Hastalarla İyi İletişim Kurmak İçin 7 Pratik Öneri

0

Sağlık çalışanları, “hastam beni doğru anladı mı?” sorusunu daha önce mutlaka kendilerine sormuştur.

Sağlık profesyoneli-hasta iletişimi, tıbbi bakımın temel bir unsuru olarak kabul edilir. Ancak hekim-hasta iletişimiyle ilgili yapılan araştırmalar, hastaların genellikle hekimlerin tıbbi önerilerini anlamakta zorluk çektiğini göstermektedir. Hekimler sıkça farkında olmadan tıbbi jargon kullanır, bir seferde çok fazla bilgi verir ve hastaların konuşulanları anladıklarını doğrulamazlar. Bu nedenle görüşme sonunda hastalar, hekimin açıklamaya çalıştıklarının yarısından daha azını hatırlar ve bundan sonra hangi adımları atacakları konusunda kararsız olabilirler.

Bu soruna bir çözüm olarak; sağlık profesyoneli yetiştiren fakültelerde eğitimciler, öğrencilere hastalarla daha net iletişim kurmayı öğretmelidir. Bu öğretim, sadece teorik bilgiden ibaret değil, çeşitli drama çalışmalarıyla etkileşimli ve uygulamalı olmalıdır. Çünkü çoğu yeni davranış gibi, bu iletişim becerilerini de etkili bir şekilde kullanmak pratik gerektirir. Meslek hayatına başlamadan önce öğrenciler hasta iletişimini ne kadar çok deneyimlerse, profesyonel hayatlarında etkili iletişimci olmaları o kadar erken olur. Bu da etkili hasta bakımına zemin oluşturmak demek.

Yapılandırılmış küçük grup çalışmaları; bir stajyerin doktor/hemşire rolünü oynaması, başka bir stajyerin hastayı oynaması ve üçüncüsünün de gözlemci olarak geri bildirim sağlamasıyla beceri gelişimi için imkân sağlanabilir.  Bu tür üç kişilik gruplarda, öğrenciler ve asistanlar, aşağıda listelenen davranışların çoğunu sırayla uygulayabilir. Sağlık okuryazarlığı uzmanlarının çoğu, net iletişimi teşvik etmek için bu önemli davranışları vurgulamaktadır.

Daha Net Bir İletişim İçin Önerilen Stratejiler

  1. Kapsamlı bilgi sağlamadan önce hastaların temel anlayışını değerlendirin.

Yeni hipertansiyon teşhisi konmuş bir hastaya örnek: “Devam etmeden önce, bana yüksek tansiyon hakkında şu anki bildiklerinizi söyler misiniz?”

Bu, eğitim içeriğinin hastanın bilgi ihtiyaçlarına göre uyarlanmasını sağlar.

  1. Her şeyi sade bir dille açıklayın. Tıbbi jargondan, belirsiz terimlerden, farklı branştan ve meslekten olan terimlerden kaçının.

Örnek: “Anjina” yerine “göğüs ağrısı” deyin.

Örnek: “Kırmızı et” yerine “hamburger” deyin.

Örnek: “HIV testi sonuçlarınız negatif” yerine “AIDS değilsiniz” deyin.

  1. En fazla üç temel noktayı vurgulayın.

Ziyaret boyunca bu noktaları tekrarlayın.

  1. Hastaları soru sormaya etkili bir şekilde teşvik edin. Açık uçlu bir yaklaşım kullanın.

Örnek: “Ne tür sorularınız var?” diye sorun. “Herhangi bir sorunuz var mı?” yerine…

  1. Hastanın anladığından emin olmak için “öğrendiğini anlat” (geri öğretme) yöntemini kullanın.

Bilgiyi net bir şekilde açıklamak, süreci normalleştirmek ve spesifik olmak için gücü elinize alın.

Örnek: “Anlaşılır şekilde açıkladığımdan emin olmak için hastalarımdan her zaman bir şeyleri tekrar etmelerini isterim. Bugün bahsettiğimiz yeni ilacı nasıl alacağınızı bana söylemenizi istiyorum.”

Örnek: “Eve gittiğinizde, eşiniz size doktorun ne dediğini soracaktır. Ona ne söyleyeceksiniz?”

Bir becerinin anlaşıldığını doğrulamak için, hastadan davranışı göstermesini isteyin (örneğin, ölçülü doz inhaler kullanımı).

  1. Önemli talimatları yazın.

Bu, hastaların ziyaretten sonra tam olarak ne yapmaları gerektiğini bilmelerini sağlar.

  1. Yararlı eğitim materyalleri sağlayın.

Bu, hastalara bilgiyi özümsemeleri için daha fazla fırsat yaratır. Bu tür materyallere evde hastalara yardım edebilecek aile üyeleri de erişebilir.

Bu stratejiler tüm hastalar için etkili olur ancak sınırlı okuryazarlık becerisine sahip hastalarla iletişim kurarken özellikle fayda sağlayacaktır. Bu stratejilerin çoğu klinik gözlem ve uzman görüşüne dayansa da bunların etkililiğine dair günümüzde pek çok çalışma da mevcuttur. Örneğin, diyabet hastaları üzerinde yapılan bir araştırmaya göre; hekimler “öğrendiğini anlat” tekniğini kullandıklarında, hastaların daha iyi kan şekeri kontrolüne sahip olduklarını bulunmuştur. Ayrıca bu yaklaşım, Ulusal Kalite Forumu tarafından en iyi hasta güvenliği uygulaması olarak önerilmektedir.

Bununla birlikte, uzman ve pratisyen hekimler, randevu süresini uzatacağına inandıkları bu stratejileri benimseme konusunda isteksiz olabilirler. Deneyimlere göre hastaların temel anlayışını değerlendirmek genellikle 30 saniyeden kısa sürer ve hastanın öğrendiğini geri anlatması yalnızca 1 ila 2 dakika sürer. Bununla birlikte, bilgilerin hastanın bireysel ihtiyaçlarına göre uyarlanması ve sağlanan bilgi miktarının en önemli noktalarla sınırlandırılmasıyla zamandan tasarruf edilir.

Stratejilerin uygulanmasının zaman üzerindeki etkisi net olmasa da aslında zamandan tasarruf dahi sağlanabilir. Çünkü iletişimin iyileştirilmesi, hastaların ne yapmaları gerektiğini daha iyi anlamalarına ve sonuç olarak hastalık kontrolünde iyileşmeye neden olursa, gelecekteki hasta ziyaretleri kısalabilir veya randevuya daha az ihtiyaç duyulabilir.

Kripalani, S., & Weiss, B. D. (2006). Teaching about health literacy and clear communication. Journal of general internal medicine, 21(8), 888.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.