hediye geldi). Çünkü telefonla tükettiğim içeriği size anlatamam. Kullandığım telefon her şeyimi karşılamak zorunda. Çünkü artık mobil bir toplumuz. Arabada, otobüste, asansörde, yemek yerken, tuvalette.. Hani yıllık kaç kitap okudun diye bir yaklaşım var ya bence ben yılda okuduğum kitaplardan daha fazlasını telefondan tüketiyorum. Telefonumu o kadar kişiselleştirdim ki, onlarca eğitim, dergi, haber, iş kolaylaştırıcı uygulama yükledim (Hangi uygulamalar olduğunu ayrı bir yazıda yazacağım). Her birini ayrı dönemlerde aktif olarak kullanıyorum. Günlük, haftalık ve aylık tükettiklerimi klasörledim. Bu bana kolaylık sağlıyor. Ayrıca telefonun bulut sistemlerini ise dosya arşivlemesi olarak çok sık kullanıyorum. Benim için küçük bilgisayar niteliğinde.

2. Tabletim / Bir tanesi çalındı 🙁

Bu konuda içimde hep bir yangın var. İlk tabletimi sırf PDF formatında içerik okumak amaçlı üniversite yıllarımda almıştım. Miyadını bitirirken arkadaşıma hediye ettim. İkinci tabletimi ilk işe girdiğim ay almıştım. Samsung Tab S’ti. Çalındı. Sonra ise 2 yıldır Ipad Air 2 kullanıyorum. Çok memnunum. Tableti çoğu zaman yanımda taşırım fakat son zamanlarda evde bırakıyorum. Uzun yola giderken yine yanıma alıyorum. Tablet rahatça içerik tüketmenin en verimli yolu. Ekran büyüklüğü bir A4 kadar zaten. Göz yorulmuyor. Büyütme küçültme sorunu yok. Ekran resimlerinin üzerinde oynayarak bir arşiv yapabiliyorum. Tabletimi de telefonum gibi kişiselleştirdim. Telefona göre çok daha işlevsel kullandığımı düşünüyorum. Ek üzüldüğüm yanı ise kaleminin ve direkt internete bağlanan özelliğinin olmaması. Bu durumu ileride aşarsam çok daha verimli olacağıma eminim. Özellikle haftasonları cam kenarında elimde kahve ile haftasonu okumalarımdan aldığım keyfi anlatamam.

3. Bilgisayarım

İlk bilgisayarımı biriktirdiğim para ile üniversite birinci sınıfta aldım. DELL marka bir bilgisayardı. Taş gibiydi taş. Çok dayandı hala emekliye ayrılmadı. Ekranı vs kırıldı ama dedim ya taş gibi. Sonra ise kardeşimin çok kullanmadığı 18 inç Packard Bell bilgisayarına el koydum. O bilgisayar ile neler yaptım neler. Sonra ise ekranı kırık bir bilgisayar daha geçti elime ekranını tamir ettirdim, onuda kullanıyorum. Şimdi ise yer yere götürdüğüm HP Probook var. Artık MacBook dönenime girme zamanımız geldi fakat uygun şartları bekliyoruz. Bilgisayarlar gerçekten bu çağımızın farklı yaşanmasını sağlayan teknolojisi olduğunu düşünüyorum. Lise yıllarımda üniversite sınavına çalışırken evimizin yakınlarında var olan kırtasiyeci bir arkadaşın bilgisayarını dükkanı akşam kapattığında sabaha kadar ders çalışmak için alırdım. Sabah dükkanı açacağı saate ise dükkanın önünde bilgisayarı vermek amaçlı beklerdim. İnternette eğitim video içeriği çok azken amatör şekilde çekilmiş eğitim videolarını defalarca izleyerek üniversite sınavına hazırlandım. Wifi çeksin diye az duvarların köşelerinde elimde bilgisayar ile ders çalışmadım. Bir de bilgisayarlar ile haşır neşir olduğumuz kazandairesi diye bir yer var. 5-6 yılımı geçirdim orada fakat oradaki hikayeleri, anıları anlatması 10 yıldan fazla sürer.

Her zaman bilgisayarlarımı kişiselleştirmişimdir. Şuan ileri derecede kişiselleştirdim. Kendime klasör sistemi oluşturdum. ilk bilgisayarı aldığımdam beri biriktirdiğim arşivlere çok rahat ulaşıyorum. Bu zaman kaybını önlüyor. Bir harici harddisk almanızı öneririm. Eğitim geçmişinizi orada kaydetmeniz çok önemli. Eğitim ile ilgili ihtiyaçlarınızın ne zaman ve nerede çıkacağı belli olmuyor. Çalışmalarımı en fazla Google Chrome üzerinden yapıyorum. Çok kullanışlı ve basit geliyor. Google 150’den fazla ürünü var. Youtube, Gmail vs. Ben neredeyse 50 tanesinden fazlasını bizzat kullanıyorum. Yeni yeni keşfettiğim ürünleri gerçekten insan hayatını kolaylaştırıyor. Yandex, Mozilla, Safari gibi internet tarayıcılarını da neredeyse sık kullanıyorum. Her birinde ayrı işlerimi yürütüyorum. Her biri farklı bir işime göre özelleşmiş durumda. Ayrıca eklentiler benim en büyük kurtarıcım. En fazla Google Chrome için eklenti kullanıyorum. Arama bölgesinin yarıdan fazlasını eklentilerim oluşturmakta. Kullandığım eklentileri ayrı bir yazıda niçin kullandığım ile birlikte yazmayı düşünüyorum. Diğer bir şey ise; Google Chrome’un dosyalama sistemini kullanmak çok iş görücü oluyor. Burada binlerce web sitesini amaçlarına, ilgi alanlarıma, içeriklerine göre arşivleyerek sitelere kolay ulaşmamı sağlıyor. Bu inanılmaz derecede iş kolaylaştırıcı.

Bilgisayar demişken Microsoft’un programlarından bahsetmeden geçmeyelim. Word, excel, powerpoint vs hepsini kurcalayın. Ben öyle öğrendim. Özellikle powerpoint adam powerpointten çizgi film yapınca sınırımızın hayal gücümüz olduğunu görünce üzerine biraz daha fazla düştüm. Karşılığını aldım.

Yani bu bilgisayar ile çok fazla işler yapılabilir. Mutlaka bir üniversite öğrencisiyseniz bilgisayarınızın olması şart.

Resim 1. Eski çalışma masamdan bir görüntü

4. Kitaplarım

Bu konuda düzenli para verip kitap alan biriydim. Artık vermiyorum yada çok nadir bulunan kitaplara veriyorum. Son zamanlarda bu durumu farklı yollarla çözüyorum. Teknoloji gelişti (anladınız siz onu).Kitaplar beni bugünlere getiren en önemli şeylerdir. Onlar beni özgürleştiriyor. Ne kadar çok okursam o kadar bilmediğim konusunda hayıflanıyorum. Bunu okuyarak telafi etmeye çalışsam da bir yere kadar gidebiliyorsunuz. Bence bir üniversite öğrencisi her hafta en az 250-300 sayfalık bir kitabı bitirmeli. Kitaplar konusunda kütüphaneler, kitap arkadaşlıkları vs işinizi fazlasıyla görecektir. PDF de olsa kitapları telefondan, tabletten, bilgisayardan okuyun, okutun.

5. Not Defterlerim

Hayatım boyunca not alarak çalışmışımdır. Zeki değilim. Belirli bir zeka seviyemiz mevcut tabi. Sadece istikrarlı ve düzenli çalışarak yapabiliyorum. Benim öğrenme şeklim bu. Bunu geliştirmeye çalışıyorum. Not alarak çalışmak yada herhangi bir şey hakkında not almak öncelikle bana huzur veriyor. Sonrasında ise aldığım notlar üzerinden düşünmemi sağlıyor. Bazen bir sayfa aldığım notlara bir kaç dakika bakmak tablonun bütününü görmemi sağlayabiliyor. Not defterlerime günlük yapılacaklar listesi yapıyorum. Yaptıkça üzerlerini çizerek gün içinde plnalı hareket etmeye çalışıyorum. Onlarca not defterim var. Hiç birini atmam. Öğrenciyken tuttuğum notlara yıllık gözden geçirmeler yaparak güncel bağlar kurmaya yada farklı aldığım notlar ile bir bütün oluşturmaya çalışırım. Bir söz var sahibini hatırlamıyorum. Geçmişe bakarak birleştirdiğin noktalar ile nereye gideceğini görürsün der. Bu da böyle bir etki yapıyor sanki. Fakat notların farklı bir özelliği de var. Kendini hep okutmak ister. Anılarınızı hatırlatır. Günlükler gibi. Fakat fazla şey etmemek lazım. Takılmamak yani. Sonuçta bir arabada dikiz aynasına bakarak ileriye gidemezsiniz.

6. Podcastlerim

Son bir iki yılımda daha fazla keşfettiğim bir durum bu. Keşke daha önce keşfetseymişim dediğim türden. Araba aldıktan sonra uzun yola giderken artık kitapları, dergileri, önemli kişilerin konuşmalarını dinliyorum. İstanbul – İzmir arası sıklıkla seyahat yaptığım için 5-6 saat aralıksız kitap dinlediğim olmuştur. Bu konuda sınırsız bir kaynak var. Tüketip, tüketmemek size kalmış.

7. Filmlerim / Dizilerim ve Belgesellerim

Film, dizi ve belgesel izlemeyi hep sevmişimdir. Bunun için internet üzerinden genellikle erişilmesi zor film ve belgesel arşivlerinden izlediğim onlarca film ve belgesel mevcut. Ufak açıcı ve bilgilendirici. Anlaşılması kolay ve öğrenmenizi kolaylaştırıcı etkisi ile bence düzenli olarak izlemekte fayda var. Özellikle ingilizce alt yazılı izlemek her şeyi tam anlamasanız bile ana temayı çok rahat içselleştirmenizi sağlayarak çok farklı bir etki yaratıyor.

8. İnternet Sitelerim

Bu maddeyi neredeyse çoğu maddenin içinde geçirdik fakat günümüzde ayrı bir önemi var. Kısaca binlerce site dolanıyorum. Eminim çoğuda algoritmalar nedeniyle önüme bile gelmiyor. Böyle bir çağ için Joe Lex’in söylediği bir söz var. Ben biraz değiştirerek kendimize uyarlamak istiyorum.

5 yıl önce neler yapıldığını öğrenmek isterseniz, bir kaynak kitap okuyun, 
2 yıl önce neler yapıldığını öğrenmek isterseniz, bir bilimsel dergiyi açın, 
Şu andaki yapıldığını öğrenmek isterseniz, iyi bir konferansa gidin, 
Gelecekte neyin, nasıl yapıldığını bilmek istiyorsanız koridorlarda konuşulanlara kulak kabartın ve internet sitelerini kullanın. 

Ayrıca kendi kurduğum sitelerimde içerikleri damıtıp sizlere ulaştırıyorum.

Resim 2: Çalışma masamdan bir diğer görüntü

9. Tanıştığım İnsanlar

Bu madde belki içlerinde en önemlisi. Şimdiye kadar çok farklı insanlar ile tanıştım. Daha da tanımaya devam ediyorum. Fakat dikkatimi çeken bulunduğum ortamlardaki kişilerin hep benden çok daha fazla deneyimli kişiler olmasıydı. Lise yıllarımın geçtiği Alaplı’da bu böyleydi. Şimdi doktora yapıyorum. Sınıf arkadaşlarımın içinde en küçük benim. Bu akışın çoğu zaman bana doğru olmasını sağlıyor. Bu konuda şanslı olduğumu düşünüyorum. Ayrıca hayatınız boyunca bir çok kişi ile yollarınız ayrılacak. Bunu olumsuz düşünmemeye çalışın. Ben onları geride bırakmıyorum. Ben normal yürüyüşümü yaparken onlar yavaş kaldığı için geride kalıyorlar. Böyle düşünmeniz kötü ayrılıklara sebebiyet vermeyecektir.

10. Sonu Olmayan Merakım

Bir merakım var başıma bela.. Bir insan bir gergedanın boyunuzu ile bilgiyi mesleki bir bilgi kadar öğrenmek ister mi? Ben istiyorum. Böyle bir şey bendeki merak. Her şeyin başlangıcı da bu bitişi de.

Bu maddeleri daha fazla arttırmak mümkün. Fakat burada noktalasam iyi olur. Saat 01:00’e geliyor. Bu konuda size önerilerimi sıralamaktansa tek bir öneri vermek istiyorum. Bu önerim ise; geleceğinize yatırım yapmanız için uygun ihtiyaçlarınızı karşılayacak hareketlerde bulunmanızdır. Bilgisayara mı ihtiyacın var. 2000 TL’lik olanı alma 700 TL’ye olanı al. Ben öyle yaptım. O senin işini görür. Yani işinizi ne görüyorsa onu alın. Zaten hayat akışınızda bir değişiklik olursa iyisini alırsınız. Bir işe girin. Çok rahat biriktirebileceğiniz bir para bu. Üşeniyorsanız, kaybettiğinizi düşünüyorsanız yorganınızın altına girin ve hayata küfür etmeye başlayın. Bir zaman sonra işlerin böyle yürümediğini göreceksiniz. Umarım geri dönülmez noktalara gelmeden farkına varırsınız.

Benim gibi olmaya çalışmayın.

Herkesin kendine ait bir yapısı vardır.

Kendi yolunuzu bulmaya çalışın.

Kendiniz olmaya çalışın.

Bizlerden sadece esinlenin.

Bu arada bu yazımda dikkat ettiniz mi bilmiyorum. Belirli bir halka içinde bazen aynı konulara değindim. Bunu bilerek yaptım. Çünkü bu yapı kendi içerisinde bir döngüdür ve içe içedir. Bunu başarılı olmak amaçlı bu önerileri uygulamaya geçirdiğiniz zaman böyle bir döngünün içerisinde olduğunuzu göreceksiniz.

Umarım bu yazım sizlere faydalı olmuştur. Daha faydalı olmasını isterseniz arkadaş gruplarınız ile paylaşın. Bu sayede farkındalık seviyesi artan bir kitle ile etkileşmiş olursunuz. Ne olur bilginizi esirgemeyin. Açıklık devrindeyiz.

Bana sorularınız olursa YORUMLAR bölümüne yazınız lütfen. En yakın sürede sizlere dönüş yapmaya çalışacağım. 

Sevgilerimle..

4 Yorumlar
  1. Eda diyor

    Yazının başında aman Allahım çok uzun izlediğim diziye geri mi dönsem dedim sonra neyse birazcık okuyayım sonra sıkılıp bırakırım ne de olsa dedim ama şimdi yazının nasıl bittiğini anlamaya çalışıyorum doğrusu bence içtenliğinizin ve samimiyetiniz bu yazının akıcılığını oluşturmuş emeğiniz için teşekkürler🙂

  2. Sağlık Asistanı diyor

    Teşekkür ederim Eda hanım. Faydalı oluyorsa ne mutlu 🙂 Sizlerin geri bildirimleri ile çok daha iyi olacak her şey.

  3. Nur diyor

    Eda hanımın dediklerine aynen katılıyorum çok teşekkürler.Okuduğunuz kitaplar için bir yazı paylaşabilir misiniz? Son sınıf hemşirelik öğrencisiyim ama roman hariç kitap okumadım hiç ve nereden başlıyacağımı bilemiyorum.Derin denizlerde boğulmadan seviyelendirerek kitapları konular , kazanımlar ve seviyeleri gibi başlıklara ayırıp bir yazı paylaşsanız benim gibiler için bi rota oluşturabilirsiniz belki 😇😊

  4. Figen Canca diyor

    Merhabalar 25 yıllık hemşireyim. yazınızı oldukça akıcı buldum yüksek lisanstan sınıf arkadaşım Bengü hanımın kalemleri meşhurdur burada değindiğiniz için ayrıca teşekkür ediyorum.okumak kıymetlidir. Paylaşımınız a katılmakla birlikte bir kaç öneride bulunmak isterim. Bilgide çeşitliliği önemsiyorum podcast M.serdar kuzuloğlunu ve sesli kitap okunmasını tavsiye edebilirim arkadaşlara bilginin yanında kısa sürede doğru telafuz ve hitabet konusunda etkisi yadsınamaz . Elinize sağlık..

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.