Nasıl Rüya Görürüz Ve Uykuda Bilinç Nasıl Değişir?

0 2.068

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

En son hangi rüyanızı gördüğünüzü hatırlıyor musunuz?

Belki güzel bir rüyaydı , belki korkunç ya da akla yatkın olmayan hayali kahramanlarla dolu bir rüyanın içerisindeydiniz. Aramızda bulunan bazı bireyler  “ben rüyalarımı pek hatırlamam’ diyor olabilirsiniz ama herkes rüya görür. Beyninde hasar oluşmuş insanlar dışına.

Antik Yunan döneminde rüya kavramının anlamı ve önemi; tanrıların gönderdiği mesajları taşımaları , geleceği tahmin etmede birer haber kaynağı olmaları, tedavi edici bir fonksiyon icra etmeleri ve ölülerle iletişim kurmanın bir aracı olması nedeni olarak bakılıyor ve bu faktörler nedeniyle rüyalara ayrı bir değer veriliyordu.

Her gece rüyalarınızı Rem (hızlı göz hareketi)  uykunuz sırasında görürsünüz bazen ise Non-rem yani Rem uykunuzun dışındaki uykunuzda da rüya görebilirsiniz. Aralarındaki temel fark ; Non-rem o kadar canlı değil ve kolaylıkla hatırlanabilir türden bir rüya değildir. Kolay hatırlanmazlar. Bir insanın rüya gördüğünü , kapalı göz kapakları ardında hızlıca hareket eden gözlerinden anlayabilirsiniz. Çoğu rüya 5 ila 20 dakika sürer ve hiçbiri beynin herhangi bir bölümünde yerleşmiş değildir. Eğer rüyalarını hatırlayan bireylerdenseniz birçok rüyanızda garip şeylerin olduğunu kolaylıkla fark edersiniz.

Halbuki rüyanın içindeyken olanlar o kadar da garip gelmemiştir. Rüyalarımızın ne kadar garip olduğunu uyanana denk fark etmeyebiliriz. Bunun asıl nedeni, Rem uykusu sırasında prefrontal korteks faaliyetlerin azalmış olmasıdır. Bu beynimizin mantıklı düşünceden ve plan yapmadan sorumlu olan kısmıdır. Bu kısmın faaliyeti azaldığında rüyamızda meydana gelen ve mantığımıza aykırı olabilecek faktörleri fark edemeyiz. Uçmak, hayvanlarla konuşmak, belki de gökyüzünde bulutlarda oturuyor olmak gibi.

Niçin Rüya Görürüz?

Belki nedeni henüz bilinmese de bu konu ile ilgili birçok farklı teori ortaya atılmıştır. Ayrıca rüyalar konusu teologlar ( ilahiyat/ tanrıbilim) ve psikologlar kadar filozoflarında ilgisini çeken bir konu olmuştur. Bunlardan en yaygın kabul göreni; Sigmund Freud’a aittir. Freud’a göre, rüyalar yorumlanması gereken bilinçdışı düşünceler ve arzulardır fakat bu fikri destekleyen çok az bilimsel kanıt mevcuttur.

Evrimsel psikolojide de neden rüya gördüğümüze dair birçok farklı teori söz konusu. Bazı evrimsel psikologlar , rüyaların tehditleri simüle (benzetim) ederek bizi gerçek hayattaki tehditlere karşı hazırladığını savunur. Bazıları ise rüyalar sayesinde problemleri farklı bir biyokimyasal halde ele alabildiğimizi ve böylece daha kolay çözebildiğimizi savunuyor. Farklı evrimsel psikologlar ise rüyaların sinirsel gelişimin bir parçası olduğunu ve hiçbir amaç taşımadığını iddia ediyor. Yani tek bir düşünce ekolünde bile neden rüya gördüğümüze dair birçok farklı teori söz konusu olabiliyor. Toplamda yani tüm psikolojide veya tüm felsefede birçok teori mevcuttur.

Evrimsel psikoloji alanından farklı diğer psikologların bir kısmında ,rüyaların bir takım bilinç ve bilinç dışı öğenin kombinasyonu olduğunu düşüncesi yer alıyor. Onlara göre bu kombinasyon beynimizin esnekliğini koruyabilmesini sağlıyor. Böylece uyandığımızda öğrenebiliyor, yaratıcı olabiliyoruz. Bazıları ise uykunun, kısmi olarak bazı düşünceleri silip atarak beynimizin temizlenmesini sağladığına inanıyor. Onlara göre bilgilerin uzun süre hafızaya alınması da uykuda gerçekleşiyor. Bu sürece ‘pekiştirme’ adı veriliyor. Buradan kazanılan anlam, uyku ve hafıza arasında kesinlikle bir bağlantı durumunun varlığı. Bir şeyler öğrendikten hemen sonra uyuyan bireyler , uykudan mahrum bırakılan kişilere nispeten daha başarılı olma eğilimindedir ama burada Rem uykusu ve rüyaların özel olarak nasıl bir rol üstlendiği tam olarak bilinmiyor.

Bir diğer teoride ise , rüyalar sinirsel yolları koruyup yenilerini açarak beynimizin onarılıp yenileşmesine yardımcı oluyor. Bu kanının doğru olabilme ihtimalinin varlığı bir örnek ile açıklanıyor; büyümekte olan çocuklar zamanlarının önemli bölümünü Rem uykusunda geçirir. Bu sırada beyinlerinde sürekli olarak yeni sinirsel ağlar gelişir. Bu nedenle uykunun böyle bir görevi olabileceği savunulabilinir.

Rüyaların güzel yanı, aslında tam olarak kontrolümüz altında değilken , neler üretebildiğini görmek , düşüncesi ne kadar ürkütücü gelse de çocukluktan yetişkinliğe varan yaşam serüvenimizde farklı rüyalar deneyimlememizin varlığının değişkenliği ve üretkenliğinin yeti güzelliği.

Osmanoğlu, Ö. (2017). Aristoteles’in Rüya Teorisi Ve “Rüyalar Üzerine” Adlı Eserinin Çevirisi. Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, (4), 139-173.

Hobson, J. A., & McCarley, R. W. (1977). The brain as a dream state generator: an activation-synthesis hypothesis of the dream process. The American journal of psychiatry.

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.