Göçün İnsan Sağlığı Üzerindeki Etkileri Nelerdir?

0 8.499

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Göç, insanın doğduğu yeri bırakıp yeni bir çevreye gitmesi nedeniyle hızlı ve ani gerçekleşen bir ortam değişimi yaratarak sağlık ve sağlık değişkenlerini olumsuz etkileyebilmektedir.

Göç eden bireyler göç sürecinde ve sonrasında birçok sağlık sorunu karşılaşmakta, danışmanlık hizmetleri, temel ve koruyucu sağlık hizmetleri, tanı, tedavi fırsatı ve ilaca erişim konusunda ciddi sorunlar yaşayabilmektedir.

Göç edilen bölgelerde;

  • Sağlık imkanlarının yetersiz olması
  • Göç edenlerin ekonomik gücünün yetersiz olması
  • Sağlık sigortasının olmaması, yetersiz beslenme
  • Ulaşım ve dil engeli sosyal ve psikolojik sağlığı olumsuz etkileyen faktörler arasında yer almaktadır

2018 yılında Güney Carolina’da güncel olarak bize rehberlik edebilecek mahiyette olan önemli bazı çalışmalarda Latin göçmenler ile yapılan bir çalışmaya göre, göçmenler 1. Basamak Sağlık Hizmetlerine erişim engellerini;

  • Yüksek hizmet maliyeti
  • Sağlık sigortasının olmaması
  • Aile ve iş sorumlulukları
  • Dil engellerini içerdiğini belirtmişlerdir.

Yine 2018’ yapılan diğer bir çalışmaya bakacak olursak Cenevre’de göçmen kadınlarla yapılan niteliksel bir çalışmada, üreme sağlığını etkileyen faktörler;

  • Ekonomik yetersizlikler
  • Dil engelleri
  • Gerçek ya da algılanan sosyal ayrımcılık
  • Bilgi eksikliği ve utanç olduğu bildirilmiştir

Ülkemizde 2016 yılında Burdur’da Suriyeli mültecilerle yapılan bir başka çalışmada da;

  • Hizmet alan bireylerin dil engeli nedeniyle iletişim kurmada zorlandıklarını bundan dolayı sağlık imkanlarından gerekli ölçüde faydalanamadıklarını ifade ettikleri
  • Mülteciler, ekonomik sınırlılıklar ve devlet yardımlarının yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerden dolayı tedavi olamamaları ve ilaç temin edememelerinden dolayı sorunlar yaşadıklarını ifade etmişlerdir.

Bununla beraber sağlık hizmetlerine erişim, tedavi ve bakıma ilişkin gelişebilen problemlerle birlikte göç eden bireylerde kısa ve uzun vadede karşılaşılabilecek aşağıda verilen sağlık sorunları ile müzücadele etmek zorunda kalınabileceği belirtilmiştir:

  • Beslenme bozuklukları
  • Dehidratasyon
  • Besin zehirlenmeleri
  • Üreme sağlığı sorunları
  • Su ile bulaşan hastalıklar (hepatit A, tifo gibi)
  • Fekal-oral yolla bulaşan hastalıklar (polio gibi)
  • Hava yolu ile bulaşan hastalıklar (inflüenza, TBC, kızamık gibi)
  • Paraziter hastalıklar (tripanasoma, malaria gibi)

Göçün Psikososyal Boyutuna Bakıldığında; Anadilin ve etnik kökenin faklı olması kronik hastalıklarda artışa neden olduğu belirtilmekte, daha önceki sağlık sorunları, yaş, cinsiyet ve stresörlerin süresi, olumsuz sağlık sonuçlarını arttırabilmektedir.

Yetersiz tarama programları neticesinde diyabet, hipertansiyon, kanser vb. kronik hastalıkların artması, doğum öncesi bakımda yetersizlikler sonucu büyüme ve gelişme gerilikleri, anne ölümlerinin artışı, kronik beslenme yetersizlikleri, iyot yetersizliği, D vitamini yetersizliği, cinsel yolla bulaşan hastalıklarda artış, ruh sağlığı sorunları, alkol ve madde bağımlılığı bu sağlık sorunları arasında yer almaktadır.

2018 yılında Kanada’da yapılan bir çalışmaya göre; Avrupa ve Orta Asya’dan göç edenlerin, Doğu Asya ve Pasifik’ten gelenlere göre daha yüksek kolorektal kanser riskine sahip olduğu bildirilmiştir.

Bununla beraber Orta Doğu’dan gelen göçmenlerin meme kanseri riskinin yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir.

Bu bağlamda göç edilen yerde kalma süresi kanser riskinin artması ile yakından ilişkili olduğu bildirilmiştir.

Göç sonucunda Dünya’da sağlık sorunlarının artması, tüberkülozun tekrar ortaya çıkması, AIDS’in yayılması ve SARS virüsü örnek olarak verilmektedir.

Taşcı Duran (2014)’ ın Isparta’ ya iç göç ile gelen gebe kadınlarla yaptığı çalışmada, eğitim düzeyi, kararları alma durumu, evi paylaştığı kişiler, gelir durumu, sağlıkla ilgili konuları danıştığı bireyler, ırk, mezhep, iletişim ve gebelik sayısı faktörlerinin antenatal bakım alma konusundaki yaklaşım ve tutumlarını etkilediği belirlenmiştir.

Doğumun sağlığı tehdit eden koşullarda yapılması, anne ve bebek ölümlerinin en önemli nedenlerinin başında gelmektedir.

Göçmen kadınlar; ekonomik olanaklar, çevre, korku, yabancı ortamda olma durumu gibi sosyal, kültürel ve ruhsal etkenlere bağlı doğumlarını olumsuz şartlarda gerçekleştirmek zorunda kalmaktadırlar. Neticede başta anne ve bebek ölümü gibi ciddi sorunlarla karşı karşıya kalmaktadırlar.

Göçmen kadınlarla yapılan diğer bir çalışmada, kadınların çoğunda preeklampsi geliştiği, doğumun istenmeyen şartlarda gerçekleştiği ve göçmen annelerin doğum sonu komplikasyonlardan en az birini yaşadığı belirtilmiştir.

Göçmen kadınlarda Düşük Doğum Ağırlıklı bebeğe sahip olma, erken doğum, antenatal mortalite ve konjenital malformasyonlar açısından daha fazla risk taşıdığı belirtilmektedir.

Kayıt dışı göçmenlerle yapılan bir çalışmada Malprezentasyon, Plasenta Previa, Fetal Anomali ve Amniyotik Sıvı Anomalileri gibi anne ve çocuk sağlığını tehdit eden hastalıkların görülme ihtimalinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir.

Göç eden kadınlarda beslenme ve fiziksel aktivite düzeyleri de etkilenmektedir. Gebelik esnasında bu durum bazı fetal riskleri de ortaya çıkarmaktadır.

Yine 2004’ te Meksika’da göçmen kadınlar ile yapılan bir çalışmada, kadınların bebeklerinde Nöral Tüp Defekti görülme oranın oldukça yüksek olduğu saptanmıştır.

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.