Peki Ya Siz Kaçıncı Çocuksunuz?

0 2.915

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Merhaba sevgili okurlar,

Bugün sizlerle Alfred Adler’in geliştirdiği ailenizdeki doğum sıranızın kişiliğiniz, kişilik gelişiminiz üzerine etkilerinden ve yetişkinlik dönemine uzayan belirtilerinden söz etmeye çalışacağım. Şimdiden tüm okurlara keyifli okumalar diliyorum.

Bir dakikalığına durup düşündüğümüzde aile içerisinde ilk çocuk, son çocuk, ortanca çocuk ve tek çocuk kavramlarıyla doğum sırasına göre bireyleri sınıflandırmaktayız. Bu sınıflandırma yalnızca yaşa bağlı kalmayıp, bireylerin aile içerisinde üstlendikleri sorumluluklarda, yeteneklerinde, duygu ve düşüncelerinde oldukça etki etmektedir. ‘’Sen onun ablasısın, öyle yapma. Ama kızım sende küçüksün şimdi kızdırma abini, o daha iyisini bilir.’’ gibi söylemlere mutlak ki maruz kalmış, tanık olmuşuzdur. Peki doğum sırasının sahiden yaşantımıza ve gelişimimize nasıl bir katkısı olmaktadır?

Alfred Adler temel olarak bireylerin hayatta farklı hedefler peşinde koşarak vazgeçilmez olma ve üstünlük kurma çabalarına dikkat çekmiştir. Aile, çocukların en erken dönemde karşılaştıkları sosyal ortamlardan biri olduğu için de kişilik özelliklerinin ortaya çıkmasında önemli bir rol oynamaktadır. Adler’e göre aile birliği içinde kardeşler ortak yönler paylaşsa da dünyaya geliş sıralarından dolayı her bireyin aile içinde kendilerine yükledikleri anlamlar farklıdır.

Genel olarak “gerçek doğum sırası” bir ailedeki çocukların tarihsel olarak dünyaya geliş sırasıdır. Ancak, ailedeki her çocuk farklı bir aile dinamiği ile karşılaşmakta, buna bağlı olarak kendisini aile içi etkileşimde algılayışı ve konumlandırdığı yeri farklılaşmaktadır. Bireysel Psikoloji yaklaşımına göre bu durum “psikolojik doğum sırasının” varlığını ortaya koymaktadır.

Aile içerisinde kendini ait hissetme duygusuyla birey toplum içerisinde var olma, kabul edilebilir olma gibi düşüncelere kapılarak, duygu, düşünce ve davranışlarını bu amaç uğruna gerçekleştirmek için yönlendirmeye başlar. İnsanların doğası gereği güç ve iktidarın elinde olması düşüncesi bireylerin kendilerini bulma ve kişilik gelişimleri üzerinde önemli derece rol oynamıştır. Adler’in geliştirdiği kişilik gelişimi kuramına göre çocuklarda doğum sırasını dört başlık altında inceliyoruz.

İLK ÇOCUK

İlk doğan çocuklar genellikle fazla ilgi görür ve tek çocuk olduğu sürece ilgi odağı olmaya devam eder ve ebeveynlerin deneyimsizliğinden dolayı şımartılır. Fakat ikinci çocuğun doğumu “tahtını” kaybetmesine neden olur. Dolayısıyla, başı çekmeye çalışır, yönlendiricidir, kardeşlerine tavsiyelerde bulunur ve bu tip davranışlarının sonucunda itibar görme ve takdir edilmeyi bekler. Sorumluluk alır, güvenilir ve çalışkan olma eğilimdedir, fakat hep bir adım önde olma baskısının altında çaresiz ve umutsuz olabilir. En büyük çocuklar muhafazakâr olma eğilimindedirler, şu ya da bu şekilde geçmişe ilgi duyar, genellikle haklı çıkma ya da üstün olma ihtiyacı duyarlar. Aile içerisinde ebeveynlerinden takdir görme ve onların ilgisinin hep üzerinde olmasını beklerler. Aileye yeni bir üye, kardeş kavramı eklendiğinde beklentilerinin olmayacağı korkusu üzerine anksiyete ve korku hissetmelerine sebep olmaktadır.

ORTANCA ÇOCUK

Aile içerisinde genellikle öncelikli bir konumda olan ilk çocuk ile üzerine fazla düşülen küçük kardeş arasında kendisini aile dışına itilmiş gibi hissedebilir. Bu durum aynı zamanda ortanca çocukların ailelerinin dikkatini ve takdirlerini çekecek herhangi bir kişilik özelliğine sahip olmadıklarına ve dolayısıyla diğer kardeşlerinden daha önemsiz olduklarına düşünmelerine yol açabilir. Aile içerisinde onu ayrı kılan konuma ulaşmak için bir aziz rolüne bürünebilir ve bazıları konumundan ötürü kişiler arası ilişkilerde başarılı bir karakter geliştirebilir. Hem ilk kardeş hem de küçük kardeşle iyi geçinme, onların sorumluluklarını üstüne alma, görevlerini yerine getirme durumları söz konusu olup, daha görünebilir kılmayı bu şekilde hedeflemektedirler.

KÜÇÜK ÇOCUK

En küçük çocuk her zaman ailenin bebeğidir ve genellikle ailenin en çok şımartılmış olanıdır. Çoğunlukla çevredekiler için küçük “prens” ya da “prenses” olarak görülürler. Genellikle diğer aile bireyleri tarafından ciddiye alınmazlar ve aile için her zaman çocuk kalırlar. Diğer doğum sıraları ile karşılaştırıldığında, en son çocuklar kişiler arası ilişkilerde en itaatkâr olan kişilerdir. Bütün bunların yanı sıra son çocuklar eğlenceli, popüler, cana yakın, çıkarcı kişiler olarak da tanımlanmaktadır. Küçük çocuk olarak ebeveynlerinin yanı sıra büyük kardeşleri tarafından da sarılıp sarmalanırlar. Genellikle istediklerini yerine getirmek için bulundukları doğum sırasını bahane ederek hedeflerine ulaşmaya çalışırlar. Yıllar geçse de karar merciinde ve davranışlarının sebeplerinde aile üyeleri tarafından ‘’o daha küçük’’ tepkisine sıklıkla maruz kalırlar.

TEK ÇOCUK

İlk doğan çocuklar gibi aile içinde eşsiz bir konuma sahiptir, çünkü ebeveynler tarafından pohpohlanırlar. Tek çocuk her zaman ailesinin bütün ilgi ve sevgisini üzerinde toplamak ister, eğer bu konumu tehlikeye girerse büyük bir haksızlık gözüyle bakabilir. Genellikle yapandan çok alan kişilerdir. Bütün dikkatin tek kişide toplanması, akranlarla ilişki kurmada zorluk yaşanma, ilerleyen yıllarda artık ilginin odağı olmadığı veya ebeveynlerin ölümü gibi durumlarda birçok güçlük yaşamaya eğilimlidirler. Ailedeki tek çocuk olması sebebiyle bu konumdaki çocuklar ebeveynlerine karşı sorumluluk ve başarılı olma duygusu içinde olurlar. Ebeveynleri tarafında övülme, sorun çıkarmayan çocuk konumunda olma istekleri vardır.

Kişilik gelişimimizin temel taşı olarak görülen çocukluk dönemi sanıldığının aksine daha karmaşık bir yapıdan oluşmakla beraber, yetişkinlik dönemindeki duygu, düşünce ve davranışlarımızın da sebebi olarak görülmektedir. Doğum sırasına göre çocukluk konusu hem ebeveynlerin çocuk yetiştirme dönemlerinde gelişim aşamalarına katkı sağladığı ve yetişkinlik dönemi içerisinde görülen psikopatolojik durumların temelinde yatan nedenlerin ortaya çıkarılmasında önemli katkıları bulunmaktadır.

Ben evin küçük çocuğuyum, peki ya siz?

Çınarbaş Canel D., Nilüfer G., Adler ve Sulloway’ın Doğum Sırası Kuramları ve Görgül Bulgular ile İlgili Bir Derleme, DTCF Dergisi 59.1(2019): 125-151.

Çakır K., Şen E., Psikolojik Doğum Sırasına Göre Adil Dünya İnancı, Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı: 32 Yıl:2012/1 (57-69 s.

Corey, G. (2008). Psikolojik Danışma Kuram ve Uygulamaları (T. Ergene, çev). Ankara: Mentis Yayıncılık. (Orjinal eser 2005 yılında basılmıştır).

Burger, J. M. (2006). Kişilik. İstanbul: Kaknüs yayınları. Corey, G. (2008). Psikolojik Danışma Kuram ve Uygulamaları (T. Ergene, çev). Ankara: Mentis Yayıncılık. (Orjinal eser 2005 yılında basılmıştır).

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.