Hayata Bakışınızı Değiştirecek Güçlü Fikirler 1: ORTAM ÜZERİNE

0 3.835

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Çok fazla okuma yapıyorum. Çok fazla deneyim yaşamaya çalışıyorum. Bu okumaları ve deneyimleri belirli bir derinlikte yapmaya çalışıyorum. Bu süreçlerden sonra hayata bakışımı değiştiren güçlü fikirler ediniyorum. Bu fikirler gerçekten içselleştirdiğim derecede bana yürüdüğüm yolda emin adımlarla gitmemi sağlıyor. Bu güçlü fikirlerin kendi yolunda yürümek isteyenlere de faydalı olduğunu düşündüğümden bu yazı serisini başlatmak istedim. Çünkü onlarca güçlü fikrin insan hayatını nasıl değiştirdiğine kendi hayatımdan tanıklık ediyorum.

Bu seri bazen birbiri ile ilişkili seri yazılardan bazen de birbiri ile ilişkili gibi görünmeyen yazılardan oluşacak. Bu nedenle her fikri kendi bağlamında ele alarak düşünmenizi sağlayacak bir anlayışla yazacağım. Tabi düzenli bir şekilde takip edip, yazdıklarım üzerine notlar alarak ilişkilendirmeler yapabilirseniz fikirlerin daha rahat anlaşılmasını sağlayabilirsiniz.

Yazı serisinin zeminin oluşturması için ilk yazımı ORTAM ÜZERİNE yazıyorum.

Türk Dil Kurumu ORTAMı, 4 farklı şekilde tanımlamış.

  1. Canlı bir varlığın içinde bulunduğu doğal veya maddi şartların bütünü
  2. Bir topluluğun veya toplulukların hareket alanı, platform.
  3. Bir kimsenin veya bir insan topluluğunun yaşayışını etkileyen ruhsal, toplumsal ve kültürel etkilerin bütünü
  4. Nesnel ve toplumsal yönlerle bazen kişinin iç dünyasını da kapsayan yakın çevre, vasat.

Yukarıda yer alan ortamın tanımlarından anlaşılacağı üzere hayatımızı gizli veya açık bir şekilde çok fazla etkilediğini görebilirsiniz. Bu etkilenme halini anlamak çok değerli. Çünkü etkilendiğini düşündüğünüz alanları tespit ederek bu alanlara karşı aksiyonlar alabilirsiniz.

Çoğu kişi içinde bulunduğu ortamı anlamadan yaşıyor. Bu durum bazen bulunduğu ortamla ilişkilenmesini bile düşündürmeyecek şekilde sığlıkta yaşamasına neden oluyor.

Her insanın içine doğduğu ortamı seçememesi ve onu bir kültür olarak kabul etmesi ile farkına varılmayan alışkanlıklar serisi halinde hayatımızı ciddi şekilde etkiliyor.

Ortamın farkına varıldığında ortama bakışınız değişir. Bu değişiklik kolay olmaz. Bazen o farkındalık bir soruna düşünür. Çünkü artık farkında olmadığınız şeylerin farkında olduğunuz için çelişkiler, çatışmalar, problemler ve belirsizlikler yaşamaya başlarsınız. Bu durumu ortadan tamamen kaldırmak mümkün olmasa da ortama karşı anlatışınızı değiştirerek değişiklikler yapabilirsiniz.

Ortam konusunu biraz daha açmak istiyorum.

Ortam ana yapıda ikiye ayrılır.

  1. Dış Ortam
  2. İç Ortam

Dış ortam, vücudumuzun bütünlüğü dışında yer alan ve vücut sınırlarımız ile sınırlanan ortama verilen addır.

İç ortam ise vücudumuzun içinde yer alan her şeydir.

Dış ortam ile iç ortam birbiri ile sürekli ilişki halindedir. Hatta dış ortamdaki etkenler çoğu zaman iç ortamın dengesini bozar, bu durum da bazen hastalıklara bazen de düşünce süreçlerimizde yanlışlara yol açar.

Bu iki ortamı ayrı ayrı ele alacağım fakat bu yazım biraz dış ortam odaklı olacak. Çünkü iç ortam ile ilgili yazı serisinin içinde ciddi bir yer vereceğim yazılarım olacak.

Bir de BULUNULAN ORTAM TÜRLERİ var. Bunlar;

  1. Gizli ortam
  2. Özel ortam
  3. Ortak ortam’dır.

Burada gizli ortam çok fazla göz ardı ediliyor ve çoğu zaman özel ortam ile karıştırılıyor.

Gizli ortam, bizim kendimizle baş başa kaldığımız, eşimize / dostumuza dahi açamadığımız özellikle kendilik yaşamının olduğu anlarda bulunduğumuz ortamları ifade eder. Bu bazen yalnız kaldığınız bir oda, bazen kendinizi dinlemek için gittiğiniz bir orman vs olabilir. Buradaki yapının değerini oluşturan sadece size özel olmasıdır.

Özel ortam ise size göre özel olduğunu düşündüğünüz kişilerle geçirdiğiniz ortamları ifade eder. Bunlar herkese açık değildir ve belirli bir paylaşımı içerir. Bu eşinizle özel ilişki yaşadığınız eviniz, toplantı yaptığınız iş yeriniz olabilir.

Ortak ortam, kamuyla paylaştığınız tüm alanlar olarak düşünülebilir. Ayrıca kamusal ortam bağlamsal olarak özel ve gizli ortamlar üzerinde etki gösterebilmektedir.

Bazen durup, hangi ortam içinde olduğunuzun farkında olmanız gerekir. Çünkü bu ortam farklılıklarını anlamak çelişkilerin, problemlerin, çatışmaların çözümü için bir zemin oluşturması açısından büyük önem arz etmektedir.

Bir de ORTAM BİLEŞENLERİ var. Bunlar ise bu ortamlarda bulunurken sizle temasa geçen veya geçmesi muhtemel kişiler, eşyalar hatta zaman bile olabilir. Bunlar sizin için ortam içerisinde değişiklikler yapmanızı sağlayacak argümanlar olacaktır.

Şimdi ise bulunduğunuz ortamı ve ortam bileşenlerini anladığımızı düşünerek bu ortam içindeki bulunuşluğumuzu nasıl değiştirebileceğimize bakalım.

Bu yapı için 3 farklı anlayış var. Bu anlayışlar kendi içerisinde aksiyon alma çerçevesinde zorluklar içeriyor. Zaten değişimi doğa dışında yapmak bilinç ister. İyi bir değişim planı ile bu yaklaşımlar kendi bağlamlarında çalışır.

Bir çatışma, çelişki, problem veya belirsizlikle karşılaştığınızda aşağıdaki yaklaşımlardan birisini kullanmayı tercih edebilirsiniz.

  1. Ortamı Değiştirmek
  2. Ortam İçin Kendini Değiştirmek
  3. Ortamdan gitmek

Şimdi bunları tek tek ele alalım.

Ortamı Değiştirmek

Ortamı değiştirmek kolay gibi görünse de içinde çok fazla değişkeni barındırdığından yeterli güce, zamana, imkana ve kişisel özelliklere sahip olmanız gerekmektedir. Bu değişkenlerden biri veya birkaçı sizde yoksa bu özelliklerin olduğu kişilere, eşyalara vs. erişmeniz gerekir. Bu aslında size iktisat alanına yelken açmanızı sağlayan bir ufuk oluşturmaktadır.

Çoğu kişi hayatının içerisinde yaşadıklarından dolayı belirli bir hırs dahilinde bulunduğu ortamı değiştirmek için çalışır. Bu çoğu zaman başarısız olur. Çünkü içinde bulunduğu durumun iyi analiz etmeden ve yapılmak istenen değişiklik planlaması iyi yapılmadan bunu mümkün kılmak çok zordur. Bir ortamı değiştirmek için Philip Kotter’in 8 aşamalı değişim yöntemini benimsemek gerekmektedir. Bu değişim yönetimi yaklaşımını bulunduğun ortamı değiştirmek için kullanmanın ayrı bir önemi var. Bu yöntem de ilk basamak ortamdaki değişimi gerçekleştirmek için ortamdaki tüm paydaşların bir aciliyet duygusu hissedilmesinin önerilmesidir. Bu aciliyet duygusu yoksa ortamdaki değişim gerçekleşmeyecektir.

Ortam İçin Kendini Değiştirmek

Bu anlayış bulunduğun ortamı değiştiremiyorsan o ortamda yer alabilmek için kendini değiştirmen gerektiğini ifade eder. Nedeni ise iktisadi olarak bulunduğun ortamı değiştirecek argümanlarınız elinizde yoksa fakat yine de o ortamda kalmak gibi bir zorunluluğunuz varsa yapmanız gereken o ortama uyum sağlayacak bilişsel ve duygusal anlayışınızı değiştirmenin sizi koruyacağıdır.

Bulunduğun ortamın dinamiklerini kabul edip, onları dert etmeme hatta takmama, duyarsızlaşma, görmezden gelme gibi algılanabilecek yeni bir bilişsel ve duygusal çerçeve oluşturmak sizi daha iyi hissettirecek bir varoluşluğa sokarak o ortamda yaşamınıza devam etmenizi sağlar.

Bunu gerçekleştirmek için insanın bir özelliği olan kendi kendini kandırma özelliğini kullanmaktan tutun var olan kültürel kodları yerine yeni kültürel kodlar eklemeye kadar büyük bir spekturum içerisinde kendimizi değiştirmemiz için yeni öğrenme alanları açabilir.

Buna bir örnek vermek gerekirse yoga vs. gibi şeyler yapmamızın altında yatan nedenlerden biri de budur. Nedeni ise bulunduğun ortamdan etkilenmelerini kendini değiştirerek bireysel çabaları ifade etmektedir.

Kendini değiştirmek kolay gibi görünebilir fakat bu da ayrı bir zorlu bir yolculuktur.

Zaten siz kendinizi değiştiremezseniz bir zaman sonra ortam sizi farkınızda olmadan içinde bulunduğunuz dinamiklere uygun bir anlayış dayatır.

Ortamdan Gitmek

Yukarıdaki iki yapıyı yap(a)mazsanız ve o ortamda bulunmak istemezseniz en kolay yol olan o ortamdan uzaklaşmaktır. Bu uzaklaşmak bazen bir ev değişikliği, bazen iş yeri değişikliği bazen de şehir/ülke değişikliğidir. Son yıllarda göç olayının yaygın olmasının nedeni ise kişilerin yukarıdaki 2 tane değişikliği yaratamadığı için tercih ettiği bir yapıdır. Bu bazen temel yaşamsal bir durumdan kaynaklanır bazen de entelektüel bir yaşam arayışından kaynaklanmaktadır.

Bu çok kolay gibi gelse de gidilen yere uyum sağlamanın kolay olacağı anlamına gelmez. Bu akış aşağıdan yukarıya zorken, yukarıdakinin alt ortamlara geçişi ile daha kolay hale gelmektedir.

Bunlardan birinin doğru olduğunu önerebileceğim bir yaklaşımım yok. Hayattan beklentileriniz, yaşam stiliniz, kişiliğiniz hatta hayatınızı paylaştığınız kişinin de hayat beklentisi, yaşam stili ve kişiliği bu durumu ciddi oranda belirler. Bu nedenle içinde yaşadığımız yaşayacağımız ortamlar üzerine düşünmemiz gerekir. Bu özellikle ev ve iş hayatı için çok geçerlidir.

**

Araya girerek bir tartışma konusu açmak istiyorum. Zeka, çoğu zaman bulunduğun ortama ayak uydurabilme yeteneği olarak söylenir. Sizce zeka, bulunduğun ortama uyum sağlayabilme yeteneğimi yoksa bulunduğun ortamı değiştirebilme yeteneği midir?

Bunun üzerine düşünelim..

**

İYİ ORTAMIN FAYDALARI

Ortamın kendisi yaşantımız üzerinde ciddi bir etkiye sahip olduğunu gördük. İyi bir ortamda bulunmanın onlarca faydası var. Bu faydalar hayatınız için ciddi bir kaldıraç etkisi oluşturmaktadır. Bu nedenle bu etkiyi bir ağaç metaforu üzerinden daha anlaşılabilir hale getirmek istiyorum.

Aşağıda bir ağacın kesilmiş hali yer almaktadır. Bu ağaç kesim noktası üzerinden ağacın kaç yaşında olduğunu anlayabiliyoruz. Bu ağaç 64 yaşında. Fakat görsel üzerinde 10 yaş ve 60 yaş çizgilerini de görebiliyorsunuz. Ağaçlar bulunduğu ortamda yeterli su, güneş ve besin alamadığında gelişimi çok yavaş ilerler. Bu ağaç da 60 yaşına kadar yeterli su, besin ve güneşten mahrum kalmış. Bakımsız ormanlar bunun bir nedeni olarak ortaya çıkıyor. Ormanda daha sağlıklı ağaçların yaşaması ve orman kalitesini arttırılması için Orman Genel Müdürlükleri tarafından orman bakımı yapılmaktadır. Hatta bu alanın akademik bir çerçevesi de bulunmaktadır. Bu alana da Silvikültür denmektedir. Bilimsel bir zemini vardır.

Ağaç Yaşı

60 yaşına geldiğinde orman bakımı yapıldığında ise orman bakımı yapıldıktan sonra ağaç 64 yaşına geldiğinde daha fazla bir büyüme sağlamış. Bunun nedeni de yeterli su, besin ve güneş almasını engelleyen yapıların ortadan kaldırılmasıdır.

Aynı şeyler insanlar ve toplumlar için de geçerlidir. Ortamda yapılan değişiklikler verimliliği arttırarak insanların ve toplumların daha iyi yaşamasına neden olur. Bu nedenle ortamımız üzerine düşünmeli, onun farkında olmalı ve onunla etkileşimlerimizi dizayn etmeliyiz. Bu iyi bir hayat yaşamak isteyenler için büyük bir önem arz etmektedir.

https://twitter.com/OGMgovtr/status/1533165196302241792/photo/1 Erişim Tarihi: 12.06.2022

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.