Neden Her Hayvan Evcilleştirilemiyor?

0 887

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Bu yazımı geçenlerde okuduğum bir kitap üzerine yazıyorum.

Kitabın adı ‘TÜFEK, MİKROP VE ÇELİK’.

İçeriğime geçmeden önce kitap hakkında size kısa bir tanıtım yapmak istiyorum.

‘’GUNS, GERMS AND STEEL’’, dünyada çok satanlar listesinde yer almasına karşın uzun dönemler boyunca yasaklı bir kitap oldu. Hem de pek çok akademisyen başucu kitabı olmasının gerekliliğinden bahsediyorken…

610 sayfalık harika bir eser.

Harika diyorum, çünkü kesinlikle geleceğin tarih kitabı bu!

Dili anlaşılır ve oldukça net, konusuyla multidisipliner. Evet, bu zamana kadar pek çok tarih dinledik ama bu diğerlerinden oldukça farklı.

Sebebiyse şu; aklımıza takılan çok basit sorular vardı ama gördüğümüz tarih ancak sınavları geçebileceğimiz kadardı. ‘’Neden Avrupalılar Amerika’yı keşfetti de Amerikalılar Avrupa’yı keşfedemedi?” veya “Hastalıklar toplumların ilerlemesi üzerinde etkili miydi ya da ne kadar etkiliydi?

Bazı hayvanları evcilleştirdik de bazılarını neden evcilleştiremedik veya evcilleştirmedik?’’…

Bugün sizlerle en çarpıcı bulduğum bölümlerden ilkini paylaşmaya başlıyorum.

Hazırsanız, aydınlanıyoruz!

Diamond kitabında, bir hayvanın evcilleşebilmesi için 6 temel kriter olduğunu söylüyor:

Hayvanlar çok farklı şeyleri yiyebilme ihtiyacındadır, insanların artık ve atıkları dahil. Eğer bir hayvan, insanların yiyemediği şeyleri yiyorsa/yiyebiliyorsa, örneğin çayırlar, bu oldukça iyi değerlendiriliyor. Ayrıca bu durum aynı zamanda katı bir şekilde etobur olan hayvanları evcilleştirmeyi daha zor hale getirir. Çünkü bu; insanları, başka hayvanlardan kendilerine hazır yiyecekler getirmeleri için bağımlı hale getirmek demek.

Hayvanlar hızlı büyümeye ihtiyaç duyar, yani en azından insanlardan daha hızlı. Filler ya da kaplumbağalar gibi olağanüstü bir şekilde çok uzun süre yaşayan hayvanları evcilleştirmenin bir manası yoktur. Az bir miktarda dahi olsa yararlı hale gelmeleri birkaç yıl alabilir ve uzun yaşam süresi sayılarının çabuk bir şekilde artmasını engeller.

Hayvanlar esaret altında tutulsalar dahi tutuldukları yerlerde de üremeye istekli olmalıdır. Pandalar ya da antiloplar gibi bazı hayvanlar üreyebilmek için çok fazla geniş alana ihtiyaç duyar, dolayısıyla onlar evcilleştirmek için kötü bir seçimdir.

Hayvanlara karşı doğaları gereği nazik olunmalıdır. Ne yapacağı belli olmayan ya da huysuz hayvanları küçük alanlarda kapalı tutma girişimi oldukça tehlikeli olabilir. Bu sebeple, bazı hayvanlar için evcilleştirmeyi tamamlayamamak söz konusu olabilir. Örneğin; Amerikan bizonları çiftliklerdeki çok geniş alanlarda tutulabilirler ancak bu durum, ilgili tür ve benzerleri için evcilleştirilmeye en yakın noktadır.

Hayvanlar da iyi olmak için sakin olmaya ihtiyaç duyarlar. Gergin ya da uçarı hayvanlar sık sık kaçma girişimlerinde bulunurlar ve kaçışları imkânsız dahi olsa onları kontrol etmek neredeyse mümkün değildir. Unutmayın! Tilkileri, köpekler ve kurtlardan ayıran, evcilleşmelerini engelleyen temel etmen de budur.

Hayvanlar insanları yeni efendileri/sahipleri olarak tanımaya istekli olmalıdır. İnsanlara itaat etmeli, üstünlük yarışında bulunmamalıdır.

Kapalı bir alanda aptal olmak, vahşi doğada olmaktan çok daha kolaydır.

Evcilleştirilen tür, vahşi benzerlerine göre daha küçük ve nispeten “aptal” olur. Bunun sebebiyse oldukça basittir. Evcilleştirilen tür yiyecek toplamak için daha az enerji harcar ve yiyebilecekleri yemekler hazırda beklese de dahi bunlar doğada bulabileceklerinden daha düşük kalitededir. Yani, genellikle oldukça şişman olmalarına rağmen hayvanların büyümesi için fazladan bir gerekçe yoktur. Daha çok büyümesi gerekmez, haliyle küçük kalır ve hatta sadece bedeni değil, beyni dahi daha küçüktür. Çünkü evcilleştirme; daha akıllı hayvanlara karşı yapılan bir seçimdir.

Yani özetle, bu bir seçimdi. Biz insanlar, çok sayıda hayvanı kendi ihtiyaçlarımız için değiştirdik: bazen ulaşım için, bazen mutluluk için, bazen yalnızlığımızı paylaşmak ve bazen de savaşmak için…

Aslında düşündükçe Gökhan Keser’in bir şarkısında dediği gibi oluyor.

“Bazenler Çoğalıyor Bazen’’.

Ancak gün sonunda değişen tek şey onlar olmadı, bizler de şüphesiz bir biçimde kendimizi değişmiş/değiştirmiş/değiştirilmiş bir halde bulduk.

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.