İnsanlar Neden Ağlar Ve Sadece Güçsüz İnsanlar Mı Ağlar?

0 4.903

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yazıma Atilla İlhan’ın şu sözüyle başlamak istiyorum.

İnsan bir düşünse ne çok şey bulabilir, hatırlamak,  gülmek ve ağlamak için…

Evet. Ne kadar samimi ve içten bir söz değil mi? Sanki bizi, birbirimizi anlatıyor gibi.

Öfke, heyecan, mutluluk, pişmanlık vb. birer duyguyu belirtir ve her duygunun bir süresi vardır. Canlılar sonsuza kadar aynı ruh hali içinde kalamazlar.

Duygular her insanda farklı reaksiyon gösterir. Ağlamak da tıpkı gülmek kadar doğal ve hayatımızda olması gereken bir reaksiyondur. Bazen isyandır, bazen mutluluktur, bazen bir yardım çığlığı, bazen de vücudun kişiye verdiği “Kendine gel, silkelen ve bir şeyler yap artık!” deme şeklidir.

Şunu tüm içtenliğimle söylemek istiyorum; duyguların gizlenmesi, yok sayılması bana göre kişinin kendine yaptığı en büyük haksızlıklardan biri. Çünkü her duygu, içinde farklı manalar barındırır, her mana sana yeni bakış kazandırır ve sen sevgili okur, ağlamayı güçsüzlük sayıp bundan tırın tırın kaçarsan, bu duygunun getirdiği güzelliklerden kendini mahrum bırakmış olursun.

Her yaşın nasıl ki ayrı güzelliği varsa, her duygunun da tadı bambaşkadır. J

İnsanlar Neden Ağlar?

Bu soruyu ilk soranlardan biri Charles Darwin’dir.

Darwin’in iki teorisinden biri; ağlamanın sosyal bir davranış biçimi olduğu, ikincisi ise vücudun fiziksel ve psikolojik strese karşı verdiği koruyucu fizyolojik bir reaksiyon olduğudur.

Koruyucu derken?

Gözyaşları bazı bakterileri öldürür.

Bu, Lysozime D. adı verilen bir enzim sayesinde gerçekleşir. (Lysozime; tükürük, insan sütü, mukus gibi çeşitli vücut sekresyonlarında bulunan, bazı ilaçara ve aşılara da koruyucu olarak eklenen, yumurta akının önemli bileşeni olan, antibakteriyel bir enzimdir. Bazı insanların lysozime alerjisi vardır. Yumurta alerjilerinin de nedeni bu enzim olabilmektedir. Vücudumuza saldıran mikroplara karşı ilk savunmayı lizozom yapar.)

Ağladıktan sonra sakinleştiğinizi hissetmişsinizdir. (Hepimiz ağladıktan sonra, birkaç dakika boş boş tavana bakarız yalan yok). Kendini daha bi iyi hissedersin. Hatta aynada, kan çanağı gözlerinin içine bakıp, yan yan güldün, güldük, güldüler…

Tabi herkes için aynı şeyi söyleyemeyiz. Bazı insanlar ağladıktan sonra ruh hallerinde hiçbir değişikliğin olmadığını söylerken, kendisini daha kötü hissettiğini söyleyenler de vardır. Bunu da BBC NEWS şöyle açıklamış:

“2008’de 30 ülkeden 4300 genç yetişkinle yapılan bir araştırmada çoğu kişi ağladıktan sonra ruhsal ve fiziksel olarak kendilerini daha iyi hissettiklerini söylüyordu. Bazıları ise bir değişiklik hissetmediğini, kimi de kendisini daha kötü hissettiğini ifade ediyordu. Bu farklılıkların sosyal durumla ilgili olduğu sanılıyor. Örneğin kişi başkalarının yanında ağlamaktan utanıyorsa, kendi başına iken yakın bir arkadaşının yanında ağladığı şekilde ağlamayacaktır. Ayrıca kişi ağlamasını bastırmaya veya saklamaya çalışıyorsa sonrasında rahatlama hissi daha az olur.”

Yani sıkıntılar, üzüntüler gözyaşlarıyla akıp gitmeyecek, tam tersi,  keder dolu gözyaşları içinde kişiyi daha fazla üzüntüye boğacaktır.

Ağladıktan Sonra Neden İyi Hissederiz ?

Vücudumuz, ağladıktan sonra bazı kimyasallar salgılar. Bunlardan biri oksitosindir. Bu madde, ruh sağlığımızı pozitif anlamda büyük ölçüde etkiler. Aynı zamanda doğal anestezi işlevi gören bir hormondur.

Oksitosin, kadınlık hormonu olarak da bilinir. Hamilelik açısından kocaman bir öneme sahiptir. Kadının kişisinin, kolay hamile kalmasından tutun da kişilerarası sosyal arkadaşlık ilişkilerinden (tutmaya devam edin), salgılandığında kişinin kendini mutlu ve huzurlu hissetmesine varıncaya kadar, nice sürü sepet mucizevi etkisi vardır. Kadınlar yılda ortalama 64 kez, erkekler ise yılda ortalama 17 kez ağlar. Bunun sebebi de “prolaktin” hormonudur.

(Marifetleri saymakla bitmeyen, insanlığa bir mucize olarak bahşedilmiş oksitosin& prolaktin ikilisi hakkında daha fazla bilgiye sahip olmak için diğer yazıma göz atabilirsiniz .)

Bu yüzdendir ki taa M.Ö 20’li dönemlerde yaşamış Romalı Şair Ovid (tabi 1900’lerin başında keşfedilen oksitosin hormonundan bi haber kendisi) “Ağlamak rahatlatır, üzüntü gözyaşıyla akıp gider” demiş. Yine Daniel Handler   -namı değer Lemony Snicket– “Bilin ki uzun bir ağlamanın ardından durumunuzda hiçbir değişiklik olmasa da kendinizi daha iyi hissedersiniz.” demiş ve Shakespeare, Kral VI. Henry isimli eserinde  “Ağlamak üzüntünün derinleşmesini önler” demiştir.

Ağlamak seni güçsüz yapmaz güzel insan.

Bunun tamamen “elalem ne der?”  tepkisinden doğmuş bir algı olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu nedenle benim nazarımda, “ağlama” tepkisini gizlemeye çalışan, görmezden gelen asıl güçsüz kişidir. Çünkü hem kendisiyle yüzleşecek cesareti yoktur. Hem de dışarıdaki insanlara karşı başını dik tutup, “evet ağlıyorum, hayatımda şunlar yolunda gitmiyor” diyebilmek, her yiğidin harcı değildir. Kişi kendisini zor tutar, ne kadar “güçlü” olduğunu göstermek ve ağlamamak için.

Charles Dickens’ın da dediği gibi “Gözyaşlarımızdan hiçbir zaman utanmamalıyız.”  

Ve Ağlamak rahatlatır, üzüntü gözyaşıyla akıp gider” sözünü bütün tavanlara yazmalıyız.

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.