Kolektif Bilinçaltı Hakkında Bilmeniz Gerekenler

0 931

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Merhaba sevgili okurlar,

Bugün sizlere içerisine doğduğumuz kültürün ve atalarımızdan aktarılan mirasların, deneyimlerin kişilik gelişimine olan etkisinden ve insanoğlu üzerindeki değişimlerinden bahsetmeye çalışacağım. Şimdiden keyifli okumalar diliyorum.

İnsanoğlu yaratılışından itibaren çevresiyle etkileşerek becerilerini keşfetmiş ve korkularıyla yüzleşmiştir. Carl Gustav Yung bu gelişim evresinin yalnızca çevre etkisiyle olmadığını atalarımızda gelen kalıtımsal anılar ve öğretilerin bedenimize etkisiyle kalmayıp ruhumuza da etki ettiği görüşünü savunmuştur. Örneğin; toplumumuzda görülen deprem korkusu, terör gerçeğine karşı verilen tepkiler, birbirine benzeyen rüyaların görülmesi, uykuda düşme veya uykuda düşmekten korkulması gibi durumların toplumda farklı bireylerde aynı şekillerde gözlenmesi atalarımızdan bizlere kalan ortak miraslar olarak görülmektedir.

Bireysel olarak bilinçaltı kavramı öncesinde bilinçte olup sonrasında unutulmuş veya bastırılmış dikkatin bilincin üzerinde bulunmadığı içerikleri barındırmaktadır. Kolektif bilinçaltı ise bireyin doğumundan itibaren bilinçli veya bilinçli olmayan tüm düşünce içeriklerini, mirasını kapsamaktadır.  Kişiye özgü algılamaların yer almadığı kolektif bilinçaltı kalıtımsal bir olgu, atalardan miras kalan bir beyin yapısı problemi, bütün insanların, hayvanların bile paylaştıkları bir miras, bireysel ruhun temeli olarak tanımlanmaktadır. Kolektif bilinçaltı bireylerin atalarından miras kalan kalıtımsal davranış kalıpları, ırktan ırka ve soydan soya geçen kalıtımsal davranış özelliği olarak belirtilmektedir.

Bireyin gelişim ve değişim sürecinin temelinde bulunan kolektif bilinçaltı bugüne kadar farkına varmadan günümüze taşınan dürtüleri, duyguları, düşünceleri ve korkuları kapsamaktadır. Kolektif bilinçaltı en eski ilkel toplumsal dönemlerin kalıntıları olarak bireylerin belleklerine yansıyabilir ve çağdaş insanın yaşantılarında kalıcı izler bırakabilir. Doğuştan gelen beslenme gereksinimi, barınma ve barınak kurma, korunma ve güvenlik ihtiyacı, herhangi bir tecrübe ve deneyim olmaksızın bu ihtiyaçları nasıl giderebileceğimizi bilmemiz ve uygulamamız kolektif bilinçaltının nedeniyle meydana gelmektedir.

Kolektif bilinçdışını oluşturan unsurlar olan arketiplerin etkileri bütün sanat eserlerinde görülmekte, bu eserler insanlığın ortak malı izlenimi vermektedir. Arketipler her insanın yapısında var olan ve kalıtımsal olarak da nesilden nesile devam eden varoluşsal kodlardır. Arketipleri bilinçdışı ruh sürecini kurmaktan sorumlu resmi etkenler olarak tanımlayan Jung’a göre arketipler davranış şekilleridir. Kişiliğin oluşumunda çok önemli bir rol oynamalarından dolayı Jung; persona, anima ve animus, gölge ve ben olarak adlandırdığı bu arketiplere özel bir önem vermiştir. Kavut ise Jung’un hem arketipleri uzun bir süreçte nesilden nesile aktarılan, özel bir damga kabul edilmiş formlar hem de bir efsane ve masal olarak tanımladığını ifade etmiştir.

Persona: Kendilik her kişinin bilinçaltında var olan arketiplerle özdeşleşme aracılığıyla gelişir. Persona diğerlerinin beklentilerine yanıt vermek için inşa edilmiş, ortaya sürülen herkese açık kendiliktir.

Anima ve Animus: Kişilerin içedönük taraflarını erkeklerde anima arketipi kadınlarda animus arketipi tanımlamaktadır. Anima ve animus arketipleri ruhun tamamlayıcı karşı cinsiyetini ortaya çıkarmakta, ben ve bilinçdışının bireyin iç yaşamında dengesini sağlamakta, bu arketipler ile ruhun hem kişisel tepki vermesi sağlanırken hem de karşıt cinsiyetin bireydeki yaşantısının yansımaları sergilenmektedir.

Gölge: Kişilerin cinsiyetini temsil eden ve hemcinsleriyle olan ilişkisini düzenleyen arketip gölge olarak tanımlanmıştır. Jung’un kişiliğin olumsuz yanı olarak tanımladığı gölge, kişinin yeterince gelişmemiş işlevleri, kişisel bilinçdışı içerikleri, saklamak istediği, hoş olmayan niteliklerinin toplamı anlamına gelmektedir. Jung’a göre analiz sırasında insanın karşısına çıkan ilk arketip, genellikle gölgedir.

Ben: Bilinçdışındaki diğer arketipleri ve arketiplerin bilince erişimini düzenleyen ve örgütleyen ben arketipi, kişiliğin bütünleşmesini sağlar. Bir insanın kendisini uyum içinde hissedebilmesi ben arketipiyle ilgilidir. Ben arketipinin orta yaşlarda gelişmesinin sebeplerini kişiliğin ancak bu yaşlara gelindiğinde ortaya çıkması ve kişiliğin bu yaşlarda tam olarak gelişmiş ve bireyselleşmiş olması olarak açıklamıştır.

Sağlıklı bir kişiliğin oluşmasında bireyin kendi bütünlüğünü ve potansiyelini gerçekleştirmesinin önemli olduğu araştırmalarca kabul edilmiştir. Bu sürecin yaşanmasında bilincin olduğu kadar bilinçaltının da etkili olduğu ve göz ardı edilmemesi gerektiği vurgulanmıştır. Bireyin çocukluktan yetişkinliğe uzanan gelişim evresinde duygu, düşünce ve davranışlarının etkisi olduğu kadar bu süreçlerin sağlıklı şekilde atlatılması sorunların çözülmesine ve gelecek nesillere sağlıklı kişilik yapısına sahip bireylerin aktarılması sağlanacaktır.

Tüm okurlara sağlıklı ve neşeli günler dilerim.

Kavut, S. (2020). Carl Gustav Jung: Kavramları, Kuramları ve Düşünce Yapısı Üzerine Bir İnceleme. Uluslararası Kültürel ve Sosyal Araştırmalar Dergisi (UKSAD), 6 (2), Kış, s. 681-695.

Eren, E. (2017). Örgütsel Davranış ve Yönetim Psikolojisi, 16. Baskı. İstanbul: Beta Basım Yayım Dağıtım A.Ş.

Topses, G. & Serin, N. (2012). Psikolojik Danışma ve Kişilik Kuramları, 1. Basım. Ankara: Nobel Akademik Yayıncılık.

Geçtan, E. (2014). Psikanaliz ve Sonrası, İstanbul: Metis Yayınları.

Magnavita, J, J. (2016). Kişilik Kuramları, Psikoterapi Enstitüsü. (Çev.). 1.Baskı. Psikoterapi Enstitüsü Eğitim Yayınları.

Jung, C.G. (2006). Analitik Psikoloji, E. Gürol. (Çev.)2.Baskı. İstanbul: Payel Yayınevi.

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.