Ağrısını Bildiremeyecek Durumda Olan Hastaların Değerlendirilmesi Nasıl Yapılır?

0 80

Ağrı kavramının günümüzde en geçerli tanımını Uluslararası Ağrı Araştırmaları Teşkilatı (IASP) tarafından; var olan veya potansiyel doku hasarına eşlik eden veya bu hasar ile tanımlanabilen, hoşa gitmeyen duyusal ve emosyonel bir deneyim olarak yapılmaktadır.

Ağrı dediğimiz deneyimi değerlendirirken ağrının fiziksel boyutunun yanı sıra subjektifliği de göz önünde bulundurulmalıdır. Bu konuda hastanın ağrı bildiren ifadesi esas alınmalıdır. Çünkü ağrı gibi subjektif bir sorunda, ağrıyı algılama, tanımlama ve ağrıya karşı ortaya çıkan davranışsal tepkiler bireysel farklılıklar gösterecektir. Ağrının kişiye özgü bir semptom olması hastayı tüm yönleri ile tanımayı ve doğru öykü almayı, sürekli gözlem yapmayı, ağrı değerlendirmesinde uygun yöntem kullanmayı gerektirmektedir.

Ağrısını ifade edemeyen hasta gruplarında ağrı yaşanmıyor gibi düşünülmemeli, gerekli ağrı değerlendirmeleri yapılıp analjezik tedavi uygulanmalıdır.

Ağrısını İfade Etmede Güçlük Çeken Hastalar

Daha fazla içerik
  • Yeni doğanlar,
  • Ciddi psikolojik bozukluğu olanlar,
  • Endotrakeal tüpü olan hastalar,
  • Yaşı 85’in üzerinde olanlar,
  • Sağlık bakım ekibi ile aynı konuşma dilini kullanmayanlar,
  • Eğitim düzeyleri veya kültürel yapıları sağlık bakım ekibinden farklı olanlar

Bu Hasta Gruplarının Ağrı Takiplerinde İzlenebilecek Yollar

  1. Hastanın ağrısını bildiremeyeceğinden emin olduktan sonra hastayı ağrı yönünden gözlemlemenin yollarını arayın. “NVPC” (Non- Verbal Pain Scale), “FLACC” (Face, Legs, Activity, Cry, Consolability), pediatride Wong Baker görsel skala kullanılabilecek ağrı değerlendirme skalalarındandır. En güvenilir ağrı tanımı hasta tarafından yapılır veya ağrı verisi hasta tarafından verilir.
  2. Endotrakeal tüpü olan ya da nöromüsküler bloker ilaç alan hastaların ağrı bildiremeyebilirler. Kritik durumda olan yoğun bakım hastalarının konuşamadıklarını ancak ağrıyı gözleri ile, hemşirenin kolunu tutarak ya da bacaklarını oynatarak belirtmeye çalıştıklarını belirlemiştir.
  3. Ağrı belirtisi olabilecek davranışsal tepkileri gözleyin. Yetişkinlerde yüz buruşturma, hareketsiz yatma, yenidoğanlarda acı acı ağlama, uyku ve yeme değişiklikleri en yaygın görülen tepkilerdir.
  4. Cerrahi girişim, fiziksel travma, invaziv işlemler ya da yara bakımı gibi ağrıya neden olan durumlar ve işlevleri düşünün. Ağrıyı önceden sezip hastayı hazırlamak farkındalık sağlamak ağrı yönetiminde etkili olacaktır.
  5. Uygun bulunduğu takdirde ağrı değerlendirmesinde ailenin diğer bireylerinden yararlanın. Eğer ağrıdan şüpheleniliyor ancak hasta bunu ifade edemiyorsa, aile bireylerinden hastanın önceki ağrı deneyimi ve ağrıya karşı davranışsal tepkileri hakkında bilgi alın.

Eti Aslan, F. (2002) Ağrı Değerlendirme Yöntemleri, C.Ü. Hemşirelik Yüksekokulu Dergisi,6(1)

IASP Ağrı Tanımı, (2019) 12Nisan 2020 tarihinde https://www.iasp-pain.org/PublicationsNews/NewsDetail.aspx?ItemNumber=9218 adresinden erişilmiştir.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.