Hareket Etmenin Felsefesi

0 3.940

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

 

Spor eski zamanlardan bu yana insanoğlunun yaşamında bulunmuş bir aktivite ve atalarımızın ilkel dönemleri de buna dahil. Günümüze kadar muazzam spor türleri icat edildi. Sayılar öyle çok ki her daldan her insanın ilgisini çekebilecek kadar büyük bir yelpazeye sahip. Ancak burada esas almak istediğim konu sporların türleri veya epistemolojik kökeni değil elbette.

Tüm sporların ana temasına ulaşmak amacım. İnsanlık bu icada neden ihtiyaç duydu?

Buradaki motivasyonu anlamak aslında zor değil. Avcılık ve toplayıcılıktan bu yana yaşamın temel ihtiyaçlarını karşılamak için uğraşlarımız oldu. Avcılık bir ihtiyaçken spora dönüştürülmesi buna bir örnek.  Diğer bir örnek; doğada insanoğlunun yaptığı zorlu yürüyüşlerin bugün ‘trekking’ sporu olarak yapılması gibi.

Peki, insan bu noktaya nasıl geldi?

Hareket etmek hiç şüphesiz insana iyi geldi. Bedenindeki değişimle birlikte ruhsal iyi oluş ve yaşama dair içsel motivasyonu bulduk. Bunu keşfettikçe hareket yaşamın bir ritüeli ve gerçeği oldu. Nitekim çalışmalar da bunu gösteriyor.

Örneğin yakın zamanda içinde bulunduğumuz Covid 19 sürecinde yürütülen ve bu yıl yayımlanan araştırmanın sonucu olarak; spora karşı tutum ile mutluluk arasında pozitif yönde ilişkiler olduğu, spora yönelik tutumun mutluluk üzerindeki etkisini açıklamada “sporla yaşamanın” anlamlı şekilde pozitif yönde katkısı olduğu bulgulanmıştır. Covid 19 süreci başta olmak üzere diğer zamanlarda da sporla yaşamanın mutluluk düzeyini arttıracağı da söylenebilir. İfadesi kullanılmıştır.

Ayrıca spor sadece ruhsal iyi oluşu değil, aynı zamanda fiziksel ciddi iyi oluşlara da katkıda bulunmaktadır. Öyle ki sağlıklı yaşamın mihenk taşı niteliğindedir.

2021 yılında “Sağlık İçin Yürümek” adlı bir araştırmada; İnsanlarında yetersiz ve düzensiz fiziksel aktiviteye katılım çağımızın en yaygın sağlık sorunlarından olan başta kalp ve damar hastalıkları, obezite, diyabet, postüral bozukluklar ve psikolojik sorunlar gibi birçok hastalığın başlıca nedenleri arasındadır. Diğer taraftan gündelik hayatta düzenli fiziksel aktivite ve egzersiz yapmanın ifade edilen bu hastalıklarından korunmak ve tedaviyi desteklemek açısından oldukça yararlı olduğu bilimsel çalışmalarla tespit edilmiştir. Bu bakımdan günümüzde artık insanlar için kentsel yaşam içerisinde fiziksel aktivite besine erişim veya ekonomik ihtiyaçların karşılamasından çok sağlığın korunması ve zinde bir bedene sahip olabilmek için temel bir gereksinim haline gelmiştir. Sonucuna varılmış ve özellikle modern çağda fiziksel aktivitenin temel gereksinim olduğu vurgulanmıştır. Hızlı şehir hayatı, bozulan gıda yapısı, atlatılan yemek öğünleri ve hareketsizlik de gösteriyor ki insan spora hiç olmadığı kadar artık muhtaç. Evrimsel sürecimizde her daim hareketli kalmaya ve tetikte olmaya programlı olduğumuz belli. Bu varoluşsal fıtratın tersi yönünde bir yaşam tarzı elbette tüm sistemi allak bullak etmeye yeterli görünüyor.  Nihayetinde bu bizim biyolojik gerçekliğimiz.

Türkiye’de 2014-2016 yıllarında Türkiye İstatistik Kurumu’nun Türkiye Sağlık Araştırması Anketlerinden alınan verilere göre;  Spor yapan bireylerin beden kitle endeksi, bireylerin yaşı, eğitim düzeyi ve gelir düzeyinden etkilenmektedir. Diyabet hastası olan bireylerin diyabet hastası olmayan bireylere, depresyonda olan bireylerin depresyonda olmayan bireylere göre beden kitle endeksi hem spor yapan hem de spor yapmayan bireyler eşitliğinde daha yüksek bulunmuştur. Sonucuna ulaşılmıştır. Ülkemizdeki bu saha araştırması kayda değer bir sonuçla karşımızda. Ancak şuna da değinmek istiyorum ki Batı’nın, kapitalizmin ve bireyselciliğin etkisinde olduğumuz bu çağda sporun ticarileşmesi ve bir sektör haline getirilmesi noktasında dikkatli olmamız gerektiğine inanıyorum. Sporun bir ihtiyaç olmasıyla sözde medeniyetin, modernizmin ve popüler kültürün malzemesi olarak lanse edilmesi arasındaki farka göz atmak gerekir. Sağlık adına yaptığımız tüm eylemlerin içe dönük motivasyonlarının olmasını önemli buluyorum. Dışsal faktörlerle yapılan sağlık eylemlerinin kısa ve etkisiz hatta kayıplarla sonuçlanacağını bilmek gerekir. En nihayetinde amacımız sağlıklı spor yapmak, sağlıklı kilo vermek ve sağlıklı yaşamak olmak. Bu anlamda öncelikler, ihtiyaçlar ve istekler hususunda dengeleri iyi kurmalıyız.

Son olarak satırlarıma Nietzche’nin şu güzel sözüyle bitirmek istiyorum. “Mümkün mertebe az oturmalı. Açık havada yürürken doğmayan, şenliğine kasların da katılmadığı hiçbir düşünceye güvenmemeli.”

Sevgiyle kalın😊

Özsarı A,  Çetin MÇ, Spora Yönelik Tutum ve Mutluluk İlişkisi (Sağlık Sektöründe Bir Araştırma), Spormetre The Journal of Physical Education and Sport Sciences, 20(1), 2022, 36-47.

Özen G, Sağlık İçin Yürümek, ASAD-2021: Spor-Eğitim-Sağlık, 293, 2022.

Şengül, S. & Çam, S. (2022). Türkiye’de sporun aşırı etkisi: Anahtarlamalı regresyon modeli uygulaması . İşletme ve Ekonomide Eğilimler , 36 (3) , 268-276 .

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.