Genç Bir Kadının Alzheimer Yolculuğu / Still Alice Film Kritiği

1 5.411

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Artık dünü yoktu, belki yarını da. Sadece bugüne sahipti. Ama o, hatırlayacağı son anı için savaşmaya kararlıydı!

Merhabalar,

Çoğumuz Alzheimer hastalığından bahsedilince yaşlı teyzeler ve amcalar aklımıza gelir. Bu hastalığı adeta onlarla içselleştirmiş ve onlarda bu hastalığın ortaya çıkabileceğini yadırgamaz olduk. Şöyle bir gerçek var ki halk arasında yaşlılık hastalığı olarak da bilinen Alzheimer ilk kez 51 yaşındaki kadında da tespit edilmiş. Yani Alzheimer hastalığı sadece yaşlı bireylerde görülmez. Her yaşta ortaya çıkma olasılığı yüksek.

Şimdi ben sizlere Alzheimer’ı genç bir kadının bu hastalığa yakalanmasıyla gelişen süreçten kısaca bahsetmek ve kritiğini yapmak istiyorum.

Haydi ne dersiniz? Bu çarpıcı yolculuğa kısaca bir giriş yapalım…

2014 yapımı olan bu film, Alice Howland adında genç bir dilbilim profesörünün kendisine Alzheimer teşhisi konması ve sonrasında yavaş yavaş hafızasını kaybetmesini izleyen süreci çarpıcı bir şekilde anlatıyor. Uzmanlaştığı bölüm gereği hayatı boyunca yeni şeyler öğrenmeyi seven Alice’in ilk başta hastalığı reddetme ile başlayan daha sonra kabullenme ve mücadele sürecini anlatan bu filmde, Alzheimer ile mücadele etmek için çaba sarf eden karakterin aynı zaman içerisinde ailesi ile olan ilişkisinin de nasıl değiştiğini filmde gözlemliyoruz.

Sakin, dingin ve sarsıcı bir film olan Still Alice’i ilginç yapan Alzheimer hastalığına genç bir dilbilimci Profesörün yakalanmasıdır. Hayatını kelimeler arasındaki oyunlara adamış bir akademisyenin bir süre sonra en basit kelimeleri bile unutması o kadar yalın fakat çarpıcı bir şekilde anlatılmış ki bir süre sonra kendinizi Alice yerine koyuyor ve onu anlamaya başlıyorsunuz.

Alzheimer hastalığının genlerden erken yaşta görülen kişilerde hastalığın hızlı gelişebildiği ayrıca eğitim düzeyi yüksek olan kişilerde de daha hızlı olabildiği görülmektedir. Alice de bu kişilerden biri.

Erken dönemde yakalandığı Alzheimer hastalığıyla yaşayan ve böyle bir insan olarak yitirme sanatını her gün yeni baştan öğrenen dayanaklarını, uykusunu bizlerin en kolay yaptığı rutin işleri ama en çok da anılarını yitiren; ilk okuduğu kitabı, çocuklarını kucağına aldığı o ilk anı, ailesiyle ve arkadaşlarıyla birlikte geçirdiği güzel zamanları yitirmiş ama umutsuzluğa kapılmayıp mücadeleci ruhunu asla kaybetmeyen bir kadın karakter var karşımızda.

Filmin beni etkileyen noktası tam da burası işte: filmin adıyla bütünleşmesi. Anılarını, çocuklarının isimlerini ya da okuduğun en güzel kitabı, dinlediğin en rahatlatıcı müziği unutan sen değilsin, hastalık. Sen yine sensin.

Filmin hayatımıza dokunan bir yanı var şüphesiz. Her zaman sağlığımız yerinde olacakmış gibi yaşamıyor muyuz? Hayatımızda en önemli şey sağlığımız elbette ama daha da önemlisi bence insanın sağlığındayken yaptıklarıdır. Film biraz da bu çerçevede ilerliyor. Yapmak istediği birçok şey varken artık bunlara ulaşma imkânı kalmayan bir kadının hikayesi. Azmi inancı mücadeleci ruhu kaybetmeyen bir kadının hikayesi. Hala bir şeylerin parçası olmak, kendi olarak kalmak ve anı yaşamayı bilmek yapabileceği en önemli şeyler belki de. İnsan sağlığı yerindeyken yapabildiğinin en iyisini yapmalı, çabalamalı çünkü maalesef bir gün bu şansımız elimizde olmayacak.

Şimdi size bir soru soracağım yanıtı sadece sizde gizli: Sahip olduğunuz anılarınızı, zamanınızı, yeteneklerinizi, aklınızın bir köşesine attığınız bilgileri teker teker kaybedecek olsaydınız neler yapardınız?

IMDB Puanı 10 üzerinden 7,5 olan film hakkında IMDB sitesinden detaylı bilgi alabilirsiniz.

Still Alice filminin fragmanını Türkçe altyazılı aşağıdan izleyebilirsiniz.

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

1 yorum
  1. Ela diyor

    O kadar güzel bir zamanda tevafuk oldu bu yazı… Kendimi hatırladığım şu günlerde aldığım kararlara daha bir cesaretle sarılmamı sağladı bu satırlar, emeğinize sağlık. Soru ise çok çarpıcı.. daha önce geçirdiğim bir ameliyatta bir süre kolumu kullanamamıştım geçirdiğim hayati tehlikede ise kalıcı hasarlar olabilirdi ve ben bunu düşündükçe elimde olan her şeyin daha bir anlamlı olduğunu hissediyorum. Her anı her hücrenle yaşamaya çalışmak hatırlamak gibi mücadele etmek gibi… Çok teşekkürler.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.