Ödüllü Nazi Hemşiresi: Pauline Kneissler

0 370

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Pauline Kneissler, Rus İmparatorluğu’nda doğdu ve burada büyüdü. Alman kökenli zengin bir aileden geliyordu. Babası büyük bir mal varlığına sahipti ve Pauline’e özel bir öğretmen tuttu. Ancak komünizmin yükselişinden sonra, yeni kurulan Sovyetler Birliği hükümeti zenginleri, onlara karşı zor kullanmak konusunda tehdit etti ve Pauline’in ailesinin de içerisinde olduğu pek çok zengin ailenin mal varlıklarına el koydu. Ellerinde hiçbir şey kalmayan Kneissler ailesi ülkelerinden kaçarak yeni bir hayat kurmaya çalışmak için Almanya’ya taşındı.

Almanya’ya gittiklerinde Pauline’in çalışması gerekliydi. Böylece tüm hayatı boyunca çocuklarla çalışmayı isteyen bir hemşire oldu. Pauline, Almanya’da dönemin prestijli bir kurumunda hayalini kurduğu gibi bir çocuk hemşiresi olarak işe girdi. Ancak birkaç yıl sonra, devlet harcamalarında yapılan kesintiler yüzünden Pauline pozisyonunu kaybetti ve akıl sağlığı tesisine nakli gerçekleştirildi. Artık bir psikiyatri hemşiresi olmuştu ama bu durumdan memnun değildi. Para kazanması gerekmeseydi hayalindeki pozisyondan çok daha farklı bir alan olan psikiyatride çalışmaya sanıyorum ki devam etmezdi.

1920’li yılların sonlarında, Nazi Partisi Almanya’da popülerlik kazanmaya başladı. Oldukça umut vadeden ve Almanya için yeni bir başlangıç ışığı olan bu parti (Almanya, o zamanlar Birinci Dünya Savaşı’ndan kurtulmaya çalışan bir ülkeydi.) tam anlamıyla Pauline’e hitap ediyordu. Naziler de tıpkı Pauline gibi, anti-komünistti, böylece Pauline Nazi Partisi’ne katılma kararı aldı ve bununla da kalmadı…

Nazi Kadın Örgütünün Lideri

İkinci Dünya Savaşı başladığında, Pauline 10 yılı aşkın süredir Alman tesislerinde çalışan bir psikiyatri hemşiresiydi. Ancak Nazi yöneticilerinden aldığı davetle hayatında önemli bir dönüm noktası yaşadı. Aralık 1939’da Berlin‘e çağrıldı. Yöneticiler tarafından Berlin’e çağrılan, içerisinde Pauline’in de bulunduğu bir grup genç kadın hemşire, hasta ve acı çeken hastalara merhametli bir ölüm bahşedecek olan yeni hükümet programı hakkında bilgilendirildi. Adını Berlin’deki ofisinin adresinden alan “T4” adlı yeni hükümet programı gizlice başlatıldı. Elbette, Nazilerin Avrupa Yahudilerini planlı olarak katletmeleri hükümetin tek toplu katliam programı değildi.

T4 programı, Nazilerin Alman ulusunun ırksal bütünlüğünü yeniden sağlayabilmek için üstlendiği birçok radikal önlemden biriydi. Temel hedef; Almanya sınırları içerisinde bulunan zihinsel ve fiziksel engelli hastaları öldürmekti. Bu hedefin örneklemini: ‘’Toplum ve devlet üzerinde hem genetik hem de maddi bir yük oluşturduğu görülen, ciddi bir zihinsel veya gelişimsel engeli, ciddi bir fiziksel engeli veya tedavisi olmayan akıl hastalığı olan kişiler’’ oluşturmaktaydı.

Örneğin, epilepsi teşhisi konan üç çocuk annesi bir anne. Zihinsel engelli 3 yaşında bir erkek çocuğu ve şizofren olan orta yaşlı bir kadın… Naziler, bu insanların Nazilerin saf Alman ırkı fikrine bir tehdit oluşturduğuna inandı.

1940’tan itibaren hastalar evlerin veya bulundukları kurumlardan çıkarılmaya başlandı. Belirlenen bu hastalar Almanya ve Avusturya’daki altı ölüm merkezinden birine götürülmeye başlandı ve bu tesislerden birine varmalarından birkaç saat sonra, onlara özel olarak hazırlanan gaz odalarında ölüme terk edildi. Cesetleri özel krematoryum fırınlarında yakıldı. Pauline için bu yol sanıldığı gibi korkunç ya da önemli değildi, çünkü gazla ölmek can acıtmazdı.

Pauline Kneissler, Berlin’e çağrıldıktan ve T4 programı hakkında bilgilendirildikten sonra, yöneticilerin sunduğu öldürme programında yer alma teklifini kabul etti. Gizlilik yemininde bulundu. Pauline’in programdaki ilk sorumluluğuysa, kurbanların T4 tesislerine taşınmasına yardımcı olmaktı. Günde yaklaşık 70 kişi taşımalıydı ve hastaların hazırlanması, soyunması ve gaz odalarına yerleştirilmesinden de o sorumluydu. Tabi bu noktada hemşirelerin hastaları öldürmediğini açıkça belirtmek gerekli.

Naziler, toplu katliam programlarını bir sır gibi saklamaya çalışsa da gündeme bir haber düştü. Bazı Alman vatandaşları ve din adamları bu durumu protesto etti. Böylece 1941’in ortalarında, Naziler T4 programını yaklaşık bir yıl süreyle durdurmak zorunda kaldı. Bu süreç içerisinde belirlenmiş olan Pauline Kneissler ‘in bir sonraki etkinliği belki de onun dönüm noktasıydı.

Pauline, 1942’nin kış aylarında diğer T4 personelleriyle birlikte doğuda “Doğu Misyonu” adını verdikleri gizli bir görev için gönüllü olarak üzeri gizemle örtülmüş bir faaliyete katıldı. Bu sırada doğuda, Alman askerleri II. Dünya Savaşı’nda Sovyetler Birliği’ni işgal etmişti. Pauline’in bir meslektaşına savaş sonrası kulaktan kulağa aktarılmış olan ifadesine göre, Pauline’in bu Doğu Misyonu’nun amacının cephedeki yaralı Alman askerlerini- ciddi kafa travması veya ciddi psikiyatrik bozukluklardan mustarip askerleri- savaş travmasından kendini gösteren- öldürmek olduğunu söylediği iddia ediliyor.

Ayrıca Pauline’in bir başka meslektaşına, “Rusya’daki ayrılmış bir askeri hastanede, askerlerin acısız bir şekilde ölmeleri için yaptıkları enjeksiyonlardan pişman olduğunu” söylediği söylemleriyse kulaktan kulağa aktarılan bir başka ifade. Ancak doğru olup olmadığını bilmiyoruz, ama eğer öyleyse, Pauline cinayetlere suç ortağı olmaktan daha da ileriye gittiğini ve kendi elleriyle öldürmeye kadar çizgiyi aştığını söyleyebiliriz.

…T4 programında hemşireler, luminol veya morfin gibi ölümcül aşırı dozda ilaçla hastaları öldürdü. 1944 yılında Pauline Kneissler kadınlar koğuşunda çalışmaya gönderildi.

Pauline Kneissler, Kaufbeuren ‘deki kadınlar koğuşunda çalışmaya başladığında, ölüm oranı her geçen gün arttı çünkü o, ölümcül dozda ilaç vererek hastalarını öldürdü. Aslında kaç kişiyi öldürdüğünü tam olarak bilemiyoruz, ama bu sayının yüzlerce kişiden oluştuğunu tahmin etmemek imkânsız. Ve genellikle bu iş için gece vardiyasını tercih etmiş. Akşamları yatmadan önce insanları öldürmek ona o kadar normal görünmüş olacak ki, çoğunlukla huysuz olan bu psikiyatri hastalarına biraz dinlenmeleri için ilaç vermek oldukça sıradan ve yaygın bir işleyiş haline gelmiş.

Daha sonrasında Pauline, tesisin Kaufbeuren ‘deki ek binasında çalışmaya başlamış. 14 yaşında ve birkaç yıl önce bir devlet psikiyatristi tarafından psikopat olarak etiketlendikten sonra Kaufbeuren’ e gönderilen Ernst isimli hastasıyla olan gelişmelerde bu zamanda yaşanmış. 1944 yılının ağustos ayında, Pauline Kneissler, gece vardiyası sırasında Ernst’i ziyaret etmiş ve ona öldürücü dozda bir morfin enjeksiyonu yapmış. Ernst öyle derin bir uykuya dalmış ki bir daha hiç uyanmamış… Pauline’in Ernst’in ölümüne mal olması; ilerleyen süreçte Alman hastaların tıp uzmanlarının elinde öldürülmesinin kanıtı olarak mahkemeye sunulacaktır.

Nazi Almanya’sının yenilgisinden sonra, Ernst’in ölümü, Nürnberg Doktorlar Davası’ndaki Amerikalı savcılar tarafından ele alındı. Bu davada 23 önde gelen Alman doktor ve idareci bu programa katıldıkları için ve diğer suçlardan ötürü yargılandı. Birçoğu suçlu bulundu. Ve elbette, tüm bu binlerce cinayetin suç ortağı olan Pauline Kneissler de savaştan sonra yeni kurulan ceza mahkemelerinde kendi davasıyla karşı karşıya kaldı.

Nazi Almanya’sının yenilgisinden üç yıl sonra. 1948. Almanya’da bir mahkeme salonunda, psikiyatri hemşiresi Pauline Kneissler yargılanıyor. Bir tanığın onun hakkındaki ifadesiyse şu şekilde:

 “… Pauline [Kneissler] beni çok sıcak karşıladı. Ve biri gelip ‘Oh, bu iyi bir hemşire, annene çok iyi bakıyor” dedi. Ancak, o, “Bunu yaparken annemin katili oldu” dedi.

Pauline Kneissler ‘in de içerisine bulunduğu yüzlerce kişi Almanya’daki akıl sağlığı tesislerindeki bu cinayetlerden suçlu bulundu. Nazi ideolojisini özünde benimsedi, üstelik o bir hemşireydi. Hastalarını bile isteye öldürdü. Peki ama neden?

Pauline Kneissler ve diğer tıp uzmanlarının hükümet tarafından hastaları öldürmeye zorlandıklarını düşünebilirsiniz. Ama durum ne yazık ki böyle değil. T4 programının başlarında, birçok doktor ve hemşireye bir seçenek sunulmuş. Pauline Kneissler, ABD ordusu savaş suçları müfettişleri tarafından yapılan savaş sonrası sorgusunda, bu program içerisinde yer almam “Tamamen gönüllüydü” demiş.

Çoğu sanık, savaş sonrası dönemde, hükümetin bu programına katılmak için onlara gerçekten bir baskı yapmadıklarını belirtmiş. Hatta Pauline Kneissler, savaş sonrası dönemde bu beyanda gerçekten net olan tek T4 hemşirelerinden biri. “Biz hemşireler gizliliğe yemin ettik, bu programdan haberdar olduk ve katılmak isteyip istemediğimizi düşünmemiz için bize sadece birkaç dakika verildi” diyor. “Kendimizi pek iyi hissetmedik ama hiçbir ahlaki çekincemiz yoktu” diye de ekliyor.

Öneri: Ötenazi programına ilişkin beyannamelere ve bazı sanık ifadelerine bıraktığım linkten erişim sağlayabilirsiniz.

Sanıklara baktığımızda, çoğu, partiye ve ideolojisine olan güvenilirliğini yeni göstermiş kişilerden oluşmuş. Pauline Kneissler ‘in tam olarak neden Nazi ideolojisini bu kadar benimsediğini ve hatta neden bu amaç uğruna hastalarını öldürmeyi seçtiğini bilmek imkânsız.

Ne pahasına olursa olsun, sizce, Pauline gerçekten hastalarına merhametli bir ölüm sağlamak isteyen bir hemşire miydi?

Yoksa karakter olarak suça meyilimli bir yapıya mı sahipti?

Belki de Naziler suç meyilimini ortaya çıkardı veya gerçekten toplumca dezavantajlı olan gruplara merhametli bir ölüm sağlamak istiyordu…

Hemşire olmak onun dürtüsü müydü ya da ailesinin servetini elinden alan siyasi kargaşadan mı kaçmıştı?

Veya hayattan inanacak bir şey mi arıyordu?

Muhtemelen soruların hiçbirini cevaplandıramayacak…

Nazi Hemşiresi

Tüm bu soruların yanında bir şeyden eminim. Pauline Kneissler seçiminde yalnız değildi. Yüzlerce Alman tıp uzmanı, bir şekilde T4 cinayetine katıldı. Toplamda hem çocuklar hem de yetişkinler olmak üzere yaklaşık 1/4 milyon insanın hayatına mal oldular. Ve ne yazık ki hala birçok T4 kurbanının kimliğini bilmiyoruz.

https://www.enlacejudio.com/2017/12/09/las-fieras-hitler/

https://www.ushmm.org/learn/podcasts-and-audio/12-years-that-shook-the-world/convinced, United States Holocaust Memorial Museum.

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.