Koroner Kalp Hastalığı Değiştirilebilir Risk Faktörleri Nelerdir?

0 40

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Koroner kalp hastalığı, kalbi besleyen koroner damarların damar sertliği nedeniyle daralması ve kalbin miyokart tabakasına yeterince kan akımının sağlanamayıp, beslenememesi sonucu ortaya çıkan patolojik bir süreçtir.

Koroner kalp hastalıkları orta ve ileri yaş grubunda en önemli ölüm nedeni olmakla birlikte Amerika Birleşik Devletleri’nde bütün ölümlerin %43,8’ini, Avrupa’da ise %19,5’ini oluşturmaktadır. Ayrıca büyük bir hızla toplumun genelinde kalp ve damar hastalıkları hızlı bir şekilde artmakta. Hatta Dünya Sağlık Örgütü kronik hastalıklara bulaşıcı olmayan hastalıklar adında salgına değer bir tanımlama getirdi.

Bu arada tüm kronik hastalıklarda olduğu gibi koroner kalp hastalıklarında da risk faktörlerine maruziyet nedeniyle hastalık ortaya çıkmaktadır. Bu risk faktörleri iki ye ayrılmaktadır. Birincisi değiştirilemez risk faktörler ki bunlar kişinin genetik yapısı, cinsiyeti vs. gibi değişkenlerden kaynaklanır. İkincisi ise değiştirebilir risk faktörleridir. Değiştirilebilir risk faktörleri sigara ve alkol kullanımı, egzersiz, beslenme, uyku vs. gibi bizim kontrolümüzün olduğu değişkenleri tanımlamaktadır.

Şimdi sizlerle birlikte bu yazımızda değiştirilebilir risk faktörlerini inceleyeceğiz.

1. Sigara İçme

Aktif ya da pasif sigara içiciliği koroner kalp hastalığında bir risk faktörüdür.

Bu risk günde 20 adetten fazla sigara tüketen bireylerde sigara içmeyenlere oranla dört kat daha fazladır.

Sigara; içeriğinde birçok toksik ve kanser yapıcı maddeyi barındırmaktadır. Sigara içerisinde yer alan nikotin, adrenalin hormonunun salınımını arttırır ve kan damarlarımızda daralma yaparak hipertansiyona sebep olur.

Sigaranın vücudumuz için birçok olumsuz yanını fark ettikten sonra bırakmak için bir adım atmak istiyoruz, peki bu süreçte nelere dikkat etmeliyiz gelin birazda birlikte bunları inceleyelim;

  • Sigara bırakma sürecinde kararlılık; en önemli adımdır.
  • Sigara kullanılmadığı zaman vücutta nikotinin etkisi azalmakta ve huzursuzluk, sinirlenme, aşırı tepki verme, dikkat dağınıklığı vb. yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
  • Yoksunluk belirtileri tekrar sigara içme isteği uyandırabilir, ancak unutulmamalıdır ki bu belirtiler geçicidir.
  • Bağımlılığın temel sorumlusu nikotindir, bu süreçte zorlandığınız ya da başarısız olduğunuz takdirde kendinizi suçlamayın ve bir uzmandan destek alabilirsiniz.
  • Sigara içme isteği uyandıran kafeinli içecekleri bir süreliğine kısıtlayabilirsiniz.
  • Bol su tüketmelisiniz.
  • Egzersizler, kısa yürüyüşler yaparak daha rahat hissetmenizi sağlayabilir ve bu dönemde kilo alımınızı engelleyebilirsiniz.

2. Hipertansiyon

Kanın kalpten pompalanması sırasında, atardamar üzerinde meydana gelen basınca kan basıncı denir. Sistolik (büyük tansiyon)’in 130mmHg,  diastolik (küçük tansiyon)’in 85mmHg veya altında olması gerekmektedir.

Yaklaşık üç kişiden birini olumsuz etkileyen hipertansiyon, kalbin iş yükünü arttırmakta ve kardiyovasküler kronik hastalıklarının %80’inin birincil nedeni olarak bilinmektedir.

Hipertansiyonu önlemek her zaman mümkün olmayabilir fakat yaşam şekli değişiklikleri ile kontrol altında tutulabilmektedir.

  • Normal vücut ağırlığı korumalısınız. 10kg vermenin büyük kan basıncı üzerinde 5mmHg-20mmHg arası değişen bir etkisi vardır.
  • Normal beden kitle indeksiniz (18.5-24,9 kg/m2) olmalıdır.
  • Meyve ve sebze ağırlıklı, doymuş yağ içeriğinden uzak bir diyet ile beslenmelisiniz.
  • Beslenme ile alınan tuz oranı azaltılmalıdır.
  • Günde 30 dakika olacak şekilde düzenli ve tempolu yürüyüşlerle fiziksel aktivitelerinizi arttırabilirsiniz.
  • Alkol tüketiminizi erkeklerde iki kadehi, kadınlarda bir kadehi geçmeyecek şekilde sınırlandırabilirsiniz.

3. Yüksek Kolesterol Düzeyi

Kanda kolesterol düzeyi yüksek olduğu zaman kalbi besleyen damarlarda plaklar oluşur ve bu plakların zamanla büyüyüp çatlamasıyla üzerinde gelişen pıhtılar damarlarımızda tıkanmaya sebep olur, bu nedenle koroner kalp hastalığına yakalanma riski de artmaktadır.

Yetişkin bireylerde total kolesterol düzeyi
Normal Üst Sınır Yüksek Risk
120-200mg/dl 200-239 mg/dl >240 mg/dl

 

  • Kötü huylu olarak bildiğimiz LDL kolesterolün 130 mg/dL’den düşük ,
  • İyi huylu kolesterol olan HDL kolesterolünde 40 mg/dL’den yüksek olması gerekmektedir.
  • Sağlıklı bir beslenmede günlük toplam kalorinin %30’u yağlardan alınmalıdır.
  • Doymuş yağ içeriğinden zengin, hayvansal kaynaklı besinlerin alımı sınırlandırılmalıdır.
  • Kilo artışı kolesterol düzeyini arttırabileceği için kalori alımını kısıtlayarak ve düzenli egzersizler yaparak kilo alımınızı engelleyebilirsiniz.

4. Fiziksel Hareketsizlik

Diğer risk faktörlerinden farklı olarak, fiziksel aktivite ile koroner kalp hastalığı arasından ters bir ilişki bulunmaktadır. Buna yönelik her gün düzenli egzersizler yapılarak (yürüme, koşma, yüzme, merdiven çıkma vb.) fiziksel hareketliliğinizi arttırabilirsiniz. Egzersiz yapan bireylerde,

  • HDL düzeyi yüksek,
  • LDL, total kolesterol, kan şekeri, kan basıncı ve vücut kitle indeksi düşük olduğu için koroner kalp hastalığı riski de azalır.

5. Obezite

Obezite ile doku kitlemiz artmakta, bunun sonucunda kalbimiz dokularımıza yeterli kanı pompalamak için daha fazla güç harcama durumunda kalmaktadır. Böyle bir durum kalbin daha fazla çalışması ve ekstra bir yük alması anlamına gelmektedir.

Dünya Sağlık Örgütü referans aralığına göre beden kitle indeksi;

  • 18,5 kg/m2: Zayıf
  • 18,5-24,9 kg/m2: Normal kilolu
  • 25-30 kg/m2: Fazla kilolu
  • 30-35 kg/m2: Tip 1 obez
  • 35-40 kg/m2: Tip 2 obez
  • 40 kg/m2 : İleri derece obez olarak tanımlanmaktadır.

Vücut kitle indeksimizin yüksek olması, kontrolsüz kilo alıp vermemiz, koroner kalp hastalığında önemli bir risk faktörü olarak yer almaktadır. Bel çevresi ölçümü de önemli bir yer tutmaktadır. Erkeklerde 101-102 cm, kadınlarda ise 89-90 cm‘den fazla olduğunda risk daha fazla artmaktadır.

6. Diyabet

Pankreasın beta hücrelerinden salgılanan insülin hormonunun yetersizliği/eksikliği sonucu ortaya çıkan diyabet, dünya genelinde görülen en yaygın hastalıklardan birisidir.

  • Uluslararası Diyabet Federasyonu verilerine göre; dünyada 415 milyon diyabetli hasta ve bunların yarısı kadar da tanısı konulmamış diyabetli olduğu belirtilmektedir.
  • Diyabetli hastaların artışında obezite ve sedanter yaşam tarzının etkili olduğu bilinmektedir.
  • Açlık kan şekeri düzeyinin 120 mg/dl’den fazla, tokluk kan şekerinin 180 mg/dl olması ve glikozüri(idrarda şeker görülmesi) diyabete işaret etmektedir ve bu da koroner kalp hastalığı riskini arttırmaktadır.

Sonuç olarak unutulmamalıdır ki sağlığımızı korumada bireysel olarak bizlere büyük roller düşmektedir. Kendi yaşam tarzımızda yaptığımız değişikliklerle koroner kalp hastalığına yakalanma riskini azaltabiliriz.

Sağlıklı günler dilerim…

Merve dursun

Özer, S. (2019). ‘Olgu Senaryolarıyla’ İç Hastalıkları Hemşireliği. İstanbul: Medikal Yayıncılık.

Akyolcu, N. Kanan, N. Aksoy, G.(2018)Cerrahi Hemşireliği II, İstanbul: Nobel tıp kitabevleri,s:96-97

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.