Pandeminin Ruh Sağlığımızda Yarattığı Sorunlar Ve Alabileceğimiz Önlemler

0

Merhaba sevgili okurlar,

Daha önce Pandemi dönemlerinin üzerimizde yarattığı psikososyal etkiler nelerdir? Yazımın devamı niteliğinde olan yeni yazımı sizlere takdim etmekteyim. Şimdiden tüm okurlara keyifli okumalar dilerim.

Virüsün aniden ortaya çıkması ve hızlı bir şekilde yayılmaya başlaması endişe, stres ve anksiyeteyi beraberinde getirmiştir. Daha önce tanımlanmamış bir hastalık olmasıyla birlikte etkilerinin bilinememesi ve hastalıkla ilgili verilerin sınırlı sayıda olması hastalığa karşı fiziksel, psikolojik, sosyolojik ve ekonomik anlamda önlem alınmasını güçleştirmiştir. Hastalığın solunum yoluyla bulaşmasıyla yaşantımıza getirilen maske zorunluluğu, 1,5 metre sosyal mesafe ve karantina gibi durumlar, daha öncesinde alışık olmadığımız ve uyum sağlamak zorunda kaldığımız birtakım süreçleri başlatmıştır. Bu süreçle birlikte bireylerde birçok farklılıklar gözlenmeye başlanmıştır. Toplumun bir kısmı hastalığı kabullenip önlem alarak yaşantısına devam ederken, bir kısmı ise hastalığı kabullenmeyip önlem almadan yaşantısına devam etmiştir. Bu durumda toplum içerisinde çatışmaların yaşanmasına neden olmuştur.

Covid-19 pandemisinin belirsizlikler dolu ve yeni araştırılarak bulunan yöntemlerle tedavi edilmeye çalışılması toplumda anksiyete ve kaygı yaşanmasına sebep olmuştur. Bireyler hastalığın getirdiği değişimlere uyum konusunda zorluklar yaşamış ve halen daha yaşamaya devam etmektedir. Karantina ve sosyal mesafe zorunluluklarıyla birlikte sosyal çevre kavramı ortadan kalkmış ve bireyler sosyalleşme yönünden eksik kalmaya başlamıştır. Bu durumla bireyler evlere kapanmaya, yalnız kalmaya başlamış; depresif belirtiler görülmeye başlanmıştır.

Maddi anlamda zorluklar yaşayan bireylerde bunalma, kaygı görülmesiyle birlikte kişide benlik saygısında bozulma görülmüş, beraberinde depresyonu tetiklemektedir. Tüm bu etkilerin yanında bir de hastalığı geçiren veya temaslı olan gruplar bulunmaktadır. Bu grupta başlı başına psikolojik ve sosyolojik anlamda güçlüklere maruz kalmaktadır. Hastalığa sahip bireyler dışlanmaktan ve damgalanmaktan korktukları için hastalığı gizleme yoluna gitmişler ve bu durumla beraber hastalığın yayılım hızı daha da artmıştır. Diğer bir taraf ise hastalığı geçiren kişilere temaslı olan bireyler ise hastalıktan dolayı utanç hissettiklerini ve bu yüzden toplumdan kendileri dışladıklarını ifade etmişlerdir.

Pandemiyle Birlikte Görülen Ruhsal Sorunlar

İlk olarak toplumda hastalığa, pandemiye karşı belirsizlikten dolayı korku, endişe ve panik görülmüştür. Pandeminin etkisini göstermesiyle her gün yeni bilgiler paylaşılmış ve bu bilgilere göre bireylerde düşünceler, duygular ve davranışlar şekillenme sürecine girmiştir. Düşüncelerin şekillenmesi yolunda öncelikle hastalığın idrak edilmesi aşaması sancılı geçmiştir. Hastalığı yeteri kadar ciddiye almayanlar, inanmayanlar ve bu amaçlı paylaşımların yapılması toplum bilincinin oluşması yolunda büyük engeller oluşturmuştur. Sonrasında pandeminin kabullenilmesi ve bu hastalıkla beraber yaşantının devam etmesi fikriyle birlikte toplum ikinci bir sorun olarak uyum ve adaptasyon sorunları başlamıştır. Tüm bu alışma, pandemiyle baş etme evrelerinde bireyler hastalığın fiziksel boyutlarıyla da mücadele etmek durumunda kalmışlardır.

Bu mücadele etme durumunun içerisinde pandemi etkinliğini koruyarak ve mutasyona uğrayarak yayılmaya, insanları hasta etmeye devam etmektedir. Oluşan yeni duruma uyum sürecinde olan birey hastalığın seyrine göre yeni alınan kısıtlama ve karantina kararlarıyla içinde bulunduğu mücadele durumuna yeni stresörleri eklenerek devam etmek durumunda kalmıştır. Tabi bu süreçte fiziksel rahatsızlıkların ön planda tutulmasıyla psikolojik, sosyolojik anlamda yalnızlaşan bireyler yorulmaya ve tükenmeye doğru gitmektedir. Çünkü fiziksel olarak genel durumu iyi olsa dahi ruhsal olarak kendini iyi hissetmemeye başlamaktadır. Sonrasında birey pandeminin getirmiş olduğu sosyal mesafe, izolasyon gibi kısıtlamalar nedeniyle de yalnızlaşmaya başlayarak yavaş yavaş toplumdan kendini uzaklaştırmıştır.

Toplumdan kendini uzaklaştıran yalnızca fiziksel olarak genel durumu iyi olan ama ruhsal olarak sorunları olan bireyler olmamıştır. Bununla birlikte Covid-19 hastalığını aktif geçiren veya hastalığı geçiren kişilerle teması olan bireylerde toplumdan kendilerini çekme eylemlerini tercih etmişlerdir. Bu eylem hastalığı koruma, önleme anlamında olumlu bir durum gibi gözükse de bireylerin uzaklaşmalarının sebebi damgalanma, dışlanma korkusudur. Toplumda yayılan yanlış ve asılsız bilgilerin ışığında bireyler Covid-19 geçiren hastaları ve yakınlarını kendilerinden uzaklaştırma, etiketleme eylemlerine geçmişlerdir. Bu duruma maruz kalmak istemeyen bireylerde savaş ya da kaç baş etme mekanizmasından öncelikli olarak kaçmayı seçmektedirler. Fakat burada önemli bir şey unutuluyor ve atlanıyor ki o da hastalığın bireysel değil toplumsal bir sorun olduğudur.
Toplumda pandemiyle görülen önemli sorunlarda bir diğeri ise maddi anlamda yaşanan güçlüklerdir. Ülke yöneticileri tarafından alınan kısıtlama kararlarıyla ve tüm dünyada yaşanan Covid-19 pandemisinin ekonomiye yansıyan olumsuz etkileri sebebiyle sıkıntılı süreçler yaşanmaktadır. İş yerlerini kapanması, iş yerlerinin küçülmeye gitmesi, iş yeri kiralarının ödenememesi, işsizlik ciddi boyutlarda artması öncelikle bireyleri maddi anlamda zorluk yaşatmış ve sonrasında bu sıkıntı yaratan döngü içerisinde kalan bireyde ruhsal sorunlar gün yüzüne çıkmıştır. Birey ebeveyn rolündeyse ve evi geçindirmekle yükümlüyse benlik saygısında bozulma ve ebeveynlik rolünü yerine getirememe gibi sorunlar ortaya çıktıkça sıkıntılarıyla boğulmakta ve içine kapanmaktadır. Birey pandemi nedeniyle ekonomik anlamda ebeveynlerine bağımlı duruma gelmişse, düşük benlik saygısı, utanç ve çekinme gibi durumlar ortaya çıkmıştır.

Tüm bu çeşitli durumlar içerisinde sağlık çalışanlarını ele almamak mümkün değil elbette. Pandemi de en ön safta savaşan, mücadele veren olarak belirttiğimiz sağlık çalışanları aslında en önde olmakla birlikte mücadelede tek saf olarak bulunmaktadırlar. Ciddi ölçüde özveri ve ihtimam göstererek salgınla mücadele etmeye çalışan fakat artık giderek tükenmişliğe doğru giden bir sağlık ordumuzun olduğu bilinmektedir. Bu tükenmişliğin birinci sebebi salgının etkinliğini koruyarak yayılmaya devam etmesi, ikinci olaraksa halen toplum bilincimizin yeteri kadar gelişmemiş olmasıdır. Fedakârlıklar ve baş etme yolları neticesi olumluya doğru gittikçe artan durumlara göre gelişen düşünce ve duygulardan oluşmaktadır. Covid-19 pandemisinin seyri, bireylerin hastalığa karşı tutumu ve artan vaka sayılarıyla sağlık çalışanlarına düşen yük giderek artma eğilimine geçmekte ve bu durum sağlık çalışanlarını içinden çıkılamaz sorunlarla baş başa kalmasına neden olmaktadır.

Pandemide Ruh Sağlığı İçin Alınabilecek Önlemler

  • Öncelikle sosyal medya da ve televizyonlarda Covid-19 pandemisinin seyri, belirtileri, gidişatı, korunma ve önleme konularıyla ilgili paylaşılan bilgilerin denetlenmesi sağlanarak, yanlış bilgilerin topluma yayılmasının önüne geçilecektir.
  • Karantina, kısıtlama ve izolasyon gibi uygulamaların insani şartlar çerçevesinde ve bilgilendirilerek uygulanması bireylerin üzerindeki stres ve anksiyeteyi azaltma yolunda önemli adımları oluşturacaktır.
  • Pandemi dönemiyle birlikte maddi zorluk yaşayan işverenlerin, çalışanların desteklenmesinin sağlanması sosyolojik, psikolojik ve ekonomik bağlamda bireylerin güçlenmesine katkı sağlayacaktır.
  • Pandemiyle birlikte önemli yükü sırtlarında taşıyan sağlık çalışanlarının haklarının iyileştirilmesi, personel desteklerinin sağlanması ve özel sağlık sistemlerinin de pandemiye destek vermesinin sağlanmasıyla sağlık çalışanlarının fiziksel ve psikolojik olarak güçlenmesi sağlanacaktır.
  • Hastalık nedeniyle damgalanma ve etiketlenme gibi durumların önüne geçilmesi ve en aza indirilmesi yolunda toplum bilincinin oluşturulması amacıyla bildiriler, yayınlar ve görsel basın yoluyla desteklenerek hastalığın bireyselleri değil tüm toplumu etkilediğini ve bu sürecin toplumsal dayanışmayla aşılabileceği mesajları verilerek toplum bilincinin oluşmasına katkı sağlanabilmektedir.

Üstün, Ç., Özçiftçi S., COVID-19 Pandemisinin Sosyal Yaşam ve Etik Düzlem Üzerine Etkileri: Bir Değerlendirme Çalışması, Anadolu Kliniği Tıp Bilimleri Dergisi, Ocak 2020; Cilt 25, Özel Sayı 1.

Budak, F., Korkmaz, Ş. (2020). COVID-19 Pandemi Sürecine Yönelik Genel Bir Değerlendirme: Türkiye Örneği, Sosyal Araştırmalar ve Yönetim Dergisi, (1), 62-79.

Bahar, A., Çuhadar D., Bahar, G., Covid-19 Pandemisi: Karantina ve İzolasyon Sürecinde Ruh Sağlığı, ERÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Dergisi 2020; 7(2): 42-48.

Aşkın, R., Bozkurt, Y., Zeybek Z., COVİD-19 Pandemisi: Psikolojik Etkileri ve Terapötik Müdahaleler, İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Covid-19 Sosyal Bilimler Özel Sayısı Yıl:2019 Sayı:37 Bahar (Özel Ek) s.304-318.

Erdoğdu, Y., Koçoğlu, F., Sevim, C., COVID-19 Pandemisi Sürecinde Anksiyete ile Umutsuzluk Düzeylerinin Psikososyal ve Demografik Değişkenlere Göre İncelenmesi, Klinik Psikiyatri 2020;23.

Baltacı, N. N., Coşar, B., COVID-19 Pandemisi ve Ruh Beden İlişkisi, Psikiyatri ve COVID-19. 1. Baskı. Ankara: Türkiye Klinikleri; 2020. p.1-6.

Koçak, Z., Harmancı, H. (2020, Ekim). Covid-19 Pandemi Sürecinde Ailede Ruh Sağlığı, Karatay Sosyal Araştırmalar Dergisi, (5), 183-207.

Kırlı, U., Binbay, T., Elbi, H., Alptekin, K., COVID-19 Pandemisi ve Psikotik Belirtiler, Klinik Psikiyatri Dergisi 2020;23.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.