Mihail Bulgakov’un ‘Genç Bir Doktorun Anıları’ Romanı Üzerinden Hekimliğin Yüzyıllık Değişimi

0 3.023

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Tarihte hekimliğin ilk ne zaman ortaya çıktığı hep merak konusu olmuştur. Hekimliğin M.Ö. 4000-5000 yılları arasında Mezopotamya’daki toplumlarda ortaya çıktığı söylenmekte ama biz hekimliğin ortaya çıkışını “İnsanın yardım çığlığına yanıt veren ilk insan” ile başlatabiliriz.

Bu şekilde ele alındığı zaman hekimlik mesleğinin insanlık tarihi kadar eskiye dayandığını söylersek hata etmiş sayılmayız. Elbette toplum ile bu kadar iç içe olan bir mesleğin toplumla birlikte değişim geçirecek olmaması düşünülemez. Bu yazımda ben hekimliğin 20. Yüzyıldaki durumu ile günümüzdeki durumunu Sovyet yazar Mihail Bulgakov’un “Genç Bir Doktorun Anıları” romanı ekseninde inceleyeceğiz.

Mihail Bulgakov’un Hayatı

Rus yazar Mihail Bulgakov 15 Mayıs 1891 yılında Sovyetler Birliği’nde Kiev’de dünyaya gelmiştir. 1916 yılında I. Dünya savaşı yıllarında Tıp Fakültesinden mezun oldu. O dönemlerde yeni mezun olan doktorların ülkenin en ücra yerlerinde belirli bir süre mesleklerini yapma zorunlulukları bulunmaktaydı, yazar bundan dolayı 18 ay boyunca bir köyde pratisyen hekim olarak görev yaptı.

Yazar’ın “Genç Bir Doktorun Anıları” kitabı bu süre içinde gördüğü, yaşadığı olaylardan oluşmakta. Eserde yazarın diğer kitaplarında görülen fantastik, kurgu bu kitapta bulunmakta. Daha pek çok çarpıcı eser yazan yazar 10 Mart 1940 yılında böbrek yetmezliğinden dolayı hayatını kaybeder.

Mihail Bulgakov’un ortaya koyduğu hekim portresi ile Günümüzün Hekim Portesi

Yazar’ın kitapta bahsettiği hekim Moskova’daki Tıp fakültesinden yeni mezun olmuş çiçeği burnunda bir hekimdir ve göreve gittiği yer bütün hayatı boyunca bulunduğu her şeyden uzakta, taşrada bir köydür.

Günümüzde de zorunlu hizmet anlayışı ile fakülteden yeni mezun olmuş hekimler hiç bilmedikleri coğrafyada hekimlik mesleğini yapmaya çalışmaktalar

Kitapta bulunduğu yerde ikinci bir fikir için danışabileceği herhangi bir hekim meslektaşı bulunmamakta ve yanında görevli olan hemşire, ebe, sağlık memuru üzerinde bir ekip lideri, son karar merceğidir. Bu kadar sorumluluk taşıyor olmanın sıkıntısı içinde olan hekim bu durumu kaldırmakta çok zorlanmaktadır.

Günümüzde her ne kadar da teknolojinin gelişmesiyle birlikte ikinci bir fikir için danışabilecek hekim bulmak kolaylaşmış olsa da şehir merkezlerine uzak kalan yerlerde acil bir durumla karşılaşılması durumunda ne yapılacağı konusunda birtakım eksiklikleri bulunmakta. Bu durumda hekimin ekip lideri olarak, karşılaşılan durumu hemşire, ebe gibi sağlık çalışanları ile halledebilecek seviyede olması Tıp Fakültesi mezunu her hekime kazandırılmaya çalışılan hekim sorumluluğudur.

Kitapta genç hekimimiz sadece hastalıklar ile savaşmıyor aynı zamanda toplumun geniş kısmında yer eden bazı batıl inançlar ile de mücadele etmekte. Özellikle bazı müdahalelerin toplumda yanlış bir şekilde anlaşılıyor olması ve hasta yakınlarının da tedavi uygulanması noktasında yaptıkları diretmeler hekime zor anlar yaşatmakta.

Maalesef günümüzde de biz hekimler olarak benzer sıkıntıları yaşamaktayız, tedavi noktasında çevreden duyulan bir takım uydurma bilgiler hastayı yanıltmakta. Aynı zamanda popülist isimlerin kanıta dayanmayan bilgileri tedaviyi de çok zor hale getirmekte. Ama her şeye rağmen günümüzde bilgiye ulaşmanın çok daha kolay olması hastanın prosedürleri daha iyi anlamasını sağlamıştır.

Ve elbette geçmişten günümüze hiç değişmeden gelen hasta yükü, her ne kadar hekimlerin sayısı çok miktarda artmış olsa da hasta yükü geçmişten günümüze değişmeyen en büyük problemlerden.

Yazarın genç doktoru her şeyi bilmek zorunda olan bir kişidir: hem koruyucu hekimliği hem ilk yardımı ve gerektiği durumda da cerrahi ameliyatları yapması gerekmekte yani hekimin bütüncül bir özelliği bulunmaktadır.

Günümüzde ise durum çok daha özelleşmiş durumdadır, her ne kadarda hekimin temel yaklaşımları bilmesi istense de ilk adımda yapılacak iş hastanın uygun olan branşa en kısa sürede yönlendirilmesidir. Cerrahi ve dahili bilimler gibi temel dalların yanı sıra bunların altında pek çok dallar yer almakta.

Sonuç olarak; geçmişten günümüze çok fazla ilerleme kaydetmiş olsak da hastaya yaklaşım konusunda yaklaşımımız ilk çağlardan beri değişmemektedir.

“Primum non nocere” yani “önce zarar verme”.

Anlatımımdan kitabı çok beğendiğimi görebilirsiniz. Her hekimin okuması gereken bir kitaptır. Kitabı buradan satın alabilirsiniz.

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.