John Hunter ve Organ Naklinin Erken Tarihi

0 9.657

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Organ Nakli ve Yaşam Sergisi, 21. yüzyılda transplantasyonun insanların yaşamları üzerindeki etkisinin harika bir kaydı. Bu yaşamı değiştiren tedaviyi başarılı kılan cerrahideki ve teknolojideki ilerlemeleri takdir etmeliyiz. Burada en önemli detay: Transplantasyonun hastalara nasıl yardımcı olabileceğini hayal edebilen önceki cerrahların ve bilim insanlarının hayalleri ve özlemleri.

Peki, sadece yaşamları boyunca mevcut olan bilgi ve tekniklerle sınırlı olan bu insanlar nasıl oldu da organ naklini başarılı bir şekilde gerçekleştirdi?

John Hunter, 18.yüzyılın vizyoner, değerli bir cerrah ve bilim insanıydı. Ona göre; eğer organların canlı bir hastanın içine yerleştirilmesi için bir umut varsa, organların yapısı ve anatomisinin net bir şekilde anlaşılmasıyla beraber transplantasyonun da gelişmesi şarttı. Özellikle de yeni organa giden kanın normal akışında çalışması gerekliydi. Aksi mümkün değildi çünkü organ kuruyup ölebilirdi.

Hunter’ın döneminde, kan dolaşımı hakkında çeşitli tartışmalar mevcuttu. Hunter’ın kendisi şimdiki kan dolaşımı olarak bildiğimiz sistemi iddia etmekteydi. Her organın kan dolaşım mekanizmasını anlamak, transplantasyon kavramını geliştirmek için oldukça önemliydi. Evelyn tabloları, insan organlarına kan akışının nasıl incelendiğine dair erken bir örnek sayılabilir. Bu ve benzeri hazırlıklar, cerrahların kanın organlarda nasıl dolaştığını anlamalarını sağlarken, bir organı bir vücuttan alıp diğerine nakletme yeteneğini geliştirmede önemli bir adım atmalarının temelini oluşturdu.

EVELYN TABLO
EVELYN TABLO

Hunter, hayatı boyunca iç vücut organlarını nakledebilecek teknik bir bilgiye sahip olmamıştı. Ancak zaman zaman küçük dokuları hayvanların dış vücut bölgelerine nakletmeyi deniyordu. Hatta bu deneyleri sayesinde nakledilen dokunun hayatta kalması için iyi bir kan dolaşımına ihtiyacı olduğunu anlamıştı. Elbette bunlar transplantasyon için yeterli değildi. Transplantasyon için 150 yıllık bir bilimsel araştırma daha gerekecekti…

Hunter, donör organın kan damarlarının hastaya uygun şekilde birleştirilmesini için gerekli olan tekniklere o dönemde sahip değildi. 20. yüzyılın başlarında Fransa’da ipek ipliklerle çalışan Alexis Carrell tarafından bir prosedür geliştirildi: Anastomoz. Tüm bu adımlar şimdilerde bizlere küçük gibi görünse de modern organ naklinin ve cerrahi rekonstrüksiyonun temel dayanağı olduklarını anlamak zor değil.

Bazı organ nakillerinde yeni organ vücuda yerleştirilirken hastanın kan dolaşımının yapay bir pompa ile desteklenmesi gerekiyor. Özellikle de kalp nakli. Ayrıca zaman zaman karaciğer gibi diğer organlarla da aynı durum geçerli oluyor. Yapay dolaşım adı verilen bu uygulama, 1950’lerde yapay baypas makinelerinin geliştirilmesiyle mümkün oldu ve bu teknolojinin bir başka versiyonu da modern cerrahi vakalarında görülmeye başlandı.

Bir donör organı; alıcı bir hastaya taşımak, organın dokusunun vücut dışında canlı kalmasını gerektirir. Ancak bu sayede organ nakli yapıldıktan sonra donör organ hayati işlevlerine devam edebilir. Bunu başarabilmenin yolu ise, tıpkı gıdaların bozulmasını önlemek için buzdolabı kullandığımız gibi, organı düşük sıcaklıklara soğutmak, bozulmayı geciktirmektir. Hunter, kış boyunca dokuların dondurulması ve havuzlardaki balıkların gözlemlenmesi de dahil olmak üzere canlı sistemlerde soğuk üzerinde birtakım deneyler gerçekleştiriyor. Giderek daha soğuk suda yaşam aktivitelerinin yavaşladığını, ancak su donarsa balıkların iyileşemeyeceğini tespit ediyor. Bu sayede donör organı hayatta tutmanın sırrı bulunuyor: Soğutma.

Soğutma, transplantasyon için organları korumak adına harika bir dayanak noktasıydı. Zamanla yalıtımlı bir taşıma kutusu örneği haline geldi. Günümüzde bu yöntem, organların gerektiğinde nakil için ülke çapında dahi taşınmasını sağlamakta. Daha yakın zamanlarda- ve Hunter’ın transplantasyonda organ kan dolaşımının önemine ilişkin kavramlarına uygun olarak- nakil sırasında donör organda soğutulmuş bir koruma solüsyonunu yavaşça dolaştıran perfüzyon makineleri piyasaya sürüldü. Bu makineler Birleşik Krallık’ta yaklaşık 2005’ten beri kullanılıyor. Hunter, transplantasyonu hayata geçirebilme arzusunda yalnız değildi, ancak ne olursa olsun tarihte hep ilk onun adını duymaya devam ediyoruz. O, zamanının en ileri görüşlü cerrahlarından biriydi.

Sizlere ek okuma önerileri vermek istiyorum.

  1. The Origins of Organ Transplantation. 
  2. Organ Transplantation: A Historical Perspective

Barry Fuller, Cerrahi Bilimler Profesörü, University College London. http://www.transplantandlife.uk/en/page/4220  Erişim: 27.10.2022

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.