Korkuların Ötesindeki Dünyayı Öğrenmek İster Misiniz?

0 3.083

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Korku, yaşamın bir parçasıdır.

Yıllardır bilime konu olmuş korku yolculuğumuza başlayalım.

Bu yazının amacına uygun bir şekilde sormak gerekirse; tam olarak korku nedir?

Şu anda okumakta olduğunuz bu yazı korku için birçok yorum yapacaktır.

Korku nedir diyerek başlarsak; korku herkesin yaşayabileceği çağlar boyunca insanoğlunun en önemli sorunları arasında yer almıştır. Geçmişte olduğu gibi, günümüzde de hayatımız sürecinde gelişen bir kavramdır. Korku doğal bir davranış olmakla birlikte mutlaka “kötü” değildir, her zaman zararlı olduğu da söylenemez. İnsan yaşamının sürdürülebilmesi için gereklidir. Yazıya Lao Tzu’nun çok güzel bir sözüyle devam etmek istiyorum.

”İnsanlar korkulacak şeylerden korkmazlarsa, daha korkunç şeylerle karşılaşırlar”

Daha iyi açıklamak gerekirse; korku, kişilik için tehlikeli olan tepkilere karşı benliği savunur.

Son yıllara dönüp baktığımızda hayatımızda en belirgin duygulardan birisinin korku olduğunu söyleyebiliriz.  Aslına bakılırsa evet, korkmak için birçok olası nedenimiz var. Onaylanmamak, başkaları tarafından reddedilmek, kontrolü elinden kaçırmak ve belirsizlik gibi temel sebepler ortaya çıkabilir

Bu konu ile ilgili öncelikle şunu bilmekte fayda var.

Duyduklarımız, gördüklerimiz, televizyon, sinema ve günlük konuşmalar yoluyla korkularımızın kaynağı olan düşünceleri ister istemez geliştiririz. Yani yaşantılar sonucu korku anında vücudumuzda, düşüncelerimizde bazı değişiklikler meydana gelir.

 Burada söz konusu korktuğunuz şey ile karşılaştığınızda ya da yaşadığınızda kendinizde bu belirtileri gözlemleyebilirsiniz.

  • Kalp atışının hızlanması
  • Nefes almada zorluk çekme
  • Nabız artışı
  • Göz bebeklerde büyüme
  • Endişe ve panik hali,
  • Ellerde titreme
  • Terleme,
  • Bayılacak gibi hissetme,
  • Güçsüz hissetme,
  • Ortamdan kaçmayı isteme

Görünen o ki,  bu durumda dikkat çeken en temel problem korku nedeniyle çok garip şeyler ortaya çıkabileceğidir. Bu korkulardan kurtulmak insan için oldukça elzemdir. Korkularımızı yenmek için çeşitli yollar deneyebiliriz.

Peki, korkuları yenmek için neler yapabiliriz?

Ya da şöyle soralım.

Korkularınızdan Özgürleşmek İstemez Misiniz?

Bu soruyu daha yakından incelemek ve bu duyguyla baş etmek için birkaç öneri ile açıklayalım.

Öncelikle korkularla yavaş yavaş kademeli yüzleşmek, bu korkulardan kurtulmada çok büyük rol oynayacaktır.

Burada kastedilen şudur.

  • Öncelikle korkunun ne olduğunu açık bir şekilde tanımlamalı
  • Alternatif çözümler belirleyebilmeli ve değerlendirebilmeli, bunların sonuçlarını düşünebilmeli, kişi tüm değerlendirmeleri sonucu karar verme ve baş etme yolunu seçmeli ve uygulamaya koymalıdır.

Bu maddeler korkularla baş etmede oldukça önemli bir rol oynayacaktır.

Sevgili okuyucum tam da bu kısımda; önemli bir sözden bahsetmek gerekecekse,

William Shakespeare’in da söylediği gibi, hissettiğimiz her korku ‘bilmemekten’ geliyor. Korkunuzu bilinir, anlaşılabilir kıldığınız noktada her şeyi daha net görmeye başlayacaksınız.

Korkular Genetik Miras Mı Yoksa Yaşadığımız Deneyimlerin Sonucu Mu Oluşur?

Literatürde bu konuda birbirinden farklı çalışmalar olsa da bu durumu daha da anlaşılabilir kılmak için konu ile ilgili olarak bir deneye göz atalım.

Bilim insanları, primatlar üzerinde yaptıkları deneyler sonucunda oldukça ilginç sonuçlarla karşılaşmışlardır. Bu hayvanların yer aldığı çeşitli deneylerde, yılanlara verdikleri tepkiler oldukça fazladır. Bir yılanla ilk kez karşılaşan yavru primatlarda bile bu korkunun yaşanması ilginç bir sonuçtur. Deneyin bir diğer aşamasında, deneklere yılanla birlikte çiçekler de gösterilir. Bir süre sonra hayvan, sadece çiçekten de korkmaya başlar. Bu deneylerden elde edilen bulgular, yılan korkusu gibi bazı korkuların doğuştan gelmekle birlikte sonradan öğrenilebildiğini de göstermektedir.

Dolayısıyla bu çalışmayla elde edilen bulgulara göre şu sonuca varıyoruz; korku biyolojik olmakla birlikte kültürel bir yöne de sahiptir ve bu özelliğiyle başta toplumsal olmak üzere örgütsel yapının da temel bileşeni haline gelir.

Şimdi, tüm bu bilgiler doğrultusunda özetlersek; en baştan şu bilgiyi vurgulamak isterim. Çoğunlukla hayatımızı korku yönetir. Doğal olarak korkunun nedenleri ve ulaştığı boyutları tespit edebilmek ve bu sorunla başa çıkabilmek için ihtiyaç duyulan çözüm önerilerine ciddi bir gereksinim bulunmaktadır. Aslına bakarsanız korkunun bireysel ve toplumsal yansımaları dikkate alınması şarttır. Bu nedenle, öncelikle korkuya neden olan bireysel, fiziksel, sosyal, faktörlerin ortaya çıkarılması gerekmektedir.

Umarım bu yazı hayatınızı zenginleştirir!

Altay, E. (2005). Korku Kültürü, Değerler Kültürü Ve Şiddet. Sosyal Politika Çalışmaları Dergisi, 8(8).

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.