Genetiğin Saklı Gücünü Açığa Çıkaran Epigenetik Hakkında Bilmeniz Gerekenler

0 3.715

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Çoğu kişinin bildiği gibi bütün fonksiyonlarımızın işlevinde genetiğimiz yer alıyor. Vücudumuzu bir organizma olarak ele alırsak genetik de bu organizmanın bir hafızası ve bu hafızaya göre organizmamızın tek tek bütün parçalarını oluşturan bir devre sistemi buluyor. Bu hafızada yer alan bilgiler sırayla oluşturuluyor ve adeta bir uyum içinde organizmamızın çalışmasını sağlıyor.

Genetiğimizin bu organizmada yeri hücreyi kontrol eden çekirdekte yer alıyor. Çekirdeğin içinde bulunan kromozom adı verilen bu yapıda tam 22000 adet genimiz mevcut. Her bir gen vücutta farklı bir fonksiyona sahip. Sinir hücrelerimizden tutun da tırnağımızı oluşturan epitel hücrelerine kadar genetiğimizde yer alan 22000 adet gene göre şekilleniyor.

Kısaca genetik bizim her şeyimiz diyebilirim.

22000 adet genden bahsettik.

İşin garip tarafı biz insan olarak diğer canlılara göre daha gelişmiş bir organizmayız ancak gen sayımız birçok canlıdan daha düşük. Örnek verecek olursak, bir muzda gen sayısı yaklaşık 36000. Bu demektir ki sadece gen sayısı canlıların gelişmişliği ile doğrusal bir artış göstermiyor.

Burada kromozom sayılarından bahsetmiyorum bile. Kromozom içinde bulunan genlerden yani bizim genetiğimizden bahsediyorum. Bilim insanları bu gen sayısı fazlalığının gelişmişlikle alakalı olmadığını insan genom projesinde keşfetti.

Peki, gen sayımız bir muzdan az olmasına rağmen neden daha gelişmiş bir organizmayız?

İşte tam bu noktada epigenetik ortaya çıkıyor.

Epigenetik genetiğe katkı sağlıyor.

Genetik üzerinde düzenlemeler yapıyor ve birçok farklı kombinasyonla genetik çeşitliliğimizi ortaya çıkarıyor.

Bu epigenetik sistemi genlerdeki DNA dizilimlerini doğrudan değiştirmemesine rağmen gen ekspresyonlarını düzenleyebilir. Bunu en iyi şu şekilde anlayabiliriz.

Genleri tamamen aynı olan tek yumurta ikizlerini düşünün.

Bu iki kardeş farklı ortamlarda farklı bir sosyal çevrede yetişsin. Gördüğü insanlardan tutun yediği içtiği her şey birbirinden farklı olacak. Belli bir zaman geçtikten sonra bu ikizlerin birbirine benzemediğini göreceksiniz. İşte bu çevresel faktörler bizim epigenetiğimizi ve bu epigenetikte dolaylı yoldan bakın doğrudan değil dolaylı yoldan genetiğimize etki ediyor. Sonuç olarak ortaya tek yumurta ikizi olmasına rağmen iki faklı kardeş çıkıyor.

Buradan yola çıkacak olursak epigenetiğe etki eden en önemli faktör çevresel faktördür.

Mesela sigaradan örnek verelim.

Sigara bir çevresel faktördür. İki erkek düşünelim. İkisinin de mesane organı ya da alt üriner sistemi çok sağlıklı ve genetik olarak bir hastalığa yatkınlığı olmasın.

Araştırmalar bize sigaranın mesane kanserine yatkınlığını gösteriyor.

Peki, bunu nasıl yapıyor?

Sigara bir çevresel faktördür. Bu çevresel faktör bizim genetiğimizde bulunan birtakım genlerin ekspresyonunu engelliyor. Buna susturma mekanizması diyoruz. Bu susturma mekanizmasını devreye sokan bir çevresel faktör yani bir epigenetik mekanizması. Buradan bir sonuca varacak olursak epigenetik sadece bir gen ekspresyonu düzenleme sistemi değil ayrıca bir gen susturma sistemidir. Çevresel faktörler bizim değiştirebileceğimiz bir şey yani epigenetiğimiz genetiğimizin aksine biraz daha bizim elimizde.

Epigenetik mekanizması hücresel düzeyde nasıl çalışıyor?

Bu konuda çok ayrıntıya girmeden değinmek istiyorum.

Kromozom içinde bulunan genlerimiz üzerine kabaca 3 şekilde etki ediyor. Bunlar sırayla DNA metilasyonu, histon modifikasyonu ve kodlanmayan RNA ile ilişkili gen susturma.

Kabaca bu üç sistem üzerinden gen düzenlenir.

İşin klinik yanına gelecek olursak epigenetik pek çok kanser ya da ciddi hastalıkların temelinde yatıyor. Çünkü sigara, alkol gibi çevresel stresörler bu epigenetik mekanizmasını çok etkiliyor. Ancak bir açıdan da bu epigenetik mekanizması bize pek çok hastalıkta tedavi için umut veriyor.

Örneğin, kanser hastalarına verilen kemoterapilerde bugün artık epigenetik sistemi düzenleyen ilaçlar üretilmeye başlandı. Kanser oluşumunu sağlayan pek çok mekanizmayı bu ilaçlar sayesinde geri çevirmeye çalışıyoruz. Buradaki ilaçlara bakalım aslında burada yaptığımızda bir epigenetik mekanizmayı düzenlemek. Kemoterapi ilaçları bir çevresel faktör. Bu çevresel faktörde yine epigenetik sistemi uyarıyor ve tümör baskılayıcı sistemi devreye sokuyor.

Özetle, genetiğimiz bizim oluşumumuzdaki en önemli eleman ama bunun arkasında onu destekleyen bir saklı güç var. İşte o epigenetik. Epigenetik genetiğimize çeşitli modifikasyonlar ve kombinasyonlar yapıp nasıl bir muzdan daha gelişmiş bir canlı olduğumuzu açıklıyor. Epigenetik yani çevresel faktörler bizim genetiğimiz üzerinde dolaylı yoldan değişiklikler yapmamızı sağlıyor. Kısaca yaşam tarzımız hiç kenara atılamayacak bir biçimde bizim genetiğimizi etkiliyor.

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.