Fosil Yakıt Kirliliği, Küresel Doğurganlık Oranlarındaki Düşüşün Nedeni Olabilir

0 3.467

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Danimarkalı bilim insanları, çevresel faktörlerin üreme kapasitemiz üzerinde belirleyici ve olumsuz bir etkisi olduğu hakkında bizleri uyarıyor.

Geçtiğimiz günlerde Elon Musk “İnsanların daha fazla çocuğu olmazsa medeniyetin çökeceğini” iddia etti. Ayrıca gelişmiş ülkelerin düşük ve hızla düşmeye devam eden doğum oranlarına dikkat çekti.

Son yıllarda İtalya, Japonya ve Danimarka gibi ülkelerde yapılan araştırmalarda insanları daha fazla çocuk sahibi olmaya teşvik etmenin zor olduğu kanıtlandı.

İyi rapor edilmiş doğum oranları, ekonomik ve sosyal sorunların yanı sıra dünya çapında tarihi düşüklüklere ulaştığından insan doğurganlığını neyin etkilediğine dair artan endişeler var.

Yeni araştırmalar diğer faktörlerin yanı sıra fosil yakıtların yakılmasından kaynaklanan hava kirliliğinin modern çağda görülen azalan doğurganlık seviyelerinde önemli bir rol oynayabileceğini öne sürüyor.

‘Nature’ dergisinde yayınlanan bir araştırmada, sanayileşmiş bölgelerin artık nüfuslarını sürdürmek için gereken seviyelerin altında oranlara sahip olduğunu belirtiyor. Araştırmacılar, sonuçların üreme sağlığı sorunlarının kısmen insanların doğrudan veya dolaylı olarak fosil yakıt kaynaklı kimyasallara maruz kalmalarının artmasıyla bağlantılı olduğunu söylüyor.

İnsan nüfusu 7,7 milyar sayıyla şimdiye kadarki en büyük nüfus olmasına ve toplam sayıların artmaya devam etmesine rağmen temmuz ayında Lancet’te yayınlanan bir dönüm noktası çalışması dünya genelinde doğurganlık oranlarının yarıya düştüğünü bildirdi. 1950’de doğurganlık oranı 4,7 iken 2017’de bu oran 2,4.

Düşen doğum oranı, kadınların toplumdaki değişen rolü, sağlık hizmetlerine ve doğum kontrolüne erişimin artması, kötüleşen iklim krizine ilişkin korkular gibi ekonomik ve davranışsal unsurlar ile ilişkili olduğu biliniyor. Ancak Danimarka Kopenhag Üniversitesi’nden Profesör Niels Erik Skakkebaek resmin tamamının bu olmadığını söylüyor.

Profesör Niels Erik Skakkebaek: “Bununla yüzleşmek zorundayız, çevresel faktörlerin üreme kapasitemiz üzerinde belirleyici ve olumsuz bir etkisi vardır. Ama kültürel açıklamalar tek başına bu kadar etkili değildir. Sağlıklı Danimarkalı erkeklerde sperm kalitesi bugün 50 yıl öncesi göre çok daha düşük.  Ayrıca Danimarka’da ve dünyanın geri kalanında testis kanserinde önemli bir artış var.”

Çalışma azalan doğum oranlarının, sanayileşmenin ve büyük ölçekli fosil yakıtların yakılmaya başlanmasıyla aynı zamanda olduğunu gösteriyor. Yazarların hipotezi fosil yakıtların insan üremesi üzerinde önemli bir olumsuz etkiye sahip olduğudur.

Profesör Skakkebaek: “Tüm küresel fosil yakıt tüketiminin %10’u şu anda etrafımızdaki hemen hemen her şeyde bulunan kimyasallarda içerik olarak kullanılıyor; oyuncaklar, giysiler, kozmetikler, gıdalar, ambalajlar, inşaat malzemeleri vb. Bu maddelerin çoğu endokrin fonksiyon bozucudur ve hepimiz maruz kalıyoruz. Maruz kaldığımız maddeler, nüfusun tamamında kan, idrar, meni ve amniyotik sıvı örneklerinde belirlenebiliyor.”

Yazarlar, hamile kadınlar için daha dikkatli olunması konusunda çağrıda bulundu. Ayrıca yazarlar, hava kirliliğindeki toksinlerin doğmamış bebekler ve küçük çocuklar üzerinde birçok olumsuz etkisi olduğunu ekledi.

Araştırmanın ortak yazarı olan Profesör Anders Juul şunları söyledi: “Anne karnındaki bebek ve çocuklar kimyasala maruz kalma açısından özellikle hassastır ve bu bebeklerde erkek genital organlarının konjenital anormalliklerin sayısındaki önemli artışa neden olabilir. Bunun yanında genç erkeklerde artan testis kanseri oranları, daha düşük semen kalitesine katkıda bulunan bir faktördür. Bu yüzden ciddi bir toplumsal sorunla karşı karşıya olduğumuz konusunda şüphe yok. Bu yüzden kısırlık ve çevresel faktörler arasındaki ilişkiyi daha yakından incelemek son derece önemli.”

Gezegenin hızla büyüyen ve giderek daha da talepleri artan bir türü destekleme yeteneği hakkında uzun süredir devam eden endişeler olsa da çökmekte olan bir popülasyonun nelere yol açabileceğine dair korkular da var.

Elon Musk: “Akıllı insanlar da dahil olmak üzere pek çok insan dünyada çok fazla insan olduğunu düşünüyor ve nüfusun kontrolden çıktığını söylüyor. Aslında tam tersi. Lütfen rakamlara bakın.”

Ekonomik olarak aktif genç insanlar tarafından desteklenmesi gereken yaşlanan bir nüfus yaratmanın yanı sıra kötüleşen doğurganlığın toplumlardaki bireyler üzerinde zihinsel zarara yol açacağı tahmin edilmektedir. Elon Musk’ın endişeleri haklı gibi duruyor.

Independent.com (Ocak, 2022) Fossil Fuel Pollution Could Be Behind Fall Global Fertility Rates, Study Suggest (03.01.2022) Erişim Adresi: https://www.independent.co.uk/climate-change/news/fertility-rate-fossil-fuels-pollution-b1976920.html

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.