Pandemi Farkındalık Seviyemizi Değiştirdi Mi?

1 6.474

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Bırak her şey başına gelsin,

Güzellik de dehşet de

Sen sadece devam et

Hiçbir duygu sonsuz değildir.(Rainer Maria Rilke)

11 Mart tarihinde ilan edilen ülkemizde ve tüm dünyada yaşanan pandemi süreci, bireylerin dinamik devam eden rutin hayatlarına kısa bir mola vermelerini sağladı. Covid-19’un varlığı bireylerde korku, kaygı, belirsizlik ve panik duygularının yanı sıra beslenme alışkanlıklarında, uyku süreçlerinde ve kısacası biyolojik ritimlerinde bozulmalara sebep oldu. Alınan karantina kararları; kapatılan iş yerleri, sevdiğimiz insanlardan uzak kalmak ve evde kalarak bireylerin özgürlüğünün kısıtlanması sonucunda tüm alışkanlıkların değiştiği bir döneme girilmiş oldu.

  • Peki bu dönemde neler değişti?
  • Sadece evde mi kaldık yoksa evde kaldığımız süreçte yeni şeyler fark edebildik mi?

Düşüncelerimizi bulut olarak düşünürsek bulutları sağa sola hareketini sağlayan rüzgârda duygularımızdır. Duyguların bizi sürüklemesine izin vermek yerine rüzgârlı havada nasıl yürüyeceğimizi öğrenmeliyiz. Pandemi süreci belirsizlik, korku kaygı gibi olumsuz duyguların yaşandığı zor bir dönem olarak hafızalarımızda yer aldı. Bu belirtilerin pandemi sürecinden kaynaklandığını bilmek ve kabullenmek kendimizde farkındalık duygusunun oluşmasına ve aynı zamanda daha az hasar ile bu süreci atlatmamıza yardımcı olur. Gelin düşünelim biraz; geride bıraktığımız aylara baktığımızda kendi kendimizi iyileştirmede sorunlarla baş etmede yeni bakış açıları geliştirmede etkili oldu mu? Geçen bu sürecin bize kazandırdıkları ya da kaybettirdikleri ve bizde bıraktığı izlere baktığımızda; evde kalma aslında kendimizle kalmayı, unuttuğumuz pek çok şeyi yeniden hatırlamayı, içimizdeki gücü keşfetmeyi hep suçladığımız zamanın gücünü gösterebildi mi?

Kendimizi ne kadar iyi tanıyoruz?’

İnsan bedeni büyük bir okyanusun içinde yüzen bir gemi gibidir. Kaptanı da bilin bakalım kim? Kaptan gemisini iyi tanımaz ve bilmez ise okyanusun içinde kaybolup gider ya da en küçük bir dalgada alabora olur. Bizler gemimizi yani bedenimizi iyi tanırsak karşılaştığımız sorunlar karşısında nasıl baş edebileceğimizi bilir ve güçlü yanlarımızın neler olduğunu keşfederek hayata karşı sağlam bir duruş sergilemiş oluruz. Bedenimizi tanımak ne demek? Bedenimiz karşılaştığı güçlükler karşısında bizlere bazı belirtiler işaret eder. Bu işaretler bize kendine bir şeyler yapmalısını ifade ediyor. Örneğin var olan stresi azalmak için kendimizi yemeğe vermemiz obez olmamıza ve düşük bir özsaygıyla baş etmek için aşırı gayret içerisine girmemiz, var olan stresimizin üzerine başka sorunlar eklememize neden olabilir. Fakat bu süreçte durumu kabullenip ve günlük rutini korumak yani adaptif davranışlar göstermek hem bedenimize hem de ruhumuza iyi gelecektir.

Evde kaldığınız süreçte nelerle baş ettiniz?

Stresli yaşam olaylarının bir diğer olumsuz getirisi de rüminatif düşünceler yani geçmişte yaşananları tekrar tekrar düşünmedir. Geçmişi mi düşündük?

  • Geçmişe baktığınızda ne görüyorsunuz?
  • Nelerin değiştiğini söyleyebilirsiniz?

Pandemi öncesi sıkıcı, monoton ve sıradan düşündüğümüz yaşamımız ve kendimize zaman ayırmakta bile ne kadar zorlandığımızı söyleyebiliriz. Korona virüs bizlere fiziksel sağlığımızın ne kadar önemli olduğunu hatırlattı. Bunun yanında sevdiklerimize dilediğimiz zaman sarılabildiğimiz, öpebildiğimiz ve dokunabildiğimiz zamanların ne kadar kıymetli olduğunu ve o günleri özlediğimizi de fark ettik. Aslında ne kadar çok şeye sahip olduğumuzu da fark ettik. Pandemi sürecinin yarattığı olumsuzlukların dışında; evde kaldığımız bu süreçte bireyler kendisi ile baş başa kaldı ve kendi yaşam gerçekleri ile de yüzleşmeye başladı. Söylenmemiş sözler, yapılan yanlışlar, korkular ve buna benzer pek çok karmaşık düşünceler. Bu tür düşünceler bizim kendimizi keşfetmeye yardımcı olan öğelerdir. Geçmişte yaşanan mutlu anıları düşünmek bizlere ne kadar haz veriyorsa olumsuz yaşam olaylarını düşünmek bizlere bir o kadar da zarar verdiğini unutmamalıyız. Burada yapmamız gereken tek şey bir adım geri atmak ve olumsuz düşünceyi sakince karşılamak ve bu duygunun zihnimizden geçip gitmesine izin vermek. Size çelişki gibi gelebilir ama mutlu olmak için mutsuzluğu da kucaklamayı iyi bilmeliyiz.

Bedenimiz ev sahibi

Duygularımız misafir (Mevlana)

Ne güzel söylemiş Mevlana; Şuan ki ana uyarladığımızda Pandemi istenmeyen bir misafirimizdi ve bizlerin onu nasıl ağırladığı önemli.

Gün içerisinde zihnimize binlerce duygu gelir ve gider. Bizler bu duyguları tanıyarak ve kabullenerek bedenimizden ve zihnimizden geçip gitmesine yardımcı oluruz. Başka bir deyişle zihnimize gelen duyguları bilinçli ve yargısız biçimde içinde bulunduğumuz anda kalarak yaşayabiliriz. Önemli olan ne istediğimizi bilmek ve bir amaç oluşturmaktır. Bilmeliyiz ki bizler aklımıza gelen ve giden duyguları kontrol edemeyiz. Geçmişi kontrol edemeyiz ama içinde bulunduğumuz şu anı kontrol edebiliriz.

  • Şimdiki ana baktığımızda, Covid-19 bizlere neler yaşattı?
  • Neleri düşündürdü? Hangi duygular ile baş etmemizi sağladı?

Kimi zaman hayatımızda ki eylemlere o kadar takılır kalırız ki yanı başımızda olup bitenden haberdar bile olamayız. Örneğin, sahilde yürüyüş yapıyorsunuz. Bir yandan da sevgilinizle yaşadığınız problemleri veya yetiştirmeniz gereken işleri düşünüyorsanız, bilin ki o anı yaşamıyorsunuz aslında. Çünkü her ikisi de içinde olduğunuz ana ait düşünceler değil. Eğer tüm hücrelerinizle o anda olsanız, aklınıza gelebilecek düşünceler ancak denizin rengi, havanın durumu, yürüyüş yapan diğer insanlar veya öten kuşların sesi ile alakalı olabilirdi. Pandemi sürecinde ise evde an da kalarak yaşamak, kendinizi dinleyerek, güvende ve rahat hissederek olabilir. Yine bu süreç bizlere anlam sorgulaması yaşattı. Yaşamımızı, işimizi ve sevdiklerimizde anlam sorgulaması yaptık. Dışarı çıkıp bir nefes almanın, yürüyüş yapmanın, işimize yetişme telaşlarımızın, sevdiklerimizle kucaklaşma, sarılma ve yan yana mesafesiz oturmanın ne kadar da önemli olduğu farkına vardık. Çevirim içi platformlarda yapılan görüşmelerin önceden hissedilen tadın yerini alamadığını ancak hayatımıza yenilikler de kazandırdığını söyleyebiliriz. Sanırım bu konu da hem fikiriz. Asıl olan şartlar ne olursa olsun mutlu olmayı başarabiliriz. Mutluluğun temel bileşenine baktığımızda:

  • Enerjisini olumlu duygulara harcayan
  • Yakın ilişkiye sahip olan
  • Şükretmeyi bilen
  • An da olmayı başaran
  • İletişimi iyi olan bireylerde mutluluk seviyesinin yüksek olduğunu görürüz.

İnsanoğlu geleceği düşünerek hayatını devam ettirir. Uzun süreli planlar yapar. Pandemi sürecinde gelecek planları yapmak yani gün içinde kısa süreli planlar yapmak ve gerçekleştirmek hem motivasyonu artırır hem de bireyin kendini keşfetmesine yardımcı olabilir. Uzun vade de ise iyi olanı yapmayı hedeflemeliyiz. Aynı zamanda gelecek planları yapmak korkularımızın üstesinden gelmemize fayda sağlayabilir. Amaç doğrultusunda yapılan planlar insanın anlam arayışında farkındalık yaratabilir. Kişinin hayatını kendisinden başka kimsenin değiştiremeyeceğini unutmamalıyız!

  • Covid-19’un varlığı ile hayatımızın bir parçası olan sosyal mesafe kuralının getirdiği değişikliklere karşı tutumunuz nasıl?
  • Sosyal mesafe kuralını olumsuz düşüncelerimiz için uygulayabilir miyiz?

Araya biraz mesafe koymada fayda var;

Pandemi ile sosyal mesafe kuralı hayatımıza girdi ve yeni hayata ve getirdiği değişikliklere alışmaya çalışıyoruz.

İstenmeyen değişim sancılı geçer;

Zihnimizde negatif duyguların oluşması bedenimize binen bir yük gibidir. Bu yük bizi karamsarlığa, umutsuzluğa ve iyi oluşumuzu tehdit eden duygulara sürükler. Bu yükten kurtulmak ve sıkıntıların üstesinden gelmek içimizde var olan gücün ve becerilerin farkında olmamızı sağlar. Mesela yaşanan olumsuz sürecin, bu sadece bir deneyim olduğunu kabullenmek ve günün belirli bir saatini 15 dakikayı geçmeyecek bir sürede sadece olumsuz duygu ve düşüncelere ayıralım. Günün geri kalanında bu duyguların gelmesine izin vermeyelim. Yani duygularımıza mesafe kolayım. Amacımız düşüncelerden kurtulma değil, bunların bir düşünce olduğunun farkına varmak, duygulara alan açmak ve geçip gitmesine izin vermektir. Bu teknik sayesinde hem anda kalarak hem de bulunduğumuz yerin farkında olarak iyi oluşumuzun tadını çıkarmaktır.

Kıssadan hisse

Adamın biri bir üstadın yanına gider ve

  • Neden burada benim dışımda herkes bu kadar mutlu? Diye sorar.
  • “Çünkü onlar her yerdeki iyiliği ve güzelliği görmeyi öğrendiler,” der üstat.
  • “Ben niye her yerdeki iyiliği ve güzelliği görmüyorum?”
  • “Sen, içindekileri görmede başarısız iken dışındakileri de görmeyi başaramazsın.” (Anthony de Mello)

İçinizdeki gücü keşfedin ve umutla yolunuza devam edin.

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

1 yorum
  1. neslihan diyor

    elinize sağlık hocam gerçekten çok doğru tespitlerinizle bizi aydınlattınız

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.